8 Ekim 2009 Perşembe

ALMAN VAKIFLARI ve BERGAMA DOSYASI

İlgiç bir kitap bu. Yazarı Dr. Necip Hablemitoğlu. Elimdeki 4. Basım. Çoktandır kilaplığımda duruyordu. Ancak şimdi okumaya sıra geldi.

Kitabın ikinci sayfasında, Necip Hablemitoğlu'nun yaşam öyküsü anlatılmış. Son paragrafında şunlar yazıyor:

"Çalışma alanına ilişkin "Türkiye'de ve yurt dışında faaliyet gösteren bölücü ve şeriatçı yapılanmalar", "İstihbari Tarihçilik", Türk Dünyası Topluluklarının Tarihleri" konularını kapsayan çok sayıda kitap ve Makalesi bulunan Hablemitoğlu, halen Ankara Üniversitesinde Doktor Öğretim Görevlisi olarak Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi dersi vermektedir. Evli ve iki kız çocuk babasıdır."

Bu yaşam öyküsü ve kitap ölümünden önce yayınlanmış gördüğünüz gibi. Ölümünden sonra gazetelerde çıkan yazılardan aldığım alıntıya da bir gözatın lütfen:

"Çok şey bilen hocaya iki kurşun
Karanlık eller yine işbaşında
Milliyet 19 Aralık 2002

Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonucu ölen Doçent Necip Hablemitoğlu Alman Vakıfları’nı Türkiye’de altın çıkarılmasını engellemekle suçluyordu...

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu, dün evinin önünde uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi. Fethullah Gülen davası ve Alman Vakıfları’yla ilgili davaya dayanak oluşturan çalışmalarıyla ünlenen Hablemitoğlu "sol gözüne isabet eden" 9 mm. çapındaki merminin beyninde yarattığı tahribat sonucu olay yerinde öldü. Eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, "Türkiye yiğit bir evladını kaybetti, bu da öldürüldü" dedi.
"

.........


"Namludaki üç araştırma
1- Gülen ve CIA ilişkisi
2- Alman Vakıfları
3- Telekulak ve köstebek

Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’na düzenlenen suikastın ipuçları ünlü öğretim üyesinin önemli "kaynaklık" ettiği dosyalarla üzerinde çalıştığı öğrenilen son araştırmada aranıyor. Hablemitoğlu’nun istihbarat birimlerindeki irticacı yapılanmaya ilişkin önemli bulguların yer aldığı "Köstebek" adlı bir kitabın yazımını tamamladığı, ancak kitabı bastıracak yayınevi bulamadığı belirtildi.

1 - Hablemitoğlu’nun adı ilk olarak, eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’in Nur Cemaati lideri Gülen hakkında açtığı davayla gündeme geldi. Yüksel, davayı açtıktan sonra Hablemitoğlu’nun bu konuda kaleme aldığı "Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar" adlı makaleyi fark etti. Yeni Hayat adlı derginin Ağustos 2000 tarihli sayısında yer alan makaleden sonra Hablemitoğlu ile temasa geçen Yüksel, bu teması bilim adamının öldürüldüğü güne kadar sürdürdü. Yüksel, Hablemitoğlu’nun araştırmasını ve verdiği bilgileri dayanak alarak Gülen hakkında ek iddianame de düzenledi. Hablemitoğlu, bu çalışmasında şunları belirtti:
• Hocaefendi, Philedelphia yakınlarında özel bir çiftlikte yaşıyor. FBI korumasındaki çiftlik alanı, refakat memurlarının gözetimi altında.
• Fethullahçı yapılanma, CIA’nın öngördüğü tarikat modeline (Mormon, Moon, Scientology) gibi tıpatıp uymaktadır.
• Fethullahçılar, bir yandan TSK’ya sızmaya çalışırken, bir yandan hasım ülke istihbaratçılarınca geliştirilen "Aktiv Opposition" stratejisi çerçevesinde alternatif aktif direniş oluşumunu hızlandırdı.

ALMAN ELÇİNİN UYARISI
2 - Hablemitoğlu’nun ismi son dönemde yine Yüksel tarafından "Alman Vakıfları ve Bergama Köylüleri" hakkında açtığı davayla gündeme geldi. Yüksel, bu davada da Hablemitoğlu’nun aynı isimli kitabını dayanak aldı. Yüksel, davayı açmadan önce Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Rudolph Schmidt, DGM’ye gelerek dosyanın kendileri açısından çok hassas olduğu uyarısında bulundu. Hablemitoğlu, bu kitabında da şu tespitlerde bulundu:
• Vakıfların faaliyetleri incelendiğinde, konunun legal bir casusluk faaliyeti olduğuna ilişkin ciddi belirtiler görülecektir.
• Bu vakıflar illegal yapılanmalarla rejim karşıtı güçlerle temasa geçebilmekte, Türkiye’nin etkin, dinsel ve mezhepsel farklılıklarını ele almakta ve bu farklılıkları derinleştirerek ulus devleti zaafa uğratmaya çalışmaktadır.
• Alman siyasi parti vakıfları, Türkiye’nin bütünlüğünün ve laik Cumhuriyetin teminatı olan Türk ordusundan ve Milli Güvenlik Kurulu’ndan fevkalade rahatsızlık duymaktadır."

