20 Ocak 2010 Çarşamba

REFERANDUM (HALK OYLAMASI)


Türkçe sözlüğe göre:

Halk Oylaması; halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu ya da olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama, plebisit, referandum
.


Harika değil mi? Hem de demokrasinin bir yolu... Sorunlar aşılamayınca sandığı getirir korsunuz halkın önüne, sorarsınız:
Evet mi?
Hayır mı?

Halk kararını verir, tercihini yapar. Demokrasi rayına oturur, yolumuza devam ederiz.

Sayfamın sağ üst köşesinde bir anket düzenledim, pek fazla dikkat çekmedi, ama bu da blogcular için bir anlamda referandum olabilir değil mi? Sordum, "Milletvekili dokunulmazlığı (kürsü dışında) kalksın mı?" diye:
Evet mi?
Hayır mı?

Karar vermek kolay değil mi? Tek soru, iki seçenek...

Bir de blogerlere yönelik şöyle bir anket düzenlediğimi varsayalım mı?

ANKET:

* Bloglarda düşünce özgürlüğü olsun.
*Düşüncelerini özgürce yazan bazı bloglar kapatılsın.
*Yazarken dilimizi doğru kullanmaya özen gösterelim.
*Demokrasi kuralsızlık demektir, istediğimizi istediğimiz gibi yazalım.

Ne dersiniz?
EVET Mİ?
HAYIR MI?

Sevgili Arkadaşlarım bugün ülkemizin gündemine getirilen "Anayasa Değişikliği" için yapılacak Referandum da bu ankete benzeyecek diye endişe ediyorum. Merakımdan da soruyorum:

1) Referanduma sunulacak maddeler paket halinde, evet-hayır seçeneğiyle getirilecekse bu gerçek düşüncelerimizin ortaya çıkmasını sağlar mı? Beğendiğim maddelere evet derken, beğenmediğime de evet demiş sayılmanın neresi demokratik?

2) Seçimde yanlış karar verirsek, dört yıl sonra bir başkasına oy vererek yanlışımızı düzeltme şansımız var. Ancak ulusumuzun geleceğini düzenleyen "Anayasa"mızda bu şansı yakalamak o kadar kolay mı?

3) Yasaları anlamak, değerlendirmek, yorumlamak belli birikim ya da uzmanlık gerektirmiyor mu? Bugün delik deşik edilerek pek çok maddesi değiştirilen Anayasamız (Ben hayır demiştim.), 1982 yılında yapılan, baskılı referandumda % 99 EVET oyuyla kabul edilmişti. Şimdi aynı hatayı yinelemenin topluma ne kazandıracağını bilen var mı?


EK: Sabahattin Önkibar da bu konuda yazmış. Sevgili Günceran sayesinde okudum. TIK

16 yorum:

haykırış dedi ki...

Sevgili Aysem Öğretmenim,
Nedense tereddüt ettiğim konularda aynıyız bu kadar benzerliğin oluşunu ihtimal yaşanacak yazım hatalarına bağladığımızdandır. Güzel örneğini vermişsiniz bir yandan beğenilen, diğer yanda aynı konuda beğenilmeyeni evet ve hayırla geçiştirmek gerçekten bir yazım oyunu tezgahına düşeceğimizin işaretidir yoksa durup dururken referandumu çıkartmazlardı. Muhtemel bir bit yeniği yaşanacak ki bu minval düşünmüşüz oysa siz yazıya dökerek güzelde anlatmışsınız. Vatandaşın uyanık olması gerek başka seçenek yok ki..
Madde madde okuyup kelime aralarında ki nüansları iyi kavrayıp anlamak gerek yoksa çam devrildimi yerine yenisinide diksen çok zaman alır.
Sevgi ve saygılarımla

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,

Bu kadar önemli bir konuda ve tüm maddelere evet-hayır demek mümkün mü?

Ancak bunu aydınlar dert ediyor.

Neler getirip neler götüreceğinin ayırdında olmayanlar yine otobüslerle evlerinden toplanacak, maça gider gibi götürülecek "evet" dedirtilecek... Ardından da erken seçim...
Gerçek yüzleri herkesçe görülmeden seçim. Korku dağları sarmış. Telaşları bundan, referandum süresini bile kısalttılar. Tartışılıp orta yolda buluşmaya tahammülleri yok. Son darbeye hazırlanıyorlar gibi geliyor insana...

Sevgilerimle...

Sokak Kedisi dedi ki...

Bir halk ancak bu kadar istismar edilebilirdi, kalemine sağlık Aysema çok net ifade etmişsin bu düzeni ...

"Yok canım, daha neler!" dediğim her türlü oyuna bir figüran gibi dahil ediliyor olmaktan çok üzgünüm.

Sadece görmek yetmiyor artık. Gösterebilmek için de çabalıyorum ama bu sefer de yıllardır beyni boşaltılmış bir sürü insana en basit gerçeği bile anlatamıyor olmanın hüznüne bulanıyorum malesef.

Ne olması lazım bu gaflet uykusunun burada bitmesi için

?

aysema dedi ki...

