14 Temmuz 2009 Salı

HÜSEYİN ÜZMEZ TUTUKLANDI

"Bu akşam da gönlünce bitmediyse gün
Demek tümü bizim omuzlarımızda yükün
Gelin buna bir çare bulalım
Bunca olduğumuz gayri yetmiyor
Yarın daha iyi adam olalım
Yarın daha sağlam daha akıllı
Yarın daha sevdalı daha haklı
GÜNÜN BİZE BAĞLI OLDUĞUNU BİLELİM."
(M. C. Anday)



Hüseyin Üzmez, tüm çabalara rağmen adaletin pençesinden kurtulamadı. Adli tıpta yapılanları biliyorsunuz. Dinci basının aklama çabalarına tanık oldunuz. Olmadı, yapamadılar, kaçamadılar... Neden?

Neden, evet neden?

Nedeni susmadık, özellikle kadınlar tepkilerini haykırdılar.Yazarak haykırdılar, konuşarak haykırdılar, Adli Tıp Kurumundan yanlışlıkları anlatarak istifa ettiler ve başardılar.

Daha önce kadınlarla yaptıklarını utanmazca anlatan bu kişiye , taciz sonrasında bile hala güvenen kendisinden elli yaş küçük karısını -kaçıncı karısı bilmiyorum- düşünüyorum ben şimdi. Acaba ne hissediyordur? Üzmez'in ona aldığı evde; parmağında yüzükler, kolunda bilezikler, altında arabasıyla mutlu mesut yaşamaya devam mı diyordur? Nedir bu kadının psikolojisi ? Yazık değil mi ona? Elli yaş farkla insanlar neden evlenir ki? Babasıyla, belki dedesiyle o kadar yaş farkı olmaz insanın! Bunu anlayan var mı? Ben anlayamıyorum, anlayanın olup olmadığını da hiç bilmiyorum.

Ancak belli ki bu birliktelik evlilik değil, başka türlü bir şey. Yoksa o yaşta adam küçücük çocuğa bunu yapar mı?

Neyse sonuçta tutuklandı. Otuz iki doktordan yirmi dördü çocuğun ruh sağlığının bozulduğunu söyledi. Ya o sekiz kişi ? Kendi çocukları var mı acaba? Ve daha öncekiler? Koskaca kurumu eleştirilerin ortasına atanlar, kuruma güvensizlik damgası vurduranlar?! Onlar için bir yaptırım olmayacak mı? Herkesin yaptığı yanına mı kalacak?

Suçlularla suçsuzlar, dürüstlerle sahtekarlar hak ettiklerini almadıkça bize rahat yok.

Adaleti kendi haline bıraksalar, geç de olsa doğruya ulaşılacak; ama bırakmıyorlar, bırakamıyorlar. Çünkü suç dosyaları çok kabarık. Suç batağında debelenip duruyorlar. Boşuna çabalıyorlar, er geç doğrular ortaya çıkacak. Yeter ki susmayalım.

Her şey bize bağlı, Melih Cevdet Anday'ın da dediği gibi...

"Bunca olduğumuz gayri yetmiyor
Yarın daha iyi adam olalım..."

16 yorum:

TerazininDirhemi dedi ki...

Revir kogusuna koymuşlar yaşlı ve kendi suçuna uygun kişilerin koğuşuymuş.
namussuz başka ne denir ki böylesine.

UykusuZ dedi ki...

Sevgili Öğretmenim, sen susmadın ben susmadım o susmadı, böyle mi olması lazımdı? Sistem o kadar yoz ki kendi kendini kontrol edemiyor.
1-Tayyibin oğlu nasıl aklandı hatırlarsınız
2-Futbolcu Emre? aklanmadı mı?
3-Gariboğlu nerde?
4-Daha geçen gün cinayetten sanık İngilterede yaşarken görüntülenmedi mi?
5-RTÜK başkanı nerde?
Bu kadar bağırıldı çağırıldı anca adam hapse girdi.
Tarihimizin hiçbir evresinde bu kadar yozlaşmışlık, utanmazlık, vurdumduymazlık, güdümlü medya vs görülmedi.
Medya sahipleri medyadan başka iş kollarına da atılabilir kanun teklifi ortaya çıktığında "ne olacak ki" diyenler şimdi hesap versinler bakalım. Sesin çıkmadığı, eleştirinin olmadığı yerde adalet olur mu?

UykusuZ dedi ki...

