23 Mayıs 2010 Pazar

GÜNAYDIN



Bugün zamanımın çoğunu çarşıda geçirdim. Ve nereye uğradıysam televizyonlar açık, bir yandan CHP kongresi ilgiyle izleniyor, bir yandan da Kemal Kılıçdaroğlu'na övgüler diziliyordu.

Sanki üzerimize çöken taşkömürünün ağırlığı,
kara bulutlara karışıp gitmiş. Bir aydınlık çökmüş yüreklere, yüreklerdeki umut ışığı gözlerde parlamaya başlamış. Nicedir böyle değildi yüzler...

Bayram değil, seyran değil, ama bir başka coşku, bir başka canlanış, bir başka yeniden doğuş, diriliş var. Ölü toprağı atıldı mı ne?

Zonguldak, Kemal Kılıçdaroğlu'nu bağrına basmaya hazırlanıyor... Yurt gezilerine Zonguldak'tan başlamak iyi bir başlangıç olacak.

Evet, grizo ilk kez olmuyor bu kentte, daha önce de oldu. Ancak bugüne kadar hiçbir yetkili, "Kaderinize razı olun!" demedi. Kimse "Abartıyorsunuz!" diyerek acıları hafife almadı. Zonguldak kırgın, Zonguldak kızgın, Zonguldak öfkeli ve Zonguldak Kemal Kılıçdaroğlu'nda umutlarını yeşertmeye hazır bekliyor. Aslında Tüm Türkiye artık yeter, diye bağırıyor! Duyuyor musunuz?

Bundan sonra daha çalışkan, daha dikkatli olmak gerekiyor. Seçimde elektrikler kesilebilir, bilgisayarlara yeni programlar yüklenebilir. Şeffaf sandıklar kaybolabilir. Herkese görev düşüyor. Benden hatırlatması.Uyanmak zamanı geldi de, geçiyor bile...

Günaydın, herkese günaydın. İyi sabahlar olsun...

37 yorum:

Adsız dedi ki...

GÜNAYDIN HANIMEFENDİ
GÜNAYDIN TÜRKİYE

Tayyip Erdoğan’a epey kredi verildi. Aynısını Kılıçdaroğlu da hak ediyor.

Krediyi verirken, komploya ters köşeden bakmayı sürdürelim. Baykal üzerinden CHP’ye yapılan operasyonun tek amacı Baykal’ın istifası olabilir mi? Ya da istifa etmezse, CHP’nin süründürülmesi mi hesaplandı? Siyasetin önemli figürü Baykal’ın sürünmeyip, kükreyeceği varsayımıyla, istifa telkin edildi mi? Tanıdığımız Baykal, komplo karşısında istifa etmezdi.

CHP yaşadıkları şoktan henüz çıkmış değil. Parti üzerindeki oyunun, Baykal’ın istifası ile geçiştirildiğini düşünüyor. Bu ne kadar doğru?

Yabancı istihbarat ajanlarının devreye soktuğu, yerel ayakların da severek katıldığı komplonun sadece Baykal’ı hedeflediğini söylemek geleneksel bir yaklaşım. O halde çeşitli sonuçları olacaktır.

İyi olan zaten iyi gider. O halde ters köşeden bakmaya devam edelim. Komplo ile hem Baykal gitmiş, hem de CHP mazlum duruma düşmüştür. Mazlum parti görüntüsü, halktan görüntü çizen Kılıçdaroğlu, Sav operasyonuyla yeni başkan olarak sunuldu.

Dün Erdoğan’ı parlatan Doğan Medyası, aynısını Kılıçdaroğlu için yapıyor. Bu iş CHP’li köşe yazarları ile sınırlı değil. Komplonun amacı ve hedef kitlesi netleşmeli.

“Baykal gitti, komplo bitti” yaklaşımı oldukça iyimser. Erdoğan ile inançlı kesimleri törpüleyen irade, şimdi de maraza çıkaranlara Kılıçdaroğlu ile narkoz verilecek olabilir mi? Bunları önümüzdeki dönem göreceğiz.

Kılıçdaroğlu’nun yüzde kırklık bant hesabı, Türkiye solu için adeta hayal. Aynısı Erdoğan içinde geçerliydi. 57. Hükümete yapılan operasyon ile torbadan Erdoğan çıktı.

-davamı var_

Adsız dedi ki...

-2-

Yıpranan Erdoğan’lı, Erdoğansız yeni iktidar hesabında Kılıçdaroğlu’nun olması, “Kürt sorunu”nun çözümü ihalesini “yeni CHP’nin omzuna yükleyebilir. Batman ve Dersim çıkışı, o işaret olarak algılanıyor.

Böyle bir misyon için seçildi ise Kılıçdaroğlu, yüzde kırk çıtasında oy alabilir. SEÇSIS mucizesi bu defa onun için işleyebilir. Kurultay öncesi “Baytok ve eşinin ses kaydının” devreye” girmesi tesadüf değil. Görünmez el planı işletmeye devam ediyor. Oysa Baykal, artık sadece Antalya milletvekili. Ses kaydının amacı, travmayı atlatamayan, videonun çakma olduğu bilgisi içindeki CHP’lileri bulundukları istikamette tutma olarak düşünülebilir mi?

* * *
ABD’nin Siyaseti Değiştirme Operasyonu

13 Mayısta Yeniçağ’dan Arslan Bulut’un yazdıkları şöyle. Son bölümünün tamamını alıntılıyorum.

“Türkiye’de 57’nci hükümetin Kemal Derviş operasyonuyla yıkılıp, DSP ve MHP’nin saf dışı edilmesi, yerine AKP iktidarının getirilmesinin ardından ABD, Irak’ı işgal etmiştir. 63 bin Amerikan askerinin Türkiye topraklarını işgal etmesi ise CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın büyük gayretleriyle CHP ve 100 AKP milletvekilinin de katkısıyla önlenmiştir...


