16 Temmuz 2009 Perşembe

BU TELAŞ NİYE ?


İki bine yakın hakim ve savcının görev yeri değiştirilecekmiş. YHK kaç gündür bu konuda çalışmalar yapıyor. Eee ne var bunda, diyebilirsiniz.

Bence de bunda bir şey yok. Yıllardır devlet görevlileri yer değiştirir. Bu adalet görevlilerinde, askerlerde, valilerde, emniyet görevlilerinde, kısaca devlet memurlarında belli kurallar dahilinde hep yapılır.

Birileri gider, birileri gelir. Devletin işleri yerine getirilir. Kimsenin yeri doldurulmaz değildir. Kişi gittiği yerde yasalar gereği görevini sürdürür. Yerine gelen de öyle...

Şöyle bir baktığımızda kimler geldi kimler geçti. Kimi tayin oldu gitti, kimi emekli oldu gitti. Kimi de bu dünyadan temelli gitti. Yeri de boş kalmadı. En unutulmaz görünenler bile unutulmanın acısını derinlerde hissettiler. Düşmeyegörsün bir kez insan, çok çabuk unutulur. En çok da karşısında el pençe divan duranlar tarafından!...

Neyse efendim, sözü uzatmadan söyleyeyim. İlk kez malum medyanın haberlerinden duydum. Meğer Ergenekon davasını yürüten savcıların da görev yerinin değitirilme olasılığı varmış. Sadece onların mı? Hayır iki bine yakın (2.000'e yakın) hakim ve savcının görev yeri, yasalar gereği, değiştirilecekmiş.

Şimdi kıyameti koparıyorlar! Erkenekon davası savcılarının yeri nasıl değiştirilirmiş?! Neden değiştirilmesin ki? Diğerlerinden onları ayıran ne? Ben anlayamadım. Ortada yasa var mı? Var. Gelen de giden de bu yasaya göre yargılama yapmıyor mu? Her savcı, her hakim kendine göre mi karar veriyor, yasalara göre mi? Yasalara göre. Yasayı yapan kim? TBMM... Uygulayanlar da Cumhuriyet Savcıları, hakimleri; yani adalet dağıtıcıları değil mi?

O zaman bu telaş niye? Kime güveneceğiz? Sadece Ergenekon savcılarına güvendiğimizi söylersek, diğerlerini güvenilmez mi sayacağız? Onların da yürüttükleri davalar yok mu? Hadi diyelim, onlar en iyileri, özel olarak seçilmişler, yerlerinde kalsın. Allah gecinden versin ama, ya ölürlerse dava sahipsiz mi kalacak?

Bakalım yarın (saat hesabıyla bugün) ne olacak? YHK'nun işi zor.Allah malum medyanın diline düşürmesin kimseyi. Çok yandan saldırıyorlar işlerine gelmeyince...

6 yorum:

desperately-in-love dedi ki...

populer bir gündem konusu olunca Ergenekon gibi sadece ona yoğunlaşıyorlar. normalde çok fazla yazılıp çizilmeyecek bir konu belki de bu tayin işi. ama işin içinde bu dava olunca uzun süre gündemde kalır.

aysema dedi ki...

Sevgili desperately-in-love,

Aslında böyle yaparak savcılara da kötülük yapıyorlar bence. Sanki bu savcılar onların istediği kararı verecekmiş, onlardan yana tarafmış gibi bir görüntü oluşuyor. Bu da yargının bağımsızlığına gölge düşürüyor.

Yoruldular savcılar da, değişiklik iyi gelebilir. Dışarı haber sızdırmalar, sahte belgeler, olmadık haberler yıprattı onları. Keşke değişseler.

Bakalım ne olacak?

Sevgiler...

sufi dedi ki...

Türkiye kazan, kepçe kimin elinde bilmem! Ama aşure ayı da değil... Altında ateş yanmadan pişmiyor aş-da insan da zira...

aysema dedi ki...

Asıl o kepçeyi ya da ipleri elinde tutanları durdursak aş da pişer, iş de pişer, insan da...

Yasalar herkese lazım Sevgili Sufi. Hukuk herkese gerekli. Bağımsızlığına gölge düşürülmemelidir. Siyasilerin elini mutlaka hukuktan çekmeleri gerekir. Siyasi bir kişi olan Adalet Bakanının da müsteşarının da orada işi olmamalı değil mi? Ama onlar imzalanmazsa yüksek hakimler karar bile alamıyor. Olacak iş mi?

Siyasiler, kendi görüşlerine uygun olanı isterler. Hukuk buna mı uyacak, yasalara mı? Siyasiler değiştikçe hukuk da mı değişecek? Böyle adalet sağlanır mı? Halimiz ortada, sağlanmadığı çarpıcı bir şekilde gözümüze batıyor.

Adalete de güvenmezsek kime güveneceğiz?

Neyse canım aşure çorbası çekti. Olsa da yesek! Yazlık komşum Melek hanımın aşuresini özledim birden. Her yaz bol bol yapar, dağıtır hepimize...

Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Türkiye Adaletini Arıyor...

Siyasiler elini çeksin adaletin içinden. Bu savcılar bulunmaz Bursa kumaşı mı nedir? Sadece onlara güvendiğini belirterek bu kişileri taraflı duruma getir miyorlar mı? Kendi adamlarıymış, taraflıymış gibi gösteriyorlar. Onların bugüne kadarki tutumları da kuşkuları güçlendiriyor.

Aynı işlemleri Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya için de yapmışlardı. Fettullah Gülen'in düşüncelerini iddianameye yazmıştı o savcı. Sonuçta mesleğinden oldu, yargılanarak.

sEVGİLER.

aysema dedi ki...

Yargı bağımsız olmalı. İkdidar partisinin bakanı, müsteşarı bu özelliğini yaralıyor bence de...

Bakan olmadan karar alamıyorlar, bakan da tam bu sırada yurtdışına çıkması, müsteşarın toplantıya girmemesi işleri geciktiriyor. Bunu da işin aslını bilmeyen halka yanlış bir şekilde yansıtıyorlar. Söylenenlerle yapılanlar birbirinden farklı mı ne? Art niyetler bırakılsa... İktidar elini çekse...