13 Temmuz 2009 Pazartesi

KIŞ GELDİ İYİ Mİ?


Zonguldak'ın havası Türkiye gündemi gibi çabuk değişiyor.

Pazar günü Ilıksu plajına gittik. Sanki tüm şehir oradaydı. Deniz deniz olmaktan çıkmış, her yaştan, her cinsten insan kafalarıyla doluydu. Kıyı da öyle. Adım atılacak yer yok. Sıcaktan bunalan insanlar kendilerini Karadenizin çok sık görünmeyen sakin sularına bırakmıştı. Deniz suyu alışılmıştan daha sıcaktı. Akdeniz gibi...

Arabayı, park edilecek tüm alanlar dolduğu için, otoparkın dışı da dahil, uzak bir yerde bırakıp yürüdüğümüzden kendimi hemen denizin kucağına atıverdim. Çocuklar kayalardan güm diye atıveriyordu kendilerini keyifle... Bazıları kıyıdan gelen kolbastı sesine eşlik ederek oynuyordu denizin içinde. Herkes durumundan memnun yazın tadını çıkarıyordu anlayacağınız. Bu kadar kalabalık denizi sevmesem de bu sefer hoşuma gitti açıkcası.

Denizden çıktıktan sonra bulduğumuz daracık yerde sohbete başladık eşimle. Üç tarafı denizle çevrili bu güzel ülkeden, neden ünlü yüzücüler çıkmazı , tartıştık. Keşke türbana, ıvır zıvıra verilen mesainin bir kısmını da çocukların yeteneklerini geliştirecek projelere harcasak değil mi? Un var, şeker var, var oğlu var; ama helva yapacak bilinç yok bizde...

Cumartesi Değirmenağzı, pazar günü Ilıksu çok hoşumuza gitti. Neden taa Dikili'de yazlık aldık ki, diye de konuştuk. Ama akşam eve gelince nedenini hatırladık. Dün yazdı, akşamdan buyana da kış mevsimine giriverdik.

Yer gök korkunç gümbürtülerle inliyor. İnanın ürküyorum. Şimşekler evin içinde, üstüme düşecek gibi hissediyorum. Hava serinledi, yağmur yağıyor,mis gibi toprak kokuyor, her yer yıkanıyor; ama ben camdan bakmaya kurkuyorum. Yok yağsın, bir şey demiyorum. Hem bilenler bilir, ben her çeşit yağmuru çok severim. Minik Yağmur'umuza olan özlemim de yine depreşti iyice. Yağsın yağsın da bu kadar bağırmasın.

Beni korkutmaya ne hakkı var. Hem evde tek başımayım, kimsecikler yok! Birazdan elektrikler de kesilir mi ki?

O pırı pırıl güneş nereye gitti ki? Evin içi gece gibi kapkaranlık oldu. İşte yine başladı korkunç gök gürültüleri. Siz de duydunuz mu? Vallahi yer gök sarsıldı...

Şimdilik bu kadar. Yardıma gereksinim duyarsam yine gelirim. Kalın sağlıcakla...
Orada olduğunuzu bilmek beni rahatlatıyor...

10 yorum:

Dolunay dedi ki...

canım korkma , bır tıkla yakınınındayız.

aysema dedi ki...

Sağol Dolunay, elektrikler de gerçekten kesildi, şimdi geldi...
Sevgiler...

Eylem dedi ki...

bende antalyadayım ama aynı hava buradada vardı.yagmur...ama olsun yazın yagan yagmur süper oluyor bence.

aysema dedi ki...

Sevgili Eylem,
Yağmuru ben de seviyorum, her yeri temizliyor, bereket bolluk getiriyor, havayı serinlettiyor özellikle yaz mevsiminde. Benim şikayetim gök gürültüsü ve şimşeklerdendi. Gerçekten çok ürkütücüydü.

Antalya serinlemiştir biraz. Tadını çıkarın.
Sevgiler, teşekkürler...

sufi dedi ki...

