30 Eylül 2009 Çarşamba

DOMUZ PİŞMEMİŞ TAVA- AKIL DEĞMEMİŞ KAFA


"Cumhurbaşkanı Abdullah Gül New York'ta temaslarda bulunurken, eşi Hayrünnisa Gül de New York'ta hem geziyor hem de alışveriş yapıyor.
Oda TV' nin haberine göre, Hayrünnisa Gül 'ün New York'taki restaurantlarda garsonlardan ilginç bir isteği oluyor.
Gül New York'ta gittiği restoranlarda önce siparişini veriyor, sonrasında ise istediği yemeğin piştiği tavada daha önce domuz eti pişip pişmediğini soruyor.
"Evet" yanıtını aldığında ise garsonlardan tavayı değiştirmelerini rica ediyor.
-- İçki değmemiş bardak, sarhoş oturmamış sandalye, akıl değmemiş kafa --
İçki değmemiş bardaklar...
BEN 'İçki değmemiş bardak' ilk kez duyuyorum. Suudi Arabistan'ın önemli devlet adamı Şeyh, kızının İstanbul'daki düğünü için 'içki değmemiş' otuz bin altın işlemeli bardak siparişi verince duydum.
Gözüm bizim evdeki 'içki değmiş' bardaklara takılıyor. Cehennemde cayır cayır yanasıcalar rafta sıra sıra duruyorlar. Sık sık devirdiğim için içki değmişliğinden şüphelendiğim sarhoş sürahinin önünde..."


Yukarıdaki satırlar Sayın Bekir Coşkun'un Hürriyet gazetesinden ayrılmasına neden olan son yazısından bir bölüm... Devamını da mutlaka bulup okuyun. Bana bir dost göndermiş.

Ancak şunu da yazmadan duramayacağım. Sayın Coşkun yağmurdan kaçarken doluya tutulmasın sakın! Haber Türk bende hiç iyi çağrışımlar yapmıyor. Yiğit Bulut'un durumuna düşerse vay haline! Değer mi hiç?

Ha bir de yazılarını okuduğum Yılmaz Özdil'e bugünkü yazısı hiç yakışmadı. O sayfada yazmak fazla bir şey getirmeyeceği gibi çok şeyleri de alıp götürecek gibi görünüyor.

Yılmaz Özdil'in "3'ün 1'i..." adlı yazısının son paragrafı şöyle:

"Ve, elbette çok onur verici 3'üncü sayfa bayrağını devralmam... Başta Ertuğrul Özkök, "Orası senin" diyen Hürriyet Ailesine teşekkür ederim. Bekir Ağabey kadar güzel hayvan sevgisi yazamam ama, "sıradan insanların bekçi köpeği" olmak için elimden geleni yapacağım."

Lütfen köpek olmayın, kimsenin kimsenin köpeği olmasına gerek yok! İnsan olalım yeter. Sadece doğrudan yana olmak, halkı doğru bilgilendirmek, haksızlığa uğrayanın yanında olmak, sorumlulardan hesap sormak... hepsi bu.

Bir şey daha sormak istiyorum. Ertuğrul Özkök'le "F" ile görüşmeye kim gidecek? Basın özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu getirecek haksız vergi borçlarının çözümü için neden uluslararası kuruluşlara başvurulmuyor da "F" tipi kişilerden medet umuluyor?

Bu durumda sizi okuyacağımıza doğrudan "F" nin güvenli kollarında şefkat arasak mı dersiniz? Aracıya ne gerek var?

Neyse yazıyı Bekir Coşkun'un "Domuz Pişmemiş Tava- AKIL DEĞMEMİŞ KAFA" yazısının son paragrafıyla bitireyim.

Siz de medyamız için fatihalarınızı esirgemeyin. Ulusun başı sağolsun.

Tez zamanda ayakta tutunmaya çalışan diğer bir iki gazetenin de sonunu getirirler inşallah!!! Cumhuriyet gazetesini saymıyorum. Onlar harakiri yapmışlarmış, kendi kendilerini bombalamışlarmışmış! Öyle diyor birileri!..

Böylece akılsız başlar da, işi götürür. Siz sağ biz selamet... Yakında ULUSUN ruhuna da bir fatiha mı okuyacağız nedir?

İşte son paragraf:

"
Nasıl olsa ABD askerlerinin postalları değdiğinden bu yana, dünya petrol gelirinin büyük bölümü Suudi Arabistan şeyhlerinin cebine daha emin akmaya devam ediyor. Kutsal topraklar ecnebi ordularının işgalinde. Halkın yoksulluğu yetmiyormuş gibi, başlarına kaç senedir bomba yağıyor.. Kolu ve bacakları kopmuş çocuk sayısı binlerce. Babaları-anneleri öldürülmüş kara gözlü çocukları artık yetimhaneler almıyor. ABD-İngiltere ve diğerleri Suudi Arabistan ile işbirliği yaparak petrolü Batı'ya taşıyorlar.
Tüm bu evrensel gasp ve cinayetler Müslüman eli değmeden elbette olmuyor.
Ben 'içki değmemiş bardak' ilk kez duyuyorum. Ve dünden bu yana, Müslüman toplumların akıl değmemiş kafaları yüzünden neler çektiklerini düşünüyorum.
"

19 yorum:

Parpali dedi ki...