SON ÇALIŞMA, SON SÖZLER...
3 - Geçtiğimiz günlerde de bazı basın organlarında, Rus istihbaratının, Türk istihbarat birimlerine Rusya ve Türki cumhuriyetlerde faaliyet gösteren Nur Cemaati’nin CIA’den destek aldığını bildirdiğine ilişkin haberler yer aldı. Hablemitoğlu da son çalışmasını bu konu üzerinde yapıyordu. Yüksel’in de yakın çevresine, "Hablemitoğlu bu konuyu araştırıyor" dediği öğrenildi. Yüksel’in Hablemitoğlu’nun ölümünden sonra da "ölümü rejim karşıtlarının işine yaradı. Soruşturma çok yeni ama rejim karşıtlarının bu işi yaptığı çok açık" dediği ifade edildi.

4 - Hablemitoğlu’nun Emniyet ve istihbarat içindeki irticacı yapılanmaya ilişkin önemli bulguların yer aldığı "Köstebek" adlı bir kitabın yazımını yeni tamamladığı belirtildi. Bastıracak yayınevi bulamayan Hablemitoğlu’nun araştırmayı "disket" halinde koruduğu kaydedildi.

YÜKSEL’İ DESTEKLEDİ
Hablemitoğlu, son olarak "seks kasedi" skandalında Yüksel’e verdiği destekle adını duyurdu. Yüksel’in komploya kurban gittiğini savunan Hablemitoğlu, komployu Gülen’in adamlarının düzenlediğini iddia etti."


"Köstebek" isimli eseri öldürüldükten sonra basıldı. Ben okudum, size de her iki kitabı öneriyorum.

Şimdi Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası, isimli eserin önsözünden bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Üzerinde uzun uzun düşünmek gerekir. Pek çok aydınımız neden öldürüldü, neden hala suçluları bulunamadı dersiniz?


ÖNSÖZ

" Avrupa Parlamentosu'nda 1998 yılında kabul edilen "Türkiye Hakkında Avrupa Stratejisi" başlıklı kararda (A4-0432/98), Türkiye'ye yönelik şu istemler yer alıyordu:


"Özellikle Kürtlerin maruz kaldığı zulüm, hapis ve işkenceye son verilmesi;
Leyla Zana'nın serbest bırakılması;
Kürt halkının temsilcilerini de içeren toplum güçleri arasında diyalog kurulması;
Türkiye'deki her kesime ana dilleriyle eğitim hakkı ile Kürt dilinde yayın ve kendini anlatma özgürlüğü verilmesi;
TBMM'de Kürtlerin temsil edilmesi;
Siyasal Partiler Yasası'nın değiştirilmesi, seçimlerde %10 barajının kaldırılması ve anti-terör yasasının iptali;
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden olağanüstü halin kaldırılması ve köy korucuları sisteminin tasfiyesi;
PKK'nın tek taraflı ateşkesinin kabul edilmesi ve Kürt hedeflerine saldırının hemen durdurulması;
Mahkeme kararlarının , özellikle üç termik santral ve Bergama'daki Eurogold Şirketine İlişkin Danıştay Kararlarının Uygulanması;
Kuzey Kıbrıs'ta devam eden işgal durumunun ve AB'ye aday bir diğer ülkenin (Kıbrıs Rum Kesimi) erişim sürecini engelleyici tutumu nedeniyle Kıbrıs'ta siyasi çözüme gidilmesi;
Komşuları, özellikle Yunanistan ile ilişkilerini düzeltmesi vs. vs.

AB ülkelerinin Türkiye'ye yönelik niyetlerini ortaya koyan bu karar belgesinin yaşama geçirilmesi ile Türkiye'de ULUS-DEVLETİN ortadan kalkması; Yogoslavya örneği bir sürece girişilmesi kaçınılmaz bir sonuç. İŞTE BU SONUÇ ÖNGÖRÜLDÜĞÜ İÇİNDİR Kİ, YUKARIDAKİ İSTEMLER ÜLKEMİZE "DAYATILIYOR".