AKP, o milletvekillerini sonraki seçimde kendisi tasfiye etmiştir. Sıra Baykal’ın ve her ne kadar Büyük Orta Doğu Projesi Eş Başkanı sıfatıyla Ermeni ve Kürt açılımlarını başlatarak Amerika’nın taleplerini yerine getirmeye çalışsa da, İran’a müdahale etmek istemeyen ve Rusya ile stratejik işbirliğine girişen Tayyip Erdoğan’ın tasfiyesine gelmiştir. Çünkü ABD, Türkiye’yi kullanarak İran’ı vurmak istemektedir. Terörün yeniden azdırılmasının sebebi de budur!” (Arslan Bulut – 13 Mayıs 2010 - Yeniçağ)

Erdoğan yorumuna katılamıyorum. Kılıçdaroğlu – Erdoğan iktidarı, toplumsal mutabakatı yansıtarak, “stratejik” hedeflere daha problemsiz ulaşmayı sağlamaz mı?

AKP iktidarı yıprandı ve hitap ettiği kitle nasılsa kontrol altına alındı, sırada “ Cumhuriyet ve laiklikten ödün vermeye” yanaşmayan kitleyi razı etme düşünülüyorsa, olabilir. Bu durumda 2. Tayyip vakası, umarım yaşamayız.

Her halükarda, yaklaşan İran savaşı ve Türkiye’ye biçilen rolün başka siyasi oluşuma geçtiği varsayımı, “korku tüneli” gibi önümüzde.
* * *
Kılıçdaroğlu’nun kongre konuşması vurucuydu. Kısa, anlaşılır cümleler kurdu. Ecevit ve İnönü benzerliği dikkat çekiyordu. Dış basında çıkacak haberlerin başlığını şimdiden görebiliyorum. “Türkiye için 2. Kemal Zamanı.” Konuşmasından CHP’nin eksen kaymasına uğramayacağı mesajı alındıysa da, politik karşılığını görmek gerekiyor.

****CHP otobüsü ilerlerken mayın patlamasının ardından, şoför değişikliği sebebi hala meçhul.

NEVAL

Adsız dedi ki...

gÜNAYDIN HERKESA GÜNAYDIN

Asıl darbe
Baykal�a değil Tayyip�e!

- Kaset komplosunun arkasındaki isim Kılıçdaroğlu�dur.
- Tüm tertipler ve darbeler sürecini yöneten ABD�ye bağlı,
CIA destekli, Kürt danışmanlar kadrosudur.
- Yaşanan 4. Dersim İsyanı�dır ve isyancılar bu kez
Ankara�yı ele geçirmeye hazırdır.
- ABD sadece Baykal�ı değil Tayyip Erdoğan�ı da gözden çıkartmıştır. Önümüzdeki dönemde Tayyip Erdoğan da olmayacaktır.
- Kılıçdaroğlu formülü üzerinde ABD, Ordu ve TÜSİAD mutabakata
varmıştır. Türkiye Ergenekon sonrası döneme Kılıçdaroğlu�yla girecektir.

Amerikan planı
Deniz Baykal�a ait olduğu iddia edilen kasedin piyasaya sürülmesinin ardından Türk siyaseti son derece hareketli ve karmaşık günlerden geçiyor.
Ancak bu karmaşanın arkasında çok düzenli şekilde işleyen bir �Amerikan planı� vardır.
Kamuoyu pek dikkat etmese de Türkiye yeni bir �Amerikancı sivil darbe� süreci yaşamaktadır ve yeni bir dönem kurgulanmaktadır.
Kamuoyundan gizlenen büyük tabloyu ortaya çıkartmak ve �Büyük Amerikan Komplosu�na dikkat çekmek istiyoruz.
Kasedin arkasında Kılıçdaroğlu var
Öncelikle şunu tespit etmeliyiz ki Deniz Baykal kasedinin arkasındaki isim ortaya çıkmıştır. Bu isim Kemal Kılıçdaroğlu�dur.
Olayın patlak vermesinin hemen ardından yaptığımız açıklamada Deniz Baykal�dan sonra CHP Genel Başkanlığı�na oturacak kişinin aynı zamanda kaset komplosunun arkasındaki isim olduğunu belirtmiştik.
Siyasetin şaşmaz kuralı bir süreçten faydalananın aynı zamanda o sürecin sorumlusu olduğudur.
Kasedi imal edenler ve piyasaya sürenler
Kasedi imal edenler ve piyasaya sürenler son yıllarda Türkiye�yi karanlık tertiplere boğan CIA merkezli Kürt ajanlardır.

Adsız dedi ki...

