14 Şubat 2010 Pazar

SEVDİM SENİ BİR KERE


İlk gecemiz sandığımızdan da zor geçti...

Büyük kızımı, ilim aramaya değil, sevgiliye kavuşmaya taaa Çin'e yolcu ettik dün akşam. Bin türlü kararsızlıklar sonucunda yalnız gitmeye ikna ettik. Bir hafta değil miydi zaten? Çabucak geçerdi.Çocuğu da bir hafta için oralara götürüp yormanın alemi yoktu. Değil mi ama...

Hem Çin Yeni Yıla şimdi giriyormuş , bunu da yeni öğrendim. Kaplan yılı mı, aslan yılı mı ben anlamam, ama sevgili damadımızın bir haftalık noel tatili olunca, üstüne bir de sevgililer günü denk gelince, git dedik, Özgür Anneye. O da hem ağlarım hem giderim modunda yola çıktı. Ancak gitmeden tüm stresini bize bıraktı.

Baktık Ulusumuzun can damarları birer birer koparılırken küçük kızımızı da Sinema Günlerinin etkinliklerini izlemeye yolladık. Sanat sanattır, Yedinci Sanat dense de filmler izlenmeli değil mi? Anlayacağınız küçük kızımız vatan aşkına, ulusumuzun hayat damarlarını onarmaya gitti. Kaldık mı Ela Yağmur'la başbaşa...

Gidenin arkasından el sallamayı seviyor. Geleni coşkuyla karşılamayı biliyor. Annesini de el sallayarak gönderdi. Ancak gece dönüşünü bekledi. Birkaç kez dış kapıya kadar el ele gidip baktık. Uyumakta da zorlandı, biraz rötarlı da olsa uyudu.

Bugün ise tam bir Sevgililer Günü yaşadık. Oyunlar oynadık, yemeklerimizi çok güzel yedik. Veeee üçümüz Barış Parkı'na gittik. Yağmur'umuzu görmeliydiniz! Parktaki güvercinler suskun suskun dolaşırken bizim ki cıvıl vıvıl şakıdı durdu. Sanki herkes dost, herkes tanıştı onun için. Her gördüğüne gülücükler dağıttı. Salıncakta sallandı. Küçük salıncakta kendisi, abla salıncağında anneanesinin kucağında, onunla birlikte sallandı. Dedesi tahtaravallinin bir ucuna Ela'yı oturttu. Anneanesi de karşı uca geçti. Hooopp bir aşağı, bir yukarı ne eğlendik ne eğlendik, ohh safamız olsun...

Sonra kaydıraktan da kaydık. Yok ben tepesine çıkmadım. Dedesi yandan oturttu, ben aşağıdan yakaladım yavruyu.

Kediye yakından baktık, güvercinlerle iyice yakınlaştık. Tam da o sırada kenarda bir top görmeyelim mi? Hemen kapıp oynamaya başladık. Fakat mutluluğumuz kısa sürdü, topun sahibi sevimli yavru gelince topumuz gitti. Dede durur mu, en yakındaki bir yerden kırmızı topla dönüverdi. Sevinçle topu kucakladık. Biraz daha oynadık topumuzla. Bu arada kumda oynayanları gördük. Sanki deniz kenarındalar, sanki yaz mevsimi gelmiş! Kovalar, kürekler, tırmıklar ortalığa saçılmış özgürce oynuyor yavrular. Biz de usulcacık yanlarına sokulduk. Varsın üstümüz kirlensin değil mi canım, su var, sabun var! Bugün yaşanan mutluluğun bedeli mi olurmuş...

Evet biz Sevgililer Gününü çok güzel geçirdik. Hatta bugüne kadar olanların en güzeliydi diyebilirim. Geçirmeye de devam edeceğiz. En sevdiği yemeği pişiyor, akşama ziyafet var...

Gündüz iki kez de uyudu. Biraz ayrıntılı oldu, hoş görün. Çin'e selam, mutluluğa devam...

Bay bayyy....


7 yorum:

sufi dedi ki...

Ah aysemam, en güzel sevgililer gününü sen kutlamışsın.İçim neşelendi doğrusu canlarınıza sağlık.Sevgilileri de buluşturdun daha ne olsun canım yüreğine sağlık sevgilerimle.

JİVAGO dedi ki...

Sevgiler,güzel anı ve muhabbetler
hayatınızdan eksik olmasın.

Saygılarımla,

Şeniz dedi ki...

Allah kavuştursun. Şimdi Ela Yağmur'la hayatı yeniden keşfetmek ne kadar da güzeldir yaa....

sünter dedi ki...

Allah kavustursun sevgili Aysema.
Hayirlisiyla gidip gelsin kizlarin.

Anlasilan siz de en az Yagmur kadar cok eglenmissiniz:)
Insan eli degmisken o kaydiraktan kayardi:)
Iyiki ayrintili yazdin. O sicakligi, o neseyi, bize bile gecirdin.

Nice güzel sevgi dolu günleriniz olsun.

nazpek dedi ki...

Küçük kuzuyla en güzel sevgililer gününü siz kutlamışsınız öğretmenim

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

özgürüm annem çin'de yani şimdi ha? allah kavuştursun şimdiden

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,
Sevgili Jivago,
Sevgili Şeniz,
Sevgili Sünter,
Sevgili Nazpek,
Sevgili Hülya'nın Tunası,

Hepinize çok teşekkür ederim. Zamansızlıktan yanıtlarımı geciktirdim, kusura bakmayın.

Çok şükür sağlıkla gidip döndü. Biz de Ela Yağmur'la çok güzel zamanlar geçirdik. Sevgilerimle...