Pardon unutmuşum, kayıp trilyondan hüküm giyen Erbakan Hoca, sağlık sorunları yüzünden affedildi, ilk işi İrana gezi yapmak olmadı mı? e hani yaşlıydı hastaydı, bu mobilite nerden geldi hocam? Diğer tarafta "ben yargılanmayı istedim" diyerek açık seçik yalan söyleyen Cumhurbaşkanı, ben yargılanamam demedi mi.
Nerde adalet?
Deniz fenerine gelmedim daha, bırakın Ergenekon saçmalığını.

aysema dedi ki...

Sevgili Terazinin Dirhemi,

Hapishanede rahat ettirmek için ellerinden geleni yaparlar artık. Hatta sonuç istedikleri gibi olmazsa Erbakan'ı -kayıp tirilyonların iç edilişinin hesabını sormadan, milletin parasını geri almadan- affettikleri gibi affederler...
Sistem namussuzların lehine işletiliyor bir süredir.

Dürüstler birleşebilse bunlar olmayacak.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Uykusuz,

Aslında söylenmesi gereken her şeyi söylemişsin sen de...

Dediklerinin hepsi oluyor ve biz susuyoruz. Biz sustukça onlar meydanı boş buluyor. Konuşanlar içeri tıkılıyor. Konuşacak olanlar tehdit ediliyor, korkutuluyor, sindiriliyor.

Medyayı her yolu deneyerek ellerine geçirdiler. Bizim vergilerimizle ayakta duran TRT övgüyü geçtim yalan haber yapıyor. Tuhaf tuhaf adamlara ezber bozan diye dünyanın en aptalca programlarını yaptırıyor. Tüm kanallardan çarptırilmiş düzmece haberler, belgeler yayılıyor.

Okuma özürlü halkın çoğunluğu bunlara kanıyor.Gençler yaşam kavgası içinde. Özel sektör sömürerek posalarını çıkarıyor. Geç saatlerde eve dönüyorlar, haberlerden bihaber vaziyette.

İşte bu koşullarda seslerimiz gür çıkamıyor.

Hüseyin Üzmez konusunda biraz ses çıktı. Özellikle çocuk psikatrı olarak Adli Tıp Kurumuna atanan bayan doktorun tepki göstererek istifası bu konuda çok etkili oldu.

Sesimiz birlikte gür çıkabilse bu kadarını yapamazlar. Ama toplum önderlerini uyduruk belgelerle etkisiz hale getirdiler. Hala yargı önüne çıkmadılar. Çıksalar serbest bırakılacak pek çoğu. Ölüm oldu, hastalıklar oldu. İstedikleri de buydu.

İnşallah savcılar değişir de gerçek CUMHURİYET SAVCILARI onların yerine getirilir. Gözüm kulağım haberlerde...
Sevgilerimle...

cinar dedi ki...

bu haberi ilk duyduğumda aklıma gelen ilk şey bu mahlukatın yeni bir suç işlemiş olduğu yönündeydi. Neyse ki ikinci bir suç yok ortada, en azından bizim bildiğimiz. adaletin yerini bulmasını umuyorum ama çoğu zaman bu umudum boş çıkıyor. şimdi 3. bir görüş istenecekmiş gerçi. iki farklı görüş var ya ortada. 3. ile iki görüş eşitlenecek ve biri galip gelecek. umuyorum yine. 3. görüş de 2. ler kadar cesur olsun diye. hani bu ülkede böyle sersemler korunur ya hep!!

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,

Aklına gelenin başımıza gelmesi hiç de uzak olasılık değil. Eminim şimdiden hile yollarını araştırmaya başlamışlardır. Kurtarırlar, o da öncekiler gibi çocukları taciz etmeyi sürdürür. Sonra da TV'lerde ballandıra ballandıra anlatır. Sonra da kadınlara din ve ahlak dersi vermeye kalkar.

Birlikte olduğu kadının kızlık zarını diktirip evlendirdiğini Teke TEk programında Fatih Altaylı'ya anlatmıştı. Yanında askerlikten irtica nedeniyle atılmış avukatı da vardı.

Haklısın böyle insanlar bu sıralar baş tacı ediliyor. Başlarına da çok yakışıyor. Bir tek dürüst vatan sevdalılarına katlanamıyorlar.

Sevgiler...

öykününannesi dedi ki...

Sevgili Aysema, bunlar utanmaz arlanmaz...
Gariboğlu olayını biliyosun. Verdikleri raporları yanlışlık var diye değiştiriyorlar. Sperm bulunmuştu ilk raporda. Daha sonra "başka cesetten bulaşmış, yanlışlıkla" diye komik mi komik, saçmalar saçması bir düzeltme yapıldı. Birileri bu namussuzları korumaya çalışıyor. Menfaat dünyası... Allah düşürmesin. Ben üzülerek söylüyorum, yargı bağımsız değil, bu yüzden ben adalete de güven-e-miyorum....

aysema dedi ki...