-2-
Ergenekon sürecini tertipleyenler, Danıştay baskınını örgütleyenler her kim ise bu kasedi de onlar imal etmiş ve piyasaya sürmüştür. Bu ekip Tayyip Erdoğan�ın en yakın çevresini oluşturan Kürt danışmanlar kadrosudur.
Olay basit bir röntgencilik olayı değil uluslararası bir istihbarat faaliyetidir. Arkasında doğrudan CIA�nın teknik ekibi vardır.
Dünün Brütüs�ü Tayyip�ti bugünün Brütüs�ü Kılıçdaroğlu
Bu komplonun temel hedefi Türk siyasetini yeniden şekillendirmek ve yeni dönem Türkiye�sini oluşturmaktır.
Hatırlarsak bundan 10 yıl öncesinde de benzeri bir süreç yaşamıştık. O zaman Tayyip Erdoğan Brütüs rolündeydi ve Erbakan�dan kopartılarak AKP�nin başına geçirilmişti.
Bugünün Amerikancı Brütüs�ü ise Kemal Kılıçdaroğlu�dur.
ABD neden darbe peşinde?
Peki hemen akla şu soru gelebilir Tayyip Erdoğan gibi sadık bir hizmetkarı varken Amerika neden yeni bir isme ihtiyaç duysun?
Hele hele neden Deniz Baykal gibi Amerikancıların işine gelen isimden kurtulmak istesin?
Bu sorunun cevabı Amerikan emperyalizminin yene dönem stratejilerinde bulunabilir.
Asıl darbe Baykal�a değil Tayyip Erdoğan�a
Kaset olayına hükümet çevreleri çok sevinmiş olabilir. Nitekim kasedi piyasaya sürenler de hükümetin has adamları olan Şeriatçı medyaydı. Ancak bu kaset kendilerini vuracak ve iktidardan alaşağı edecek kasetti bunun farkına varamadılar.
ABD sadece Deniz Baykal�dan değil daha fazla Tayyip Erdoğan�dan kurtulmak istemektedir.
Nedenine gelince...
Tayyip Erdoğan 8 yıldır Amerika�nın kurduğu, büyüttüğü, iktidara getirdiği AKP�nin başındadır. Türkiye�nin bölünmesi, parçalanması sürecinde ABD�nin kendisinden istediklerini harfiyen uygulamıştır.
Ancak bu uygulama süreci son derece sancılı geçmiştir. Özellikle Atatürkçülüğe indirilen darbeler, Ergenekon süreci Türkiye�nin dinamiklerini derinden sarsmış ve Türkiye�yi �her şeye gebe� bir ülke haline getirmiştir.

Adsız dedi ki...

-3-
Her şeye gebe ülke Türkiye
Her şeye gebe olmak ne demektir?
Öncelikle şunu görmek gerekir ki Türkiye �Kürtçü-İslamcı� iktidar cephesi ile �Atatürkçü-ulusalcı� muhalefet arasında iki kampa bölünmüştür. Türkiye Amerikan karşıtlığının dünyada en yüksek olduğu ülkedir. Ve bir dahaki seçimlerde Türkiye�de AKP�nin zaten gideceği ve ulusal güçlerin iktidara geleceği bir zemin oluşmuştu...
Bunun dışında Ordu�ya yönelik saldırıların pervasızlığı karşısında Ordu�nun askeri müdahale riski yükselmişti.
ABD bu tür kendi denetimi dışında gelişecek ulusalcı tepkilerden bir adım önce davranmış ve darbeyi başlatmıştır.
Ulusalcıların Amerikancı yapılması
Bu yanıyla darbenin ilk hedefi ulusal güçlerdir. Bugüne kadar AKP?faşizmi altında ezilen, Silivri�lere sürülen, gözaltı operasyonlarına maruz kalan ulusalcı kesime Kılıçdaroğlu ile bu süreçten çıkma şansı verilmiştir.
Ancak bu desteğin karşılığı Amerikancı olmaktır. Amerika�dan nefret eden ulusalcılar Amerika ile dost olurlarsa tüm acılar bitecektir. Türkiye�yi de Tayyip Erdoğan değil Kılıçdaroğlu yönetecektir.
Bu aynı zamanda Atatürkçü, ulusalcı, solcu güçlerin yıllardır bir türlü kavuşamadıkları iktidar fırsatını ele geçirmeleridir.
ABD�nin kazancı ise Büyük Ortadoğu Projesi�nin önündeki en büyük güç olan ulusalcıların Amerikan planlarına razı edilmesidir.
Şeriatçıları yumuşattılar sıra ulusalcılarda
Kılıçdaroğlu yönetiminde iktidara taşınacak Atatürkçü, ulusalcı, solcu güçlerin Amerikan karşıtlığından vazgeçmeleri gerekecektir.
ABD�nin Ortadoğu�yu yeniden şekilllendirmesine karşı çıkmamaları gerekecektir.
Ama daha önemlisi Türkiye�nin bölünmesine ses çıkartmamaları gerekecektir.
Peki ulusalcılar, Atatürkçüler bunu yapar mı?
Nasıl ki radikal İslamcılar bugün en sadık Amerikan hizmetçisi oldularsa, aynı süreç ulasalcı Atatürkçü güçleri de aynı pozisyona sürükleyecektir.
ABD�nin ilk darbesi Tayyip Erdoğan�ı iktidar yapmıştı. Bunun sonucu Türkiye�nin Amerikan karşıtı Şeriatçı kesimlerinin ılımlılaştırılması ve Amerikancı yapılması oldu.
Şimdi aynı senaryonun aktörleri ulasalcı ve Atatürkçü güçler olacaktır.
ABD neden Tayyip�ten vazgeçti?
Bu planda vazgeçilen isim Tayip Erdoğan�dır. ABD�nin Tayyip Erdoğan�dan vazgeçmesinin önemli sebepleri vardır.

Adsız dedi ki...

