18 Ağustos 2009 Salı

KİMSE YOK MU?


Kaldık mı baş başa Sevgili Lap Topum? Biliyorum seni çok ihmal ettim, ama sen de biliyorsun ki nedenlerim vardı. Bir kere evde en çok ilgiyi sen gördün, Yağmur Bebekten sonra, itiraf et! Kapanın elinde kaldın. Bana pek sıra gelmedi. Geldiği zaman da internet gitti. İnternet geldiği anlarda zaman yetmedi!

Sevgili Okuyucu dostlarıma da zaman ayıramadım, yorumları okudum, yanıtlayamadım. Buradan hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İşte şimdi birlikteyiz...

Benim için oldukça zor bir gündü. Komşularımın sayesinde sıkıntım biraz hafifledi neyse ki...

Sabah yolcularımı uğurladım. Oturdum balkondaki kahvaltı masasının başına istemediğim halde yağmur gibi yaşlar dökülmeye başladı. Ancak bırakmadılar ki devamı gelsin. Gülcan Hanım hop diye balkona damladı. O da birkaç saat önce oğlunu Ankara'ya yolcu etmişti. Geldi, oturdu. Ve benden daha fazla ağlamaya başlayınca ben sustum, onu teselli etmeye çalıştım. Arkasından karşı komşum koştu geldi, güle güle gitsinler, diyerek. Ve diğer komşular derken zaman geçiverdi. Bir de okey oynadık birlikte.
Akşam yemeğinden sonra da balkon doluverdi. Cep telefonu sayesinde adım adım takip ettim. Çok şükür yavrularım evlerine ulaştı. Komşular gidince ben de sana koştum işte!

Sevgili Blogum, bugün hüzünlü bir gün, tarih 17 Ağustos! Büyük acıların yaşandığı depremin yıldönümü! On yıl geçmiş aradan, unutulmadı. Unutulur mu?

O gün evde konuklarımız vardı, kalabalıktık. Herkes film izlerken ben balkonu yıkamıştım, sabaha hazır olsun diye. Gece üçe yakın yatmıştık ki pencereler birbirine çarpmaya, yatak beşik gibi sallanmaya başladı. Hepimiz ıslak balkona doluştuk. Dört gibi televizyonlar haberleri vermeye başladı. Büyük bir felaket olduğunu tahmin etmiştik, ama bu kadarını da beklemiyorduk. Gün ışıdıkça ne büyük acılar yaşatacağının haberlerini küçük transistörlü radyodan öğrenir olduk. Misafirlerimiz hemen, biz bir gün sonra Manisa tarafından yola koyulduk. Normal yolumuzu uzattık, çünkü yollar ana-baba günüydü. Bir de biz kalabalık yaparak Ambulansların işini zorlaştırmak istemedik. Herkeslere çok yandık! Depremin bir can da bizden götürdüğünü öğrenince Ankara'ya yöneldik. Kuzenimin 21 yaşındaki Bilkent'te okuyan oğlunu Karamürsel'de tatil yaparken yakaladı zamansız ölüm!

Herkes ölümü tadacak, evet de, bizde biraz göz göre göre geliyor ölümler. Ağlayıp sızlayıp hiçbir şey yapmıyoruz ne yazık ki... Çabucak unutuyoruz. Önlem alan yok, yok, yoook! Sesimizi duyan hiç yok!

Kimse yok mu?


Not: Yazıyı 17 Ağustos'ta yazdım. İnternetin azizliğine uğradığı için şimdi göndermeyi deneyeceğim. Şansıma belki gider. Hepinize sevgilerimle...

8 yorum:

cinar dedi ki...

tüylerim diken diken oluyor 17 ağustos denince. Babamın dayısı ve tüm ailesi (eşi, çocukları, damatları, torunlarından bazıları) tümden yok oldular bu depremde. Çok üzüldük biz de. O akrabalarımızla çok yakın görüşmüyorduk ama giden insan canıydı. Kim olsa üzülünürdü. Aradan 10 yıl geçmiş. İnanılır gibi değil. Bütün tv ler 17 ağustosta hatırladılar ve hatırlattılar yaşananları. Sonra bugune döndüler. Elde var sıfır. Koskoca bir sıfır hem de. 10 sene az zaman mı? 10 senede kullanılamaz olarak etiketlenen evler yıkılıp yerlerine yenileri yapılamaz mıydı? Hasarlı olan evler tadilattan geçirilip bir sonraki deprem için güçlü hale getirilemez miydi? Ya her gün binlerce insanla dolup taşan hastaneler, okullar ne oldu? Onlara bir şey yapıldı mı? Ya da yollar, köprüler? Elde var sıfır işte.

Zuzuların Annesi dedi ki...

