10 Ekim 2009 Cumartesi

RESMİ DİL NECE OLSUN?



Yok yok Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi "Türkçem benim, ses bayrağım" diye başlamayacağım. Onun modası geçeli çok oldu.

Karamanoğlu Mehmet Bey de çağın gerisinde kaldı! Ne demişti?

"Bundan gerü divanda, dergahta, barikatta Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır."

Ya Konfiçyüs? "Dil kusurlu olursa sözcükler düşünceleri doğru anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa yapılması gerekli şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılamazsa töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yollara sapar. Adalet yanlış yollara saparsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir."

Evet hiçbir şey dil kadar önemli değildir. Bu nedenle ben diyorum ki resmi dil ARAPÇA olsun. Endişe etmenize gerek yok, öğretmenler zaten hazır! İnanmıyorsanIz Özdemir İnce'nin aşağıya bir bölümünü alacağım Hürriyet'teki ŞU yazısına bir göz atın isterseniz.

........

"
EVET Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı mucize yaratıyor: Bir simyacı gibi imamları öğretmen haline getiriyor. İmamları mucize nefesiyle öğretmene dönüştürüyor.

Anlayacağımız Diyanet İşleri Başkanlığı hem simyacılık hem de hüllecilik yapıyor!

581 ÖĞRETMEN

Cumhuriyet Gazetesi’ndeki (07.09.09) bir habere göre, CHP Adana Milletvekili Hulusi Güvel bütün bakanlıklara şöyle bir soru önergesi vermiş:

“2002-2009 yılları arasında ve yıllar itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda bulunan personelden bakanlığınızın merkez ve taşra teşkilatı ile bakanlığınıza bağlı kurum ve kuruluşlara 657 sayılı Kanun’un 74. maddesi uyarınca nakil yaptıran personel sayısı kaçtır?”

Bakanlıklardan gelen yanıtlarda, DİB personelinin ilk tercih ettiği bakanlığın Milli Eğitim Bakanlığı olduğu görülüyor. 2002-2009 yılları arasında 865 DİB personeli Milli Eğitim Bakanlığı’na naklen atanmış ve atananların 851’i öğretmen olmuş.

Aynı dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan TRT Genel Müdürlüğü’ne (1), Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne (3), RTÜK’e (2), Çevre ve Orman Bakanlığı’na (38), Kültür ve Turizm Bakanlığı’na (97), Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na (3) ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na (7) personel naklen atanmış.

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sonra 97 atama ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ikinci geliyor.

YA FAKÜLTE MEZUNU

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 74. maddesine göre kurumların (yani Diyanet İşleri Başkanlığı ile öteki bakanlıkların) muvafakati (uygun görmesi) koşuluyla naklen atama yapılabiliyor. Yasaya uygun, öyle değil mi? Öyle! Peki Türkiye’nin üniversitelerinin Eğitim Fakültelerinden mezun binlerce öğretmen adayı işsiz gezerken Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı hangi temiz vicdan ile bu hülleyi yapıyor? Bu atamalarda en küçük ahlak, en küçük etik kırıntısı var mı? Yoooooookkk!"

........

16 yorum:

sufi dedi ki...

Bu gemisini yürüten kaptanlar coğrafyasında saldalcıların kürekleri siğa-siğa...

Haykırış dedi ki...

DİB kadro noksanım var deyip dururken bu fazlalıklar nerden çıkıyor.. Sonuç belli.. Şırınğa birden zerk edilirse şok etkisi yapar, öldürmezse, sersemletir, yavaş yavaş zerk ediliyor ki vücut alışsın devamını almaya.
Allah sonumuzu hayırlara vesile etsin. Gelecek kör kuyudan ibaret sanki..
Saygılarımla

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

ben diyorum ki resmi dilimiz kuş dili olsun. E ancak anlaşırız.

Kuzenimin eşi Matematik mühendisi, ücretli öğretmenlik için baş vurmuş, sınıf öğretmeni yapalım sizi demişler. Şşamış kalmış, ben matematikten başka bir şey bilmem ki diyor. Yani eğitime verilen öneme anla.
Sevgilerimle

mr_lonely dedi ki...

Resmi dilimiz Papua Yeni Ginece olsun. Belki biraz zorlanırız öğrenmekte ama sonunda çok iyi konuşmaya başlarız. Hem bizim başımızdakiler de Arapça'dan başka bir şey hedeflemedikleri için öğrenemezlerde. :D

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Devlet gemisini toptan götürmek istiyorlar, biz de onlarla birlikte sürükleniyoruz bilinmeyenlere...

Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,

Her mesleğin başına "imam" sözcüğünü eklemek istiyorlar. Şimdilik birinciliği imam öğretmenler almış. Anlaşılan Diyanet İşleri dolup dolup boşalacak. Bizim işsiz gençlerimiz de birbirini suçlayarak KPSS sınavlarında ömür tüketecek. Sorular yandaşlara servis edilecek. Ülke imamlar Cumhuriyetine dönüştürülecek...
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Lale, En iyisi Kuş dili mi ne?

Kuzeniniz kabul etsin bence, imam öğretmenden iyidir. Zaten bilenleri istemiyorlar öğretmen olarak.

Ne kadar az şey biliyorsanız sizi yönlendirmek o kadar kolaydır. İstedikleri bu. Aklı dışlayıp kendi doğrularını ezberletmek...

Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili mr_loney,

Bak bu da olur. Zaten onlarla aynı dili konuşmuyoruz ki? Ne dediklerini, ne yapmak istediklerini anlayamıyoruz. Bugün söylediklerini yarın yalanlıyorlar.

Boşuna artistlerle ilgili uydurma haber vermek için uğraşmasınlar.Her biri ayrı ayrı çok başarı rol yapıyorlar. Duruma, zamana göre dön babam dön! Bizim başımız döndü, midemiz bulandı...

Sevgilerimle...

zihni dedi ki...

"Ne kadar sağlam dil ile söylersen söyle, söylediğin karşıdakinin anladığı kadardır"
gibi demiş Mevlana

Öyleyse öncelik dil değil, öncelik niyettir. diyebiliriz.
Hayır diyemeyiz, sözümü geri alıyorum. İyi dil yılanı deliğinden çıkarır. Empadi bunun bir parçası. Hele şiir dili.....

Özdemir İnce'nin yazısına gelince,
din bu, şişede durduğu gibi durmaz ki mübarek:) Diyanette de istendiği gibi durmuyor durmaz da...
Öyleyse?
saygılar

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

"Dil söyler saklanır, baş belaya katlanır."

ya da

"Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma her geleni sendan bileyim."

ve

"Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır." Peki deliğinden çıkardığınız yılana tatlı tatlı verdiğiniz sözleri onu aldatmak için söylemişseniz, uygulamamak için her dereden bin türlü su getirtmek durumundaysanız nolacak? O yılan zehirini akıtmaya başlarsa haksız mı? O zehir herkese dokunmaz mı?

Keşke amaçları sorunları çözmek olsa! Kaşıyıp bırakıyorlar...

Sevgilerimle.

Zeugma dedi ki...

El atılmadık yer kalmadı sayelerinde. Çemberi gittikçe daraltma çalışmaları bunlar.
Çok sistemli çalıştıkları bir gerçek.. Şimdilik çoğu şeye susmaları da..
Başını örtmeyen kadınları, hatta öğrencileri recm ile cezalandırma hayalleri bile vardır kesinlikle ..
Sevgiler..

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,

Kaba kaçacak, biliyorum, ama söylemek zorundayım.

"Taşlar bağlanmış, birileri salınmış!"

Böl-yönet politikasıyla milleti birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Yazık bu ulusa!

Sevgiler...

Dolunay dedi ki...

söylemek istediğinizi anladım hocam.sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili Dolunay,
Teşekkür ederim canım.

zihni dedi ki...

Sn. Hocam, herkesin "tatlıdan" anladığı şey farklı olamaz mı?

Haklısınız bir anlamda, "tatlı dil"i PALAVRA'ya indirgeyenler egemen olunca, asıl "tatlı dil"den gocunur olduk! Asıl tatlı, enerjiyi yakarak "güç"e çeveren olmalı. Diğeri ise, "F" tipi tatlı ki, şekerine salya-sümük karışmışsa, midesi götürenler düşünsün gerisini..

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

İşte tam da söylemek istediğim buydu.Yaplılanlar samimi değil ki, F tipi tatlı, salya sümük topluma yutturulmaya çalışılıyor. Çoğu kişi de çeşitli nedenlerle (cahillik,çırarcılık, yağcılık,işbirlikçilik...) bütün bu yalanları yutuyor.

Daha dün, seçilmiş olanların bile, görüşme isteklerini geri çevirirken birden bire ne oldu da açılım peşine düştüler?

"İki koyun güdemez" diye yerden yere vurduklarına, gelin yardım edin, diye mektuplar yazılıyor. Güzel şarkı söylüyor ya da güzel rol yapıyor diye ülkenin geleceği konusunda bilgisi kıt kişilere telefonlar ediliyor. Bunlardan birinin 80 yaşındaki babasına F tipi okullarda yöneticilik verdiği düşüyor haberlere. Satın almadık, kullanmadık hiçbir şey bırakılmıyor. Kullanma istekleri dünya starlarına dayandırılmak isteniyor yalan haberlerle...

Keşke sorunları çözseler. Ama çözmek değil ki dertleri, çözümsüzlük yaratarak, bizi birbirimize kırdırmak istiyorlar. En azından ben buna inanıyorum.

Korkarım sonuçta hepimiz bugünlerimizi de arayacağız.

Sevgilerimle...