20 Mayıs 2009 Çarşamba

OYUN BOZAN


Dün oldukça yoğun bir gün geçirmiştim. Yorgundum. Erkenden uyuyakalmışım. Böyle olunca da erkenden uyandım. Balkonun kapısını açtım, biraz hava almak istedim. Sabah ezanı okunuyordu...

Çocukluğumun, ilk gençlik yıllarımın inanç dünyasına gittim bir süreliğine. Ramazanlarda iftar topunu beklerdik sabırsızlıkla, en büyük zevkim annemden önce kalkıp sahur sofrasını kurmaktı, onun gözlerindeki mutluluk beni inanılmaz sevindirirdi.

Daha önceki yazılarımda bunlara değinmiştim. Şimdi neden mi yazıyorum yeniden? Bilmiyorum.

Bildiğim son yıllarda bazı kişilerin "din din" diyerek dinimizi kirletmeleri, huzurumuzu kaçırmaları, insanları dinden imandan çıkarmak için elinden gelen her türlü çirkinliği, kötülüğü, iftirayı,sahtekarlığı, yalancılığı, dolandırıcılığı, iki yüzlülüğü,çıkarcılığı, ahlaksızlığı, vatan hainliğini yaptığı... Saf, bilinçsiz insanlarımızı da kobay olarak kullanmaları...

Yunusların, Mevlanaların, Hacı Bektaşların, Dertlilerin, Pir Sultan Abdalların, Karacaoğlanların, Köroğlu, Dadaloğluların, Aşık Veysellerin yetiştiği bu topraklar üzerinde oynanan oyunu göremeyen gafiller açın gözünüzü! Daha önce de sahnelenmek istendi bu oyunlar. Olmadı, olamadı... Yapamadılar, yapamayacaklar da!

O zaman, "Geldikleri gibi giderler!", "Ya istiklal, ya ölüm!" , "Bağımsızlık benim karekterimdir!" "En gerçek yol gösterici bilimdir!" , "Yurtta barış dünyada barış!" diye haykıran Mustafa Kemal Atatürk tüm oyunları bozdu, kurulan tuzakları parçalayıp attı... 19 Mayıs 1919 Kurtuluş Savaşımızın başlangıç tarihi...

Bugün de aynı oyunlar farklı boyutlarda sergilenmek isteniyor. Toplumun en hassas noktalarından saldırıyorlar. Birileri dincileri, dinciler de dindarları kullanmak istiyor. Yine o birileri kürtçüleri, kürtçüler de kürt yurttaşlarımızı kullanmak istiyor. Bu tuzağa düşecek miyiz? Biraz okuyanlar, düşünenler, araştıranlar, aydınlananlar oyunun farkında. Geçmişte olduğu gibi bir avuç aydın halkı uyandırmaya çalışıyor. Kurulan tuzakları bozmak için var gücüyle çalışıyor. Canı pahasına yapıyor bunu...

Türkan Saylan bunlardan biriydi. Yaptıklarını düşünün... Siz, onu karalayan şaşkınlar, siz de düşünün artık! "Türban" mücadelesi vermekten başka ne yaptınız? Başka bir mücadeleniz var mı? Topluma, insanlığa sunduğunuz küçük bir hizmetiniz oldu mu? Karınıza, kızınıza, ağzı süt kokan bebenize türban taktırarak cennete gideceğinizi mi sanıyorsunuz? Be Allah'ın sersem kulları, herkesi kandırsanız bile Allahı kandıramazsınız! Öyle yağma yok, önce insan olun bakalım!

Yunus Emre'ye kulak verelim mi, ne dersiniz?

"Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden eyüce
Bir gönüle girmekdür"


"Bir hastaya vardunısa bir içim su verdünise
Yarın anda karşu gele Hak şarabın içmiş gibi"

Türkan Saylan Hocanın arkasından içlerinin karasını fışkırtan kara cahiller! Bakın Yunus Emre ne demiş? Okudunuz mu? Anlayabildiniz mi? Hastaya bir tas su vermekten söz ediyor Yunus. Peki Türkan Hoca kaç hastayı iyileştirmiş, kimlerin derdine derman olmuş, kimler için canını hiçe saymış?

