10 Kasım 2009 Salı

AÇILIP SAÇILALIM

1 YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu hakkında, “Cumhuriyet mitinglerine katılmak, Cumhurbaşkanı’nın seçimi sürecinde açıklamada bulunmak” suçlamaları bulunuyor...


2 Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz hakkında, “mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirdiği” suçlamaları bulunuyor...
Hakİm Kaçmaz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında, “Kayıp Trilyon” davasında “şüpheli” sıfatını kullanmış ve yargılanması gerektiğine karar vermişti. Başbakan Erdoğan hakkında “Sayın Öcalan” sözünü kullandığı gerekçesiyle Ankara Başsavcılığı’nın verdiği “takipsizlik” kararını kaldıran Kaçmaz son olarak YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun 11 ayrı telefonunun ve Yargıtay’ın dinlendiği iddiasıyla TİB, Emniyet ve MİT görevlileri hakkındaki suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Takipsizlik” kararını kaldırarak “soruşturmanın genişletilmesine” karar vermişti. Kaçmaz’ın bu kararının ardından TİB’de bir ahkim ve üç uzman bilirkişi inceleme yapmıştı. Bakanlığın ihracını istediği iki yargı mensubunun ismi en son TİB’de yapılan arama nedeniyle bir arada geçmişti. Osman Kaçmaz, Eminağaoğlu’nun yaptığı suç duyurusu üzerine Ankara Başsavcılığı’nın verdiği takipsizlik kararını kaldırmış ve TİB’de bir hakim tarafından inceleme yapılması gerektiğine karar vermişti. Bu inceleme geçen hafta yapılmıştı.

Vatan Gazetesi'nden


Ben Cumhuriyetimizin savcılarına bakıyorum uzun... İçlerinden ikisinin - Eminağaoğlu ve Kaçmaz - fotoğraflarını gözümün önüne getiriyorum.

Sonra da Adalet Bakanımızın... Siz de bakın lütfen.

İki ayrı dünya, birbirinden ne kadar uzak! Sadece fotoğrafları bile her şeyi anlatmıyor mu?

Bugün 10 Kasım... Şu anda devlet erkanı Aslanlı yoldan Anıtkabir'e doğru ilerliyor...

Hep birlikte:

"Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim... Ne Mutlu Türk'üm Diyene" diyorlar saygı duruşunda.

Aynı gün öğleden sonra açılıp saçılacaklar, özde mi sözde mi, göreceğiz...


EK 1: BU AKŞAM TAM 20' DE "SÜREKLİ AYDINLIK İÇİN" IŞIKLARIMI YAKIP SÖNDÜRECEĞİM, YAKIP YAKIP SÖNDÜRECEĞİM...



16 yorum:

UykusuZ dedi ki...

İt ürür kervan yürür, elbet hesaplarını verecekler. Bu güneşli 10 Kasım sabahında söylemek isterim ki, bizim gibiler yaşadıkça emellerine ulaşamayacaklar

Parpali dedi ki...

Bunun için, özü sözü bir olmaları gerekir ki, bu onlar için imkânsız...

beenmaya dedi ki...

ışıklarımızı yakıp yakıp söndüreceğiz hep beraberce...

mr_lonely dedi ki...

Cumhuriyet mitingine katılmak suçtur. Dua etsinler idam cezası kaldırıldı. Yoksa idamla yargılanacaklardı.
Mahalle aralarındaki hizbullah, el kaide gibi örgütlerin toplantılarına katılmaları gerekirdi. Ya da dağa çıkıp sırtlarına birer tane keleş takmaları lazımdı.

yeniay dedi ki...

ÇALMA KAPIMI ÇALARLAR BİR GÜN KAPINI
Makyajları döküldü artık gerçek yüzleri iyice ortaya çıktı gizlemeye bile gerek görmeden her şeyi açık açık yapıyorlar. Ama unutmasınlar ki bir gün adalet onlara da lazım olacak ve belki bu insanlardan medet umma durumuna düşeceklerdir.O günlere az kaldı..........

Çınar dedi ki...

Ben aynı faklı yüzleri aslanlı yolda yürürlerken de gördüm. Hatta konusu bile geçti aile arasında.Kiminin ayakları Atatürk'ün mozolesine doğru yürüyordu, kiminin ayakları geri geri gidiyordu...

Sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Uykusuz,

Hesap verecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Asıl sorun da burada gizli. Özü sözü bir olmadığı için halkı kandırıyorlar. Gerçek suçlular cezalarını çekmeli...
Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,

Sürekli aydınlık için ışıkları açıp kapamaya devam...
Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili mr_loneyl,

Cumhuriyet mitinglerinden Tandoğan'dakine ben de katılmıştım.Hayatımın en güzel yürüyüşünü orada, o güzel insanlarla birlikte yapmıştım.

Ama bazıları nedense bundan rahatsızlık duyuyor. Halbuki bu insanlar menekşeyi bile incitmeden yürüdü. Tepkisini dile getirdi.

Dediğin doğru, idam isteyecekler ellerinden gelse... Kim muhalifse tepesine çullanıyorlar.
Kendi kazdıkları kuyuya düşecekler, haberleri yok...

aysema dedi ki...

Sevgili Yeniay,

Hoşgeldin, özlemiştim seni.

Evet, evet makyajları döküldü, gerçek yüzleri yavaş da olsa ortaya çıkıyor.
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,

İstanbul'a gelmeseydim ben de ANITKABR'E gelecektim. Ancak gönlüm oradaydı. Sizin gibi gidenlerin yazılarını okuyunca çok mutlu oluyorum.

Geri geri gitsinler bakalım, tarihin tozlu derinliklerinde yok olacaklar nasılsa...
Sevgilerimle.

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Sizin yerinize ben oradaydım aysema öğretmenim. Akşam haberlerinden sonra zaman akıp gitti. Yastığa başımı koyduğum an haberlerdeki bazı görüntü ve söylemler dönüp dolaşığ kaçırınca uykumu kalktım buraya geldim.
Nasıl! Kim bunlar??

alizafersapci dedi ki...

"Kadınlarımızı teslim almadan başaramayacaklar" diye yazmıştı birkaç gün önce Bekir Coşkun.
Evet, başaramayacaklar, çünkü sizler varsınız...

aysema dedi ki...

Sevgili Gülen'im,

Hepinizin yazılarını, Anıtkabir izlenimlerinizi gözlerim yaşararak, yüreğim coşarak, umutlarım yeşererek okuyorum. Bizler varoldukça korkudan neye saldıracaklarını bilemiyorlar.Son çırpınışlar bunlar...

aysema dedi ki...

Sevgili Alizafersapçı,

Herkes Atatürk'e çok şey borçlu, ama kadınlar daha daha fazla borçlu.

Bizi kul olmaktan yurttaş olma, insanlığının bilincine varma düzeyine yükseltmiş, ulus olarak bağımsızlığımızı sağlamış, hem kurtarmış, hem yeni, çağdaş bir düzen kurmuş, hep ileriyi işaret etmiş Atatürkçü düşünce sisteminden ödün vermeyeceğiz.

Kim ki okumuş, aydınlanmış Atatürkten yana. Cahiller ve art niyetlilerin durumunu biliyorsunuz zaten...

Saygılarımla...