16 Eylül 2009 Çarşamba

CEMAL PAŞA'YI SATIN ALMA TEŞEBBÜSLERİ

Baş tarafı ilk iki yazı: ERMENİ SORUNU DA NE Kİ(3)

"
CEMAL Paşa... İttihat ve Terakki'nin ünlü ve kudretli üç paşasından biri. Bahriye Nazırı ve Suriye Umumi Valisi.

Fakat sadece bu kadar değil.

Ermenilerin nazarında, Cemal Paşa muhteris bir adamdır. Ve ön plana geçmek isteğiyle yanıp tutuşmaktadır.

O halde yapılacak iş basittir: Cemal Paşa satın alınmalıdır.

Nasıl?

1915 Yılının sonlarında Avrupa ülkelerinde diplomatik çalışmaları yürüten Ermeni komitecisi Zavriyef, Cemal Paşa ile Türk Hükümeti arasında bir anlaşmazlık çıktığını duymuştur. Bükreş'teki Rus Elçisi A. Pokrovski de bu hususta iyimserdir. Eğer İngiltere-Fransa-Rusya, yani üçlü itilaf devletleri Cemal Paşa'ya Asya'daki hükmünü yürütecek bir vaidde bulunurlarsa onunla anlaşmak kolay olacaktır.

O takdirde, Cemal Paşa emrindeki ordularla kalkıp İstanbul üzerine yürüyecek ve Osmanlı Devletinin başına umulmadık bir gaile açılacaktır.

CEMAL Paşa muvaffak olursa ne ala! Onu atlatması da, idare etmesi de mesele değildi.

Muvaffak olmazsa ? Üçlü itilafın kaybedeceği bir şey yoktu. Osmanlı orduları birbirine düşecek, TÜRKcephesin de çözüntü başlayacaktı.

RUSYA PROJEYE YATKIN

Bu bakımdan Rusya Hariciye Nezareti 2. Siyasi Şube Müsteşarı K. N. Gulkoviç, Bükreş'teki elçi Pokrovski'ye çektiği telgrafta , Ermeni komitecilerinin teklifini derhal benimsemiş görünmektedir:

"TÜRKİYE'DE vebilhassa hükümet içinde baş gösterecek HER TÜRLÜ AYRILIK, BİZİM TARAFIMIZDAN ANCAK YARDIMLA KARŞILANIR.

CEMAL'E EN GENİŞ VAİDLERDE BULUNULABİLİR. GEREKLİ GÖRÜLDÜĞÜ TAKDİRDE BU VAİDLER HAKKINDA ÖTEKİ HÜKÜMETLERİN MUVAFFAFİKİYETİNİ DE ALMAK MÜMKÜNDÜR.

O ZAMANA KADAR MESELEYİ SON DERECE GİZLİ TUTMAK GEREKİR."

(12 Aralık 1915)

Bu tarihten başlayarak 1916 yılının ortalarına kadar , altı ay müddetle Avrupa başkentinde Cemal Paşa'yı elde etmek ve Ermeni arzuları istikametinde kullanmak projesi dikkatle takip edilmiştir.

CEMAL PAŞA SULTAN OLACAK

Cemal Paşaya şu teklifin yapılması tasarlanmaktadır:

1. Cemal Paşa sultan ilan edilecektir.
2. Sultanın idaresi altında Suriye, Filistin, Irak, Arabistan, Kilikya ile Ermenistan ve Kürdistan muhtar eyaletlerinden mürekkep olmak üzere Türkiye Asya'nın bağımsızlığı ve dokunulmazlığı itilaf devletleri tarafından garanti edilecektir.
3. Cemal Paşa da Osm. Sultanını ve İst. Hükümetini , Alm.ların elinde esir ve lağvedilmiş sayıp bunların aleyhinde savaş açmayı taahhüt edecektir.
4. İst. üzerine yürümesi halinde itilaf devletleri kendisini silah, erzak, techizat vs. ile donatacaklardır.
5. Savaş sonunda mali yardımda bulunacaklardır.
6. Cemal Paşa, İst. un ve Boğazların kaybına razı olacaktır.
7. Cemal Paşa , Ermenileri besleyip koruyacaktır.

Ermeniler, bu tekliflere Cemal Paşa'nın fazla düşünmeden "evet" diyeceğini sanmaktadırlar. Böyle cazip teklife kim dayanabilir?