Sen ne yaptın bu güne kadar ha? Türban da türban! Oy türban türban! Türbanın seni cennete taşıyacağını sanıyorsan vay haline! Ve bir daha Yunus'tan:

"Peygamber yerine geçen hocalar
Bu halkun başına zahmetlü oldu"


"Bir kez gönül yıkdunısa bu kıldığın namaz değül
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değül"


Ya işte böyle, bazı kişiler kendilerini peygamber yerine koyuyor, halkın başına bela oluyor. Allahla kul arasına gireceğini sanıyor. Ya da siyaset için mi olur, ticaret için mi olur, para pul, iktidar için mi olur gariban insanları sömürüyor, sömürüyor, sömürüyor...


Mevlana: " Ne olursan ol, yine gel!" derken bazı kendini bilmezler - bilseler yaptıklarının ne kadar çirkin olduğunu onlar da farkedecekler- topluma büyük hizmetler yapmış bir insanın cenazesi kaldırılırken insanlıklarını unutmazlardı. Bir gün bile sabredemediklerine göre durumları vahim, sadece acıyorum onlara...

Her şeyden önce "İnsan Olmak" gerekli değil mi?

39 yorum:

Adsız dedi ki...

Ne kadar dogru. Sozde-inananlarin Turkan Saylan arkasindan yazdiklari kufurleri gordukce yuregim sogudu. Ne kin biriktirirlermis iclerinde belli degil... Ici kirli olan yikanmakla temizlenmez. Muhabbetle.

deniz

beenmaya dedi ki...

işte en kötüsü de bu değil mi zaten dinimizi her şeye, her konuya alet edip bu kadar çok dile düşürmek, farklı lanse etmek...

ve dediğin gibi önce insan olmak gelir ki her dinin temelinde de önce olan insandır zaten...

aysema dedi ki...

Sevgili Deniz,

Türkan Saylan'ın yaptıkları sayılırken, kendilerinin hiçbir şey yapmadığı ortaya çıkıyor.

Türban diye diye ömür tüketiyorlar. Ve Saylan'ın ölüsüne saldırarak kendilerini rahatlatacaklarını, başkalarının da gözünü boyayacaklarını sanıyorlar. Ve aldanıyorlar...

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,

Dini gösteriş olarak kullananlar insanlıklarını da unutmuş anlaşılan. İnsanın her şeyden önce kendine saygısı olur. Bunlarda o da yok.

Amaçlarına ulaşmak için her şeyi yapabilirler. Yazık onlara...

Moonshine dedi ki...

Butun sozlerinize katiliyorum, bence asil dindarlik, insanliga hizmet etmektir.

Sevgiler

Moonie

aysema dedi ki...

Moonshine Hoşgeldiniz.

Sadece kendilerini düşünüyorlar ve dindar olduklarını sanıyorlar. Asıl yaptıkları bu dünyada da öbür dünyada da iyi bir yer kapmak. Çıkarsız iyilik yapmayı anlayamıyorlar. Devletin parasını dağıtarak oy avcılığını yardımseverlik diye yutturacaklarını sanıyorlar. Ve aldanıyorlar...

PaNDoRa dedi ki...

Sevgili Aysema, keyifsizim bu aralar. Yazını okudum, hatta tekrar tekrar yine okudum, ama o kadar şaşkınım ki bir iki kelime edemedim sana. Her zaman duyarlılık ve cesaret deyince sivrilip ön saflarda yer alan kişilerden birisisin sende. Cesaretin takdir edilecek cinsten.

"Cesaret"...

Bize göre basit şeyler bunlar aslında "cesur olmakla ne alakası var ki" diyoruz. Ama işin aslı öyle değil işte. İnsanlar yazmayı bırak yazılmışların altına yorum yapıp isimlerini bırakmaya korktukları bir dönemde yaşıyoruz. Ve bu beni inanılmaz şaşırtıp, inanılmaz üzüyor.... Susuyorlar sustukça, sanki bir tek bizler endişeliyiz, bir tek bizlerin evladı var gibi... Ses çıkarmayı bırak, sıradan desteklemeye bile çekiniyorlar. haklılar mı acaba? Normal mi onların bu vurdum duymazlığı? Yoksa biz abartıyor muyuz? Kafam karışık ve bu soruları sorup sorup duruyorum kendime...

Hatta şu an uzakttıkça da saçmalıyorum gibi geliyor bir yandan...