Kimse olmaz mı?
Her sene bu tarihlerde,kayıplarını ananlar var:(
TV'de boy gösterip,geçen 10 senede yapamadıklarını bundan sonra yapacaklarını anlatan ve bu durumdan hiç te utanmayan yüzsüzler var!
Bir de sizin, bizim gibi,bu işleri kendine dert edip,görev bilip,ses verip,yine de sesini duyuramayanlar var:(
Hatırlayın slogan olmuştu
'SESİMİ DUYAN VAR MIIII?'
Yok!...Hala Yok!
Ne yazık...Çok yazık:(
Saygılar hocam.

Adsız dedi ki...

Anneannecim, annem söz verdi, gene gelecekmişiz. Hem önce siz gelecekmişsiniz.

Yağmur...

Çınar dedi ki...

Allah kavuştursun tekrar sevdiklerinize...

Evet 10 yıl geçti aradan sadece yıldönümlerinde çıkıp TV ye anlatıyor yetkililer "ceğiz cağız" diye hala. Ortada birşey yok elle tutulur, olası bir büyük deprem beklenirken. İşimiz Allah'a kalmış.:((

Allah bir kez daha yaşatmasın demekten başka birşey gelmiyor elimizden.

Sevgiler

UykusuZ dedi ki...

Allah kimseye bir daha öyle acı yaşatmasın. O köpekleri sanırım bir yaşayanlar bilir. Hepsi birer kahraman. Birtanesi az daha göçük altında kalıyordu gözlerimin önünde, ama çıkmayı başardı enkazdan, görevini de tamamlamış tüm göüğü gezmişti hayvan. Ve tabiiki askerlerimiz. Gölcükteki o düzensizliğe hemen el koyup mikrop saçan tüm erzağı temizledir. Afer kuşağında olmamıza rağmen ne kadar amatör olduğumuzu gördük. Şimdi olsa farklı mı olur, hiç sanmıyorum.

sünter dedi ki...

Sevigili Aysema,
Civi civi sökmüs.Zaten böyle ayrilik durumlarinda arkadaslar dostlar olmasaydi ne yapardik bilmiyorum.En güzel zenginlik insanin kötü aninda yaninda olan arkadaslari.Allah eksikliklerini göstermesin.Iyiki seni bugün yanliz birakmamislar.

Deprem oldugunda bende Türkiyedeydim.Insallah bir daha göstermez tanrim.
Sevgiler

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Sevgili Kardeşim Aysema Dilek.

http://sukruyilmaz.net/img/gunaydin4.jpg

Günaydın Hayırlı Sabahlar uzun bir yaz tatilinden sonra sizlerle beraber olmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Sevdikleriniz le ve yakınlarınızla birlikte güzel neşeli ve sağlıklı bol bereketli günler geçirmenizi dilerim.
Sevgiyle,Saygıyla vede Sağlıkla Mutlu Esen Kalın ALLAHA Emanet Olnuz.Saygılarımla

YORU: Depremde hayatlarını kaybedeb bütün insanlara Allahtan Rahmet diliyorum.elden bir şey gelmiyor ve dvlet de depremler konusunda gereken önlemi de aldıgını sanmıyorum ALLAH beterinden saklasın ve bir daha o kötü günleri hiç kimseye yaşatmasın...

Şükrü Yılmaz
Antakya-HAtay

http://sukruyilmaz.net
http://sukruyilmaz.com

Gözyaşı Çiçeği

Etekleri buz
Kız kulesinin
Serseri rüzgârın dilinde
Kırık bir suzidîl...

Ayrılık
Hırçın dalgalarla
Sıçratıyor hasreti kucağına...

Ne garip
Kimse anlamıyor
Sormuyor halini
Islak saçları
Uzuyor yalnızlığa...

Açık kalan göğün fıskıyesi
Yıkıyor kanayan ruhunu boydan boya
Bulanık anılar karışıyor sulara...

Sahilde sektirdiği
Çakıl taşlarından ürken
Yalı çapkınlarının kanat sesi
Hala kulağında...
ve hala silinmeyen aşkın ayak izi...

Issız kumsalda
Hüzün yağmurlarından
Filizleniyor
Gözyaşı çiçeği...

Alıntı:Gözde Aydın
http://www.siirkolik.com/siirler/74048-gozyasi-cicegi.asp

bozdemir dedi ki...

Allah bir daha aynı acıları göstermesin....Ben depremde yurt dışın okuldaydım, ders arasında Öğretmenimiz, tv.de haberlerde öğrenir öğrenmez yanıma gelip bu acılı haberi vermişti bana...ilk önce ailemi aramıştım..tf.lar kilitlenmiş vs...Olay yerinde değildim belki ama, yüreği yaralı, bütün insanlarımızın acılarını tahmin etmeye çalışıyorum!

Herbirine tekrar Allah'tan rahmetler diliyorum...Cennet mekanları olsun..Ardından bıraktıklarına da Allah sabırlar versin...

Sevgilerimle...