11 Nisan 2010 Pazar

KENDİNİ FRENLE!

Ben yaşamak istiyorum
Ağaçlar gibi sessiz sessiz ve rahat.
Karınca kararınca değil,
Serile serpile boylu boyunca...

Anne girmem bu oyuncak dükkanına
Orda toplar, tayyareler, tanklar var!



(Birazcık uzaktan bakıyorum polis sergisine...)


Ağlamayı unutarak yaşamak
Yer altında, yer üstünde
Sevgi sevinç tarlasında
Aşk ve dostluk denizinde
Çocuklar gibi mağrur
Dertlerden uzak,

Kardeşliğe, muhabbete
HÜRRİYETE inanarak
Yaşamak..."
(Cahit Irgat)

Demir Park Alışveriş merkezinde ,Polis Teşkilatının Kuruluşunun 165. yılı nedeniyle açılan sergi denk gelince sizlerle paylaşmak istedim çektiğim fotoları...


Aldığım broşürlerden etkileyici bulduğumu da yazmak istedim:


"KENDİNİ FRENLE!


"KENDİNİ FRENLE!

10 km daha hızlı gitsem ne olur ki diyorsun... Bak neler oluyor:

* 50 km/s ile giderken 27 metre ötede önüne çıkan bir yayaya çarpmadan durabilirsin, ama 60km/s ile gidiyorsan aynı mesafede duran yayaya 44km/s hızla çarparsın.

* 50km/s hızla giderken kazaya neden olma riskin %8 iken, 60km/s'de riskin bir anda yaklaşık 4 katın üzerinde artarak %35'e yükselir.

* 60km/s ile giden bir araçla bir yayaya çarptığında yayanın hayatta kalma şansı sadece % 15'tir. 50 km/s ile çarptığın kişinin hayatta kalma şansı %50'nin üzerindedir.

Lütfen direksiyon başındayken, biraz daha hızlı gitsem ne fark eder ki deme!

"HEM SENİN HEM DE BAŞKALARININ GÜVENLİĞİ İÇİN
KENDİNİ FRENLE!"




Son söz benden:

Sadece direksiyon başındakiler mi ? Bence herkesin kendini frenlemesinde yarar var.

Yoksa ulusça freni bozuk bir araba gibi uçuruma yuvarlanıveririz. Kurtuluş şansımız da olmaz...

En son söz:

Keşke polislerimiz hep bayramdaki gibi olsalar...

Onları hep böyle vatandaşa sevgiyle bakan, çok güzel şeyler söyleyen, güvenebileceğimiz insanlar olarak görmek istiyoruz...

Ve en demokratik haklarını kullanan işçilerimize, memurlarımıza, öğrencilerimize, halkımıza
meydanlarda tanık olduğumuz (yere düşmüş bir kişiyi üçünün- beşinin aynı anda tekmelediği acımasız) davranışlardan kaçınan, herkese önce insan gözüyle bakmasını istiyoruz... Bu ülke hepimizin, herkes görevini yapacak doğru. Polisin görevi halkın huzur ve güvenini sağlamak değil mi? O zaman suçluyla suçsuzu iyi bilmek, iyi görmek ona göre davranmak gerekir. Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle işte... İnsan psikolojisini, toplum psikolojisini bilmek zorunda değil misiniz? O zaman şunlarla yakın ilişki kurmalısınız:





SİLAH KULLANANLAR UNUTULACAK
KALEM TUTANLAR DÜNYA DURDUKÇA YAŞAYACAK

Ve
Kalem kılıçtan güçlü olacak!


Bu da İlhan Berk'ten:

ZULMÜN HER TÜRLÜSÜ
KÖTÜ KARDEŞLER
HİÇBİRİ
İNSANA GÖRE DEĞİL...



EK: MUTLAKA OKUMALISINIZ.
EK 2:HER AÇIDAN(Star TV)
Her pazar 12.30'da başlıyor.
İZLİYORUM.

19 yorum:

sufi dedi ki...

"Tüfek icad oldu mertlik bozuldu."şarkısını yıllardır "mertlik icad oldu tüfek bozuldu" şeklinde söylerim ben.Bir türlü bozulamadı tüfekler ne çare?Sevgilerimle.

oyumben dedi ki...

Akıl ve zekayla sivriltilmiş bir kalemden daha tehlikeli bir silah yoktur.
Jop yerine kalem verelim polislere.
Kalkan yerine kitaplar.
( şşttt. Silah satanlar duymasın... )

Zeugma dedi ki...

Segili aysema;
10 Nisan Polis Günü nedeniyle hazırladığınız bu post her yönüyle çok anlamlı mesajlar içeriyor.
Görseller de çok güzel..

Yazan yüreğe sağlık..
Teşekkürler..Sevgiler...

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Herşey bir yana şöyle bir ince düşünüce insanların insanları öldürmek için icad ettiklerine bakıldığında, ve sırf savunma amacı ile yaptığı harcamalara... aslında çok tuhaf..

Ozgur dedi ki...

O fren yok mu o fren...

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür,

Herkes kendi kendini denetlemeli değil mi? Akıl ve bilim yol gösterici olmalı. Ve de sevgi...

aysema dedi ki...

Sevgili Onuncu Köyün Adamı,

Silah yerine eğitime önem versek pek çok sorunumuz çözümlenecek.

Düğünlerde bile silahları konuşturur olduk yazık ki... Çocuğunun eğitimine kıyamadıkları parayı hiç düşünmeden silahlara yatıranlar var.

Dört yaşındaki çocuk yanlışlıkla insan öldürüyor. Çıldırdık mı nedir?

aysema dedi ki...

