22 Eylül 2009 Salı

KALDIRIMLAR


Evet kaldırımlar, hem de Başkentimiz'in, güzel Ankara'mızın kaldırımlarından şikayetçiyim. Kırık dökük, parça parça...

Arefe günü gözümün önünde bir kadın takıldı ve yüzükoyun uzanıverdi kaldırıma boylu boyunca. Gözlüğü tuz buz oldu, çantasının içindekiler savruldu caddenin her köşesine...

Kardeşim de düşmüş, alçılı bacakla evde yatıyor. Onun için buradayım...

Ankara eski Ankara değil. Bana mı öyle geldi bilmiyorum. Her yerde üst geçit, kavşak ! Her şey araçlar için yapılmış sanki.İnsan unsuru unutulmuş. Kırık kaldırımlar yetmezmiş gibi caddenin iki yanına, kaldırımları daraltacak şekilde arabalar park etmiş. Yürüyebilirsen yürü!

Neden toplu taşıma gözardı edilir ki bizim ülkemizde? Metro her yöne ulaştırılsa daha iyi olmaz mı? Yoksul insanlarımız otobüslerde balık istifi gibi taşınıyor, yazık değil mi?

Karşıyaka kabristanında uyuyor annem. Huzur içinde uyusun. Bayramın ikinci günü gidebildim ziyaretine... Ağlayamadım, gözyaşlarımı içime akıttım.

Sonra da teyzemin, eniştemin, teyzemin kızının mezarlarını ziyaret ettim. Ve bir de 1999 depreminde yitirdiğimiz 1976 doğumlu kuzenimin oğlununkini...

Ve dizi dizi sıralanmış depremde ölen diğerlerini! Aynı soyadı taşıyan pek çok deprem şehiti yan yana kaderine boyun eğmiş uyuyor.

Kader mi diyeceğiz tüm ölümlere? Depremde bu kadar insanı kaybettiren sorumlular hesap verdi mi, ders aldı mı, bundan sonrası için önlemler alındı mı?

Ya selde yitirdiklerimiz? Apaçık suçlu oldukları anlaşılanlar parmağıyla başkasını gösteriyor utanmadan! Medyanın bir kısmı da buna çanak tutuyor!

Ve trafik de yitirilenler... Al gülüm ver gülümle işi bağlayanlar, gerekli önlemi almayanlar!

Ölümü gösterip sıtmaya razı ediyoruz insanlarımızı. Ne güzel!..

Geçmiş bayramınız kutlu olsun! İnsanların insana yaraşır şekilde yaşayacağı güzel bayramlar olsun...


Not: Bloger sorunu devam ediyor. Yorum yazamıyorum, yazdıklarım gitmiyor. Blogum açılmıyor çoğu kez. Bazı bloglar açılıyor, bazısı hiç açılmıyor. Bence sadece bağlantıyla ilgili değil. Bir iş var bu işte ya, neyse...

Yorumlarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Yanıtlayamadığım için üzülüyorum. Sevgilerimi gönderiyorum şimdilik hepinize...

6 yorum:

Prima Rima dedi ki...

İstanbuldan farksız desenize...sokağa çıkdığım zaman yanımda bebek arabası varsa eğer perişan oluyorum tangır tungur iki adımda bir takılıp arabayı oraya buraya çarpmakdan fenalaşıyorum.Çocuk bile neden böyle bu yollar diye soruyor.Peki bu kaldırımlarda engelliler ne yapıyor?

nalan dedi ki...

Çok konuşmaya başladık biz, fazla eleştiriyoruz demek ki. Bu da aba altından sopa, kesiyolar fişimizi konuşamıyoruz :(

Eylem dedi ki...

geçmiş bayramın kutlu olsun.

aysema dedi ki...

Sevgili Prima Rima,

İstanbul da öyle biliyorum. Sakatlar, bebekliler hiç düşünülmemiş. Orayı köye benzetmek için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Hiç olmazsa Cumhuriyetin Başkentinde olmasa diyorum kendi kendime... Sonra da aklıma İ.M.G. geliyor, saflığıma gülüyorum.

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Nalan,

Bıraksınlar da konuşalım. Yeterince şakşakçıları var. Yağ kokusundan burnumuz düşecek...

Ilımlı sansür geçti galiba...

Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Eylem,
Senin de geçmiş bayramın kutlu olsun.

Sevgiler...