25 Mayıs 2010 Salı

SİLKELE BAŞKAN DÜŞECEKLER

Doksanlı yıllarda çok kızmışlardı... Hep birlikte yollara düştüler...
Tek bir ses olup haykırdılar:

" SİLKELE BAŞKAN, DÜŞECEKLER!"

Ondan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı... Madenci Feneri aydınlıkların ilk habercisi mi ne?

Teneke muhabbetine çok güldüm.

Kemal Kılıçdaroğlu Zonguldak'ta: "Geliyoruz!" dedi.

30 yorum:

haykırış dedi ki...

Sevgili Aysema öğretmenim,
Yok vallahi eski işçilerde kalmamış...
Grev yapacağım dediği an nefesler kesilirdi...
Elini kaldırdığı an her şeyin bittiğini bildiğimiz hani o sendika başkanları..
Sevgi ve saygılarımla

NzN dedi ki...

Madenciler ile ilgil gördüğüm her fotoğraf içimi acıtıyor, insan olmak adına bastırdığım "küfretme" duygusunu uyandırıyor...

elifin terazisi dedi ki...

Tabii , madem kader lafı ettiler ki bu işin kaderinde düşmekte var.
Sevgiler:)

beenmaya dedi ki...

vaktiniz olduğunda bu yazıyı sevgili doğan Ömür'ün yazısını özellikle okumanızı istiyorum.

http://beenmaya.blogspot.com/2010/05/karsiliksiz.html

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Sevgili Aysema,
Ne yazık ki bu sınıfsal bilinç hiç gelişmedi. Madencilerin birkaç kuşaktır madene inmelerine rağmen köyle ilişkileri daha baskın oldu, işçi bilincine üstün geldi. Bu büyük olaydan sonra bile Türkiye Maden Ocaklarında genel grev çağrısı bile duyulmadı. 30 sene önce böyle miydi?

ayşegül dedi ki...

Sevgili Aysema Öretmenim,

İşçi bilincini,örgütlenme ve sendika
hakkını unutmuş,daha doğrusu unutturulmuş bir toplumda,egemen sınıflar, proleteryanın kasıtlı hak
ve emeğini vermez.

Müstakbel nişanlıma selamlar :))
Ben sizin anneniz olursam,siz benim
neyim olursunuz (?) :DDD
(şaka,şaka)

anneniz Ayşgül :Pp

bilge dedi ki...

taşeronlara madencilerimizi ve madenlerimizi sunmanın sonucuna kader dediler bakalım kaderleri bunu diyenlere neler gösterecek sevgi ve dostlukla..

Sevgiseli dedi ki...

Ne diyeyim, ekmek parası işte. Siyasetçiler birbirilerine atışacaklarına halkını düşünsünler. Teneke lafı boş hikaye.

ayşegül dedi ki...

teneke lafı boş hikaye mi ?????
son zamanlarda duydugum en guzel laf!

''rüşvet parasıyla altın havuzlu
vıllalarda oturacagıma, halkın arasında teneke olurum !!! ''

bu laf bos mu yanı Sevgıseli????

rte'ye verılmıs en guzel cavap bence!

Sevgiseli dedi ki...

Ben kimseyi savunmuyorum Ayşegül Hanım! Demek istediğim; siyasetçiler birbirilerini yiyor, halkı düşünmüyorlar. Meclisteki kavgaları izlemediğiniz belli sanırım. Ne iktidarlar geldi geçti gitti de ne oldu? Hiç bir şey olmadı. Olan sadece halkımıza oldu. "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir" ilkesi var, kim uyuyor bu ilkeye? Hiç kimse. İktidar egemen, halk çaresiz, elinden bir şey gelmiyor.

zihni dedi ki...

Ayşegül'e katılıyorum, ekleyecek çok söz var ama, söz değil icraat (yeni adı eylem) gerekiyor. Kılıçdaroğlu alışılmışın dışında ve beklenen rengi temsil ediyor gibi... zaman gösterecek.

Adsız dedi ki...

