14 Ekim 2009 Çarşamba

DOMUZ GRİBİ AŞISI NE KADAR GÜVENLİ?


Domuz gribi yayılacak, bol bol aşı alıyoruz demişti Sağlık Bakanı. Milli Eğitim Bakanı gerekirse okulları kapatıp internet üzerinden sürdürürüz eğitimi, diye eklemişti. Sanki her evde internet var, sanki tüm öğretmenler bilgisayar kullanmayı biliyormuş gibi...

Fol yok yumurta yok, n'oluyoruz, biz böyle önceden alınan önlemlere pek alışkın değiliz, şımarırız sonra diye düşünüp beklemeye başlamıştık. Bu işte ne iş var, diye merak ederken bir dostun gönderdiği yazı kuşkularımı arttırdı doğrusu.

Dostum, ne derece doğru bilmiyorum, diyerek yollamış. Çok teşekkür ederim. İyi ki de öyle yapmış.

Umarım doğru değildir, ama ya doğruysa? Kobay olmak da var işin ucunda...

Bugün Bilkent Ünv. İlköğretim Okulu - iki çocukta domuz gribi kuşkusu
nedeniyle- bir haftalığına kapatıldı. Gerçi okul yöneticilerine ve velilere bir gün denmiş galiba. En azından haberlere çelişkili yansıdı bu tatil işi de...

Neyse gelen haberden bir bölümünü bilgilerinize sunuyorum. Gerisi size kalmış:

"Domuz Gribi Aşısındaki Gizli Tehlike



İngiltere' de bin 500 hemşire ile yapılan bir araştırmada hemşirelerin
üçte birinin domuz gribi yaptırmak istemediği, yüzde 33' ünün kararsız
oldukları ve yüzde 37' sinin ise aşıyı yaptırmak istedikleri ortaya
çıktı. Aşıya karşı çıkanların yüzde 60' ı buna sebep olarak aşının yan
etkilerini göstermişler. Bu araştırma doktorlar arasında yapılmış
olsaydı sanırım sonuç bundan pek de farklı olmazdı.



Aşının hem gerekliliğine hem etkinliğine ve hem de yan etkilerine
karşı ciddi endişeler var.



Her şeyden önce domuz gribinin her yıl görülen olağan grip kadar
öldürücü olmadığı ortaya çıktı. Olağan gripten her sene 250-500 bin
kişi ölürken, domuz gribinden tüm dünyada ölen insan sayısı 1.500
kadar. Bir başka deyişle domuz gribinden ölüm ihtimali binde 4.



İkincisi domuz gribi aşınsın ne ölçüde koruyucu olacağı bu aşamada
kesin olarak bilinmiyor. Domuz gribi ciddi bir mutasyona uğrarsa
aşının etkinliği de o nispette azalacak ve hatta belki de tamamen
etkisiz kalacak.



Üçüncüsü de domuz gribi aşısının çok ciddi yan etkileri olabileceği
ileri sürülüyor. Bugün bu aşısının ülkemizde hiç dile getirilmeyen çok
önemli bir sakıncasından bahsetmek istiyorum.



Grip aşılarına tıp dilinde adjuvan adı verilen ve vücudun aşıya daha
fazla tepki vermesini sağlayan maddeler ekleniyor. Alüminyum ve
skualen bunlar içinde en çok kullanılanlar.



Aşılara adjuvan eklenmesi teorik olarak mantıklı, çünkü bu sayede kısa
zamanda az sayıda virüsle aşı üretmek ve böylece de daha az virüs
antijeni ile daha çok insanı aşılamak mümkün oluyor.



Ancak bu işlemin çok tehlikeli yan etkileri var. Bu sebeple de Avrupa'
da üç çeşit aşıda skualen kullanılıyor olsa da Amerika' da bu
maddelerin aşılara eklenmesine kesinlikle müsaade edilmiyor.



