15 Haziran 2009 Pazartesi

DÜŞMANA DOST ORDUYA DÜŞMAN



Son zamanlarda malum çevrele sürekli Türk Ordusunu yıpratma çabalarının içine girdiler. Sistemli, planlı, örgütlü çabalar dikkatli bakanların gözünden kaçmıyor...

Aynı kişilere bakıyorsunuz, hep ülkemizi yok etmeye çalışanlarla sarmaş dolaş! En büyükleri düşmanın kucağında oturuyor, ineceği de yok! Arada bir oturduğu yerden fetva veriyor. Daha önceki konuşmalarına bakınca bugün yapılanların neden yapıldığını anlıyorsunuz zaten. Ama onlara bakan yok artık... Son aşamaya geldik mi ki?

Bir de kuklaları var, ipi başkalarının elinde!.. Deli bunlar... Akıllı olsalar zaten kukla olmazlardı değil mi?

Delilerden biri eline verilen taşı atıyor ortaya. Sırada bekleyen diğer deli hemen atlıyor üstüne, başlıyor tepinmeye!.. Sonra kurgulanmış olan diğer deli: Aaaaa duydunuz muuuuu? Bak bak ne diyorrrr! Sonra elden ele, dilden dile , manşetten manşete, kanaldan kanala dolaşan deliler ortamı kıvamına getiriyor. Bir sonraki emre kadar olay pişirilmiş, aferinler alınmış oluyor.

Sonra yetmiş milyon akıllı bu iftiraları ayıklamak için akla karayı seçmeye çalışıyor... En öndeki akıllılar türlü yollarla susturulmaya çalışılıyor. En azından burdan görünen böyle...

Bir de şu var sorulması gereken: Siz orduda olsanız, gizli planlar yapsanız, bu planları, ARAYANLARIN ELİYLE KOYMUŞ GİBİ BULACAĞI BİR YERE KOR MUSUNUZ? Çocuklar bile yapmaz bunu.

Sade bu olayda değil, diğer önemli davada da her şey çok kolay bulunuyor. Sanki, gel beni hemen bul! der gibi darbe planları, silahlar, bombalar orta yerlerde bırakılıyor...

Bu işte bir tuhaflık yok mu? Eğer ülkenin iyiliği için yapıyorlarsa bu karalamaları, neden düşmanların birinin kucağından inip diğerinin kucağına oturuyor bu kişiler söyler misiniz?

Türk Ordusuna saldırarak ne yapmak istiyorlar?


8 yorum:

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Hep öyle olmadı mı?
Ergenekon dalgalarından birinde aranan bir subay ifade vermeye giderken üzerinde krokilerle gidiyor!
Azıcık kafası çalışan biri bu silahların gömülü oldukları yerde nemden dolayı kullanılabilirliğini ya da ne zaman gömüldükleri hakkında bir fikir geliştirebilir ama bu insanlar mı, bu kadar cahil bırakılan ve sadece belli tv kanal ve gazeteleri takip eden kesim mi bunun farkına varacak, bunu sorgulayacak??
Çok ciddi şeyler, hangi birinden başlasak??
KKTC'de olacak şeyler..Rauf Denktaş ekarte edilerek petrol yatağı Dipkarpaz'ın AB için Rumlara peşkeş çekilmesinden mi?
Basın yasağının nelere malolacağından mı..
Bugünlerde epeyce sakinim ve bunun için çok üzgünüm!!!!!

aysema dedi ki...

Teşekkürler Gülen,

Ülkem adına çok üzülüyorum. Yazmasam çıldıracaktım.

Sevgiler...

Adsız dedi ki...

KOMPLO
İçindeki sese sor
Ses bana diyor ki:
Dur ve düşün!
Bir dava var, sürüyor.
İçlerinde ordunun üst kademesinde görev almışların da bulunduğu kişiler, “iktidarı devirmek için darbe ortamı yaratmak” suçlamasıyla yargılanıyorlar. Tam bu ortamda ordunun üst kademelerinde bir albaysınız, bir dizi komplo planlaması yapıyorsunuz ve bu belgeleri bir dizi ordudaki görevinden ayrılmış kişiye gönderiyorsunuz.
Hiç düşünmez misiniz? Bu belge yakalanırsa; hep aynı gazetenin (Taraf) aynı muhabirine mutlaka sızacaktır.
* Necati Doğru / Taraf

Adsız dedi ki...

