9 Eylül 2009 Çarşamba

ADI BARIŞ KENDİ SAVAŞ


"Aydınlığa versek elimizi,
Uzuyor koyu bir katranla yapışkan
Parmakların ucunda ip gibi.
Ak bir güvercin alsak avucumuza,
İnim inim karayel yerine,
Güvercinin tüylerinde batak. Batak
En uzun ışıltılı yıldızda.

Çektik kentin yorganını üstümüze,
Düşler kurduk, düşlerimiz batak.

Ve batak kişiler sardı yöremizi:

Suratları insana boyalı
Bütün o alıp satanlar, üleşenler;
İçimizde açan karanfilli
Kara tırnaklı yıldızla kirleterek
Sıkınca bir irin çıksın diye,

Yalnızlığa gömenler,
Ün tacirleri,
Bağnazlar,
Despotlar,
Ve ödlekler;
Havasız odalarda duman kişiler;

Yoksulun cebinden aşırılmış
Beşlikleri yutturanlar altın diye.

Durgun batak, leş kokulu batak!

Atımı getirin benim, kır atımı!
BATAKTAN DÖRT NALA ÇIKMAK GEREK!
(O.Rifat)


Şehitlerimize, sel felaketinde yitirdiklerimize rahmet diliyorum. Yakınlarıyla birlikte tüm ulusumuza sabır dilesem mi bilmiyorum. Sabır sabır sabır... Nereye kadar!

Doğal felaket mi sayacağız bütün bunları?

Daha dün yapılan Silivri Cezaevinin bacası çökmüş. Yağmur, ülkenin en büyük davasının görüldüğü sırada savcıların üstüne üstüne yağıyormuş. Dava bu nedenle ertelenmiş. İçerdekiler suçlu mu değil mi henüz belli değil! Bu gidişle daha uzun süre de bilinmeyecek. Sanıklar istediği kadar bağırsın:

Suçumuz ne! Suçumuzu söyleyin ki savunmamızı ona göre yapalım!

Evet, dava ucu açık bir şekilde sürüyor. Bekleyip -belki- göreceğiz.

Ancak dışardaki suçlular ne olacak? Silivri Cezaevini kim yaptı? Neden bu kadar kısa sürede yıkıldı?

Dere yataklarına yapılan evler için hangi belediyeler izin veriyor? Koca koca binaları dikenler alt yapı hizmetlerini neden gözardı ediyor? Akacak yol bulamayan sular sele dönüşüp can alınca doğal afet mi diyeceğiz?

Ormanları yakanlar, yakılan orman alanlarını paylaştıranlar daha mı az suçlu?Doğanın dengesini bozarak bizleri de dengesiz insanlar topluluğuna dönüştürenler ne diyorsunuz ha, hala susuyor musunuz, hala duruyor musunuz oturduğunuz koltuklarda?

İnsanlar dengesini yitirdi, dedim. Evet selle boğuşan insanların eşyalarını yağmalamanın başka nasıl bir açıklaması olur ki? Açlık mı, yoksulluk mu, tüm değerlerin yitirilişi mi? Hepsi mi?

Tecrübe Konuşuyor! adı altında -Diyarbakır Cezaevinin önünde- program yaptırıp "İşte tüm sorunlar burada yapılanlarla başladı, burada çok acılar yaşandı!!! " diyenlere ne diyeceğiz? O kadar insan bu nedenle mi öldü? Art niyet konuşuyor, demek daha çok yakışmaz mıydı bu programı yapanlara? Adına Barış" dedikleri "Savaş" hala sürmüyor mu? Bu son şehitlerimizi " BARIŞ!" a mı kurban verdik?

Açılım, açılım diye caka satanlar , açılımın ne menem bir şey olduğunu merak eden milletten, bunu esirgeyerek kapalı oturumlara sığınmak isterken ulusun geleceğiyle oynadıklarının bilincindeler mi? Hem bu acele niye? Nereye yetişeceksiniz?

Daha dün randevu vermediklerinizle canciğer olmanızın sebebi ne?

Demokratik Açılımı tüm ulusu kapsayacak şekilde yapalım mı? Ekonomik sorunlarımızı çözmeye ne zaman başlanacak? Sağlık sorunlarımızı - ilaç katkı payını yükseltme dışında- çözme konusunda ne yapacaksınız? Ya eğitim sorunlarının çözümü? Kürt Dili ve Edabiyatı Bölümü açarak tüm eğitim sorunlarımızı çözdüğünüzü mü sanıyorsunuz?

Yeter diyorum artık, biraz da tüm ulus için çalışın!

"Bir tuz ki aşımıza karışmış,
Oyar köstebekleriyle etimizi.
Kelepçelidir kirpiklerimiz,
Acır bir ışığa dönsek yüzümüzü.

AYDINLIĞA VERSEK ELİMİZİ."



15 yorum:

Zuzuların Annesi dedi ki...

