29 Eylül 2009 Salı

PİRE İÇİN

"Pire için yorgan yakılmaz" demiş atalarımız. Ancak zaman zaman hepimiz aynı hataya düşüyoruz. Geçen gün yazdığım bir yazıda "Bankaları da bankacıları da sevmem!" demişim. Bankacıların bir kısmını demem daha doğru olurdu. Görevini doğru yapanlardan özür diliyorum...

Gelelim bugünkü yazıma... Bir dost blogda okuduğum yazı beni üzdü. Ona da yorum yazdım. Ancak içim rahat etmedi. Yorum olarak yazdıklarımın benzerini sizlerle de paylaşmak istedim:


"Yazdıklarını üzülerek okudum. Biraz geç kalmışım anlaşılan. Bu sıralar zamansızım.


Her meslekte olumsuz örnekler ne yazık ki var. Öğretmenler arasında da... Ancak o kişilere bakıp da tüm öğretmenleri karalamak doğru değil...

Öğretmenlik dünyanın en zevkli mesleği olduğu kadar en zor mesleği bence. Çünkü "insan" yetiştiriyorsunuz. Yaptığınız küçük bir yanlışın izleri yıllar boyu geçmiyor bazen.

Onun için de önceliğin iyi öğretmen yetiştirilmesine verilmesi zorunludur. Daha sonra da öğretmenlerin sorunlarının ivedilikle çözümlenmesi gerekir . Kendi sorunlarıyla boğuşan insan öğretmen de olsa başarılı olamaz.

Burada üzülerek gördüğüm bir noktayı belirtmeden geçemeyeceğim. Çok farklı öğretmen ataması yapılıyor. Kadrolu, ücretli, sözleşmeli... Ve bu kişiler birlikte bu yanlışlığın düzeltilmesi için mücadele edeceğine birbirine düşürülüyor. Çok düşündürücü değil mi?

Madem ücretli olarak atandınız, demek ki öğretmen açığı var. Yani deneyimli öğretmenler var diye tayininiz yapılmıyor diyemeyiz. Hem onlar hem siz aynı okuldasınız, hem de aynı anda. O zaman kızmanız gereken sizin atamanızı yapmayan bakanlığa olmalıyken siz deneyimli öğretmenleri suçluyorsunuz. Emekli olmadıkları için atamamız yapılmıyor, diyorsunuz. Bu bence doğru bir yaklaşım değil...

Öğretmenlikte gençlerin coşkusuyla, yaşlıların deneyimi birleştirilmelidir. Onlardan öğreneceğiniz çok şey var Sevgili genç meslektaşlarım... İyi bakarsanız aralarında yardımcı olacak pek çok gerçek öğretmen bulabilirsiniz. Deneyin isterseniz. İnanın pişman olmayacaksınız.

Velilerin de çocuğunun geleceği için öğretmenlere yardımcı olmasında sayısız yarar var. Ha bir de çocuğunuzun öğretmeni istediğiniz gibi olmasa da çocuğunuzun yanında öğretmenini asla eleştirmeyiniz. Bu çocuğunuza zarar verir. İnsan sevdiğinden çok şey öğreniyor.

Sorunları çözmenin pek çok yolu var biliyorsunuz... "


Sevgilerimle...


Şu yazımı da okumanızı çok isterim...

8 yorum:

Haykırış dedi ki...

Sevgili Aysema kardeşim siz zaten "Her meslekte olumsuz örnekler ne yazık ki var. Öğretmenler arasında da... Ancak o kişilere bakıp da tüm öğretmenleri karalamak doğru değil..." demekle yorum kapısını kapatmışsınız. Atamalar maalesef siyasi yelpazenin şekline göre yapıldığından ne söylesek boş. Adil bir atama sonucuna kim itiraz edebilir ki. Ah birde torpil olayı olmaz ise..
Saygılarımla

Parpali dedi ki...

Geçen akşam, arkadaşlarımla otururken, okul dönemimizden konu açıldı. Konuştuk uzun uzun. Hiç sevmediğim dersleri sevdiren öğretmenlerim oldu. Ama sevebileceğim derslerden beni koşar adım uzaklaştıranlar da. Sadece devlet memuru olabilmek için öğretmenliğe yönelen insan sayısı çok bence. Özellikle kadınlar için biçilmiş kaftan diye düşünülüyor öğretmenlik. Oysa o kadar önemli ki hayatımıza giren öğretmenler. İnsan bunu sonradan farkediyor.
Ve ne yazık ki, seneler geçtikçe durum daha vahim oluyor. Ezberciliğin, sınavın sonu gelmiyor. Çoğu zaman, istediğinin ne olduğunu kendi bile sorgulamaya fırsat bulamadan eline diploma alıyor gençler. İnsan bu halde ayağını yere nasıl sağlam basabilir ki?

Haykırış dedi ki...

Eli öpülesi öğretmenleri tenzih ederek söylüyorum. 35 yıl önce 2 çarpı 2 yi dahi abaküsle (şimdilerde hesap makinası aldı yerini) hesaplayan 4 haftalık bir kursun sonucu mezun olup İlk Okul Öğretmeliği ünvanını alanları lütfen öğretmen kategorisinde tutmayalım. Vatandaşın onca yıl çalıştım dediği meslekten mezun ettiği çoğu gençlerin aileleri beddua dileklerini esirgememişlerdir. Bu tür öğretmenle, mesleğini onurla ve pür dikkatle yapan öğretmenleri lütfen ayırt edelim. Tespitte hiç abartım yok zira yaşanılmış bir vakıadır. Yeni başlayacakların, eskiler emekli olsa da göreve atanabilsek dediği olay bu.

Zeugma dedi ki...

Emekli olma yaşı 65 olan onca ileri ülke varken ataması yapılamayanların hırsını emekli olmayan öğretmenlerden çıkarmasını ve sebep olarak görmesini şiddetle kınıyor, bu zihniyette olanların öğretmenlik nitelemesine daha baştan uymadığını belirtiyorum.
İnsan sevgisiyle başlar her şey..

Başka söze gerek bırakmamışsınız zaten Aysema Hanım, yazınız için teşekkür ederim..

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,

Eğitimi içinden çıkılmaz bir duruma getirdiler. Öğretmenliği de sıradanlaştırdılar ne yazık ki...

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Bütün bunlar yetmezmiş gibi yaptıkları sınavın sorularını çalıp kendi yandaşlarına veriyorlar.

Polis sınavının soruları çalındı, duyulunca sınav iptal oldu. Böyle bir şey artık kimseyi etkilemiyor işin kötüsü...

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,

Kırk beş günde öğretmen yapılanlar oldu biliyorum. Onları öğretmenden saymıyorum ben de...

Gerçek öğretmenler yetiştirmek bu kadar kolay olsaydı keşke...

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,

Amaç insanları birbirine kırdırmak zaten. Pek çok kişi de bu tuzağa düşüyor.

Asıl suçlular dururken, onlarla mücadele edeceklerine kolay yolu seçip kendi bindikleri dalı kesiyorlar aynı zamanda.

Öğretmen gereksinimi neden ücretli, vekil, sözleşmeli, kadrolu diye ayrılarak yapılıyor ki? Asıl üzerinde durulması gereken bu...

Eee öğretmen okulları kapatılıp, imam okulları çığ gibi çoğaltılıyorsa bir ülkede, eğitim de bitmiş demektir...

Sevgilerimle...