Oysa medyada domuz gribi aşısı üreten şirketlerin en az ikisinin
(Novartis ve GlaxoSmithKline) , hazırladıkları aşıda adjuvan
kullanacakları haberleri yer aldı.



İYİ SKUALEN KÖTÜ SKUALEN



Skualen aslında vücudumuz için yabancı bir madde değil. Karaciğerde
yapılıyor ve kolesterol metabolizması nda da rolü var, sinir siteminde
ve beyin dokusunda bulunuyor. Skualen ayrıca zeytinyağı, köpekbalığı
karaciğeri ve birçok doğal besin desteğinde var olan ve antioksidan
özelliklere sahip bir yağ molekülü. İsterseniz buna 'iyi skualen'
diyelim.



Vücuda enjekte edilen skualenin ise karaciğerde sentez edilen veya
besinlerle alınan skualen gibi faydalı değil, aksine oldukça zararlı
olduğunu gösteren pek çok bilgi var. Bu yüzden isterseniz ona da 'kötü
skualen' diyelim.



İyi skualen ve kötü skualen arasındaki en önemli fark bunların insan
vücuduna giriş yolları.



Skualen besinlerle sindirim sisteminden vücudumuza girerse hiçbir
sorun olmuyor, ama bunun aşılarda olduğu gibi derialtına veya kas
içine zerk edilmesi bağışıklık sistemini vücuttaki tüm skualene
saldıracak şekilde harekete geçmesine yol açabiliyor.



Bağışıklık sistemi vücutta sinir sisteminde tabii olarak bulunan ve
sağlıklı bir hayat için elzem olan 'iyi skualen' de dâhil tüm skualen
moleküllerini tahrip etmeye başlayabiliyor.



Körfez Savaşı' na katılan sayısız Amerikalı askerde ortaya çıkan ve
Körfez Savaşı Sendromu adıyla bilinen hastalığın da bu kişilere
yapılan ve skualen ihtiva eden şarbon aşısından kaynaklanabileceği
düşünülüyor.



Körfez Savaşı Sendromu, vücudu tahrip eden oto-immun bir hastalık. Bu
kişilerde eklem iltihabı, kas ağrıları, deri döküntüleri, lenf
bezlerinde büyüme, kronik yorgunluk, kronik baş ağrıları, vücuttaki
kılların dökülmesi, iyileşmeyen deri yaraları, hafıza kaybı, sara
nöbetleri, kansızlık, ruhsal ve sinirsel problemler, nefes darlığı,
kronik ishal, gece terlemesi, ateş ve daha pek çok rahatsızlık
gelişiyor.



Burada vurgulanması gereken çok önemli bir şey de bu hastalığın çok
müphem belirtilerle başlayıp uzun bir sürede (yıllar içinde)
gelişmesi. Bu sebeple de skualenin birkaç haftalık dönemde herhangi
bir yan etki göstermemesi onun güvenilir olduğunun bir kanıtı değil.



Savunma Bakanlığı skualen ile Körfez Savaşı Sendromu arasındaki
ilişkiyi reddetse ve bunun başka sebepleri (sinir gazları, kimyasal
silahlar, zehirli gazlar, uranyum...) olabileceğini iddia etse de, bu
hastalığa tutulan askerlerin yüzde 95' inin kanlarında skualene karşı
antikorlar oluştuğunun gösterilmesi her şeyi apaçık ortaya koyuyor.



Tavşanlarda yapılan araştırmalarda da tek bir kez zerk edilen
skualenin bile oto-immun bir hastalık olan romatoit artrite sebep
olduğunun belirlenmesi de bunu destekleyen bir başka kanıt.



GELELİM NETİCEYE



Aylar öncesinden 20 milyon doz domuz gribi aşısı siparişi veren Sağlık
Bakanlığı'na birkaç sorum var.



Bir: Aşı hangi firmadan alınıyor ve bunun için kaç lira ödenecek?