-4-
Öncelikle AKP iktidarı kendisine verilen görevleri yerine getirmiştir ancak bu görev AKP�yi aşırı yıpratmış ve artık iş göremez hale getirmiştir. AKP�nin elinden daha fazlası gelmemektedir. AKP Türkiye�yi bölmeye çalıştıkça ulusal tepki artmaktadır.
Demek ki AKP ve Tayyip Erdoğan artık uygun isimler değildir, yeni hizmetkarlara ihtiyaç vardır.
�One minute�un hesabı
Bunun dışında son derece önemli bazı sebepler daha vardır.
Son derece Amerikancı olmasına karşın Tayyip Erdoğan�ın bazı adımları onun ipinin çekilmesinde önemli sebeptir.
İlk önemli hata Tayyip Erdoğan�ın İsrail�e karşı aldığı tavırdır.
İkinci önemli hata İran�a desteğin sürmesidir. Hele hele en son nükleer takasta Türkiye�nin rolü ABD için kabul edilemezdir.
Üçüncü önemli hata ise Rusya ile geliştirilen enerji işbirliğidir.
Tayyip Erdoğan adeta vazgeçileceğini anlamış ve kendisine yeni bir rol ve yeni bir efendi bulmak istemiştir.
Bunlar ABD açısından affedilmez hatalardır. Tayyip Erdoğan şimdi bunun hesabını verecektir.
Tayyip�in kayıtları ne zaman çıkacak?
Tayyip Erdoğan son derece terbiyesiz bir üslup takınarak aklı sıra Deniz Baykal�la dalgasını geçmektedir. Ama biraz dikkatli olmasında fayda vardır.
Tayyip Erdoğan Deniz Baykal�ı kayda alan ekibin kendi istihbarat ekibi olduğunu bilmektedir. Ancak bilmediği şey istihbarat dünyasında her şeyin ikili olduğudur. Bugüne kadar Tayyip Erdoğan�ın emrinde muhalifleri dikizleyen, kaydeden ahlaksız şebeke herhalde saf insanlardan oluşmamaktadır.
Bu şebeke, bu çete aynı dönem içinde bağımsız bir şekilde davranarak kendi efendisini de izlemiştir. Yani Deniz Baykal�ı takip eden istihbarat gücü kendi şefini de kayda almıştır.
O nedenle yakında Tayyip Erdoğan�a ait kayıtlar da piyasaya düşebilir.
Bu, Tayyip Erdoğan�ın bundan sonra tümüyle esir olduğu anlamına gelir. Türkiye�yi satarken her tür kanunsuzlukları yapan Tayyip Erdoğan, bu kanunsuzluklarının kayda alındığını ve günü gelince servis edileceğini bilmektedir.
ABD�nin %40 hesabı
ABD�nin planı seçimlerde Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP�yi iktidar yapmaktır. Bunun formülünü Kılıçdaroğlu %40 olarak açıklamaktadır.
CHP�nin mevcut oyu % 25�tir. % 25�in % 40�a çıkartılması ise hiç de zor değildir.
Birincisi Demokrat Parti önümüzdeki seçimlerde CHP�yi destekleyecektir.
İkincisi Sarıgül ekibi yeniden CHP�ye dönecektir.
Üçüncüsü Kürtlerin bir kısmı CHP�ye destek verecektir.
Dördüncüsü MHP�ye giden Atatürkçü oylar tekrar CHP�ye dönecektir.
Beşincisi Abdülatif Şener�in partisi CHP�yi destekleyecektir.
Hatta ve hatta AKP içindeki Kürtçü ekip Tayyip Erdoğan�ı terk ederek Kılıçdaroğlu�yla birlikte hareket edecektir.

Adsız dedi ki...

-5-
AKP�nin önümüzdeki seçimlerde %30�un altına düşeceği kesindir. ABD�nin planı CHP�yi %40�ın üzerine çıkartarak tek başına iktidar yapmaktır.
Kılıçdaroğlu ABD, Ordu ve TÜSİAD�ın adayı
Kılıçdaroğlu ekibinin bu yolda büyük destekçileri olacaktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Kılıçdaroğlu ismi ABD, Ordu ve TÜSİAD�ın ortak seçimidir. Türkiye�yi Ergenekon sonrası uzlaşma dönemine götürecek isim olarak Kılıçdaroğlu seçilmiş ve görevlendirilmiştir.
Kılıçdaroğlu Türkiye�nin uzlaşma iktidarı olacaktır.
Ordu ve Yargı Kılıçdaroğlu�nu destekleyecektir, muhalif denilen basın destekleyecektir, TÜSİAD destekleyecektir.
Kısacası AKP döneminin zarar gören kesimleri bu şekilde yeniden sürece dahil edilecektir.
ABD�de Obama Türkiye�de Kılıçdaroğlu
Kılıçdaroğlu neden seçildi peki? Başka bir isim bulunamadı mı?
Bu sorunun yanıtı Kılıçdaroğlu�nun kökeninde aranmalıdır.
Kılıçdaroğlu�nun en büyük özelliği Alevi olmasıdır. Türkiye�yi bölme ve ayrıştırma sürecine Alevilerin de resmi bir cemaat olarak katılması için Kılıçdaroğlu seçilmiştir.
Bu yanı onun mazlum ve mağdur yanını oluşturmaktadır. Tıpkı Obama gibi o da mazlumu oynamaktadır.
ABD�nin başına bir zenciyi getiren güçler demek ki Türkiye�ye de Alevi bir lider öngörmüşler demektir.
Böylelikle daha şirin ve mazlum bir diktatörümüz olacaktır.
Dünün mazlumu Şeriatçılar gidecek yarının mazlumu Aleviler gelecektir.
Dördüncü Dersim isyanı
Bunun dışında Kılıçdaroğlu yönetimi demek CHP�nin tümüyle Kürtçülerin eline geçmesi demektir. Gürsel Tekin ile birlikte uzun yıllardır bu tür bir örgütlenmenin içindedir zaten.
Bugün CHP teşkilatlarında ve belediyelerde Kürtçü olmayan barınamamaktadır.
Hatırlanacağı gibi Onur Öymen�le yaşadığı polemikte Kılıçdaroğlu Dersim isyancılarını savunmuş ve Atatürk�e karşı çıkmıştı. Kendi soyu gereği Dersim�i savunan Kılıçdaroğlu ile birlikte aslında Dördüncü Dersim Ayaklanması başlamıştır.
İlk Dersim ayaklanmalarında isyancıların arkasında İngiltere vardı şimdikinde ise ABD?var.
Emperyalist destekli ırkçı, mezhepçi, bölücü bir ayaklanmayla karşı karşıyayız ve bu defa isyancıların merkezi Dersim değil Ankara.
Apo�nun adayı Kılıçdaroğlu
Kılıçdaroğlu solun tarihi boyunca yapmadığını yapacak bir isimdir. Daha doğrusu Tayyip Erdoğan�ın bile yapamadığını yapmaya hazırlanmaktadır.

Adsız dedi ki...