Ne bileyim konuşasım var sanırım. Neyse... Her zaman gösterdiğin cesaret ve duyarlılığın için sonsuz teşekkür ediyorum sana. Hem kendi, hem de benim gibi düşünen herkes adına. Sevgiler...

PaNDoRa dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
PaNDoRa dedi ki...

Bu arada temanı değiştirmişsin, fark etmedim sanma :)

Güle güle kullan yeni temanı...

Tekrar sevgiler...

Az önceki yorumumda harf hatası vardı sildim ve yeniden yazdım :)

Banu Durgunlu dedi ki...

Aysema hn.Öncelikle yeni imaj çok şık olmuş,iyi günlerde kullanın efendim:)
Sonrasında da bu güzel yazınıza nacizane bir ilave...

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbir şey yapmamaya karar verdi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüzbinler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar
Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi
Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar…
ATAOL BEHRAMOĞLU

Sevgiler size...

Site editörü dedi ki...

Size diyecek fazla sözüm yok, çünkü her şey ortada aslında. Öte yandan kadının İslam'a karşı verdiği mücadeleye at gözlüğüyle bakan ya da bunu algılayamayan bir kitleye ne söylesem boşa olacağı için aslında ortada hiç bir şey yok denebilir. Evet, biz yok yere kin duyduk 74 yaşında kanser hastalığından ölmüş zavallı bir kadına... Bu kafa; Ebu Lehebler, Ebu Cehiller için de rahmet okur, onları nefretle ananlara da "ölülerin arkasından konuşmak ne ayıp!" der. Peygamberimiz(sav)'in "ölülerinizi iyilikle anın" tavsiyesini de diğer konular gibi 180 derece çarpıtmaya çalışmış, gördüğüm kadarıyla siteniz hudutları dahilinde de başarılı olmuşsunuz. Başarılarınızın "müspet" anlamda devamını dilerim.

aysema dedi ki...

Sevgili Pandora,

Bu sıra ben de blogla fazla ilgilenemiyorum. İstanbul'da Yağmur Bebek'le yoğun ve zevkli dakikalar geçiriyoruz. Sağlıkları düzeldi çok şükür...

Saptamalarında çok haklısın. Aslında korkan korkutmak isteyenler... Meydanlar doldukça ürküyorlar... Suçluların telaşı içinde saldırıyorlar.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Beğenmene sevindim bu arada yazmayı unutmuşum. Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Banu Durgunlu,

Şiir çok güzelmiş. Her şeyi ne güzel özetliyor değil mi?

Çok teşekkür ederim. Beğenmene de sevindim.

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Site Editörü,

İyi dileklerinize teşekkür ederim.

Kadınların mücadelesini sağır sultanlar bile duydu.

Artık erkeklerin ne yaptığını da öğrensek diyorum. Tek sorunumuz türban mı?

zihni dedi ki...

Sevgili Hocam,
Politik ve kültürel arenada nüfusun yarısı olan kadınlar dünyasında rekabet edememenin kıskançlığı politik islamcıları çıldırtıyor görüldüğü kadarıyla.
19. y.ydan sonra da bilimin atağa geçmesiye din buyruklarını bilimin biryerlerine tutundurma gayreti içinde olmaları da kıskançlığın işaretlerinden biri.
Dinler dönemi artık miadını doldurmuştur. Böyle radikal örgütlenme ve kendilerini muhatap alınmasını sağlama konusunda bayağ ı çaba içindeler. Darvin teorisine açtıkları savaş bile bilimsel değil, dinsel yöntemlerle sürmektedir.

Buna benzer bir yığın alanda egemen olan kapitalizmin desteğini ve korumasını da almaslar, çok az insan ciddiye alacak diye düşünüyorum.
Türkan Saylanlar bu yüzden sakıncalı onlar için. "Dine karşı savaşıyor" tezleri bahane.

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

Önce Ankara Tandoğan, arkasından Türkan Saylan gerçeği birilerini ürküttükçe ürkütüyor. Sorunlarla başa çıkamayacaklarını da anladılar şimdi. Tek tutunacakları dal "türban" kaldı. O da inandırıcı olmuyor.Yıllardır iktidardalar çözmemek için kriz üstüne kriz çıkardılar... Halkı kutuplaştırdılar.

Dini de demokrasiyi de araç olarak kullanıyorlar... İnananların sayısı giderek azalıyor...

Korkuyorlar, en çok da kadınlardan...

Teşekkürler...