İki: Sağlık Bakanlığı' nın ısmarladığı aşıda Amerika' da yasak olan bu
adjuvan madde (skualen) var mı?



Üç: Eğer varsa Sağlık Bakanlığı' nın skualenin emniyeti konusundaki fikri nedir?



Cevap bekliyorum."

Prof .Dr.A.Rasim Küçükusta


18 yorum:

Adsız dedi ki...

OKUYUN ve HERKESİN OKUMASINI SAĞLAYIN



Dünyadaki diğer ülkeler, domuz gribinin labaratuvarda biyolojik silah
olarak üretildiğini ve insanlığın başına bela edildiği yazıyor. Domuz
gribi aşısıda henüz geliştirilen ve içeriği açısından ölümcül
tehlikeleri olan bir ürün.



Şimdiye kadar üç firma üretim yapmış:



GlaxoSmithKilne firmasının Pandemrix, adlı aşısı.



Baxter International' ın H1N1 aşısı.



Her ikisininde henüz lisansı yok. Avrupa ilaçlar kuruluşu tarafından
onaylanmamış.



Novartis tarafından üretilen Influenza A (H1N1) 2009 Monovalent .



Amerikan'nın bazı eyaletlerinde zorunlu aşılamaya karşı tepkiler
artıyor. Aşılardan ölümler meydana gelmekte. İngiltere ülkesinde
kesinlikle böyle bir uygulama yapmayacağını söylüyor. Diğer
ülkelerdede durum farklı değil.



Bu aşılar yapıldıgı takdirde: ( ÖNEMLİ )



- Guillain-Barre sendromu

- Vaskülit

- Felç

- Anafilaktik şok

- ve ölüme neden olabileceği duyuruluyor.

Haykırış dedi ki...

Paylaşımınız için teşekkür ediyorum.

Eylem dedi ki...

bu yazı için sana gerçekten teşekkür ederim.o kadar paniklemiştim ki ogluma aşı gelir gelmez almak istiyordum.ve bütün annelerinde benim gibi düşündügünü zannediyorum.ama bu yazıyı okuduktan sonra bir daha düşünmeye ve araştırmaya karar verdim.

Adsız dedi ki...

Genlerle oynanıyor aslında hastalık içeriye yayılıyor...Ve bilinçsizlik yüzünden durdurulamıyor.

yale

Zeugma dedi ki...

İyi ki yazmışsınız bu yazıyı..
Çok bilgilendirici.
İnsanlar tavırlarını ona göre koysun hiç değilse.
Duyduğu her şeyi inanarak güvenerek uygulamaya koyan çok iyi niyetli bir toplumuz biz.
Ama bilinen şeyler tamamen tersi çıkabiliyor.Özellikle de ilaçlar, yan etkileri, kullanımları..
Bu aşının şaibelerini ilk kez okudum sayenizde.
Teşekkür ederim sevgili aysema öğretmenim..
Sevgiyle..

Angel dedi ki...

Domuz gribi aşısı adı altında bizleri zombi yapmayı düşünüyorlar.
-Genel de sizin sayfanıza yorum bırakırken blog sayfama yazacağım konularla ilgili fikirler geliyor. Sağolun varolun -

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,
Bildiklerimizi paylaşmak için yazıyoruz değil mi?

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,
Gerçekten çok önemli. Üstelik on yaşına kadar çocuklara öncelikle yapılacağı düşünülürse çok daha iyi araştırılması gerekir.

Paylaştığınız için teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Eylem,
Paniklememek elde mi? Hepimiz panikledik.
Bir ülkenin Sağlık Bakanı, aylar öncesinden "Domuz gribi salgınları olacak, pek çok ölüm yaşanacak!" derse korkulmaz mı?

Binlerce aşı anlaşması yapılmış, normalde övülmesi gereken bir olay, ama güvenimizi yitirdik. Neye inanacağımızı şaşırdık.