-6-
PKK�yı ve Apo�yu affa hazırlanmaktadır.
Bilindiği gibi daha önce bir genel aftan bahsetmişti. Ancak bu affı çok istediği halde AKP?bile başaramamıştı. Bunun nedeni ise muhalefetin gücüydü. Şimdi Kılıçdaroğlu ile birlikte PKK?affı CHP�ye yaptırılacak ve herkes de bunu sessizce kabullenecektir.
Bu anlamıyla Kılıçdaroğlu sadece ABD�nin değil aynı zamanda Apo�nun da adayıdır.
Atatürk�ün değil Seyit Rıza�nın devamcısı
Kılıçdaroğlu�nun Kürtçülüğü genelde sinsicedir. Hiçbir zaman açıktan Kürtçülük yapmaz ama tüm ekibi Kürtçüdür.
Kılıçdaroğlu�nun yanında hiç Türk yoktur, bu tesadüf müdür?
Kaldı ki Kılıçdaroğlu�nun ekibi CHP?içinde ve belediyelerde PKK�lılarla ve diğer taşeron terör örgütleri ile içli dışlı bir ilişki içindedir.
Bizler bugüne kadar Kılıçdaroğlu�ndan hiç Türklüğünü duyamadık.
Mesela kendisi çıkıp �Ne mutlu Türk�üm diyene� diyebilir mi?
�Atatürk�ün Altı Ok�undan milliyetçiliği savunuyorum� diyebilir mi?
�Atatürk�ün Kürt isyanlarındaki tavrını destekliyorum� diyebilir mi?
Bunları diyemez ve demeyecektir de.
Çünkü Kılıçdaroğlu Atatürk�ün değil Seyit Rıza denilen teröristin devamcısıdır.
CHP Tunceli Aşiretine dönüştü
Bu durum karşısında CHP�liler ne yapmalı?
CHP�lilere önerimiz bu oyuna gelmemeleridir.
Amerikan uşaklığı yaparak iktidar olmak hiçbir onurlu insana, Atatürkçüye yakışmaz.
Kaldı ki Amerikancı olmadan da iktidar olunabilir.
Ancak görülen tablo tüm CHP�nin Kılıçdaroğlu�nu destekleyeceğidir. Bunun sebebi de CHP?içindeki etnik ve mezhepsel örgütlenmedir.
CHP?teşkilatında Kürtsen ve Aleviysen yükselirsin, Türksen ve Sünniysen barınamazsın.
Yıllardır bu kurallarla idare edilen CHP, adeta Tuncelili bir aşirete dönüşmüştür. Şimdi o aşiret liderini seçecektir.
CHP�ye düşen aşiret demokrasisini uygulamaktır.
Amerikan planları başarılı olabilir mi?
ABD ilk darbesini 2002 yılında yaptığında kamuoyunu uyarmış yaşananın bir darbe olduğunu söylemiştik.
Bugün de aynı şekilde uyarıyoruz halkımızı; Amerikan darbesi yaşıyoruz.
Ancak ABD�nin hesap edemediği bir şey var.
Önemli olan sağcılık, solculuk, Atatürkçülük, ulusalcılık vb. akımlar değildir. Önemli olan Türk milletinin kendisidir.
Dahil olunan grup değişebilir ama Türk milletinin Amerikan karşıtlığı değişmeyecektir.
Türk milleti bölünmeyi kabul etmeyecektir.
Türkiye�de Kürtçülük başarılı olamayacaktır.
Ulusal Parti, tüm Amerikancı, Kürtçü, etnikçi, mezphepçi güçlere karşı Türk�ün partisidir.
Önümüzdeki seçimlerde Türkler de oy kullanacak.
Alevilere, Kürtlere çok güvenenler bu ülkede Türklerin çoğunluk olduğunu görecekler!

Esenlikler dileriz.

Gökçe

Evren dedi ki...

sana da günaydın... gençecik bir umudu hissetmek ve gözlerinde ışığı görmek için laparagas'a bir git isterim. benim umudum biraz daha arttı, yüzümdeki salakça gülümseme de :)

dilerim, günlerimiz aydın olsun...

sevgiler...

http://laparagas.blogspot.com/2010/05/salakca-bir-mutluluk.html

sufi dedi ki...

Neval ve Gökçe Hanımın Türkiye üzerine oynanan oyunlarla ilgili büyük senaryonun oluş-gelişme ve varsayılan sonuç mütealâ-larını okudum.
Aysema'm; İlk kadeh sarhoşluğu,üzerimizden ölü toprağının kaldırılması, bu yeniden doğuş ve diriliş inancımız, (içsel hissedişimiz) inşaallah bizleri yanıltmaz ve yeniden toprağa gömmez. Atatürk'ün gençliğe Hitabesinde dediği gibi ahval ve şeraitimiz;Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.ülkemiz bu durumlara getirilmişken ne gühahı vebali tek kişiye kesmek gibi bir amaç vardır ortada ne de gelenin bizleri bu ahval ve şeraitten tek başına mucizevi kurtarabileceği inancı.Ancaaak denizlerin dalgalanmadan durulmayacağını bilenlerdeniz.Amerika ve Rusya'nın da üstündeki tartışmasız büyük güç Allah'ın kitabında yazanlara inananlardanız.Güneş vakti zamanı gelmeden doğmaz, huzur mutluluk hak ve adalet de öyle...Erenler Kılıçdaroğlunun, ekibinin ve ülkem insanının yardımcısı olsun dostlar, iyi düşünelim iyi olsun...Güneş ufuktan şimdi doğuyor bizce, mübarek olsun. Sevgilerimle.

aysema dedi ki...

Sevgili Neval,

Yazdıklarınız yabana atılacak şeyler değil. Hepimizin aklımızın bir köşesini tırtıkladığını söyleyebilirim.
Ancak içinde bulunduğumuz koşullarda başka seçenek de görünmüyor. Ve olabileceklerin en iyisi gibi düşünmemize neden oluyor. En azından korku imparatorluğunun sonunu getirmek için bir umut olmuştur.

