22 Temmuz 2009 Çarşamba

EBELİK Mİ YAPACAKSIN?



Bundan yıllar yıllar önce...

Bir kadın ikinci çocuğunu dünyaya getirecekti. Doğuma sayılı günler kalmıştı. Eşi amirinin yanına çıktı. Ezile büzüle eşinin doğum yapacağını söyleyip izin istedi. Amir, hiç duraksamaksızın:

-Ne o, ebelik mi yapacaksın? dedi.

Aradan atmış beş yıl geçti (Kayınvalidem seksen beş yaşında.). Kadın hala bu olayı üzülerek anlatıyor. O gün eşi yanında olamamıştı!..

Ebelik yapmayacaktı elbette. Ama yakınında olacaktı. Kapının dışında bekleyecekti. Orada olduğunu bilip rahatlayacaktı. O günkü koşullarda elini tutması düşünülemezdi zaten... Ama olmamış. Kayınvalidem hüzünle anlatıyor hala...

Bazı anlar insan yaşamında çok önemli. En hassas zamanlarda yaşananlar unutulmuyor işte... Sağlıklı toplum, anne ve bebeğe bakış açısıyla sağlanır. Akıllı babalar eşlerini severek, bunu da belli ederek mutlu çocuklar yetiştirilmesine katkı verirler...

Bugünkü durumu düşünüyorum bir de. Değişen fazla bir şey var mı? Yanılmıyorsam işçi babaya yine doğum izni yok. Memurlarda iki gün mü ne? Annelere verilen ücretli izin eskiye göre düzelmiş olmasına karşın hala yetersiz. Neden iki yıl, hadi bir yıl ücretli izinli olmasın ki anneler? Çocuklar sadece bizim değil ki. Onlar gelecek kuşaklarımızı oluşturuyorlar aynı zamanda. Ekonomik krizlerin yaşandığı ülkemizde anneyi çocuktan erken erken koparmanın kar-zarar hesabını düşünüyor muyuz hiç?

Gelişmiş ülkelerdeki sadece anneye değil, babaya da verilen hakları neden görmek istemiyorlar? Hatta evlat edinenlere bile...

Bunlar da soru mu? Kadın kısmı otursun oturduğu yerde! Tarlada çalışsın, evde çalışsın, oyalansın işte! Evinin hanımı olsun !Çocuk mu? Oooo ondan çok ne var? Doğur , sal sokaklara! Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.

14 yorum:

Elif..den dedi ki...

Otur evde,çocuk dogur daha ne işe yararız ki biz degılmi?
Eskide kalmış bunlar,ah böyle düşünen zihniyetlere ne desek boş ki boş...

aysema dedi ki...

Keşke eskilerde kalsaydı... Hala pek çok kişideki bakışaçısı bu.

Yorum için çok teşekkür ederim.

Kağıttan Gemiler dedi ki...

Merhaba,
Sayfamı ziyaret edip yorum bırakmışsınız, teşekkürler.
Ben de iadeyi ziyaret geldim. Bir de memurlar dışında işçi olarak çalışan babalara da sanırım 2 gün izin veriyorlar.
Selamlar

aysema dedi ki...

Çok teşekkür ederim. Bu konudaki yeni düzenlemeyi tam olarak bilmiyorum, ama iki gün bile az, deği mi?

Sevgiler...

sufi dedi ki...

Herkes 3 çocuk yapsın demek kolay!Ana olmayan nereden bilsin doğurmanın ve büyütmenin zorluklarını?Hem ekonomik sıkıntılar,hem de kadının da çalışma zorunluluğu üstesinden kolay kolay kalkılabilecek durumlar değil.
İnsanların gemicikleri de yok bazıları gibi.Kadın da tek başına yapmıyor çocuğunu.Kayınvalidene de sana da Sevgilerimle.

sünter dedi ki...

Eh anneler calismasin tabii.3 cocuk yapip evlerinde otursunlar.Cocuklarina sahip ciksinlar. Helede kiz cocuklarina. Basi bos birakinca, sevgilileriyle bulusup, delikanlilari katil ediyorlar, yetmezmis gibi milletin polisini oyaliyorlar.
Kadinin calismasi daha bir cok yönden sakincali. Ekonomik özgürlügü olan kadin, erkegin kuma hakkini:)vermez, ki bir cok insanin, hatta hatta milletvekilinin,yuvasi dagilir o zaman:)Cok sakincali bir durum

sevgiler

Ozgur dedi ki...

SSklı babalara 2 gün izin yok. Hiçbir izin düzenlemesi yok.

Bu konuda bir ara detaylı bir yazı yazmıştım. :
Çalışmak, Annelik, SGK, Çözüm Önerileri

Çok zor konular.

Ama gelecek çocuklarımız. Anneler ve babaları biraz daha rahat ettimeli ki güzel çocuklar yetiştirsinler.

selamlar.

Zeugma dedi ki...

Şu anda istenen tamamen son paragrafta anlattığınız şey zaten..
Her kadın en az 3 çocuk doğurmalı. Erkeklerin arasında çalışmak da neymiş?
Kırıp dizlerini evde çocuklarına baksınlar efendim.Ne izni?

Dolunay dedi ki...

ah hocam ah...ne cok sorunumuz var....ellerıne saglık...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Anne bloglarını zevkle izliyorum. Annelerin bebeklerine dair yazdıklarında bile öyle büyük bilgi birikimi, sağlıklı bir duruş, yaşama ve geleceğe dair umut gizli ki bu insan ların eve kapatılması ülke adına büyük kayıp olur.