Araştırmakta yarar var.

aysema dedi ki...

Sevgili Yale,

Genlerle oynanıyor, gerçekten. Ve bu kadar önemli konulara haber değeri bile verilmiyor.
Dizilerle,futbolla beyinler uyuşturuluyor; sağlıksız yiyeceklerle bedenler çürütülüyor yazık ki...

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,

Saflık derecesinde iyi niyetliyiz.Çabuk güveniyoruz. Düşünmeyi, araştırmayı sevmiyoruz. Birileri söylesin biz inanalım felsefesi yaygın toplumda. Bu çok kolay çünkü...

İddialar çok ciddi. Araştırılması gerekir değil mi?

Bu toplum bir zamanlar "Babuna" olayı da yaşamıştı. Herkes kan vermeye koşmuştu hasta diye. Toplum olarak kandırılmıştık. Kanlar yurt dışına gönderilmişti. Genetik özelliklerimiz birilerin eline koz olarak verilmişti. O kanların akibetini hala merak ediyorum.
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Angel,

İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı değil mi?

Blogum sana esin kaynağı oluyorsa ne mutlu bana. Çok sevindim.

Zuzuların Annesi dedi ki...

Ah hocam bana da geldi bu mail ve benzerleri:(Zaten dediğim gibi hiç güvenmiyorum ben bu aşıya veya aşılara...
Bir arkadaşımın Amerika da yaşayan dayısı,yengesi,çocukları vs.hepsi yakalanmış bu grıbe ama ne ilginçtir ki;Amerika da bu aşı kullanılmamış????Onun yerine
antibiyotik tedavisi ile geçmiş rahatsızlıkları ve iyileşmişler...
O zaman ne düşünür Türkiye'de yaşayan bir insan?
HEPİMİZ KOBAYIZ!!!
Sevgiler size...

aysema dedi ki...

Sevgili Zuzuların Annesi,

En kötüsü de güven duygumuzu yitirdik, kime nasıl güveneceğimizi bilemiyoruz.


Sevgiler...

Ebru dedi ki...

Günlerdir aşıyla griple yatıp kalkıyoruz bildiğim bişey var güvenmemek. Grip bile ülkemizdeki sağlık uygulamalarından daha az tehlikeli.

aysema dedi ki...

Sevgili Ebru,
Grip ülkemizdeki sağlık uygulamarından daha az zararlı bence de...
Teşekkürler...

Haykırış dedi ki...

1960 lı yıllarda BCG kampanyası adı altında yurt sathı taranarak çocuk ve gençler aşılanmıştı o vakit çocuk olduğumuz için pek bir yorum yapamıyorduk lakin o kampanyada görevli hekimlerden bir yakınımız o tarihte bulunduğumuz kente gelerek bizde de misafir kalmıştı. Büyüklerimiz konuşurlarken dinlerdik.
Doktor amca dediğimiz şöyle derdi. ABD'nin Marshall yardımı içerisinde Türkiye'ye verdiği bir aşı imiş. Amaçları stoklarını eritmek.
Şimdi düşünüyorum da...
Türkiye'nin nüfusu 50 küsur milyon ve talep edilen aşı 500 bin..
Burda duralım.
500 bin aşı kimi kurtaracak?
Bu işte bir bit yeniği var. Bu işin şakası olmaz 500 bin kişi vatan evladı da diğer kalanı neyin evlâdı... allahım bana sabır ver.
Şahsen ben inanmıyorum ve kesinlikle vurdurtmayacağım. Bu düşünceler benim kişisel tavrımın sonucu oluşan düşüncelerim. Ama 50 milyon kişi için 500 bin ilaç talep ediliyorsa durup düşünmek gerek bir bakıma.
Araştırmak ve düşünmek gerek?
Sevgi ve saygılarımla

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,

Araştırmak, sorgulamak, düşünmek gerekir bence de.
Sevgiler...