Siyasal istemler arasına sokuşturulmuş ekonomik istemler ( üç termik santral ve Bergama'daki Eurogold Şirketine ilişkin Danıştay kararlarının uygulanması ) ise en az diğerleri kadar Türkiye açısından kabul edilemez nitelik taşıyor.

Türkiye'nin ULUSAL ENERJİ POLİTİKALARINI BALTALAYARAK enerjide Türkiye'yi BATIYA BAĞIMLI KILMAK ve ekonomiye nefes aldıracak ALTIN ÜRETİMİNİ ENGELLEMEK, AB ülkelerinin başlıca hedefi. Yoksa, başta Abdullah Öcalan hakkında verilmiş yargı kararı dahil, Türkiye'de hangi yargı kararına saygı duymuş ki bu ülkeler?!.

.....


Almanya'nın kendi sınırları ve hatta AB sınırları içinde yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik olarak etnik ve dinsel bölücülük strajileri geliştirdiği bilinmektedir.AB ülkelerinde yaşayan yaklaşık 3.5 milyon vatandaşımızın önemli bir bölümünü etkileyen Almanya, şimdi de, kendi ülkemiz içinde aynı senaryoları yaşama geçirmeye çalışmaktadır. Konrad Adenaur Vakfı, Heinrich Böll Vakfı, Friedrich Ebert Vakfı gibi sözde NGO'lar, 1980'li yılların başlarından itibaren, Türk yasalarının izin vermemesine karşın, sırf gelmiş geçmiş ülke yöneticilerinin basiretsizlikleri yüzünden , resmen ve alenen yıkıcı faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedirler.

Bu araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuç: Almanya'nın, bizi bizden iyi tanıdığı gerçeğidir. Bergama'da etken güç olarak alevi inançlı üç köy halkını gösteren ; üretim yapacak şirket dolayısıyla "anti-emperyalist", "sosyalist" ve "ulusalcı" söylemleri ve sloganları öneren Almanya, tüm gücü ile 10 yıllık bir süreçte ALTIN ÜRETİMİ YAPTIRMAMAYI BAŞARMIŞTIR.

Bergama'da altın üretiminin yapılmaması, Türkiye'deki yüzlerce altın yatağında üretimin yapılmaması demektir ki, bu ülke, bu konuda önemli mesafeler almıştır.

Türkiye ise üstünde oturduğu zengin ALTIN, BOR gibi stratejik madenlerin FAKİR BEKÇİSİ konumun da, birkaç milyar dolar kredi için BAĞIMSIZLIĞINDAN ÖDÜN VERİR duruma gelmiştir.

ÜRETİM YAPAMAYAN - YAPTIRILMAYAN BİR TÜRKİYE , SÖMÜRGELEŞMEYE DOĞRU SÜRÜKLENMEKTEDİR."

Uzun oldu biliyorum. Ama çok önemli bilgiler bunlar. Kitabı okudukça şoktan şoka giriyorum. Bazen bizleri çok güzel aldatıyorlar.

Bergama'da diş ağrısı için gittiğim hastanede yanıldığımı düşünmeye başlamıştım. Altın konusunda eylem yapan köylüleri desteklemiştim, onları yönlendiren kişiyi de takdir etmiştim. Ancak hastanede sıra beklerken tesadüfen tanıştığım bir öğretmen arkadaş bu kişilerin parayla tutulduğunu, yönlendiren kişinin de çok zengin olduğunu söylemişti. Onun üzerine bu kitabı almış, ama uzun süre geçmesine karşın okuyamamıştım. Şimdi okuyorum ve size de öneriyorum...

Yorum yazmanıza gerek yok. Sadece okuduysanız "okudum" diye not bırakırsanız çok sevineceğim.

6 yorum:

sufi dedi ki...

Sevgili Aysema;
KOnuşacak çok şey var aslında. Ama susuyoruz işte.Sevgilerimle.

Ozgur dedi ki...

okuduk, sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,
Haklısın canım. Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür,

Teşekkür ederim. Sevgilerimle...

Tabiat Ana dedi ki...

necip abi öyle bilgili öyle nazik ve yaşadığı ülkeyi öyle çok seven ve öylesine cesur bir İNSAN dı ki.Hiçbirşey onu doğru bildiğini söylemekden geri koymadı.Mekanı cennet olsun.

aysema dedi ki...

Sevgili Tabiat Ana,

Zaten bu nedenle öldürülmedi mi ki? Nice değerlerimiz yok edildi.

Siz tanıdığınıza göre acınız çok daha büyük. Sabır diliyorum tüm sevenlerine ve yurtsever insanlarımıza...