27 Aralık 2009 Pazar

ÇIĞLIĞIMA SES VERİN

Son günlerde her yerde pis kokulu olaylar yaşanıyor. Haberciler hangisine yetişeceğini şaşırıyor. Herkes birbirine kızgın, öfkeli, şaşkın, tedirgin...

Ancak bir tanesi var ki tüm toplumu ayağa kaldıracak kadar önemli. Kimseden ses çıkmıyor.

Sevgili dostlar, aydınlar, yurtseverler, CHP, MHP ve hatta AKP'de olan ulusunun geleceğini düşünenler; doktorlar, mühendisler, öğretmenler, öğrenciler, memurlar, işçiler, işsizler , savcılar, avukatlar, polisler , gazeteciler; Türkler, Kürtler, Aleviler tehlike kapıya dayandı, görmüyor musunuz? Bizi birbirimize kırdıracaklar...

Ne dedi, Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran, trafik polisleriyle tartışırken:

POLİSİN İÇİNDE ÇETELER VAR!

Ben korkmaya başladım dostlarım, ciddi ciddi korkmaya başladım. Aklıma İran'da yaşananlar geliyor. İran'dan kaçan Felsefe öğretmeninin anlattıkları geliyor. Korkuyorum, endişe içindeyim. İsterseniz paranoyak diyin, isterseniz saçmalık diyin, son aşamaya geldik diye düşünüyorum. Tehlike çok büyük. Tehdit altında hissediyorum. İçerden kuşatılıyoruz gibi geliyor bana.

Aslında herkes bunu biliyordu, ama kimse açık açık dile getirmiyordu. Fethullahçı polislerin olduğunu da itiraf etti iktidar milletvekili. Dürüstçe, mertçe söyledi, gerçi anladığım kadarıyla o Fethullahçı polislerden yana, suçladığı Fethullahçı olmayanlar... Televizyonda (NTV 19.00 Haberlerinde? 25Aralık2009 ) Emniyetin içinde çeteler var, bütün bu olayları onlar yapıyor, dedi. Ve şunu da ekledi: Soruşturma açılsın, açık açık söyleyemediğim tüm bilgileri orada söylerim.

Ve durum bu merkezdeyken AKP HÜKÜMETİ ne için uğraşıyor?

İÇİNDE ÇETELERİN ÇARPIŞTI, KENDİ MİLLETVEKİLLERİ TARAFINDAN SÖYLENEN, POLİSLERE AĞIR SAVAŞ SİLAHLARI ALMA YETKİSİ VERMEK İSTİYOR, BUNUN İÇİN DE ORDUYLA TERS DÜŞÜYOR.

NEDEN?

Polislerimiz bu ağır savaş silahlarını kime karşı kullanacak sorusunun yanıtı boşlukta kalıyor. Polisler iç güvenlikten sorumlu değil mi? Neden onlara savaşta askerlerin kullandığı ağır silahlardan verilmek isteniyor ki...

SAVAŞINIZ KİMİNLE?

Her gün sahte belgelerle TÜRK ORDUSU etkisizleştirilmeye çalışılırken, İçinde çetelerin olduğu söylenen POLİSE AĞIR SAVAŞ SİLAHLLARI alacağız , demenin anlamını birinin çok acele açıklaması lazım! Aklı başında polisleri etkisizleştirmek hiç de zor değil onlar için. Orduya yapılanları da film gibi izliyoruz ekranlardan.

Ordu güçsüzleştirilirken polis güçlendiriliyor... Neden?

Korkun, siz de korkun; kendiniz için korkun, çocuklarınız için korkun ve sesinizi çıkarın. Tepki gösterin. İstemediğinizi belirtin. Sesimizi, çığlığımızı duysunlar.

Polise ve MİT'e SAVAŞ SİLAHLARI ALMA YETKİSİ verecek yasanın çıkmasına şiddetle karşıyım. Siz de karşıysanız lütfen ses verin. Sadece "ben de" diyin, yeter.

