12 Eylül 2009 Cumartesi

ON İKİ EYLÜL

Bugün On İki Eylül... Seksenden bu yana yirmi dokuz yıl geçmiş! Koca yirmi dokuz yıl! O gün doğan çocuklar yirmi dokuz yaşına girmiş iyi mi?

Kanın gövdeyi sürüklediği yıllardı, milleti canından bezdiren. Acılar yaşanıyordu, köşe başları tutulmuştu, herkes tedirgindi. Ve bir sabah uyandık ki darbe olmuş, sokağa çıkma yasağı getirilmiş...

Bir günde her şey düzelmişti. Akan kan durmuştu. Kardeş kavgası dedikleri bitmişti!

Amerika: "Bizim çocuklar darbe yapmış!" diye açıkladı bu durumu. Nereden sizin çocuklar, denmedi; denemedi...

Konya mitinginde yaşananlar son damlaydı, Erbakan ve arkadaşları kol kola tüm değerlerimize saldırmıştı. Tam da milletin canından bezdiği günlere denk getirilmişti darbe!

Sonra anlaşıldı ki sağ gösterip solu bitirme planının adıydı 12 Eylül!

Atatürk diye diye Atatürk'ün yaptıklarını yıkmanın ;ülkemizin kazanımlarına saldırıların başladığı yılın adıydı 12 Eylül!

Dikensiz gül bahçesi yaratmak gerekiyordu.Aydınlar, sendikacılar,gençler,emekçiler gibi toplumsal direncin temel taşlarının yok edilmesi gerekiyordu bunun için! Yeni destekler oluşturulmalıydı.

Din adamlarımızın parası yurtdışından (Rabıta Örgütünden) ödenmeye başlandı bu sıralarda. Aleyhimize olan anlaşmalara imzalar atıldı.Karşı çıkabilecekler susturuldu.

Tüm özgürlükler yok edildi.
650 bin kişi gözaltına alındı.
1 Milyon 683 bin kişi fişlendi.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
7 Bin kişi için idam cezası istendi.
517 Kişiye idam cezası verildi.

Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı. Hem de 17 yaşındaki Erdal Eren, yaşı büyütülerek asıldı. "Asmayalım da besleyelim mi!" denilerek asıldı!..

Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
30 Bin kişi "sakıncalı" olduğu için işten atıldı.
14 Binkişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
30 Bin kişi "siyasi mülteci" olarak yurtdışına gitti.
300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
171 kişinin "işkenceden öldüğü" belgelendi.
937 Film "sakıncalı" bulunduğu için yasaklandı.
23 Bin derneğin faaliyeti durduruldu.

Yüzde doksan sekizin "kabul" dediği "Anayasa" hazırlandı. Biz "hayır" diyen yüzde ikinin içindeydik. Her zamanki gibi azınlıktaydık yine...

Sonra Özallı yıllar başladı. "Ben zengini severim!", dedi; yoksullar alkışladı. "Benim memurum işini bilir!" dedi; halk alkışladı. Alışamayanlar oldu bu durumlara, "Alışırsınız, alışırsınız!" dendi. Alışamayanlar dışlanır oldu.

Böylece 24 Ocak 1980'de alınan ekonomik kararlar kolayca uygulanmaya başlandı. Yeni zenginler türedi, papatyalar açtı, prensler bir bir Amerika'dan Türkiye'ye döndü. Zenginler zenginlikleriyle yarışır oldu. Eşler, çocuklar barlarda, gazinolarda gününü gün ederken politikacılar halkın görebileceği yerlerde namaza durur oldu. Dört eğilimi birleştirdik selamları verildi.

Sonradan gelenler 24 Ocak kararlarına karşı çıkamadılar. Halka karşı sermayenin; kamusal haklara karşı özelleştirmenin yanında yer aldılar. Yeni zenginler türedi. Cemaatlara, tarikatlara şirin görünme yarışına girdiler. Ecevit bile, gizlice , F. Gülen'in dağıttığı ödülü almaya gitti... Bu arada yeşil sermaye atağa kalktı.