Dilekcim;
"bir kelime yazımı" kadar yakınız birbirimize merak etme. Bazı mekanların üstündeki gökyüzü çok öfkeli nedense! Yağmurunu göndermeden önce koca bir vaveyla kopuyor başların üstünde ki sorma gitsin. O gümbürtü ürkütüyor insanı, kulaklarını tıkayasın geliyor.İzmir gibi şehirlerde de usul usul sesler usul usul çiselemeleri getiriyor.Bu arş heryerde başka başka mı acaba?

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Her nimetin bir külfeti olacak elbet.

Karadeniz biraz öfkeli insanı gibi. Ancak öfkesi de çabuk geçiyor. Tez canlı, her şey çabuk çabuk olsun bitsin istiyor. Ege'nin sabrı onda yok. Yağıyor, bağırıyor, öfkeleniyor ve geriye yemyeşil bir doğa armağan ediyor. Kara taştan yeşil ot değil, ağaçlar fışkırıyor inan... Yeşilin her tonu, mavinin her çeşidi...
İzmir'i de seviyorum ben.

Her biri başka güzel. Yalnız huyları farklı farklı. Biz insanlar gibi. Derine bakınca güzellikler gizli. Yeter ki ortamını bulsun, yeter ki onu kendi ortamında, art niyetsiz kişilerin elinde yeşertelim değil mi...
Parladı geçti, şimdi içini dökmüş, rahatlamış, uyuyor...

Sevgiler...

Çınar dedi ki...

Sevgili Aysema; Bu sene inan ki Ankara'nın da Karadeniz den bir farkı yok. Yaz bitti Hala balkonda doya doya akşam keyfi yapamadık. Gündüzler çok sıcak, yanıyoruz, akşamüstü bir de bakıyoruz, yağmur şimşek gök gürültüsü, gündüzki havadan eser kalmamış. Dün gece, şimşek ve gökgürültüsüyle uykudan uyandık. Ödümüz koptu:)

Sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,

Demek ki pek çok yer aynı. Bazı yerlerde sel de olmuş. Doğanın dengesi mi bozuldu nedir?

Ankara'yı biliyorum. Gündüzü sıcak, gecesi serin olur normal zamanda da. Balkon keyfi azdır diye biliyorum Ankara gecelerinin...

Yorum için teşekkürler, sevgiler...

cinar dedi ki...

hiç gitmedim Ilıksu Plajına. Ama meraktayım. kalabalık denizi ben de çok sevmiyorum ama yazdıklarınıza bakılırsa denenebilir :)
Geçen akşamki gök gürültüleri neydi öyle ya? ben zaten çok korkarım. Eşimle pencere kenarına gelip yağan yağmuru seyrettik. ama gök gürledikçe şimşekler çaktıkça benim ürpertim de büyüdü ve kaçtım pencere kenarından. hava tuhaflaştıkça ben de korktum. sadece kendim için de değil üstelik. tüm dünya için korktum. zaman ilerledikçe ve bu kötü gidişe dur denmedikçe mevsimler de değişecek diyorlardı ya hani, işte o acı acı gerçekleşiyor gibime geldi. daha doğrusu bunu hissettim :(

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,

Ilıksu plajı güzel, biraz girerken taşlı ama idare ediyor. Kapuz plajı da güzeldi çok eskiden. Şimdi temiz olduğunu söylüyorlar. Aslında hemen yakımızda Deniz Kulübü var. Kirletildi biliçsizce ne yazık ki.
Zonguldak'ta Öküşne denen küçük koydan da girenler var, biz denemedik henüz. Zonguldak güzel de deniz mevsimi kısa. Bir de hep hafta sonları yağardı eskiden... O nedenle Ege'yi tercih ettik.

Doğanın dengesini bozduk, umursayan da yok. Saçma sapan konularla geleceği karartıyorlar...

Daha güzel günlerde buluşmak dileğiyle... Sevgiler.