Sevgili Oyumben,

Sevdim bu öneriyi, silah yerine kalem...

Silah tüccarları da bol bol kalem üretirler artık!

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

Mertlik de bozuldu,silahlar da bozuldu.

Ben de "Eşkiya hükümran oldu" türküsünü çığırıyorum son zamanlarda...

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,

Kendimiz söyleyip kendimiz dinliyoruz işte. Sizlerin yorumları da olmasa duyan yok sanacağız...

Herkes söylediğinin dışında çalışmaya devam ediyor. Sanırım polis teşkilatı üzerinde kapsamlı değişiklik yapacaklar. Ya da yapmaya başladılar bile!

Beğenmen benim için çok önemli, teşekkürler.

aysema dedi ki...

Yakıştı mı?

Daha dün bayramlarını kutlayanlar bugünkü(12 Nisan 2010) TV haberlerine çok kötü görüntülerle düşüverdi.

Yer:Ankara
Olay:
Otuz kadar LİSE öğrencisi, YGS'nin getirdiği stresle " Sınavsız Üniversite İsteriz" diyerek eylem yapıyor.
Polisler:
Bu çocukların tepesine binmiş acımasızca,öfkeyle copluyor. O kadar kalabalıklar ki çocuklar görünmüyor. Sanki polisler kendi aralarında savaş yapıyor. Havada kılıç gibi coplar bir gidip bir geliyor.
Ben: Onlar adına utanıyorum...

MAVİANNE dedi ki...

silaha silahlanmaya karşıyım
polis günü kutlu olsun

iyi haftalar sana

özlem dedi ki...

Öyle güzel mesajşlar var ki yazınızda sanırım bu yüzden okumyı çok seviyorum yazdıklarınızı.
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

OLAY 1)

Yer :Ankara

30 Lise öğrencisi "Sınavsız Üniversite istiyoruz" diyerek eylem yapmış bugün. Televizyon haberlerinde olayın görüntüleri dehşete düşürdü beni.

Öğrencilerin üstüne polisler üşüşmüş, çocuklar görünmüyor. Sadece kıyamet gibi polis copu inip kalkıyor!

OLAY 2)

Yer: Samsun

Adliyeye önünde bir saldırı anı yansıyor haberlere. Bir yığın insan yumruk yumruğa...
Olay bir veya iki kişinin BDP eski başkanı Sayın Ahmet Türk'e saldırısı ve bu saldırıyı önlemeye çalışan milletvekilleri.
Hayret hiç polis yok! Polisler adliyenin merdivenlerine dizilmiş, toplu halde olayı izliyorlar. Ahmet Türk hastaneye kaldırılıyor, burnunun kırıldığı duyuruluyor.

Vali hemen kişisel bir olaydır açıklaması yapıyor!

OLAY 3)

Yer: Ankara

Hakim ve Savcılar sorunlarını konuşmak için Ankara Adliyesinde toplanmışlar. Bir savcı, oturacak yer bulamadım diyerek bağırmaya başlıyor. Sanki oraya özellikle tepki göstermek, haber olmak için gelmiş izlenimi veriyor. Bu olayla Gerçek Cumhuriyet Savcılarının değerini düşüremeyeceğini o da biliyordur. Keşke yapmasaydı. Kendisini uyaran bayan polise bir de resmen saldırıyor!


Ayıp demek az kalıyor biliyorum, ama ne diyebiliriz ki?

Van'da CHP Başkanı Sayın Deniz Baykal'a yapılan yumurtalı saldırıyı ve polisin arabadan erken indirmeye çalıştığı iddiaları, üzerinde derin derin düşünülmesi gereken olaylar...

N'oluyoruz?

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Anne,
Teşekkür ederim. Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Özlem,
Mutlu oldum, teşekkür ederim. Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,

Bu yorumu yazan adsız benim. Neden böyle yaptım?
KORKTUĞUMU belirtmek için...

Acı değil mi? Yazdığım bu postu korktuğum için yayınlayamadım. Bir kenarda da bırakamadım. Yazmasam çıldıracaktım.

Geldiğimiz noktaya bakar mısınız?

Hepimiz korkuyoruz, yazarken. Bu da bir sansür değil midir?

Tehlike büyük...

Adsız derken işte bu büyük tehlikeye dikkatinizi çekmek,tarihe not düşmek istedim.

aysema dedi ki...

Şu anda TRT 3'te, BDP Başkanının konuşmasını dinliyorum TBMM'deki...

Samsun'daki dava,"Muş'ta güvenliği sağlayamayız!" denilerek Samsun'a alınmış.

Milletvekilleri davayı izlemek amacıyla Samsun adliyesine gelmişler.

Üzülerek söylüyorum, devletin görevlileri burada da güvenliği sağlamak için özensiz davranmışlardır.

Polisler aldıkları emre göre hareket ediyorlar, asıl suçlu o emri verenlerdir. Polis teşkilatımızı kendi amaçlarına alet etmek isteyenlerdir. Yoksa polisler bizim çocuklarımızdır. Yaşadıkları ağır koşullar da hiç kolay değildir. İşsizlikten bunalan gençlerimiz, bulduğu işi kaybetmemek için verilen emri uygulamak durumundadır.
Ülkem adına çok üzülüyorum.

aysema dedi ki...

Ve bu nedir ya? Hakkari de sürüklenen çocuk ve onu polisin elinden kurtarmaya çalışan anneler!

İnsanlığımdan utandım. Bu ne çifte standart!

Bunun için mi açılım yaptınız?