İnancın, insanın vicdanında olduğunu ne güzel anlatıyor bu satırlar. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyenler unutulmuş; içki içilen bardakta su içmenin günah olduğunun hesabını yapan, ama harcayacağı paranın haddi hesabı olmayan insanlar türemiş. Hem de birçok insan fakirlikle mücadele ederken. Çalıp çırparken günahı hatırlamayanlar, yedikleri yemeğin tavasında daha önce domuz pişip pişmediğini araştırabiliyorlar işte, günah diye.

Angel dedi ki...

Dinmizde vardır büyük günahlar, küçük günahlar.Örnek vereyim mesela,
"Büyük günahlar, yanlış ve bozuk inançlar, imandan ve dinden çıkma, bireysel ve toplumsal huzursuzluğa, bozgunculuğa, sapmaya, anomiye ve çürümeye sebep olan, hakkında tehdit edici âyet veya hadis bulunan, işleyenin dünyada ve âhirette ceza görmesine yol açan dinî, bireysel ve toplumsal büyük suçlar ve davranışlardır."

KÜÇÜK İNSANLAR KÜÇÜK ŞEYLERLE MEŞGUL OLMAKTAN BÜYÜKLERE ZAMAN KALMIYOR.

Haykırış dedi ki...

Al birini vur ötekine... Sayelerinde ne dostluk, ne güven, ne sevgi ve ne de saygı kaldı.
Alışageldiğimiz değerleri yok ettikleri yetmiyormuş gibi dinden de soğutmayı becerdiler.. Dünyaya gelecek torunuma neyi nasıl öğreteceğim telaşı içindeyim..
Doğru ve dürüst olmayı, yalanın bir ahlâk çöküntüsü olduğunu, dinimizin dinler arasında asil din olduğunu, büyüğü saymayı, küçüğü sevmeyi, özgürlüğü ve özgürce yaşamayı, yaşamdan nasıl keyif alınacağını nasıl tarif edip öğreteceğim.

sufi dedi ki...

"İçki değmiş bardaklarla değmemiş bardakları aynı makinada yıkadığınızda değmemişlere de değdirmiş olacağınızdan diğer bardaklarla su içseniz de HARAMdır" derlerse yakında, ona da şaşırmam vallaha.Ben de ömer Hayyam gibi derim o zaman;
"Ben haramı, helali karıştırmam seninle içilen şarap helaldir. sensiz içtiğim su bile haram...
Sevgilerimle.

MAVİANNE dedi ki...

yazını sevdim
yorum yapmaya gerek yok
herşey açık ve seçik :(

nalan dedi ki...

Hayyam kalacak geriye bundan yüzyıllar sonra bile. Sufi gibi o zamanki melekler dökecek satırlarını.
Ama geriye sahtekarlar kalmayacak, çatlasalar da patlasalar da :)

UykusuZ dedi ki...

İçki değmemiş bardak mı olur? O zaman yalaktan içiversin. Alkollü içki değmemiş dese anlarım , o bile abes ya, kafaları basmaz malum tulumba kafalar

Zeugma dedi ki...

Peki Hayrünnüsa Hanım türban değmemiş kafalı hanımlar olarak bizleri ne gözle görüyor dersiniz?

Nasıl da açık ediyorlar zihniyetlerini bu şekilde. Yazık gerçekten..

Cemalettin ATAGAN dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Gülen Tezer Üstün dedi ki...

AB'ye girdiğimizde -ki girebilir miyiz? ya da neden girelim kardeşim, girmeyecem de girmeyecem!? o da ayrı mesele de- ne yapacak bunlar ve gibileri???
Müslüman mahallesinde salyangoz satmakla, Hristiyan mahallesinde ortalık yerde kurban kesmek gibi..
Ne alaka şimdi bu yazdıklarım ben de anlamadım ama burnumdan solumamla bir ilişkisi olabilir mi acaba?? Uyuz oluyorum, kılım, düzenli bir biçimde söylenme ihtiyacındayım!

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Baştakiler böyle yaparsa, polisler de parkta içki içiyor diye genç insanları komaya sokuyor işte...

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Angel,

Dini de bilmiyor bazıları. Şekilcilik içinde herkesi aldatıyorlar...

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,

Çok haklısın, tüm değerlerimizi yok ediyorlar.

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Komik, çok komik gerçekten. Bu zamanda böyle kafalar temsil ediyor bizi...

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Anne,

Teşekkür ederim. Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Nalan,

Hayyam kalacak, diğer sanatçılarımız kalacak, bunlar unutulacak... Ama gidene kadar yıktıklarını düzeltmek çok zor olacak...

aysema dedi ki...

Sevgili Uykusuz,

Sonra da parktaki gençleri bira içiyor diye döverek komaya sokuyor polisler...

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,
Nasıl gördükleri belli aslında...

aysema dedi ki...

Sevgili Gülen'im,
Ancak bu kadar güzel anlatılırdı içinde bulunduğumuz durum...
Sevgilerimle.