Sevgili Sokak Kedisi,

Ne yaplabilir konusunda inan ben de hiçbir şey düşünemiyorum. Sadece bildiklerimi, düşündüklerimi paylaşıyorum. Belki hepimiz çevremizde ulaşabildiğimiz üç-beş kişiye anlatabilsek doğruları, belki... Belki diyorum, çünkü karar alıp sandığa gitmesek bile onların dediği olur.

Önceki seçimde, seçim biter bitmez televizyonlardan oylarının yükseldiğini gördük. Söylentiler vardı. Önceden bilgisayara yükleme yaptılar, gelen oyları oraya eklediler, diye.

Yani hiçbir konuda güven duymuyoruz, bilmem ne olacak? Herşey mübah, diyip yola çıkanlarla başetmek çok da kolay değil.

Umarım halk gerçekleri görür.

Sevgilerimle.

Şeniz dedi ki...

Öncelikle aysema ablacım, sen demesen ben sayfanda bir anket olduğunu görmezdim. yukarıda google reklamı anketi kapatmış bilgin olsun :)
oyumuda kullandım bilgin olsun.
Referandumla ilgili düşüncem şu,
referandum halka o ana kadar olan düşünceleriyle ilgili sorulan soruya cevap istenir. ama sağolsun ülkemizde referandum dendimi bir seçim havası başlıyor. hatırlıyorum özal zaamnı bir referandum yapılıyordu uçaklardan turuncu kağıtlar atılmıştı. bu da halkı etkilemektir.tamam referandumun amacı nedir diye millete bilgi verilmeli ama düşünceleri etkileyecek şekilde olmamalı.

aysema dedi ki...

Sevgili Şeniz,

O dönemde hem uçaklardan kağıtlar attılar, hem de "NO" yazan tşiörtler giydiler, hatırlattığın iyi oldu. Referandum konusu da: 12 Eylül darbecilerinin yasakladığı siyasi liderlere siyaset hakkı verilsin miydi?
Özal'ın tüm çabalarına karşın, az farkla da olsa EVET çıkmıştı, ve aynı akşam erken seçim kararı almıştı rahmetli Özal...

Bunlar da sanırım aynı yolu deneyecekler.

Anket için hatırlatmana teşekkür ederim. Yerini değiştireceğim hemen.

Sevgilerimle...

sünter dedi ki...

Sevgili Aysema ben refarandum yapilsin derken bunun en icten samimi bir sekilde yapilmasini dilerdim. Öyle siyasi oyunlara alet edilerek degil. Yani politikacilar bir yasa cikartirken halkin gercek düsüncelerini isteklerini göz önünde tutsunlar. Hangi yasada ne gibi degisiklikler yapmak istediklerini o yasanin getirisini götürüsünü halka yalin bir dille anlatmalarini.Anayasayi da bütün bunlari göz önünde tutarak hazirlayip meclise öyle sunmalarini isterdim. Hani Isvicrede oldugu bibi.
Yoksa bu günkü sartlarda degil.
Ben "keske böyle yapilsa" seklinde düsündüm.
Sen ise bugünün gerceklerini göz önünde bulundurarak hakli olarak büyük bir ihtimal cikacak conuclari yazdin.
Haklisin tabii.Büyük bir ihtimal kendilerine yontacaklari icin uzmanlarin bile icinden cikamayacaklari bir hale getirip öyle sunarlar refaranduma. Böylelikle insanlar yine istemedikleri bir maddeyede evet demis olurlar.
Sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Sünter,

Biliyorum canım, senin söylediklerin çok doğru, normal koşullarda referandum demokratik bir yol. Halkın düşüncesine başvurmak da önemli.

Ancak burada demokrasiyi de kullanarak halkı aldatmak. Normal referandum süresi 120 gün iken 45 güne insin dediler. Seçim kurulu işlemler yetişmez diyerek 60 gün olsun dedi. Yani yeterince tartışılmasına bile tahammülleri yok.
Halkı bilmediği duaya amin demeye zorluyorlar anlayacağın. Hem de alel acele... Çok aceleleri var, çoook. Milletin yaşadığı sıkıntılar dayanılmaz olunca, tepkiler çoğalınca, açlık grevinde işçiler telef olurken oldubittiye getirecekler...

Sevgilerimle...

Çınar dedi ki...

Referandumda, aynen söylediğin gibi yalnızca evet ya da hayırla belirlenemeyecek birçok alt başlığa ve detaya da oy vermiş olacağız. Oysa o detaylar çok büyük değişiklikler getirecek. Zaten referandumdan maksat ta bu. Halkın arzusuyla, halkın onay verdiği bir anayasa olacak bu görünürde, oysa amaçlar doğrultusunda en önemli engel aşılmış olacak ve artık yapılabilecek birşey de kalmayacak.

Sevgiler canım

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,
Aynen söylediğin gibi olacak... Halk aldatılacak.

Daha önce de mecliste aldatma işini yaptılar birkaç kez... Gece yarısı,muhalefetle anlaşarak hazırlanan yasa tasarısını, yeniden değiştirerek yazıp, yazım yanlışı vardı, düzelttik diyerek imzalattılar. Herkesin her an tetikte durması gerekiyor ki bu da çok zor...