Off hoocam off:((
Siz zaten çok güzel yazmışsınız içimize dert olanları.Yazıyoruz söylüyoruz da nereye kadar? Ben ne desem bilemedim? Söylesek tesiri yok,sussak gönül razı değil...
Konuşanları da psikolojik baskıyla huzursuz ederek?!el etek çektiriyorlar yavaş yavaş:((
Bekir Coşkun da ayrılmış Hürriyetten:(Bu memlekette doğruları sevmiyorlar!

Parpali dedi ki...

Yılmaz Özdil bugün demiş ki, "Silivri Cezaevi'nin çöten çatısı da Ergenekonun işidir."
Bu ne biçim iş diyorsun, "Ben yaptım oldu" diyorlar. Bu vurdumduymazlık nereye kadar bilmiyorum öğretmenim.

aysema dedi ki...

Şimdi senin blogundan döndüm, aynı anda karşılıklı yazıyormuşuz meğer, ne güzel...

"Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar" dı eskiden. Şimdi artık Onuncu Köyden de kovuyorlar demek ki. Yakında vatanımızdan kovulursak şaşmamak gerekiyor galiba!

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Okudum O yazıyı bugün... Sel de Ergenekonun suçu, şehitler de, kriz de...

İşin kolayını bulduk. Ergenekon de, tüm sorumluluklardan kurtul!..

Nasılsa millet kuzu kuzu otluyor verilenleri. Kuzu olmayı reddedenleri de bir şekilde sustur!

Ondan sonra da demokratik açılım yapıyoruz gizli oturumlarla! Ne ala memleket...

UykusuZ dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
aysema dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
UykusuZ dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
kamikaze dedi ki...

Aysema öğretmenim merhaba,o kadar güzel dile getiryorsunuz ki olanları,duygularımıza tercüman oluyorsunuz.yüreğinize sağlık.Allah acısın bizlere de,ülkemizi adamakıllı yönetecek devlet adamları nasip etsin.şehitlerimizin acısı yüreğimiz de,sel felaketi.çok kötü oluyorum.inanıyorum ki yine de her şey güzel olacak.

aysema dedi ki...

Sevgili kamikaze,

Çok teşekkür ederim güzel sözlerine. Ben de inanıyorum her şey çok güzel olacak. Kara gün kararıp kalmasın...Herkes aklını başına alsın.

Bugün İzmir'in kurtuluşu... Bu vatan kolay kazanılmadı...

Zeugma dedi ki...

İçinde bulunduğumuz tüm sıkıntıları öylesine güzel dile getirmişsiniz ki,olağanüstüden bile öte olmuş bu yazı Aysema Hanım..
Sizi tüm kalbimle kutluyorum.

En güzel sabahlar zifir karanlıklardan sonra doğar derler ya hani, umarım aydınlık günlere az kalmış olmasının işaretidir tüm bunlar..
Sevgilerimle..

Angel dedi ki...

Tüm yazı harika. Zaten böylesine güzel sözler olduğunda kısa kısa not alıyorum defterime. Olur a bir gün Ergenekon işi denilip interneti kapatırlarsa, kitapları yakarlarsa elimde bulunsun diye. Ben en çok sel,şehitlerimiz ve yağmalamalar karşısında tepkisizi kalıp değerlerimizin yitirilmesine üzülüyorum. hatta bununla ilgili yazdım biraz önce hem de ağlayarak.
Biz ne olduk, oldurulduk? nereye gidiyoruz bu kör uçuşla?

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Aysemacım bu ülkede bir olay oldu mu, ilk iş suçu atacak birini bulmak, çözmek değil. Ben bekliyorum ki bu sel de Ergenekon işi desinler.

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,

Çok çok teşekkür ederim.

Sabah olmalı artık. Bıktık karanlıklardan konuşmaktan, acılara tutunmaktan, sabır dilemekten...
Sabır taşı çatladı artık.

aysema dedi ki...

Sevgili Angel,

Keşke bizi yönetenler de bu kadar duyarlı olsalar.
Güzel sözlerin için çok çok teşekkür ediyorum. Yazını beğeniyle okudum ben de. Yürekler dayanmıyor göz göre göre ölümlere! Ve sorumluların zeytinyağı gibi üste çıkma demeçlerine...

aysema dedi ki...

Sevgili Lale,

Şimdilik suçu halkın üzerine attılar, daha sonra dava açılırsa Ergenekon'a bağlarlar...

Sanki on beş yıldır İstanbul'u ve ülkeyi onlar yönetmiyor!

Biraz şiddetli yağmurda bunlar yaşandı. Deprem olsa ne olacak?

Deprem için benim bildiğim sadece ölü torbası aldıkları. O da sanırım yandaşlarına para kazandırmak amacıyla yapılmıştır ve bir köşeye atılmıştır...

Yazık değil mi bu güzel ülkeye...