PaNDoRa dedi ki...

Yağmur bebeğin o mis kokulu ellerini öper misin benim için... Yeni nefesler hayat verir insana... Yolu açık olsun...

aysema dedi ki...

Sevgili Pandora,

Öyle tatlı, öyle masum ki bakmaya kıyamadığımız yavrularımıza insanca yaşayacakları güzel bir dünya bırakmak zorundayız...

Senin için de defalarca öptüm teyzesi. Ben de senin yavrunu öpüyorum. Yolları açık olsun. Mutlu yaşasınlar...

Sevgiler...

Site editörü dedi ki...

"Tek sorunumuz türban mı?" sorusunu "İnançlarını yaşamak isteyenlerin yaşadıkları tek sorun baş örtüsü mü?" diye anlayarak cevap vereyim. Keşke tek sorunun, çok saf olmadıkça hiç kimsenin kanmadığı sözde "çağdaş eğitim" kılıfına sarılı baş örtüsü yaşağı olduğunu söyleyebilseydim. Artık bu utanç kaynağı, saçma yasağı savunmak için, "çağdaş eğitim için" yalanını da kullanamıyorlar. Yoksa bugün Türkiye'deki en zayıf üniversitenin bile, baş örtüsünün serbest olduğu, neredeyse her kampüsünde mescit bulunan, Cuma günleri ezan okunan Harvard'dan daha çağdaş(!) olduğuna inanmak gerekirdi ki sanırım en sıkı yasak savunucuları bile bu komik varsayımı savunup aptallıklarını o kadar açığa çıkarmaktan çekinecektir.

İnsanları inancında serbest bırakmayan zihniyete bugün en belirgin örneğin yine TSK'nın sözde "irticai faaliyette bulundu" diyerek kargaları bile güldüren gerekçesiyle namaz kılan ya da hanımı baş örtülü olan personele kesintisiz bir kıyım uygulaması olduğunu biliyoruz. Bunun bir benzerini, fakat daha geniş çaplı bir kıyımı ise çeşitli devlet dairelerinde çalışan memurlar, 90'lı yılların başlarında yaşamıştı. Daha önceki yıllara gidilecek olursa Kur'an-ı Kerim'in "uyuşturucu" muamelesi görüp, evlerde, hatta ahırlarda bile didik didik aranıp, evinde bulunduran kişilerin cezalara çarptırıldığı, 1940'ların CHP iktidarına kadar gidilir ki çok şükür o yılların kabusunu yaşamamışız, bu günler o günlere göre yine iyi günlerimiz diyebilirim.

kamikaze dedi ki...

Aysema öğretmenim yüreğinize sağlık.bu yazının üstüne yorum yapmak istemiyorum.herşeyi anlatmış.Yağmur bebeği öperimm.Allah analı,babalı büyütsün.iyiiiikii sizin gibi Atatürkün herzaman izinden giden öğretmenelrimiz var.Allah yolunuzu açık etsin.saygılarımla.

aysema dedi ki...

Site Editörü,

Farkında mısınız bilmiyorum, ama hep aynı şeyleri yineleyip duruyorsunuz.

Ülkemizde kimsenin dinle bir sorunu olmamıştır. Sorun bazı kişilerin dinini göstere göstere yaşamak istemeleri ya da başka bir söyleyişle kendinin en dindar olduğu reklamını yapıp başkalarını küçümsemeleri, yargılamaları, dinsiz saymaları...

Kaldı ki herkesin dini kendine. İsteyen istediği gibi inanır, isteyen inanmaz! Bundan bana ne, size ne? Allahla kul arasına kim, ne hakla girme yetkisini kendinde buluyor ki?

Siyaset arenasında ısrarlar karşısında bir kez "Allah" adını "Allahaısmarladık" diyerek kullanan İsmet İnönü'nün her cuma evinde Kuran okuttuğunu biliyor muydunuz? Sanmıyorum.

BİRİLERİ dini "türban"a indirgeyerek çıkar peşinde koşuyor ve halkı aldatıyor. Bu mücadelede kadınlar öne sürülüyor. Erkekler hiçbir şey yapmıyor. Gizli gizli yaptıklarını saymıyorum. Açıkça bir şey yapmıyorlar.

Ayrıca inandığı için kimse öldürülmedi, ama oruç tutmuyor diye öldürülenler oldu ne yazık ki!

aysema dedi ki...