Kaset komploları, sahte belgeler,gizli tanıklıkların aydınlanmaya ihtiyacı var. Karanlıklar ortaya çıkarılmalıdır.

Umarım güzel günlere ulaşmamızın başlangıç noktası olur. Kolay değil, başarmalarını diliyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,

Kaseti hazırlayacak en son kişi bile olamaz Kemal Kılıçdaroğlu, en azından ben öyle düşünüyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız, yanılmıyorsam Gökçe,

İkinci yorumunuzda söylediklerinizin gerçeklik payı var. Ancak umarım tüm düzenler, komplolar bozulur. Atatürk aydınlığında kurtuluş mücadelemizi bir kez daha kazanırız. Tam bağımsız olmabilmek için herkesin güç birliği yapması gerekir değil mi?

Bakın konuşamayanlar konuşmaya başladı.

aysema dedi ki...

Sevgili Gökçe,

Üçüncü yorumunuzda yazdıklarınıza katılıyorum. Ancak ulusalcılarla diğerlerini aynı kefede değerlendirmenize katılamıyorum.

Ulusalcılar kimseye körü körüne biat etmez, kul olmaz, köle olmaz. Anne babasına bile neden, niçin, nasıl sorularını sorar.

Ve Türkiye'nin en aydın, eğitimli kesimidir. Toplumda eleştirilen, anlaşılmayan tartışmalar da hep bu yüzden çıkıyor. Parça parça olması da bu yüzden. Aklına yatmadı mı sesini çıkarır.

Oysa diğerlerine öl, diyince ölürler. Nedenini niçinini sorgulamazlar.

Onlar mideleriyle, ulusalcılar Akıllarıyla yürümek istiyorlar.

Dilerim ulusal çıkarlarımız konusunda ortak aklı bulurlar...

aysema dedi ki...

Sevgili Gökçe,

Herkes desteklesin de şu Sarıgülcüler UZAK DURSUN LÜTFEN...

Yeni komplolararı bekleyip göreceğiz.

Aklımızı kullanmaya her zamandan daha çok ihtiyacımız var değil mi?

aysema dedi ki...

Sevgili Gökçe,

Beşinci yorumunuza katılmıyorum.

Kusura bakmayın ama bu söyleminizle Türkiye'yi bölmek, ayrıştırmak isteyenlerin ekmeğine tereyağı sürüyorsunuz.

Biz bir bütünüz, bütünlükten yana olanlar ulusun bölünmemesi için bu tür yapay ayrıştırma çabalarına karşı çıkmak zorundadır.

Hepimizin sorunları vardır, çözümlenmesi gerekir. Planlı, düzenli kalkınma için öncelikli olanlardan başlayıp çalışmak zorundayız.

Bunu din eksenine, inanç eksenine, köken eksenine oturtulmasını doğru bulmuyorum. Yurttaşlık ortak paydasında sorunların çözümlenmesi gerekir.

Kişinin Kürt mü, Türk mü; dinli mi, dinsiz mi; alevi mi, sünni mi olduğu bizi ilgilendirmemelidir değil mi? İnsan olması, ulusunun iyiliği için çalışması yeterlidir.

Peki bütün bu zenginliklerimizi kaşıyanlar yok mu? Var. Kürtçüler, Dinciler, Irkçılar, işbirlikçiler ve dış güçler...

Tuzağa düşmeden kucaklaşıp derlenip toparlanmak zorundayız. Yoksa bu çıkmaz benzer örneklerini gördüğümüz ülkelerin parçalanma durumuna sokar bizi...

Adsız dedi ki...

Dilek hanım,

Dünyayı, siyaseti, uzayı kim ve ne
idare ediyor?

PARA !

AMERİKA !

RTE'ye ve cemaatlerine,Arabistan prens ve mafyasından gelen ilegal, petrol ve komisyon dolarları ABD
emri ile, kirli para olduklarından,
banklarda değil, arap çöllerindeki
"safe-house" larda paletlenerek,
ABD tırları ile giriş yapmıştı.

Şimdi aynı senaryolarla, CHP ve
ayırımcı etniklere ABD İŞKENCE
UÇAKLARI taşıyacak.

İşte bunun için, yurtsever,vatansever ve gerçek
Kemalistlerin çok uyanık olması lazım...Bekleyip görelim..Soğukkanlı ve objektifce.

Bu vatan 5 kuruşa kurulmadı, 2 kuruşa da kaptırmayız.

Aydınlıklara..

Levent
biliyor musunuz?

aysema dedi ki...

Sevgili Gökçe,

Son yorumunuz için Sayın Kılıçdaroğlu'nun kurultayda yaptığı konuşmayı bir kez daha okumanızı öneririm.

Yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Evren'im,

Laparagas'ın "Salakça Gülümseme" yazısını da senin oraya bıraktığın yorumu da aynı gülümseyişle okudum. Zamanım dardı yorumlayamadım. Her zamanki gibi çok güzel bir yazı yazmış. İçten, kendiliğinden, akıcı... İçinde bulunduğumuz durumu özetleyen...

Çok teşekkür ederim paylaştığın için. Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi'm,
Senin de açıkça işaret ettiğin içinde bulunduğumuz bu zor koşullardan, ulusumuzun en az zararla çıkması en büyük dileğim. Yurdu için, ulusal çıkarları için çalışanların başarılı olmasını diliyorum.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Levet,

Öncelikle "Biliyor musunuz?" sorunuzu kim olduğunuz anlamında soruyorsanız, bilmiyorum. Çünkü sanırım blogunuz yok. Olsaydı mutlaka gelir bakardım.

Yok eğer yazdıklarınızla ilgiliyse basından, yazılanlardan, kitaplardan birazını biliyorum herkes kadar.