Yetişmiş insan sayımız fazla değil. Meslek sahibi olmalarından söz etmiyorum sadece. Evet okumuşlar, meslek edinmişler. Daha da önemlisi kendilerini her konuda yetiştirmişler. Onlardan yararlanmak zorundayız.

Sırf erkek diye yetersiz kişileri mi getireceğiz görevlere? Yoksa kim en iyiyse onu mu?

Çocukları da birlikte yaptıklarına göre sorumluluk ikisine bölüştürülmeli değil mi? Hem ben iyi, ilgili bir babanın çocuk için çok önemli olduğuna inanıyorum.
Yorumun için çok teşekkür ederim.

aysema dedi ki...

Bence iyi yetişmiş çocukları özgür bırakmanın sakıncası yok. Asıl o sıktığınız, sakladığınız,kapattığınızçocuklardan korkmak gerekir. Fırsatını bulunca neler neler yaptıklarını görüyoruz. Sabah kadın programlarında yaşadıklarını anlatıyorlar porno gibi.Gizli köşelerde onları görüyoruz hep. Diğer gençler toplu olarak eğleniyor arkadaşlarıyla.

Polisin görevi güvenliği sağlamak. Bunu yapabilmesi için eğitilmesi gerekir. Oysa en kolay polis yapılıyor. Onlar da hep birilerini koruyor sadece. Emniyet müdürlerini dinleyince diğerlerini düşünmek bile istemiyor insan.
Şu sözlerine bayıldım:

"Kadinin calismasi daha bir cok yönden sakincali. Ekonomik özgürlügü olan kadin, erkegin kuma hakkini:)vermez, ki bir cok insanin, hatta hatta milletvekilinin,yuvasi dagilir o zaman:)Cok sakincali bir durum"

Ne doğru saptama. Çok teşekkür ederim Sevgili Sünter.

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür,

"İş Kanunu’na göre; evlenmelerde üç güne kadar, ana veya babanın, eşin, kardeş veya çocukların ölümünde üç güne kadar verilmesi gereken izin sürelerinin yıllık iznin hesabında çalışılmış gibi sayılacağı belirtilmiş, ancak ‘karısı doğum yapan erkek işçiye’ doğum izni verilmesine ilişkin bir hüküm getirilmemiştir.

Bu konuda, devlet memurları ve gazeteciler için yasal düzenleme bulunduğu için babalık iznini kullanabiliyorlar. Erkek memura, karısının doğum yapması sebebiyle isteği üzerine üç gün izin verilmesi mümkün bulunmaktadır (657/104. madde). Yine, gazetecilere çocuğu doğduğu zaman 3 gün ücretli izin verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır (5953/19 md.).

Birçok ülkede, babalara da doğum izni kullandırılmasına yönelik düzenlemeler yapılırken, maalesef iş kanunlarımızda bu yönde herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Kanunun bu eksikliğinin çoğu zaman duyarlı işverenlerin yaklaşımları ile çözümlenmesine rağmen, halen yasa değişikliğinin yapılmamış olması babaları üzmeye devam ediyor. Babalar da bu soruna çözüm getirecek duyarlı bir milletvekilinden yasa teklifi bekliyor.

İşte diğer ülkelerde doğum izinleri;

İsveç: Anne ve babanın paylaşabileceği 16 ay izin. Her ebeveyn en az iki ay izin almak zorunda. İzin alan ebeveyne ücretinin yüzde 80’i ödeniyor.

Birleşik Krallık: Erkeklere iki hafta ücretli izin.

Danimarka: En az 18’i anne tarafından kullanılmak üzere 52 hafta ücretli izin.

Estonya: Çocuk altı aylık olana kadar kullanılmak üzere iki hafta ücretli izin.

Finlandiya: 18 gün sabit ve 158 gün de anneyle paylaşılabilecek ücretli izin.

Fransa: İki hafta ücretli ve anneyle paylaşılabilecek 104 gün ücretsiz izin.

Almanya: İki ay ücretli, 156 hafta da anneyle paylaşılabilecek ücretsiz izin."

Yukarıya alıntıladığım bilgiler senin dediklerini doğruluyor. 2008 tarihli, Resul Kurt isimli uzmanın yazısı. Muhasebe Türk adlı siteden...

Senin yazını okumuştum, bir kez daha okudum. Çok teşekkür ederim. Bunları paylaşmak önemli. Sonradan değişti mi bilmiyorum, umarım iyileştirilir.

Çocuklarımız analı-babalı mutlu, sağlıklı insanlar olarak yetişmeli. Onlar geleceğimiz değil mi?

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,

Önce kafaları değiştirmek gerekir. Bu da çağdaş eğitimle olur ancak. Çağdışı yöntemlerle ancak geri geri gidilir tökezleyip düşene kadar.
Umarım düşmeyiz...

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Dolunay,

Gerçekten tüm alanlarda pek çok sorunumuz var çözüm bekleyen...

Hükümet bunlarla ilgili çözüm üreteceğine her gün yeni yeni sorunlar üretiyor. Toplumu gerdikçe geriyor. Silahı kapan birilerini öldürüyor. Akıl hastası deniyor vurana. Doğru, akıl sağlığını korumak çok zor bu durumda. Toplumca çıldırıyor muyuz ne? SONUMUZ HAYROLA.

Sevgiler...

Sevgiler...