Aydınlık bir ülkede, insanca yaşamak isteyen, yurtsever, emekli bir öğretmen olarak bunu bir görev olarak, ulusuma duyduğum bir borç olarak yapıyorum.
Dilerim korkularım yersizdir, yanılıyor olmayı gerçekten çok istiyorum.



not: Lütfen aşağıdaki yazıyı da okuyun:

İran'a Şeriat Nasıl Gelmişti(Soner Yalçın)

14 yorum:

sufi dedi ki...

İran'a gelen şeriat: "persepolis" filminde pek güzel anlatılmış, aynı bugünümüz Türkiyesi gibi, Taliban'la Afganistana gelen şeriat da aynı.Emniyet teşkilatına 30 000 daha polis alınacakmış. Çünkü AB de 250 kişiye bir polis, bizde 350 kişiye 1 polis düşüyormuş.Aşağı kalır mıyız? Askere karşı güçlenme politikasının ardında yatan nedir diye fazla düşünmeye gerek yok sanıyorum, sevgilerimle.

aysema dedi ki...

"Persapolis"i ben de izlemiştim. Çok benziyordu bugünkü durumumuza...

Hızla polis sayısı arttırılıyor. Şimdi de askeri silahlar. Çok ürkütücü değil mi? Polis devletine doğru hızla gidiyoruz.

Sevgilerimle...

Çınar dedi ki...

İran'lı felsefe öğretmeninin mektubuyla, Soner Yalçın'ın yazısını okumuştum ben de. Ve Persepolis filmini de izlemiştim. Olayların gelişmesindeki benzerlikler dehşete düşürüyor insanı. Görünüşe göre sona yaklaştılar:(((

Polis devleti oluyoruz hızla ve gelişmeler çok kaygı verici.Korkmamak elde mi..?

Sevgiler

aysema dedi ki...

Keşke yanılmış olsak Sevgili Çınar... Ama öyle garip olaylar yaşıyoruz ki... Hele İran örneği karşımızda dururken endişelenmemek elde değil... Dilerim korkulan olmaz. Sevgilerimle...

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Perde gerisinde büyük bir çekişme var. akp+f işbirliği, orduya karşı alternatif silahlı güç oluşturabilmek için polise ağır silah verilmesini sağlamaya çalışıyor. Oluşturulacak güç sanınırım sizlerinde sezinlediği gibi, "devrim muhafızları" olacaklar...

aysema dedi ki...

Sevgili Mehmet,

Sivil örgütlemeyi tamamladılar. Şimdi orduya karşı ordu kurma çalışmalarına sıra geldi.

Boşuna demiyorlar: 2010 Yılında Türkiye'de içsavaş çıkacak diye...

Sonumuz hayrola...

Evren dedi ki...

adımlar ne kadar irana benziyor değil mi, polis gücü asker gücünden üstün olur mu? olursa ne olur? cevap uzaklarda değil değil mi?
korku bu yüzden hepimizi sardı, amerikayı keşfe gerek yok ki... yakın tarihimiz böyle bir başkalaşımın örneğini kara bir leke olarak önümüze sermiyor mu?

aysema dedi ki...

Sevgili Evren,

İran örneği belleklerde dururken, yaşadıklarımız gözümüzün önündeyken endişe etmemek mümkün mü? Biz yeni yılı kutlarken köstebekler durmadan ülkenin altını oyuyor...

Duyarlılığın için teşekkür ederim. Sevgilerimle...

Arzu Breda dedi ki...

Canım Aysema Öğretmenim;

Ben ne deyim?.. Ne deyim?..
Daha önce Baydemir söyledi, kızdık..
Milletvekili İşbaşaran söyledi, utandık iğrendik..

Ama, şimdi ben de aynını nasıl söylerim..
Fakat, başka diyecek laf kalmadı.

Sevgilerimle..

aysema dedi ki...

Sevgili Arzu Breda,

Sözün bittiği yerdeyiz, biliyorum. Ama yine de ses olmalıyız, ses vermeliyiz, birlikte tepki göstermeliyiz.

Verdiğin linkte yazılanlara katılmamak mümkün mü?

