14 Aralık 2009 Pazartesi

NEDEN?


Günlerdir yazamadım, yazmak istediğim halde yazamadım.

Fırsat buldukça kitap karıştırdım sadece. Son olarak Virgina Woolf'un "Kendine Ait Bir Oda" sına baktım. Elimden bırakamadım. Özellikle kadınların ve de kadınları anlamaya çalışanların okuması gereken bir kitap.

Kadın ve Edebiyat... Kitabın konusu bu.

"Erkeklerin kadınlara bıkıp usanmadan tekrarladıkları bir soru vardır: " Bizler kadar düşünme yeteneğinizin olduğunu ileri sürüyorsunuz. Madem öyle, neden Shakespare gibi bir deha çıkaramadınız?"

Virginia Woolf kadınlara seslenerek bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

"Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!"

Kitapta bana ilginç gelen bir şey daha var. Onu da paylaşayım. Yazar, Shakespare'nin kız kardeşinin neden tek satır bile yazmadığını sorguluyor. İlginç değil mi?

Eşim, telefonda, "Neden artık yazmıyorsun?" diye sorduğu için belki de bu kitaptan etkilendim. Bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var.

Biz kadınları ne kendimize ait bir oda, ne çok para kurtarabilir! Bunlar önemsizdir, demiyorum. Ama yeterli değil ! Anneysek eğer, boş zamanı kim kaybetmiş ki biz bulalım. Bulduğumuz zaman da yorgunluktan dermanımız tükeniyor mu ne? Ehh bunun anneanneliği de var değil mi?

Sakın ha, yanlış anlaşılmasın! Yakındığım falan yok, Yağmur Bebek'le aşkların en güzelini yaşıyoruz.

"Hadi bir daha!" diyorum. Sarılıyor bana, kafasını yaslıyor, sokuluyor kucağıma... Bu birkaç kez yineleniyor. Ve o anlarda dünya duruyor, her şey her şey önemini yitiriyor.
İstediğini engelleyen kim olursa olsun, hemen bana bakıyor, "Yardımıma koş!" bakışı fırlatıyor.

Yazmak mı, yaşamak mı , diye sormuştum başlarken blog macerama, bu sıralar yaşamak yanı ağır basıyor. Yaşarken de biriktirdiklerim var, zamanı gelince onları da yazarım değil mi?


12 yorum:

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Öğretmenim; biz bekleriz siz Yağmur bebeği kaçırmayın.
Ne hoş, eşinizin sizi yazma konusunda desteklemesi.
Hakan da bana 'bugün yazını yazdın mı sen?' diye sorar ama sanırım ben yazarken kafasını dinleyebileceğini bildiğimi bilmiyor :)
Kendine ait alanlar yaratmak kendinin farkında olmanın ilk adımıdır. Umarım bu yazınız daha çok kadına ulaşır; zira erkekleri de kadınları da analar hazırlıyor hayata..
Yağmur bebeği de sizi de öpüyorum büyük.. Yağmur bebeği öpmekten vaz geçtim; öpmek için bile kıyamam ben ona..

aysema dedi ki...

Sevgili Gülen,

Eşim her konuda olduğu gibi yazmam konusunda da bana hep destek oldu. Bu konuda 'şanslıyım' diyebilirim. Ayrıca yazmamı istemesinin bir nedeni de ayrıntıları merak ediyor. Her gün telefonlaşsak da, hafta sonları gelip gitse de Yağmur Bebek'te aklı, biliyorum.

Kadınlara gelince işleri zor gerçekten, sorumlulukların paylaşılması gerekir. Kendilerine zaman ayırmaları gerekir. Çocukların değişen koşullara göre yetiştirilmesi gerekir.

Seni ve Hakan kardeşimi öpüyorum. Kendinize çok iyi bakın. Sevgilerimle...

Parpali dedi ki...

Kendine ait oda kurtarmıyor ki insanı düşüncelerden. O odaya aklında yapılacaklar listesiyle huzursuz girdiğinde ne anlamı var odanın. Kendine ait zaman gerek, her şeyden arınabilmiş. Zor...
Yaşanacakları kaçırmamak önemli tabii ama, bizi de ihmal etmeyin :)

beenmaya dedi ki...

biz yazmaktan çok yaşayan tarafız sanırım. erkekler genelde yaşamadıklarından ya da korktuklarından yazmayı tercih ediyor olamazlar mı :))))

mr_lonely dedi ki...

Aaa ayıp ettiniz biz doğururuz. :DD

Hangi şair olduğunu unuttum ama Orhan Kemal'di yanlış hatırlamıyorsam. Orhan Kemal olarak varsayayım,
Gazetecinin birisi soruyor, Kadınlar mı daha iyi şiir yazar Erkekler mi?
Orhan Kemal, kesinlikle erkekler diye cevaplıyor.
Gazeteci bayan bozuluyor tekrar soruyor, Neden?
Orhan Kemal, Çünkü erkeklerin karşısında ilham alabilecekleri dünyalar güzeli yaratıklar var. Kadınların böyle bir şansı yok diyor.