Tesadüfün böylesi
Taraf’ın bütün gazetelere “habercilik” dersi verdiği olay olarak ise, ne tesadüf ki yine eski Aksiyon muhabiri Mehmet Baransu’ya sızdırılan, ne tesaüf ki yine Genelkurmay’ı karalayıcı nitelikte olan, ne tesadüf ki yine “Askeri Savcılığın soruşturması sonucunda Genelkurmay’ın herhangi bir biriminde hazırlanmadığı” açıklanarak yalanlanan “servis”e atıfta bulunuyor Altaylı. Hatta methiyeler düzüyor. Hatta, o sızma belge servisinden yola çıkarak, adı geçen askerleri “Türkiye’deki demokrasinin önündeki en büyük engel olan cüretkarlar” olarak tanımlıyor. Oysa hem sızma noktası, hem içeği, hem maksadı, hem zamanlaması ‘tartışmalı’ olan, gizli bir soruşturma kapsamında anılan, ve doğru/yanlışlığına dair resmi bir onay bulunmayan bir belgeye dayanarak orduyu halkın gözünde mahkum etmeye kalkışmak da cüretkarlık değil mi?

Yeni Çağ'dan alıntı.

aysema dedi ki...

Mehmet Baransu Taraf'tan önce nerede çalışıyordu? Cemaat'in haber dergisi Aksiyon'da...
Serdar Akinan'ın yazısından alıntı.
(Bu yazıyla ilgili google sayfası nedense açılmıyor.)

Adsız dedi ki...

Bitirme planı kesin, kimin kimi bitirmek istediği ise meçhul. Kimilerine göre bunlar darbe heveslilerinin hala faal olduğunun kanıtı, kimilerine göre ise "Gülen'i bitirme planı", "Gülen'in bitirme planı"nın bir parçası. Arkasından yeni bir dalga gelir mi dersiniz?

Orhan Gökdemir orhan.gokdemir@skyturk.tv

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Harp Akademileri Komutanlığı´nda yaptığı yıllık değerlendirme toplantısında cemaatlerin iktidar hırsına dikkat çekti. Başbuğ konuşmasında güçlenen cemaatlerin iktidarı ele geçirmek istediğini vurguladı, bunun asla mümkün olmayacağını da sözlerine ekledi.

O konuşma 14 Nisan'da yapılmıştı…

12 Haziran'da Taraf gazetesinde yayınlanan bir haber, Başbuğ'un konuşma yaptığı o Nisan günlerinde Genelkurmay Karargâhı´nda bir de "AKP ve Gülen'i bitirme planı" yapıldığını haber veriyordu.

Başbuğ'un cemaati hedef alan konuşması ile "Gülen'i bitirme planı"nın Taraf gazetesinde yayınlanması arasında yaklaşık iki aylık bir süre var. İki ay sonra yayınlanan o haberle askerlere tam bir "suçüstü" yapılmış durumda. Deyim, Zaman gazetesi Yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı'ya ait; suçüstü, çünkü raporu yazdığı iddia edilen Albay karargâhta görevli. Dumanlı, bunun anlamını şöyle deşifre ediyor:: "Eylem planının altında Kıdemli Albay Dursun Çiçek'in adı bulunuyor. Gazetelere yansıdığına göre Çiçek, Psikolojik Harp Dairesi'nin yerini alan Harekât Başkanlığı 3. Destek Şube Müdürlüğü'nde görev yapıyor. Yani iddia edilen olay Genelkurmay Başkanlığı'nın tam göbeğinde cereyan ediyor… Lafı uzatmaya gerek yok; bunun adı komplo kurmaktır, iftira atmaktır."

Başbuğ'un konuşması ile plan arasında bağlantı kuran başka Zaman yazarları da var. Örneğin Zaman gazetesi yazarı Ali Ünal, askerleri "kendisini devletin sahibi gibi görmekle" eleştirdiği "Fethullah Gülen Hocaefendi ve asker" başlıklı yazısına bir de not iliştirmiş. Not şöyle: "20 Nisan günü bu köşede, Sayın Başbuğ'un konuşmalarından, önce cemaati, sonra da AK Parti'yi bitirme stratejisi sezdiğimize dikkat çekilmişti."

Yani cemaat, "AKP'yi ve Gülen'i" bitirme planında İlker Başbuğ'un parmağı olduğu kanısında. En güçlü kanıtları ise, Başbuğ'un Nisan ayında yaptığı o konuşma. Taraf gazetesinin haberi ise kanılarının kanıtı…

Taraf'ın haberi ile cemaatin bir karşı atak yaptığı kanısını besleyenler de işte bu beyanatlar. Peki, karşı komplo iddialarının da kanıtları var mı?

Akşam gazetesi yazarı Serdar Akinan bugünkü yazısında Taraf gazetesindeki haberi yazan muhabire dikkat çekiyor. Akinan, haberi yazan Mehmet Baransu'nun tek kaynağının emniyet istihbaratı olduğunu belirtiyor ve adı geçen muhabirin cemaatin haber dergisi Aksiyon'dan Taraf'a transfer olduğuna dikkat çekiyor...

Ama asıl önemlisi Taraf'ın haberinin, Dolmabahçe Mutabakatının Başbakan Tayip Erdoğan tarafından tekrar gündeme getirildiği günlere denk gelmesi. Başbakan'ın o görüşmeyi neden gündeme getirdiği hala muamma. Üstelik Başbakan "Benimle ebediyete gider" dedikten 48 saat sonra "Büyükanıt konuşursa ben de konuşurum" diyerek konuyu gündemde tutma ısrarını sürdürdü

SKY Türk'ten

aysema dedi ki...

