7 Ekim 2009 Çarşamba

ÖLEM Mİ ÖLEM Mİ?

"... trafik kazası oldu, şu kadar kişi öldü! "

Duyup üzülüyoruz.

Bir de yaralanarak kurtulanlar var!

Kurtulmak!

Asıl kurtulanlar ölenler mi? Yaralananlar ölmüyor, ama sürünüyor. Hem de sürüm sürüm sürünüyor...

Hastaneye yolu düşenler bilirler. Daha kapıdan girişte çileniz başlıyor.

Ankara Numune Hastanesinde alçılar içindeki hastalara tekerlekli sandalye vermiyorlar. Nedenini bir türlü çözemedim.Varlık içinde yokluk mu, gerçekten kısıtlı sayıda mı? Geçen gidişimizde bir tane bulmuştum, bu kez bulamadım.

Parmağı kırılan da beli kırılan da sedyede taşınmak zorunda. Hem de yakınları tarafından. Ne var bunda demeyin. Sedye trafiği sıkışık. Ne trafik ışıkları var ne trafiği düzenleyecek bir görevli. Biz iki kişiydik de kazasız belasız sedye turlarımızı tamamladık. Babam koridorlardaki hasta yığınları arasından yol açarken sedyenin önünü yönlendiriyor, ben arkadan itekliyorum. Başlangıçta acemiydik, sonra sonra ustalaştık sedye şoförlüğünde. Belim ağrısa da kırılmadı çok şükür!

Sedyeli hastalar sıradanlaşmış burada. Kimsenin aldırdığı yok! Asansöre binmek için en az yarım saat beklemek zorundasınız. Zaten bir sedye, asansörü kaplıyor, sayının çokluğunu da düşünürseniz duruma şaşmamak gerekir. Hasta yakınları burnundan soluyor, güç bela açılan asansör kapısından içeri dalıyor. Kimsenin kimseye acıyacak durumu yok. Çünkü burada herkes acınacak duruma düşürülmüş. Bir kampanya da Numune hastanesine gerekiyor! Tekerlekli sandalye kampanyası...

İlkel bir durum da doktor kapısında yaşanıyor. Kapıların üstünde hasta sırasını gösteren ekran var, ama 5. ortopedideki doktor kullanmıyor. Ayrıca içerden de sıra numarası verilmiyor. Sıranızı kapının üstüne asılmış bir kağıda kendiniz yazıyorsunuz, bir başka hasta yakını üstünü karalayabiliyor, sıranız geçti yeniden yaz deniyor. Kavga kıyamet içinde buluyorsunuz kendinizi. Tüm mücadeleme karşın biz de 46 olan sıra numaramızın üstü çizildiği için 90'ıncı olarak doktora röntgen sonuçlarını gösterebiliyoruz. Röntgen görevlileri sonuçları saat 13'te veriyoruz diyerek kurallara uyanları bekletirken bazı hastaların arka kapıdan sonuçlarını aldığını öğreniyoruz, doktor kapısında beklerken...

Artık her yerde işler arka kapıdan daha kolay çözümleniyor. Arka kapıları ön kapı yapsak nasıl olur ki?

Neyse sabah 07'de gittiğimiz hastaneden alçımız açılmış olarak akşam çıkıyoruz sevinç içinde. Doktor filme göz ucuyla bakıp tamam gidebilirsiniz, bandaj yapın, diyor başka da bir şey söylemiyor.

Eve gelince önce sıcak, sonra soğuk suyla bacağı ovdum, ama iyi mi kötü mü yaptım bilmiyorum. Bacak bir aydır alçıdaydı, fizik tedavi gerekir mi? Onu da bilmiyorum. Bilen varsa lütfen söylesin.

Bu arada şom ağzımı kapamadan bir müjde daha vereyim sizlere! Yeni sağlık yasasına göre ekim ayında başladığı duyurulan hasta katkı payı alma uygulaması haziran ayından geriye dönük alınıyormuş. Eczanaden ilaç alırken karşılaşacaksınız nasılsa. Ama şaşırmayın diye duyurmak istedim. Eczacılar odası dava açacakmış! Açsınlar da kimi kime şikayet edecekler!

Sağlık reformu dedikleri hastalardan para toplamakmış. Bunu da eczacılar eliyle yapıyorlar. Yıllardır sağlık katkı payı zaten maaşlarımızdan kesiliyordu. Bizden aldıklarını arka kapılardan kimlere dağıtıyorlar?

İşimiz zor, ne yapsak bilmem ki... En iyisi hep birlikte türkü söylemek:

"Ölem mi ölem mi?

6 yorum:

sufi dedi ki...

Aysemam;
Dilerim açıkladığın gerçekler ilgili mercilerin kulağına gider.Yoksa "Ölem mi ölem mi?" türküsü dillere pelesenk olmaya devam edecek canım.Sevgilerimle.

Angel dedi ki...

bu Ankara Numune Hastnesi gerçektende numunelikmiş yaa.
Demek sağlık giderlerini hazirana dönük yapıyorlar yine iyi aslında.
Yaaa çok geriye dönerek "Doğarken bizim için harcanan parayı isterlerse ne yapıcaz?"
Hazmettire, hazmettire ödetir bunlar.

nalan dedi ki...

Açıkladığın gerçekler ilgili mercilerin kulağına gitse ne olur ?
Bizlerle dalga geçen onlar değil mi zaten ?
Bu arada eczaneler ile hastaları karşı karşıya getirip, eczaneleri kapatmak için koz topluyorlar. Biliyorsun eczaneleri kapatıp ilaçların satıldığı tek bir süpermarket zincirine teslim edecekler bu işi. Çok büyük rant var çooook...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Hiç sanmıyorum, onların derdi halkın sorunlarını çözmek değil ki...

aysema dedi ki...

Sevgili Angel,

Hazmettire hazmettire...

aysema dedi ki...

Sevgili Nalan,

Tüm kurulları ve kuruluşları bir bir ortadan kaldırmak mıdır amaçları bilemedim. İlaç işinde rant büyük, hem de çok büyük. Kaynaklar tükeniyor, sırada halkın ilacı var...
Sevgilerimle.