Sevgili Kamikaze,

Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim. İyi ki sizin gibi düşünen insanlarımız var!

Sevgilerimle...

Site editörü dedi ki...

Hocam, yazmayacağım diyorum ama yine yazmadan edemeyeceğim, çünkü yine güldürdünüz beni. Hocam, çalıştığın işyerinin mescidine gidip namaz kılmanın ya da tesettür gibi Allah'ın emrettiği bir başka emri uygulamanın neresi gösteriştir? Namaz kılan insan, kılmayan herkes için ancak dua eder. Kınama, aşağılama, zorlama vb. başka bir şey yapamaz, yapmıyor da. Sizin bahsettikleriniz, sadece sizin hayal dünyanızdaki karakterler, onlar da gerçekte yoklar, hepsi bu... Bir de İnönü ile ilgili benim yazdığım çarpıcı gerçeklere "evinde Kur'an okutuyordu ama" demeniz güldürdü. "Allah ondan razı olsun" mu diyelim şimdi, o kitabın halkın elindeki nüshalarını yok etmeye çalışan diktatöre? Halk o kadar kolay kanmıyor bu basit gösteriş numaralarına. Biz onu çok iyi tanıyoruz. Benim sadece İnönü değil, daha farklı kişiler hakkında da yazacak çok şeyim var ama kanunlar izin vermiyor, onun için burada kesiyorum.

Ha unutmadan, "inandığı için kimse öldürülmedi" derken Antarktika kıtasını filan kastettiniz sanırım, haklısınız evet. Binlerce masum insana kıyım uygulayan, hakimleri bugün bile "Cellat" diye lanetle anılan İSTİKLAL MAHKEMELERİ orada yoktu... Bu arada bu söze geniş anlamda bakınca Irak'ı, Afganistan'ı, Somali'yi ve benzeri zulümler yaşayan tüm ülkeleri de Antarktika kıtasına dahil ediverdik sizin hatırınıza. Son olarak oruç tutmadığı için öldürülenlerin kimler olduğunu hangi GÜVENİLİR kaynaklardan öğrendiğinizi ben de bilmek isterim...

aysema dedi ki...

Site Editörü,

Yorum için teşekkürler...

öykününannesi dedi ki...

hocam isteyen kabul etsin, istemeyen etmesin...
devir değişiyor. internet çağında modern teknolojiyle insanlara ulaşıp, yanan sönen banner'larla "çalgı günahtır" yazmak bana çok komik geliyor. Ya da telefon kayıtlarının bile yayınlandığı Hüseyin Üzmez'in suçlu değil de iftira atılan bir mağdur olduğunun savunulması daha komik geliyor. Türkan Saylan' "ohh canıma deysin bak nasıl başörtü taktın" diyenlerden bahsetmek bile tüylerimi diken diken ediyor. Nasıl bir dindarlık ya da müslümanlık insanın kalbine kin, nefret ve intikam hissi koyabilir. Bunu söyleyen bana "Ben müslümanım" derse ben ne kadar gülerim...
Düşünce ve fikir özgürlüğünün Atatürk'ün Cumhuriyetinde var olduğunu bildiğimden Herkes istediğini düşünmekte özgürdür diyorum. Ama sizin bazı fikirlere üzüldüğünüzü tahmin edebiliyorum. Üzülmeyin ve yormayın kendinizi hocam...
Sevgilerimle....

aysema dedi ki...

Sevgili Öykü'nün Aannesi,

Yorumun bana şair Dertli'nin Taşlama'sını anımsattı.

Eskiden "kadı" lar rüşvet almadan iş yapmıyorlarmış. Halkı aldatıyorlarmış. O zamanın aydınları sanatçılar bu gerçeği fark edip saz eşliğinde dile getiriyorlarmış. Halkın bilinçlenmesinden korkan ,kendi sahtekarlıkları ortaya çıkacak diye endişelenen kadılar : "Saz çalmak şeytan işidir!" diyip yasaklamışlar. Dertli de bunun üzerine aşağıda yazacağım Taşlama'yı yazmış:

Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde

Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
KADI GİBİ HARAM YEMEZ
Şeytan bunun neresinde

Venedikten gelir teli
Ardıç ağacından kolu
BE ALLAH'IN SERSEM KULU
Şeytan bunun neresinde


Başka söze gerek var mı? Kafa aynı kafa...