Artık bugün için her şey hazırdı. Geriye "Kanlı mı olacak, Tatlı mı?" sözleri kaldı. Şimdi tatlı tatlı gidiyoruz "Ergenekon" u saymazsak! Tranvay hızlı tren gibi maşallah!..

Bizler, yoksullaşan halkın çocuklarına kısıtlı olanaklarımızla yardım etmenin yollarını ararken, sevgili halkımız elinde avucunda kalan üç kuruşu Deniz Fenerlerinde söndürüyor. Yine de akıllanmıyor. Din adına, Allah yolunda harcandığı düşleri içinde, cennete gitme hayallerini sürdürüyor.

Herkes memnun, her şey tatlı tatlı gidiyor. Arada sel mel geliyor, deprem meprem yokluyor, ama... Bu da şikayet etmemenin, şükretmenin, beterin beterinden korkmanın bir uyarısı oluyor. Adını yüzyılın felaketi koyuyorlar, alkışlıyor.Selden payına düşeni alıp götürüyor!

Ya sonra?

Yağmur çiselemeye başladı." Rahmet" yağıyor. Dilerim ölçüyü kaçırmaz. Daha fazla kişi "rahmetlik" olmaz...

14 yorum:

Angel dedi ki...

* O zaman ki zihniyet beslemedi belki ama şimdi ki zihniyet besliyor.
* Şimdi "alışamadım" desek, ya bu deveyi gidersiniz ya da giderseniz der.
*
Bunu Demirel anlatmış; Başbabakanmış o zaman ki amerikanın köpeklerine diyormuş ki "Bu olaylar nedir? Neden durulmuyor ortalık?" Cevap olarak "Elimizden geleni yapıyoruz" diyorlarmış.Ama ortalık yine karışıyormuş. 12 Eylül olmuş bir günde durmuş tüm bunlar. O kadar oluk oluk akan kanlar?
Lütfen Zincirbozan'ı dizi yada film olarak her şey ortada orda.

kamikaze dedi ki...

yazınızı ibretle okudum.Nerelerden gelmişiz ,nereye gidiyoruz.Angel'in yorumuna da katılıyorum.özellikle o ilk iki cümleye.

Adsız dedi ki...

lay lay lom
lay lay lom
aaa bugün 12 eylül mü?
o da nedir
---------
dilek hanım,doğru dürüst
Türkçe yazamayan apolitize
bir gençlik...lay lay lommm
---------
yahu şuna katılırım
buna katılamam
e evladım sen ne biliyorsun?
----------------
1950'den beri,
amerika,almanya,ab
dincileri,tarikatcıları
besledi.kaplancıları,pkk'yı,
dincileri besledi.
-menderes
-demirel
-özal
-mesut/tansu
-imam tayyip,havalisi

hepsi de sattı ülkeyi.
-------------------------
okuyun çocuklar iyi okuyun,
bugün dinciler daha tehlikeli.
tarihi sevmiyorsanız,
1950 sonrasını okuyun
-----------------------
yoksam sizi rabbiniz
bilem kurtaramaz...

Zeugma dedi ki...

Nerelerden geldik bugünlere, evet..
Militarizmin sıkıntıları az yaşanmadı, ama ihtiyaç vardı (!)..

Şimdi de var..Sanki..

aysema dedi ki...

Sevgili Angel,

Şimdiki durum daha da kötüymüş gibi görünüyor.
Çok teşekkür ederim duyarlığına...

aysema dedi ki...

Sevgili Kamikaze,

Çok haklısın, nereden nereye geldik. Geldiğimiz nokta ne yazık ki geçmişten parlak değil...

Şimdi affedelim dediklerinin yaptıklarıyla, gencecik fidanların asılış nedenlerini düşünmek bile istemiyorum! Yürekler dayanmıyor çünkü.

Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,

Gençleri suçlayamıyorum ben. Onları bez yetiştirdik, çocuklarımızı da. Aman ders çalışın, bir şeye bulaşmayın diye diye yetiştirdik. Çünkü korktuk, sindirildik. Diğer gençlerin başına gelenleri gördük.

Bir kısmımız döndük, rahata erdik. Gördük, görmezden geldik. Sustuk, bize dokunmasınlar istedik.

Yurtlar, okullar, evler, ablalar, abiler durmadı. Alttan alta çalıştılar. Ektiler, ektiler, ektiler...

Şimdi ektiklerini biçecek kadar güçlendiler.

Biz susmaya devam ediyoruz.

Çok teşekkür ederim yorumunuz için.

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,

Tarih en iyi öğretmendir. Geçmişten ders almayı öğrensek daha az hata yapacağız. Ama böyle bir ışık yok ortalarda...

sünter dedi ki...

12 Eylül ihtilalinde ben cocuktum ve Almanyada yasiyordum. Ülkede akan kan durdugu icin bütün aile bireylerinin nasil sevindigini hatirliyorum. Ihtilalin iyi bir sey olmadigini ama su sendikalarin ve ögrencilerin yüzünden Ülkede huzur kalmamisti ya iste bu yüzden memeleketi kurtarmak adina yapildigina emindi ev halki.
Ne kadar safmisik.
Sonra sonra ayildik. Hele de Alman tv lerinde yapilan iskenceler yayinlandikca hem kahrolduk hem utandik. O asilan genclerin aileleri ne acilar cekti kimbilir. Evlatlarinin cenazesine bile sahip olamadilar. Millet genel olarak O genclere Anarsist diye baktigindan belki kendileri bile cocuklarini sucladi.Aileler o zamanlar bir cok genci okutmaktan vazgecti Anarsist olmasin diye.Hatirliyorum benim bir yakinimi da okuldan almislardi.

Kimbilir daha nicelerinin tahsil hayati böyle bitti.
Tam istedikleri gibi bir nesil yarattilar iste.
Simdi o boslukta kalan nesil tekkelerde egitiliyor.
Sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Sünter,
Her şeyi ne güzel özetlemişsin. Dediğin gibi oldu. Olmaya da devam ediyor.
Pırıl pırıl gençler konuşmaya başlayınca bir anda yaşlanıyor. Eskiden yaşlılara geri kafalı denirdi, şimdilerde dedeler-nineler daha çadaş. Garip değil mi?

Ama umutsuz olmamalıyız. Çok iyi yetişmiş gençlerimiz de var. İyi ki...

asyaselda dedi ki...

dün 12 eylül ile ilgili ne haber izledim nede buralarda yazan birkaç blog dışında insan..
çocuklar unutur hatırlamz hatta bilmez tabi..
ben 12 eylülü tam içinde odalarında yaşayan bir öğretmenin kızıyım ve od önemi hatırlamayacak kadar küçük olsamda şimdi her dönemini bilirim öğrendim..
ve kızıma öğrencilerime öğreteceğim...
sevgiler öğretmenim

MELİS dedi ki...

Bir milyon beş yüz bin aile
(aile fertleri dahil)fiziki,manevi
etkilenmiştir.Belki fiziki yaralar
sonradan geçebilir.Ya manevi yaralar? O günkü nüfusun 40 milyon
olduğu düşünülürse,etkilenmeyen aile kalmamıştır.
Sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Asyaselda,

Bilmek gerekiyor, öğretmek gerekiyor.Ders almak, olacakları önlemek gerekiyor. Bu yapılmadığı için acılara yeni acılar katılıyor yazık ki...
Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili Melis,

Gerçekten çok büyük acılar yaşandı. Acıları yaşatanlar bugün hala ortalarda dolaşıyor.
Yapanın yanına kar kaldıkça; küçük suçlular yargılanıp büyük suçlular baştacı edildikçe de yaşanacak...

Sevgiler.