''Ortada 3 tane teorik ihtimal var. Birincisi, Genelkurmay, resmi emir ve kumanda zinciri içinde böyle bir belge hazırlattırmıştır. İki, Genelkurmayın resmi emir ve kumandası dışında ama Genelkurmay içinde birileri böyle bir belge hazırlamıştır. Üç, Genelkurmayın tamamen dışında, sahte bir belge imal edilmiştir. Bu 3 ihtimalden hangisinin doğru olduğunu en kısa zamanda öğrenmek istiyoruz. Herkes, bu aşamada kendi gönlüne, sezgilerine, anlayışına göre 'şu doğrudur, bu doğrudur' diye bazı iddialar ortaya atıyor. Biz, bundan uzak durmaya çalışıyoruz.''

Baykal, bu işin değişik biçimleriyle yaşandığını çok iyi bildiklerini, çok belge gördüklerini, Partisi ve kendisi hakkında iddialar ortaya atıldığını anlattı.

''Kızının İsviçre'de 1 milyon dolarlık'' hesabı olduğu yönünde belge yayınlanması üzerine, ''İsviçre'de değil, 5 kıtanın herhangi birisinde 1 kuruş hesap bulurlarsa getirmelerini, gereğini yapacağını'' söylediğini hatırlatan Baykal, ancak bu açıklamasının ardından işin bittiğini, kimin ve niçin böyle yaptığının ortada kaldığını söyledi.

''CHP, Almanya'daki bir vakıftan para aldı'' diye bir süre önce belge yayınlandığını, bu belgenin de sahte olduğunun ortaya çıktığını bildiren Baykal, şöyle devam etti:

''Oyun içinde oyunlar... Komplolar, tezgahlar, tertipler, sahte çalışmalar... En güzel şekilde, büyük imkanları kullanarak yapılan çalışmalar, prodüksiyonlar. Bunları görüyoruz, biliyoruz. Ergenekon davasında yığınla böyle belgenin olduğunu biliyoruz. O çerçevede ortaya atılan belgelerin önemli bir kısmının bu nitelikte olduğunu çok net biliyoruz. Şimdi yeni bir 'belge' var. Bunu bir görelim. Her şey olabilir. '3 ihtimal' dedim. Birinci ihtimal emir kumanda zinciri. Sayın Genelkurmay Başkanı, Hürriyet Gazetesine açıklama yapmış, 'Hakaret kabul ederim, böyle bir şey söz konusu bile olmaz...' diyor. Bitti. Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı'na yakışan açıklamadır. Çok memnun oldum. Öyle bir teorik ihtimalin artık gündemden düştüğü açıktır.''
Deniz Baykal'dan...

Adsız dedi ki...

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu ülkenin koruyucu kurumudur ve ülke içindeki faaliyetleri analiz etmek için rapor hazırlaması, değerlendirme yapması son derece doğaldır. Bunda şaşırtıcı bir şey yoktur.
Zaten bu yüzdendir ki belli bir kesim sürekli olarak TSK'yı yıpratmak için özel bir çaba içindedir. Birtakım kifayetsiz entelektüellerin desteği, bazı dinci, bazı küçük gazetelerin propagandaları ve Cemaat'in eylemlerinin ortak hedefi TSK'nın itibarını sarsmaktır.
Nitekim, bugün Türk Silahlı Kuvvetleri adına en yıpratıcı haberleri yapan Taraf gazetesinin varlık sebebi olarak bu amaca hizmet dışında bir şey bulmak da pek mümkün değil. Taraf'ın yayın politikasından TSK'ya saldırmayı çıkarın, ortada başka bir şey kalmaz.
Ne tesadüf ki, Taraf'ın bugüne kadar bu yönde yaptığı haberlerin önemli bir miktarının yalan olduğu ortaya çıktı. Yine bu haberlerin altında imzası bulunan ve daha önce Cemaat'in yayın organında çalışan muhabire tam 22 tane soruşturma açıldı. Bu da Ergenekon'la ilgili haber yapan muhabirlerin yaşadığı rutin bir süreç aslında. Ancak Taraf muhabiri bu soruşturmaların belge kaynağının 'Emniyet' olduğunu açık açık itiraf etti. (Barış Terkoğlu'nun odatv.com'da 'Taraf'taki belgenin kaynağı ne?' başlıklı yazısı ilginç bilgiler içeriyor.)
'AKP'yi ve Gülen'i bitirme planı' olarak bilinen belgenin de sahte olma ihtimali ağır basıyor. Unutmayalım ki, belgenin bulunduğu sanığın avukatı delilin yerleştirilmiş olabileceğini söylüyor. Ayrıca bu gibi belge haberlerinin birbirini takip eden deseni de fabrikasyon konusunda ipucu veriyor.

Oray Eğin
Akşam Gazetesi'nden alıntı...