Sevgili Öykünün annesi,
Evet, nerede gerçek suç işlemiş olanlar varsa bunlar o kişileri kurtarmak için seferber oluyorlar. Dürüst insanlar için de sahte belgeler düzenleyerek suçlar yaratmaya çalışıyorlar.

Adli Tıp Kurumu iyice güvenilirliğini yitirdi. Bunun hesabını vermeyecekler mi?

Vahşice katledilen Münevver olayı yürekleri dağlıyor. Suçlular sıradan insanlar olsaydı şimdiye çoktan bulunmuştu.

Ben Gerçek Cumhuriyet Savcılarına inanmak istiyorum. Hukuka da inanmak istiyorum. Ama bu koşullarda oldukça zorlanıyorum doğrusu.

aysema dedi ki...

Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen 14 yaşındaki B.Ç.’ye ‘Ruh sağlığı bozulmamıştır’ şeklinde rapor vererek, Üzmez’in tahliyesine yol açan, ardından da başı kesilerek öldürülen Münevver Karabulut’un otopsisinde başka ceset üzerindeki sperm örneğinin genç kıza bulaştığını itiraf eden Adli Tıp Kurumu, bu kez yeni bir skandala imza attı. Adli Tıp Kurumu’nun, 2.5 yıl önce işlenen İsmailağa cinayetinde de kanları karıştırdığı ortaya çıktı.

Adli Tıp Kurumu, linç edilen Mustafa Erdal’a ait kanın Kriminal Laboratuvar incelemesini tamamlayarak, inceleme sonucunu polise gönderdi. Ancak polis, inceleme raporunda bir garipliğin bulunduğu sonucuna vardı. Adli Tıp Kurumu raporunda, incelenen kanın bir kadına ait olduğu ifadesi polisleri de şaşkına

çevirdi. Polis, kanı alınan şüpheliler arasında bir kadının bulunmadığını belirterek, kanın tekrar incelenmesi talebinde bulundu.

Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi, polisin gönderdiği kanı tekrar incelemeye aldı. İkinci tetkikte de, kanın bir kadına ait olduğunu kesinleşti. Yapılan araştırma sonucu Mustafa Erdal’ın kanı ile bir başka kişiye ait kanın karıştırıldığı tespit edildi. Bunun üzerine kurum, kan numunelerini tekrar inceledikten sonra polise yazdığı yazıda kanların karıştırıldığını itiraf etti. Mustafa Erdal’a ait kan örnekleri gerekli incelemelerin ardından polise gönderildi."

20.7.2009 Hürriyet Gazetesi'nden alıntıdır.

öykününannesi dedi ki...

kanlarmı karışmış PES artık yaa...
hastanede bebek karıştıran bir zihniyetiz biz, niye şaşırıyorumki...

aysema dedi ki...

Evet kanlar karışmış, ya da özellikle böyle yapıyorlar. Bazı kişileri koruma adına...

Bence ikisi de kötü.

Birinci durumda iş bilmez, yetersiz kişiler böyle bir kurumda görev alıyor, kurumu yıpratıyor.

İkinci durumda kasten yanlışlık yaparak yandaşlarını, ya da bir şey karşılığında birilerini kurtarmaya çalışıyorlar.

Utanmazlık dizboyu. Ülkeyi bu duruma getirenler hala ailelere ahlak dersi vermeye kalkıyor! Ayıp, günah,insaf nedir, haberleri var mı? Ama herkes yaptığının cezasını çekecek. Er ya da geç... Kimsenin ahı kimsede kalmaz.

öykününannesi dedi ki...

Şu an NTV'de izliyorum. Cumhurbaşkanlığı, Adli Tıbbın denetlenmesi talimatı vermiş. Kara lekeleri aklama ve üstünü örtme stratejisi uygulanmayacağını ümidediyorum...

aysema dedi ki...

Bu kadar zaman sonra bu da bir gelişme diyelim. Artık sağır sultan duydu...

Tüm kurumları yıpratıyorlar. Buna kimsenin hakkı olmamalı.Ben de ümit etmek istiyorum senin gibi. Ama olumsuz örnek o kadar çok ki...

Adsız dedi ki...

İncelenen kan iyi ki bir kadına aitmiş. Yoksa yanlışlık fark edilmeyecekti... Kim bilir daha ne yanlışlıklar yapıldı. Adından utansınlar. Adli (adalet) Tıp Kurumu!

Son zamanlarda adalet sadece isimlerde var...

Adsız dedi ki...

En sonunda Hüseyin Üzmez'i de üzdüler... Hak ettiği cezayı aldı. 13 YIL HAPİS yatacak.

Diğer suçluların da cezalarını çektiklerini bir gün mutlaka göreceğiz. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz...