13 Ekim 2009 Salı

TEPEM ATTI- KAÇ KİTAP OKUDUNUZ?


Özdemir İnce'nin bugünkü yazısını okudunuz mu? Ben okudum, tepem attı!

Okuyucusu olduğunu belirten, kafası tın bir kişinin gönderdiği iletiyi paylaşmış. İşte o yazıdan bir bölüm okuyun, okuyun da analar ne nnneee ne... ne ad vereceğimi bilemediğim çocuklar doğuruyormuş, görün!



MERT Bilgin adlı okurum olduğunu iddia eden birinden, “Siyasal İslam’ın Kalesi Olarak İmam Hatipler” yazılarıma tepkisini dile getirdiği 12.08.2009 tarihli bir e-posta aldım. Olduğu gibi yayınlıyorum. Birlikte okuyalım:

“Sayin Ozdemir Ince yazinizi okudum da immahtipler uzerine sunu farkettim

3-G teknolojisinden anlamayan sizlerin sanirim artik emekli olup evinde oturma vakti geldi.

baksaniza herseye o kadar yabancisiniz ki deve kusu misali kafanizi bi kaldiripta etrafniza bakma ihtiyaci hissetmiyorsunuz.yazilariniz hep bi ideolojiye saplantinin eseri

ama biz yani 3-G teknolojisini de en ince ayrintisina kadar bilen.laptop ile netbook un farkini keskin cizgilerle ayirtedebilen linux mu window mu daha iyi bunun bilincinde olan bilgiye ulasma yollarini bilen ve ideolojilerimizin tutsagi olmayan bizler artik sizlerin zamaninin doldugunu soluyoruz. inanin sizin ve sizin gibi at gozluguyle etrafina bakan kisilerin yazarlarin bizlere verecegi bisi yok.kafa bulandirmaktan baska.karanliga kufretmeyin bir mum yakin demisler cok basit ama cok manidar bir dize.sadece sunu bilin gercekten yaslanmissiniz belki de artik alzmeir hastaligida ensenizde ondan dolayi bize yapacaginiz en iyi sey evinizde oturmaniz olacaktir. Saygilar”

* * *

Mert Bilgin’e şöyle cevap verdim:


“Evinizde kaç kitabınız var, kaç kitap okudunuz? Maymunlar da 3G’yi öğrenir. Gençlik iki yerde işe yarar: 1. Sporda; 2. Yatakta, cinsel hayatta.

Ama ikisinde de yetenek, teknik ve zekâ gerekir. Yirmi yaşında Viagra kullananlar var.


Anlamadığım: Beni neden okuyorsunuz?


Saygınızı istemiyorum. Haydi çıkmaz yolunuza!"


Kendi adıma utandım Sayın İnce'ye yapılandan.Eleştiri yapılabilir her konuda, ancak bunun da bir edebi vardır değil mi? Ama kafasının içi aydınlatılmamış, sadece ezberletilenlerle doldurulmuş insanlardan başkasını beklemek de saf dillilik olur.

Bu kişilerin özel olarak bu iş için görevlendirildiğine inanıyorum. Gazetelerde haber çıkıyor hemen bu kişiler saldırıya geçiyor. Aykırı görüş bildirenleri karalamaya geçiyorlar. Hem de çamur atarak yapıyorlar bunu...

Bunlardan biri, hani şu orduyla ve ergenekonla ilgili yalan belgeler ortaya atıp sonra bir müddet ortalardan yok olan, görevi karıştırıcılık olan kişiyi bir TV programında izlemiştim. Konuların en çok gündemde olduğu zamanlardaydı. Yandaş medyanın onu yere göğe koymadığı bir sırada - adı Baransu muydu?- o "Ben aslında spor yazarı olmak isterdim!" dedi. Ve bence o sözü, söylediği tek doğruydu.

Yoksul ailelerin zeki çocuklarını kendi okullarında eğitenler bugün piyon olarak, o çocukları kullanıyorlar.