Sevgiler...

öykününannesi dedi ki...

Sonra Dertli'yi Ergenekondan içeri almışlar.
Masalda burda bitmiş...

Site editörü dedi ki...

http://medyaport.blogspot.com/2008/11/delillerle-algilarin-haramlii.html

Sayın hocam, annelerinannesi ve "hadi canım, doğru olabilir mi?" diye aklına takılan herkes... Yukarıdaki sayfada gördüğümüz gibi çalgı aletleriyle ilgili yasağı en başta Peygamber Efendimiz(sav) açıklamıştır. Daha sonra güvenilir fetva kitaplarında Peygamberimiz(sav)'in sözlerini esas alan fetvalar yayımlanmıştır. Her şey gün gibi ortada iken ve o sayfayı daha önce okuduğunuz halde çalgıları işine gelmeyen kadıların yasakladığı, elbette yine hayal dünyanızdaki bir kurgudan ibarettir hocam. Biz Müslümanlar, Peygamberimiz(sav)'in bildirdiği her şeyi duyduğumuzda ya da okuduğumuzda, hoşumuza gitse de gitmese de sadece "İşittik ve itaat(kabul) ettik"(Maide-7,Bakara-285) deriz. Daha sonra ise işittiklerimize uyarak sevap işler, uymayarak günah işleriz, orası bize kalmış. Ama "Benim Peygamberim" diye kabul ettiği insanın bir sözünü kabul edip hoşuna gitmeyen bir başka sözünü kabul etmemek... Bunun ne anlama geldiğini sanırım biraz kafası çalışan ve ucundan azıcık din bilgisi olan herkes biliyordur, onun için ben buraya yazıp canınızı sıkmayayım. Anayasada her suç için ayrı ayrı madde olmadığı gibi aynı şekilde Kur'an-ı Kerim'de açıkça yazılı olmayan bu ve benzeri yasakları Efendimiz(sav) açıklamıştır. Her kesimden ve görüşten insanın, kelimenin tam manasıyla "müptela" olduğu ve bu yüzden de duyunca kolayca inanamadığı, biraz da nefsine zor geldiği için inanmak istemediği bu çok ihtilaflı konuda, bu gibi karşı çıkışlarla karşılaşacağımı bilerek koydum yazıyı siteme. Yine de hakkı bildirmekte kınayanın kınamasından çekinmemek düsturuyla yazıyı yayımlamaya karar verdim. Son olarak merak edenler için, bu yasağın nedenini ve yasağın manevi yönünü açıklayan sayfaya ilgili bölümden ulaşabileceklerini hatırlatırım. Hocam, kendi sitem de olsa başka siteler hakkında burada mümkün olduğu kadar yazı yazılmaması konusunda size katılıyorum ama bu cevabı siz istediniz. Bundan sonra yazılarımla ilgili yorumlar siteme gönderilirse ben de hocamın sitesini cevaplarımla işgal etmemiş olurum. Selametle...

Site editörü dedi ki...

Araya konu girdiği için anneanneye sormayı unuttum. TV'deki bir tek programında ettiği bir tek kelimeyi bile izlemediğim Üzmez'in suçsuz olduğunu yazdığımı nereden çıkardığınızı, orada yazdıklarımı okuyan herkes gibi ben de çok merak ediyorum. Bu, yanlış anlama konusunda bir devrim, ya da sadece kötü bir şaka sanki... Ayrıca hocamın, oruç tutmadığı için kimlerin öldürüldüğünü açıklayamaması ister istemez "yine asparagas" fısıltıları getiriyor kulağıma.

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Gunaydin Gunleriniz Hayirli Olsun.Ailenizle ve Sevdiklerinizle Birlikte, Sevgiyle Saygiyla ve Sağlikla Kalin ALLAH'a Emanet Olun. http://sukruyilmaz.net/img/gunaydin.jpg
Dost bazen minik bir kus bazen var olmayan sevgil, kimi zaman saksida bir cicektir, ama asil dost seni senden cok sevendir

YORUM:Sevgili Kardeşim AYSEMA.