Sevgilerimle...

Beautyisdead dedi ki...

http://beautyisdead.blogspot.com/2010/01/mim.html

aysema dedi ki...

Sevgili Beautyisdead,

Mim yazınızı biraz önce okudum, çok da beğendim. Teşekkür ederim.
Linkinizi ilgili sayfaya ekleyeceğim. Diğer arkadaşlar da görsün diye...

Sevgiler

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Sevgili Aysema,
Bugün akp tarafından anayasadaki referandum süresinin kısaltılmasından amaç, yapmak istedikleri değişikliklerin ne olduğunun halk tarafından tam anlaşılmadan, sandıkta ya akp ya kaos seçeneklerini oylatmak istemesinden ibaret. Çok fazla tartışmanın yeri yok. 2007 yılında sandığa gittiğinde oyunu düşünmeden kullananların yanında bizlerde ezilmeye devam edeceğiz. Çare eğitim kalitesinin yükseltilmesinde, insanların kendi yaşama onurlarına sahip çıkmalarından geçiyor. Bugünkü insan kalitemiz karşısında ne yazık ki ümitsizim. Şu bloglara bakıyorum. Hiçbirisinde "Tekel" işçilerine ilişkin bir yazı göremiyorum. Oysa ülkemizin kanımca şu andaki en yakıcı konusu. Eğitimli insanların bile duyarsız olduğu toplumsal konularda bizler sadece çenemizi yoruyoruz.

aysema dedi ki...

Sevgili Mehmet Bilgehan Merki,

TV'de görmüşsünüzdür, katil Ağca'nın korumalarını ve gazetecileri engellemek için yaptıklarını, belki de silah bile çekeceklerdi. Silahlılar yani. Bunlara polis bir şey yaptı mı? Hayır.

Bir başka haberde, genç bir çocuk(sanırım 16-17 yaşlarında) "Katiller bulunsun!" diye bir cümle söyledi. Polisler tepelerine bindi, çocuğu kargatulumba alıp götürdüler... Umarım fazla hırpalamadan bırakmışlardır.

Bloglarda yazılmaması tümünün duyarsız olduğu anlamına gelmiyor benim için. Çoğumuz korkuyoruz. Ben de yazmadan önce kararsızlık yaşıyorum. Benim yazdıklarım yüzünden ya blogları kapattırırlarsa diye... Daha önce yaptılar çünkü... Kimisi korkuyor, aydınımıza, yargıçlarımıza, ordumuza, gazetecilerimize yapılanları gördükçe korkuyor.

Ha bir de gençler çalışıyor, hem de geç saatlere kadar çalışıyor. Blogunda rahatlamaya çalışıyor, bulduğu kısa zaman diliminde duygularını paylaşıyor. Bu ülke sorunlarına duyarsız olduğu anlamını taşımıyor her zaman. Duyarsız olanlar, habersiz olanlar da var doğal olarak...

Bizim zamanımız ve birikimimiz daha fazla, aynı zamanda kişisel sorunlarımız daha az. O nedenle daha rahat değiniyoruz ülke sorunlarına diye düşünüyorum.

Ancak yine de hepimizin daha çok sesimizi yükseltmemiz gerektiğine inanıyorum yaşatılan acılar, haksızlıklar karşısında.

Susmak sıranın bize gelmesine davetiye yazmak anlamına da geliyor artık.

Paylaşmak istedim, teşekkürlerimle...

GünCeraN dedi ki...

Bazı şeylerin yazılmamasının, göz önünde tutmamak için olduğunu düşünüyorum. "Şunu şunu yazmamalıyız" diyerek yazmak da sonuçta yazmak oluyor. Tabii ki herkesin düşüncesi farklı ama bence böyle en azından...

Referandum konusundaki sağlam örneklerden birini Yeniçağ'daki Sabahattin Önkibar'ın köşesinde okumuştum. İttihatçılar, referanduma gidiyor ve "Müsavat mi, Hürriyet mi?" diye soruyor. Kimse müsavatın ne olduğunu tam anlamıyor ama hürriyetin özgürlük olduğunu bildikleri için herkes haliyle "hürriyet" diyor.

'83 seçimlerinden hemen önce Kenan Paşa'nın Sunalp Paşa'yı desteklemesinin de, Kenan Evren'e inat Turgut Özal'ın seçilmesine neden olduğu söylenir. Fakat adayların zaten cunta tarafından belirlendiği bir ortamda iki ucu da pis değnekti...

aysema dedi ki...

Sevgili Günceran,

Uzun zamandır söylenenle yapılanlar çeliştiği için güven duygumuzu yitirdik. Bu da doğaldır. Hile, takiyye kuşkuyu tetikliyor.

Sözünü ettiğin yazıyı okumadım, okuyacağım.

Hürriyet: Hür olma, özgür olma, istediğini özgürce yaşama(başkalarının özgürlüğüne zarar vermemek koşuluyla) anlamına geliyor.
Musavat: Eşitlik, denklik anlamına geliyor.

O dönemdeki durumu "Ölümü gösterip sıtmaya razı olma!" gibi algılıyorum.

Sevgilerimle...