Haksız mı? Bir kadının bütün uzuvlarına şiir yazılabilir, yazılmıştırda. Erkeğin neresine şiir yazacaksın ki?


Yani kusura bakmayın ama bu konuda erkekler kadar iyi olamazsınız maalesef. Bu konuda biraz geride kalın bence... :DD

Saygılar...

sufi dedi ki...

"Kadınlardan neden bir Shakespare gibi bir deha çıkmamış?" sözüne sözüm VAR! Kendilerine ait bir odaları, zamanı ve hayatı idame ettirmelerini sağlayacak, acıktıklarında önlerine sofra getirecek, giysilerini, yaşanılan ortamı temizleyip, çocuklarını gecesiz ve gündüzsüz büyütebilecek bir yardımcıları olmadığı için diye cevap verebilirim ancak.Sevgilerimle.

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Merhaba, sitenizi bugün gördüm. Kendimi kaydettim. Daha uzun zaman bulduğumda umarın daha uzun bakabilirim. Saygılar.

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Kendine ait bir oda önemli, ama yeterli değil tabi.

Önemli, düşünsene tüm kitaplarını, çalışmalarını istediğin gibi yayacaksın. Olduğu gibi bırakacak, tekrar döndüğünde kaldığın yerden devam edeceksin... Kimse dağınıklıktan rahatsız olmayacak, kimse görmeyecek, ellemeyecek... Biliyor musun kadınların çoğu mutfak masasında yazıyormuş. Ben de yıllarca sınav kağıtlarını orada okudum, değerlendirdim.

Ancak keşke odayla sorun çözülseydi. Yetenek yoksa, içinden gelmiyorsa sarayda tek başına da olsan boş değil mi? Hele kafanı kurcalayan sorunlar varsa, sorumlulukların varsa daha da zor.

Ama yazma tutkusu sarmışsa kişiyi bir yolunu buluyor işte... Bulmalı da bence.

Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,

Erkeklere daha az sorumluluk, daha çok olanak tanımış olmamızdan kaynaklanıyor biraz da. Kadınlara doğa zaten hem güzel, hem zor bir görev yüklemiş zaten. Doğurma, emzirme gibi... Bunun üstüne ailenin tüm sorumluluğunu da yüklerseniz taşınması güç bir duruma düşürürüz kadınlarımızı... Eee bir de yıllarca eğitimden yoksun bırakmışız onları. Yarışa çok geriden ve ağır yüklerle başlamışız. Bugün ulaştığımız düzey her türlü övgüyü hak ediyor bence...

Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili mr_lonely,

Yorumunu keyifle okudum, yanıtını geciktirdim elimde olmayan nedenlerle...

Valla doğursanız biz memnun oluruz, ya da en azından emzirebilseydiniz ne güzel olurdu değil mi? Böyle bir film vardı sanırım. Jünyır mıydı neydi?

Shekespeare'nin kız kardeşi neden şiir yazamamış dersiniz? Ona nakış öğretmişlerdir, evde oturtmuşlardır. Oysa diğeri tiyatrolarda dolaşıp durmuş, her işi yapmış tiyatro salonlarında, insanlar görmüş, güzellerle tanışmış. Belki kardeşine de aynı olanaklar tanınsa o da şiir olmasa da bir şeyler yazardı değil mi?

Bir de kadınlara ayıptır-günahtır denerek duygularını bastırma, gizleme, söylememe öğretilmiş.

Evinin kadını ol, denir de evinin erkeği ol denmez örneğin. Ev kadını vardır da ev erkeği yoktur değil mi?

Yoksa kadın olsun erkek olsun karşı cins her zaman ilgi odağı olmuş. Yalnız biri duygularını daha rahat söylerken diğeri utandığı için gizlemiş.

Bu arada ilham perisine de haksızlık yapmayalım. Onsuz hiç olmuyor değil mi?

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi'm,

Bütün o dediklerin olsa da işimiz zor. Annelik duygumuz var ya, o her şeyi geri plana atmamıza neden oluyor değil mi? Çocuklar söz konusu oldumu dünya duruyor bizim için. Bencil olamıyoruz, boşveremiyoruz, odaklanamıyoruz gerçek anlamıyla...
Bir de yılların gecikmişliği var, yarışa geç katılmışız...

Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Mehmet Bilgehan Merki,

Hoşgeldiniz. Ben de sizi izlediklerimin arasına ekledim. Her zaman beklerim efendim.

Sevgiler...