Söyledikleriniz olmayacak şeyler değil. 12 Eylül'de din adamlarımızın parasını Rabıta örgütü göndermedi mi? Uçaklardan teröristlere koliler atılmadı mı? Tırlarla, çantalarla, kuryelerle paralar taşınıyor. Kullanılıp atılanlar var. Bölünmüş haritalar var. Suyumuz var, petrolümüz var...

Tuzaklara, oyunlara gelmemek için başarılı olabileceklere destek olmak akıllıca gelmiyor mu? Biz destek olmazsak yanılmaları daha kolay olmaz mı?

Bence iç ve dış düşmanlar kadar, haksız ve zamansız eleştiri yapanlar da sorumlu değil mi?

Yangın varsa önce canınızı kurtarmaz mısınız?

Sevgilerimle...

WarhaWk dedi ki...

Ailece iyi pazarlar dilerim.
Geçen,genel seçimlerde,İşçi Partisi olarak CHP'yi destekledik.Belediye seçimlerinde de aynı şekilde...Sol
grupların yine en güçlü partide birleşmesini diliyorum.Zamanı geldiğinde,MYK'nın aynı kararı vereceğini tahmin ediyorum.Aklın yolu
bir.

Sevgiler , Saygılar
Cenk

aysema dedi ki...

Sevgili WarhaWk,

Aklın yolu birdir. Bence de önerdiğin gibi yapmak en doğrusu...

Güzel günlerde buluşmak dileğiyle. Sevgilerimle...

JİVAGO dedi ki...

Dilek hanım,
Bazı yorumlar çok düşündürücü ve
bağcıyı dövücü..Cenk'inde dediği üzre birleşme zamanı.Sevdiğimiz bir
dostun bugün kalem aldığı yazı
ilişiktir. Sevgilerimizle..

KUYUYA TAŞ ATANLAR

Türk siyaset tarihinde büyük bir değişim yaşanıyor.
Değişimin ardında teknolojik tuzaklar ve bunu kurgulayan
karanlık bir çıkar çetesi var.

Çıkar ,

Sadece para ve mal varlığı sağlamak değildir.

*Siyasi çıkar sağlayarak iktidar olmak,

*Makam ve koltuk sahibi olmak,

*Kontrol edilebilir yöneticilerle bir ülkeyi işgal etmek,

*İşgal edilen ülkenin tüm ekonomik kaynaklarını ele geçirmek.

*Sözde ve görünürde bağımsız ama ,sömürge bir ülke yaratmak.

Göz boyayıcı vaadlerle işbaşına gelmiş olan AKP hükümeti,
Küresel güçlerin istek ve dayatmasıyla,
Ülkemizi siyaseten ve ekonomik olarak DIŞ BAĞIMLI kılmıştır.
Toplumda AB'ye girmek sanrısı yaratarak,
Türkiye'yi temelden etkileyecek olan kanunları
AB uyum yasaları adıyla çıkartarak,
Bağımsızlığımızı ipotek yoluna gitmiştir.

Türkiye gittikçe artan bir ivme ile,
Küresel bir işgal süreci içine sürükleniyor.
Şimdi bu işgalin ana hedefinde,
Emperyalist işgale direnen güçler vardır.


Nedir bu güçler ?

*Ulus Devlet ve Ulus bilinçtir.

*Bu bilince sahip olan kitlelerdir,

*Ülke aydınlarıdır.

*Türk Silahlı Kuvvetleridir.

*Yüksek yargıdır.

*Ulus Devleti savunan siyasi partiler,

*Ulus Devleti savunan Sivil Toplum Kuruluşlarıdır.


AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte,
Bu saydıklarımın tamamı ,
Karalama,Şantaj,iftira,sahte düzmece belgeler,kasetler,CD'lerle
Tutuklanıyorlar.
Toplum içinde itibarları sarsılıyor.
Güven kaybına uğratılıyorlar.
İntihar ediyorlar,
İşlerini ve ailelerini kaybediyorlar.
Hapishanelerde sürgün ediliyorlar.
***

JİVAGO dedi ki...

Bu KARA EYLEMLER ülkemizin en değerli
evlatlarına reva görülürken,
AKP yöneticiler ve siyasetçileri hakkında,
Küreselcilerin hizmetinde olan dönekler hakkında,
Emperyalizmle el ele vermiş tarikat ve cemaatlar hakkında,
Ve hatta haklarında mahkeme kararları olmasına rağmen,
ADI BELLİ ,YÜZSÜZ,DOLANDIRICILAR hakkında
Hiç bir karalama ve şantaj kaseti çıkmaması,soruşturma izini çıkmaması !!!
sizlere bir şeyler anlatıyor mu ???

İşte bu süreç içinde CHP Genel başkanı Deniz Baykal da
Bu karalamadan nasibini aldı.
O da ABD'ye karşı dik duruyordu.
Ve sıra Baykal'a gelmişti.

Baykal Türk siyasetçilerinin ve yöneticilerin yabancısı
olduğu bir davranışla erdemli bir insanın yapması gerektiği gibi
istifa etmişti.

Şantaj geri tepti.

Özel bir araştırma/inceleme şirketine yaptırılan incelemede,
Şantaj kasetinin DÜZMECE OLDUĞU raporu verildi.
Bundan ötesi ise yargının yetkisindedir.


CHP Genel başkanlığına mutabakatla tek bir kişi aday oldu.
Başka bir aday da çıkmadı.
CHP İl,İlçe başkanları Kurultayda yine tam bir mutabakat ile
Kemal Kılıçdaroğlu ismi üzerinde anlaştılar.
Seçtiler.
1189 Oy....
Parti küskünleri de geri döndüler.
Bütünleşme,birleşme,güçlenme başladı.