Ellerine kalemine ve yüreğine, emeğine sağlık kardeşim.Halada bu şerefsizlere körü körüne itaat eden biat edenler var neden okumazlar görmezler acaba üç kuruşluk menfaatleri için mi eğer bunun içinse satılmış bunlar ve ayrıca kendini peygamber yerine koyan o ABD de yaşayan şerefsizde bunların ele başı acab bu yaptıklarının suallerini nasıl verecekler merak içindeyim doğrusu... bunlar din kisvesi altında milleti halkı söğüşlemek ve parsayı toplamak birde dinden imandan bahsederler şerefsizler.
ALLAH nur İçinde yatsın Prof.Dr. TÜRKAN SAYLAN HOCAM.....

Sukru Yilmaz
Antakya-HATAY
Http://sukruyilmaz.net

Goz Yasinin Anlami

Gozyasi bir rahmettir
Bir su gibi icten gelir
Damar damar zahmettir
Ince ince gozden gelir
Gozyasi kurtaricidir
Her derdin ilacidir
Yalnizlarin dert ortagidir
Yanar yanar közden gelir

Gozyasi ruhu arindirir
Bircok gizemi barindirir
Rahmet pinaridir
Carpar carpar kalpten gelir.

Alinti:Gokce Demir
http://www.siirkolik.com/siirler/25531-gozyasinin-anlami.asp

Hanzade dedi ki...

"Yaptıklarının suallerini" ?
"Allah nur içinde yatsın" ?
"bunlar din kisvesi altında milleti halkı söğüşlemek ve parsayı toplamak" ?

Ben var çok gülmek, çok gülmek...

aysema dedi ki...

Sevgili Öykü'nün annesi,

"Dertli'yi Ergenekon'dan içeri atarlar" sözünüz çok güldürdü beni. Olur mu olur...

aysema dedi ki...

Sevgili Site Editörü,

Herkes inancını istediği gibi yaşamakta özgürdür. Siz istemiyorsanız saz, müzik dinlemezsiniz olur biter.

aysema dedi ki...

Site Editörü,

Hüseyin Üzmez konusunu üstünüze neden aldınız ki? Sizin böyle bir olayı onaylamayacağınızı sanıyorum.

Oruç tutmadığı için öldürülenlerin haberi basın arşivlerinde vardır. Araştırıesanız bulursunuz.

Bu arada Yaşar Nui'nin kitaplarını okudunuz mu?

aysema dedi ki...

Sevgili Şükrü Yılmaz,

Elimde olmayan nedenlerden yanıtları geciktiriyorum. Kusura bakmayın. Şiir için teşekkür ederim. Yorumunuza ekleyecek bir şey bulamıyorum. Allah akıl fikir versin.

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Hanzade,

Vallahi ben de hem üzülüyorum, hem de gülüyorum. Millet uzayı araştıradursun biz aynı şeyleri döne döne konuşuyoruz. Sonuç almadığımız gibi alacak gibi de görünmüyoruz.

Biz yıllarımızı böyle tükettik, bari çocuklarımız hayatlarını yaşasın...

Sevgiler...

Site editörü dedi ki...

Güya Üzmez'in iftira atılmış bir mağdur olduğunu savunmuşum sitemde, onu yanıtlamıştım. Oruç konusunda sadece BİR kişinin ölüm haberine rastladım. Gerisi kokuşmuş Hürriyet'in her zamanki gibi sonradan açığa çıkan yalanlarından ibaretti. Bir kişi de olsa, bu çok yanlış bir şey elbette. Büyük bir kendini bilmezlik... Ne oldu o kişiyi öldürdüler de? Ramazan'da oruç bile tutmayan bir gafilin, zulümle haksız yere öldüğü için büyük ihtimalle şehitlik makamına yükselmesine neden olurlarken kendileri için kendi amel defterlerine "ebedi cehennem"(Nisa-93) yazdırdılar. Ahmaklık olimpiyatları düzenlense, o cinayeti işleyen şaşkınlar kesinlikle madalyasız dönmezlerdi...

KÜFRE fetva veren yorumlarıyla cahil insanların dinden çıkmalarına vesile olan Yaşar Nuri ve kartel basınındaki türevleri hakkında geniş bir yazı yayımlayacağım yakında sitemde. Bu ve benzeri, konu dışı sorularınız ve yazdıklarıma cevaplarınız için artık celeron1200@hotmail.com adresimi kullanırsanız, sitenizi konu dışı cevaplarımla işgal etmemiş olurum. Selametle...

aysema dedi ki...

Site Editörü,
Teşekkürler...