RUSYA'NIN , ERMENİLERİN, FRANSA'NIN VE İNGİLTERE'NİN bütün bu hazırlıklar sırasında gözden kaçırdıkları bir husus vardır:

CEMAL PAŞA , bütün kusurlarına veya noksanlarına rağmen , VATANINA İHANET EDECEK YARADILIŞTA BİR ASKER DEĞİLDİ.


SONUÇ:

Yüz yılı aşan bir zamandan beri canlandırılmaya ve alevlendirilmeye çalışılan "Ermeni Meselesi" nin incelenmesi dikkatleri birkaç nokta üzerinde toplamaktadır:

* Bu meselede dış güçlerin büyük tahrikleri ve teşvikleri görülmüştür.
* Gittikçe genişleyen Ermeni Komitecilik ağı, dünyanın büyük ülkelerinde tesirli propagandası yapmayı iyi bilmiştir.
* Bu propagandalar nüfuzlu ülkeler ve şahsiyetler üzerinde beklenen tesiri bırakmış, böylece Türklerin 800 bin, 1 milyon, hatta 1,5 milyon Ermeni'yi toptan imha ettiği inancı yerleşmiştir.
*Türklerin , doğruyu ve gerçeği anlatmaktan ibaret bir karşı propagandaya önem vermemesi, haberleşme vasıtalarının süratle arttığı çağımızda , Türkiye ve Türkler hakkında asılsız hükümler verilmesini kolaylaştırmıştır.



Açıkça görülmektedir ki , konu iki etnik topluluk arasındaki bir hesaplaşma değil, hele milletler arası bir mesele hiç değildir. Ancak, devamlı huzursuzluklardan faydalanmayı gaye edinen ideolojik ve emperyalist güçler, bu mevzunun daima canlı tutulmasının dikkatli hesabı içindedirler.

Varlıklarını hala sürdürdükleri anlaşılan kin güdücülerin bu tuzağa düşmekten kaçınmaları , her şeyden önce sağduyunun emri olmalıdır."

Türklere Karşı
Ermeni Komitecileri
Altan Deliorman


Bu kitabı, 31 Mayıs 1973 tarihinde almışım. O zaman da okumuştum, şimdi bir kez daha okuma gereksinimi duydum. 335 Sayfalık bir çalışma. Beğendiğim, beğenmediğim tarafları var. Önemli bulduklarımı sizlerle de paylaşarak,tarihe şöyle bir gözatalım istedim. Geleceği kurarken geçmişten ders almak gerekir değil mi? Umarım sizi sıkmamışımdır...

2 yorum:

nalan dedi ki...

Dün akşam ben de Onur Öymen'e karşı stüdyoda 4 kişinin konuşmalarını dinledim. Üstelik içlerinden biri neredeyse 80 yaşına yaklaşmış ve çok önemli görevlerde bulunmuş bir eski diplomat. Radikal yazarı bayan karşısındakinin birikimini hiçe saydıkça epey çuvalladı, beni sinirden bayağı güldürdü.
Genel olarak izlediğim milli politika anlayışının tersine ver kurtulcu anlayışın genel kabul gördüğü, milli politika ya da ulusal çıkarlar demeye kalkışanların da " tu kaka " olduğu...
İyi de ulusal çıkarlar ya da dış politika bu kadar basit mi ?

aysema dedi ki...

Aynı programı ben de izledim. O, boş bomboş bakan, kurgulandığı şeyleri bile anlatmayı beceremeyen bayanı
-gazeteci diyemeyeceğim- acıyarak dinledim. Zaten o kişiler medyada yer buldukça hiçbir şey düzelmez.

Medya en büyük suçlu. Halkı aydınlatmamak için tüm güçlerini kullanıyorlar.Kimisi kokudan, kimisi çıkarları için yapıyor bu kötülüğü kendi ulusuna.

Barışı kim istemez ki? Ancak yapılanlar sonucunda barış olmayacak ki... Veren taraf hep biz oluyoruz. Diğerleri koparabildiğini alıyor ve sonra isteklerini dayatmaya devam ediyor. Bizim dışımızda her ulus kendi çıkarlarını gözetiyor.
Bu nasıl bir iştir anlayamıyorum.

Dış politikayı kim yönetiyor? Asıl sorun burada düğümleniyor sanırım.

Sevgiler...