Türkiye'de yeni bir umut rüzgarı esmeye başlamıştı..
Yaşamakta olduğumuz karanlık günlerden çıkma umudu..
AKP ve yandaşları,
CHP'ye güç verecek olan kadro değişikliğini baltalamak için,
Komplo teorileri üretmeye başladılar.
Ve ne kadar gariptir ki ,
CHP'li olduklarını söyleyen bazı kişiler de
BU teorilere destek vermeye başladılar !!!

JİVAGO dedi ki...

CHP'yi iktidar yürüyüşünden döndürme çabalarına
destek veren ve CHP'li olduklarını söyleyen arkadaşlar,
Küresel düzene ve AKP çıkarlarına fayda sağlayacaklardır.
Gün birleşme,güçlenme ve enerji yaratma günüdür.

CHP'li olduklarını söyleyen arkadaşlarıma sözüm var ;

Hiç bir kimse ÖZ CHP'li değildir !!!
Kimse aynı partiden olduğunu söyleyen kişiyi
dışlama hakkına da sahip değildir.
Üzücüdür ki bu arkadaşlar bu tavırlarıyla,
Parti içinde bölücülük yaptıklarını farkında da değiller.

Öncelikle partilerinin OY BİRLİĞİYLE aldığı
Tarihi Kurultay sonucuna saygılı olmalıdırlar.

Hizipleşmek...
Savlanması mümkün olmayan varsayımlarla dedi kodu üretmek,
bağlısı oldukları partiye zarar verecektir.
Bekleyelim,görelim.

Yazılarımda belirttiğim ana konuyu tekrar belirtmek isterim.
Sorun CHP içinde kimin lider olacağı sorunu değildir.

Sorun ;

Türkiye'yi ipotek etmiş,
Ekonomisini talan etmiş,
Tüm kamu birikimlerini satmış,
Tüm Milli kırmızı silgilerimizi silmiş,
8 senede tüm Cumhuriyet hükümetleri kadar ülkeyi borçlandırmış,
Ülke yönetimine Washington ve Brüksel'i ortak etmiş,
Irak Kuzeyinde Kürdistan kurulmasına siyasi,ekonomik destek vermiş,
Türkiye'yi PKK terörüyle baş başa bırakmış,
Tarımı ve hayvancılığı yok etmiş,
İşssizlik tavan yapmış,
Ülkenin yer altı kaynaklarını ve akarsularını peş-keş çeken,
Kıbrıs...
Ermeni sorunu...
Derin Devletleşme ile akıl almaz kadrolaşma,
Yapay siyasi davalar,
Vurulan TSK ve yüksek yargı,
Tek başına anayasa değiştirme çabaları.
Mutsuz ve ürkek bir toplum.
Baskıcı bir polis devleti yönetimi.
Teokratik ve faşist bir yönetime gidiş...

İşte sorun bunlardır.
ve bu saydıklarımın yaratıcısı olan,
İktidar partisi AKP'nin sandıkta yok edilmesidir.

CHP'li olduklarını söyleyen arkadaşlar,
Meleklerin cinsiyetini paylaşmak yerine,
Türkiye'nin belki de son demokratik şansı olan,
İlk genel seçimlerde partilerine sahip çıksınlar.
Güçlendirsinler.
Ve Ülkemizin bu ağır tehlikeli süreçten çıkmasına destek versinler.

Konu siyasi ve parti konusu değildir.
Türkiye'mizin varlığı ile ilgilidir.

Şimdi Kılıçdaroğlu'ndan beklediklerimiz ;

6 ok umdesine sadık kalarak,
Antiemperyalist bir siyasetle,
Kemalizm'in ışığı altında ,
Ulus Devlete,
Bağımsız Türkiye'ye,
Ülke bütünlüğüne,
Milli ekonomiye,
Ayarı bozulmuş olan yargıya sahip çıkması,
Onurlu ve aydınlık ,hukukun egemen olduğu ,
Demokratik ve laik
bir Türkiye yaratacak politikalar üretmesidir.

Takipçisi olmamız gereken konular bunlardır.

Oyunlara gelmeyelim.

Naci arkadaşımız

elifin terazisi dedi ki...

Off yoruldum, artık umutlu olmak istiyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Jivago,

Cenk'in dediği bence de doğru. Karşı çıkanlar AKP'ye hizmet edeceklerdir, bilerek ya da bilmeyerek...

Naci arkadaşımızın yazdıklarının altına imzamı atabilirim.

Katkılarınız için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili elifin terazisi, çok haklısın, gerçekten yorulduk. Umut istiyoruz, kendi hayatımızı yaşamak istiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz...

Sevgilerimle...

cinar dedi ki...

uzun zamandır olmayan bir bayram havasında yaşandı kurultay ve gerçekten yüreklere umut serpti. umutlarımızın boş çıkmayacağını düşünüyorum bu sefer ve olacak güzellikleri sabırsızlıkla bekliyorum...

Mavi Balon dedi ki...

Tüylerim diken diken olarak dinledim konuşmasını Kemal beyin, inanıyorum ki içimize serptiği baygın gül kokusu değil suyun temiz berrak saf temiz haliydi....

Handan dedi ki...

Bir umudumuz var, bunu hissetmeyeli ne kadar çok olmuştu.

MAVİANNE dedi ki...

ben de günaydın diyorum
sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,

En önemlisi umut olması. Nicedir umutsuzluk, karamsarlık vardı üstümüzde, yeniden kendimize gelir gibi olduk. Korkudan sessiz kalanlar bile canlandı.
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Balon,

Ne güzel demişsin, baygın gül kokusu değil, temiz berrak su...

Herkesin temizliğe ihtiyacı var,

Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Handan,

Biz umutlandıkça birilerinin yüzü asılıyor, hırçınlaşıyorlar. saçmalıyorlar. Ve korktuklarını, gidici olduklarını anlamaya başladılar...
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Anne,

Günaydın, herkese günaydın...
Sevgiler...