Anavatanın ırzına geçenler, kötü çocuklar küfür etti, diye yaygara koparıyor. Daha dün kol kola girmemişler miydi bunlarla! İşin sonu çok kötü olacak diyenlere "Çok güzel şeyler olacak!" diyip Açılıp saçılmadılar mı?

Yoksa ülkenin bu durumu güzel mi geliyor, istedikleri bu muydu?
Kurt, dumanlı havayı sever...

mr_lonely dedi ki...

İran halkı hayatlarını kabusa çeviren şeriat düzenine, mollalara, Ahmedinejat'a kafa kaldırdı şu anda. Rejim'i yıkmak için olaylar çıkıyor. Artık İran yeni bir yola giriyor. Demokratikleşmek için adımlar atıyorlar. Biz de İran'ın terketmeye çalıştığı anlayışa doğru sürükleniyoruz.
Allah bizi korusun...

aysema dedi ki...

Sevgili mr_lonely,

İran halkı hanyayı konyayı gördü, yaşadı. Oysa Şah rejiminden kurtulmak için mollaları desteklemişti çoğu. Öze değil, söze inanmışlardı. Tıpkı şimdi bizdeki kimi aymazlar gibi...

Dilerim çok geç olmadan herkes aklını başına toplar. Yalanlara kanmaz. İran bugünkü durumuna gelirken çok kan aktı, hala da akıyor.

Sevgilerimle...

sünter dedi ki...

Sevgili Aysema,
o korkulari bende bariz bir sekilde yasiyorum.Korkuyorum ülkem adina.
Burada her türlü görüse sahip insanlarla ayni ortamlarda bulunabiliyor insan.Gözlemledigim ise söyle bir sey Kaplancilar dedigimiz guruba ait olanlar ile kürtcü solcular ayni görüste birlesiyorlar.Iki tarafta ordu düsmani. Iki tarafta Kemalist düzenin pek yakinda yikilacagini savunuyor.Hemde hemen hemen ayni cümlelerle dile getiriyorlar düsmanliklarini.
Benim kafam bu noktada karisiyor iste.
Bu iki gurup normalde asla ama asla bir araya gelebilecek ayni görüste olabilecek degilken nasil oluyorda konu onlarin degimiyle "Kemalist düzen yikilacak, mavi gözlü dev adam tabusu yok olacak. Türkiye genrallerin hegomonyasindan kurtulacak" söyleminde hemfikir oluyorlar anlamiyorum.
Bu durumda Türkiye seriata dogrumu yoksa bölünmeye dogrumu gidiyor bilemiyorum ama iyiye gitmedigini biliyorum. Sonuc olarak bende senin gibi bu konuda yanilmayi cok isterdim.

aysema dedi ki...

Sevgili Sünter,

Amaçları aynı olunca birleşmelerine şaşmamak gerekir. Düşmanımın düşmanı dostumdur, anlayışındalar.

Atatürk'e kızmaları da normal. Kul olmaya alıştırmak istedikleri insanları, dini kullanarak, sömürmek istiyorlar. Atatürk kulluktan yurttaşlığa geçmemizi sağladı. Aydınlanma devrimini gerçekleştirdi. Çağdaş eğitimle örümceklenmiş kafaları temizledi. Dincilikten nemalananların işine gelmedi bu...

Diğerleri de, dış güçlerin Lozan'daki kazanımlarımızın hıncıyla, kışkırtmasının etkisiyle Kürtçülük sevdasına düştüklerini görüyoruz. Onlar da Kürt yurttaşlarımızdan nemalanıyorlar. Sevr anlaşmasıyla ne güzel paylaşmışlardı ülkemizi. Atatürk Lozan'la iştahlarını kursaklarında bıraktı.

Şimdi bu isteklerini gerçekleştireceğine inandıkları yönetimi destekliyorlar.

Hepsi kendi çıkarı peşinde oyun içinde oyun kuruyorlar.

Ama başaramayacaklar. Kendi kurduklardı tuzakta boğulacaklar, ayaklarına dolanacak. Dilerim hesap verdiklerini görürüz...

Sevgilerimle.