Yazık bu zavallı gençlere...

19 yorum:

Adsız dedi ki...

Özdemir İnce ye mail atan çocuğunki kadar komik sizin üslubunuzda.
İlk defa gördüm blogunuzu ve bu yazınızla beraber son defa.
Aynen şöyle der gibi olmuş sizin yorum:
Ay gıcık oldum şu çocuğa,kendini bilmez şey nolcak.
Biz çok okuyan çok bilen bireyleriz dimi şekerim.Hadi bugün altın günü kimde:)
Özdemir İnce bence herkes için ne kadar kitap okudunuz diye sormuş:)
anlayana....


ARZUHAN

aysema dedi ki...

Adsız Arzuhan,

Siz kaç kitap okudunuz ezberlettirilenlerin dışında? Çok merak ettim doğrusu.

Hepimiz okumalıyız, hem de çok...

mr_lonely dedi ki...

Bu maili atan imam hatipli vatandaş destekledikleri partinin bakanının 3G Modeme Telefonun yanına takılan zımbırtı dediğini de biliyor mu acaba?
Bir de şöyle bir şey var Özdemir İnce'nin uzmanlık alanı yazarlık, o arkadaşın uzmanlık alanı da teknolojiymöiş demek ki. Linux'tan Windws'tan çok iyi anlıyor olabilir de çıksın bir de yazarlık yapsın bakalım ne kadar kişi ilgiyle okuyacak. Ya da imla hatası yapmadan kaç satır yazabilecek. Öyle bir politika var ki şu anda hem Kürtler-Türkler diye ayrıldık hem de Laikler-Şeriatçılar diye ayrıldık. kim diyebilir ki biz bölünmedik diye?

Angel dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Angel dedi ki...

Sevgili Adsız,
İnsanın okuduğu kitaplarla ufku açılır. At gözlüğünün okunmayan kitaplar sonucu çerçevesi daralır, ve sıkıştırmak içinde beyin arar.
Bir kişiyi ilk defa gördüğünüz anla yargılayamazsınız. okumadığınız kitaplardan birin de bundan bahsediliyordu.
Ayrıca okumadığınız kitaplarda sonsuz hoşgörüden bahseden nice düşünür yazarda var.
Okumadığınız kitaplarda, aslında karşısındakinin değil kendisinin cahilliğine kızarak konuşanlarında olduğu yazılır.

Adsız dedi ki...

Çok hoş cevap vermiş bana göre Özdemir İnce.herkes ne düşündüğünü yazar , şimdi benim yaptığım gibi,fakat zekice düşüncelerini açıklamak herkesin harcı değil işte.Sen bir git , altını değiştirsinler de yavrum ,öyle gel demiş gibi valla.Beni güldürdü.Sanmam ki bunlarla moralleri bozulsun,yazarken gülüyorlardır diye düşündüm.

aysema dedi ki...

Sevgili mr_lonaly,

Bölünüyoruz, korkarım bugünleri de arayacağız... Bizi birbirimize kırdırmak için ne mümkünse yapıyorlar. Yine de sağduyuyu elden bırakmamak gerekir.

Özdemir İnce'nin işaret ettiği insan tipi çok tehlikeli. Onlarla tarışmak olanaksız. Çünkü şartlandırılmış robot gibiler. Çok boyutlu düşünemiyorlar. Tek yanlı doldurulmuş beyinleri.

Onların ki cahil cesareti. Bir meslekten diploma almak kolay, dört bilemedin beş yılda diploma alan binlerce insan var.

Özdemir İnce olabilmek için yıllar yıllar gerekiyor...

Teşekkürler yorum için.

aysema dedi ki...

Sevgili Angel,

Çok haklısın canım. Keşke daha çok okusaydı ve de yazsaydı. Biz de onun yazdıklarını okur kendimizi geliştirirdik...

Çok teşekkür ederim desteğin için.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,

Yazar gereken yanıtı vermiş zaten sizin de belirttiğiniz gibi.

Burada yorum gönderen kişinin ne dediği ciddiye alınacak türden değil. Ancak böyle bir zihniyetin olması ürkütücü. Beyni yıkanmış bir insandan her türlü kötülük beklenir.Hizbullahın mezar evleri unutulmadı.

Yazarlığın emekliliği de yok ki... Sen kalk pırıl pırıl zekayla duygu ve düşüncelerini açıklayan bir yazarı bunama da diyebileceğimiz amansız bir hastalıkla suçla! O kalksa yerini doldurabilecek bir kişi söylese neyse diyeceğim.

Hem hastalık bu, kimi ne zaman yakalayacağı bilinmez ki...

Tüm hastalara şifa diliyorum.

Teşekkürler yorum için...

Ozgur dedi ki...

Özdemir İnce'ye atılan mail komik. İçerdiği teknik yanlışlar mı desem, gramer hataları mı. Rezalet.

Bu yazıya yapılan yoruma ne demeli. Ah sanal alem, adsız adsız vur kaç!

Takılmamak lazım. Gelsin yazılar.
sevgiler,

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür,

Adsız adsız vur kaç, aynen öyle...

Teşekkürler...

sufi dedi ki...

Sevgili Aysema;
"Yoksul ailelerin zeki çocuklarını kendi okullarında eğitenler bugün piyon olarak, o çocukları kullanıyorlar.

Yazık bu zavallı gençlere.."
Bu sözlerine sonuna kadar katılıyorum canım.Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

Bugün Özdemir İnce eskiden Can yücel e yapıldığı gibi tepede olur.Bak bir belgesel bir film çeksin alaşağı edenler ilk siz olursunuz:)

Cansu

Adsız dedi ki...

Özür Can Dündar:) Çok fazla Can Yücel okumaktan oldu sanırım :)

Cansu

aysema dedi ki...

Sevgili Cansu,

İşte bizim farkımız da bu zaten... Biz hiç kimseye körükörüne inanmıyoruz. Yanlış bulduğumuzu, yazanın kim olduğuna bakmadan özgürce, ama hakaret etmeden dile getiriyoruz.

Özdemir İnce gerçekleri çarpıtacak bir belgesel çekerserse inan ilk ben eleştiririm...

Can Dündar'ın yaptıklarını pek beğenmezdim zaten. Son yaptıklarını ise kasıtlı buluyorum...

GünCeraN dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
GünCeraN dedi ki...

Sevgili Özgür'ün bahsettiği "adsız adsız vur kaç" olayının güzel bir karşılığı var : "klavye delikanlısı". Özdemir İnce örneğine de tam oturuyor.

3G'yi kullanmakla onun nasıl çalıştığını bilmek arasında da çok fark var. Hakkı Devrim'in reklamda yaptığını herkes yapabiliyor. Teknolojiden iyi anlıyor da olabilir, bu durumda yalnızca o çocuğun pırıl pırıl zekasına üzülürüm. İmam-hatip liselerinde okuyan her gençte böyle bir şey yok, ama balık da baştan kokar.

Ben de Özdemir İnce'nin bazı yazdıklarını aşırı buluyorum ama en azından üslup bu olmamalıydı. Elmayı kötülerken armutla karıştırmış genç arkadaş. Eminim ki yazar da kendisine gelen küfürlü elektronik postaların arasından ayıklayıp verdi bu örneği.

aysema dedi ki...

Sevgili Günceran,

Yeniden hoşgeldin. Klavye delikanlısı tanımı tam da bu kişiler için en uygun tanım olmuş.

Bir yazarın her yazısını beğenmek zorunda değiliz ki... Düşüncelerimiz, beğenilerimiz, yaşama bakışımız farklı farklı olabilir. Bunları tartışarak yeni doğrulara ulaşabiliriz. Olmasa bile tartışmanın da bir seviyesi olması gerekir.
Sevgiler...