17 Mart 2010 Çarşamba

SIFIR

(Karikatür: Nuri Kurtcebe-Cumhuriyet Gazetesi'nden)


16 Mart Öğretmen Okullarının Kuruluşunun 162. yılı , sessiz sedasız geçti gitti. Çünkü öğretmen yetiştiren okulların hepsi teker teker kapatıldı.

Geldik bugünlere! Ne çok öğretmen, öğrenci, okul sözcükleri geçiyor satır aralarında; hepsi de olumsuz ne yazık ki...

Konya Tepeköy'de sözleşmeli öğretmen, Türkçe kitabını evde unutan yedinci sınıf öğrencisini cezalandırıyor. Nasıl mı? Tek tek 28 sınıf arkadaşına tokatlattırıyor öğrencisini, iyi mi?!

Bir lise öğrencisi, derste öğretmeninin gözünün önünde, şişeye çişini yapıyor!

Bir başka okulda erkek çocuklar birbirlerine tecavüz ediyor, hem de arkadaşlarının gözünün önünde! Söylemesinler diye arkadaşlarına dışkı yediriyorlar!

Öğrenciler öğretmenlerini dövüyor, öğretmenler öğrencilerini dövüyor!

Gencecik öğretmenler öldürülüyor hiç uğruna! Şikayetler, dikkate alınmıyor, korunamıyor öğretmenler. Tehdit eden bilindiği halde hiçbir şey yapmayan polis, katil teslim olunca, "Yakaladık!" diye ödüllendiriliyor!

Okullar sabıkalı kişilerin cirit attığı mekanlara dönüştürülüyor. Kantinci amcalar, servisçi abiler çocuk tecavüzcüsü çıkıyor da kimsenin ruhu duymuyor! Okullarda çalıştırılanların suçlarına bakar mısınız?


Cinsel istismar: Kayıt 9, aranan 7
Uyuşturucu: Kayıt 13 aranan 1
Dolandırıcılık: Kayıt 11 aranan 1
Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet: Kayıt 34
Cinayet: Kayıt 12
Yaralama ve darp: Kayıt 13
Hırsızlık: Kayıt 65
Mali suçlar : Kayıt 19
Terör: Kayıt 10
Resmi belgede sahtecilik: Kayıt 17, aranan 1


YÖK, hukuku önden mi arkadan mı hadım etsem tartışmalarıyla eğitimi kendine göre şekillendirmenin yollarını arıyor.

Milli Eğitim, Diyanet görevlilerinin doldurulmasıyla YOK edilmeye çalışılırken YÖK eliyle de cemaat okullarına teslim edilmeye çalışılıyor.

Üniversiteye giriş "Kırk satır mı , kırk katır mı?" işkencesine dönüşmüşken liseyi yurt dışında bitiren öğrencilere "Sınavsız gel geç, sen de bizdensin!" uygulamasına geçilmek isteniyor. (Neyse ki biraz önce tepkilerden çekinip bu düşüncelerinden vazgeçtiklerini açıkladılar. Ancak bakalım yerine nasıl bir numara bulacaklar? )

Örnekler çoğaltılabilir, kimbilir çalışan öğretmenler; öğrenciler, çocuğu okuyan veliler neler görüp nelerle uğraşıyordur!

Sıfır bile bir değer, sıfırın altına mı düştük?

14 yorum:

Evren dedi ki...

eğitim fakültelerine gelen öğrencileri görsen, her sene kayıtlarsa içim acıyor... bunlar mı öğretmen olacak diye...
onlardan öğretmen olunca sonuçlarının bu olması kadar doğalı yok da. sonuç doğal değil işte. tablo ürkütücü.

Mavi Balon dedi ki...

Eğer burda şu satırları okuyup, yorum katıp yazabiliyorsam inanıyorum ki beni eğiten, yetiştiren elleri öpülesi canım öğretmenlerim sayesindedir.
Bir de 162, yılının kutlanması çok güzel, ne kadar köklü, uzun soluklu, büyük bir kurum olması.
Gününüz kutlu olsun Öğretmenim.

Ruyayla dedi ki...

http://ruyayla.blogspot.com/2010/03/mim-yaratc-blogger-odulu.html

Aysema Öğretmenim mimledim sizi :)

aysema dedi ki...

Sevgili Evren,

Öğretmenlik zor bir meslek; çünkü insan yetiştiriyor. Öğretmenin ruh ve beden sağlığının yerinde olması, çok iyi yetiştirilmesi gerekiyor. Ve bu işi sevmesi, çocuğu sevmesi gerekiyor.

Eskiden yazılı sınavın dışında mülakat da yapılıyordu. Yüz yüze...

Şimdilerde üniversite sınavını kazanan öğretmen diploması alınıyor. Hemen göreve başlasalar yine iyi diyeceğim. KPS ile öğretmen adaylarını sürüm sürüm süründürüyorlar. Ezik, çaresiz yıllar sonunda mesleğe başlatıyorlar. Durum kötü. Bir de sözleşmeli, ücretli vb var.

Okul yönetimi ayrı bir dert. İmamları doldurdular. Off, nereye dokunsan elinde kalıyor.

Eğitim böyle olunca yaşadıklarımıza neden şaşıyoruz ki?

Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Balon,

Hepimiz eli öpülesi öğretmenlerimiz sayesinde yetiştik. Hepsini saygıyla anıyorum.

Bugün öğretmenlik yapmak çok daha güç. Yine de kahramanca elinden gelen çabayı gösteren öğretmenlerimize selam olsun.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Rüyayla,

Çok teşekkür ederim, gereğini yapacağım.

Sevgilerimle...

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Evet gerçekten sıfırın altına düştük. Nerede Atatürk'ün öğretmenleri nerede Atatürk'ün gençliği... Biryerlere doğru yuvarlanıp gidiyoruz.

aysema dedi ki...

Sevgili Mehmet Bigehan Merki,

En kötüsü de hepimiz elimiz kolumuz bağlı hiçbir şey yapamadan acıyla, şaşkınlıkla izliyoruz olup biteni.

Bir ülkenin Genel Kurmay Başkanı ülkede yaşananlar için "ÜRKÜTÜCÜ" sözcüğünü kullanabiliyorsa durum çok vahim.

Dostlukla...

nazpek dedi ki...

umutlarım giderek tükeniyor gelecek adına çoçuklarımız adına

aysema dedi ki...

Sevgili Nazpek,

Dilerim korktuklarımız başımıza gelmez. Yanılmış olmayı öyle çok istiyorum ki...

Sevgilerimle.

yeniay dedi ki...

Aslında milletçe sosyal patlamayı yaşıyoruz, haksızlıklar, yolsuzluklar, hırsızlıklar bir ülkede fazla ise o ülkede sosyal patlamalar olur ancak gelişmiş ülkelerde insanlar birlikte hareket ederler ve gerekirse topluca sokaklara dökülüp haklarını ararlar,(yada oylarını vermezler) ancak gelişmemiş ve geri kalmış toplumlarda ise patlamalar daha çok insanların birbirine düşmesi birbirini boğazlaması şeklinde olur ne yazıkki toplumumuz çok hızlı bir şekilde yozlaştı ve birbirini yok ediyor umarım bir gün gerçekleri görürlerde asıl ülke duşmanlarını kimler olduğunu anlarlar.

kamikaze dedi ki...

Öğretmen okullarının 162. yılını en içten dileklerimle kutluorum.Öğretmenlik çok kutsal bir görev.Aysema öğretmenim sizin gibi öğretmenlerimiz çok değerli bizim için.Ellerinizden öpüyorum.inşallah çok daha iyi şartlar içinde olursunuz lâyık olduğunuz gibi.ümidimizi kaybetmeyelim.

aysema dedi ki...

Sevgili Kamikaze,

Eğitim gerçekten çok önemli, ama giderek daha az önem veriliyor. Para her şeyin önüne geçmiş gibi...

Bir gün paranın yenmeyeceğini anlayacaklar, ülke kaynakları tüketiliyor bilinçsizce. Çocuklarımızın eğitim olanakları kısıtlanıyor.

Teşekkürler.

aysema dedi ki...

Sevgili Yeniay,

Çok doğru söylüyorsunuz. Herkes burnundan soluyor. Öfkeler şimdilik kişisel patlamalar, aile içi şiddet, intihar şeklinde yansıyor. En kolay çözülecek olaylar bile istenmeyen şekilde sonuçlanıyor.

Toplumsal patlamalar çok daha korkunç, düşünmek bile istemiyorum. Herkesin aklını başına alması gerekir.

Sevgilerimle...