SEVGİLİ HOCAM;

İşçi sınıfı'nın bilinçlenmesin önüne geçildi, sendikacılar eski deyim ile Sarı Sendikacı oldu.1990 yılı grevi ve büyük yürüyüş bir başlangıç ve birde son oldu. O lider yok artık. Şimdi'ki sendikacılar Taşaronlaşmaya karşı olduklarını her frsatta yinelerlerken , Taşoron firmalarda çalışan madenci kardeşlerimizi üye yaptılar ve hatta aralarında temsilcileri bile var. Taşoranlaşmaya böyle mi karşı çıkılır. Taşoron firmada çalışan ve üye yaptıkların ve temsilci yaptıkların kşilere ne diyeceksin.Siz bizim üyemiz , siz bezim temsilcimizsiniz ama biz sizin şirketinizin kapanmasını istiyor, siz boşta gezin mi diyecekler ?

A.ÖZTÜRK

aysema dedi ki...

Sevgili Haykırış,
Haklısın, her şey hızla değişiyor. Daha çok bireysel oluyoruz. Ne işçiler, ne de sendikacılar aynı değil. Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili NzN,
Öfke duymamak elde değil. Yürekler dağlanıyor. Çok teşekkür ederim.

aysema dedi ki...

Sevgili Elifin Terazisi,

Her şey kaderse o kadar koruma ordusuna, zırhlı araçlara ne gerek var değil mi? Kendilerine gelince kader değil, yoksula, garibe kader...
Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,

Okudum o yazıyı, blogunu da inceledim. Yorum yazamadım zamansızlıktan. Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Merki,
Doğru söze ne denir? Bütün bu yapuılanlar da işte bundan cesaret alıyor ya? Teşekkürler..

aysema dedi ki...

Sevgili Ayşegül,

Beni çok güldürüyorsun canım. Ancak iş işten geçmeden bu sevdadan vazgeç derim sana...Bak sonra evinize gelmek zorunda kalırız (şaka)...

Emekçiler hak ettikleri gibi yaşasınlar diyelim mi?
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Bilge,
İşçiler taşeron oldu, öğretmenler sözleşmeli vekil, imamlar öğretmen, her şey karmakarışık. Düzelmesi dileğiyle sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Sevgiseli,

Haklısın ekmek parası için uğraşıp didiniyorlar. Ve ölüyorlar. Bunu düzeltmeliyiz, diyenlere de teneke diyorlar. Emekten, emekçiden ne kadar uzaklar değil mi?

Hak ettiklerini vermemek için suçu kadere bırakma kolaycılığına kaçıyorlar.
Çok teşekkür ederim canım. Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Ayşegül,

O yanıtı ben de çok sevdim...

Ancak giderek seviyeyi düşürüyorlar, korkuyorlar mı, çıldırıyorlar mı nedir? Hiç yakışmıyor değil mi?
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Sevgiseli,

Haklısın, mecliste birbirlerini yiyorlar. Halkın sorunlarıyla yeterince ilgilenmiyorlar. Ben de Meclis TV'yi sinirlenerek izliyorum senin gibi.

Bir umut oluştu, bakalım, umarım umutlarımız boşa çıkmaz...

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

Zaman gösterecek, evet eylemlere bakacağız. Ama söylemler de güzel ve birilerinin uykularını kaçırmaya başladı. Uzun süredir buna bile hasrettik değil mi?
Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Öztürk,

Son noktayı senin yorumun mu koydu diyelim. Tuz kokarsa ne çare durumları en kötüsü... Maden İş Sendikasının eski saygınlığıyla bugünü kıyaslamak bile sizi haklı çıkaracaktır yazık ki... Hızla kirlenme durumları!

Temizlik olsun istiyorum ben...
Teşekkürlerimle.

Sevgiseli dedi ki...

Sevgili Aysema Hocam,

Meclistekilerin yaptıkları iş değil, sadece muhalefettir. Muhalefet yapandan icraat beklenmez. Maksat parti başına geçip birbirilerine taş atmak değil, maksat icraat yapmaktır. İcraatlarını görelim, o zaman bu ülkede düzen iyileşir ve her şey yoluna girer.

İktidar partisine de diyecek sözüm var. Teröristleri serbest bıraktılar, şimdi ellerine kollarını sallayarak geziyorlar, tozuyorlar. Sonra da gene ortalığı karıştırıyorlar. Şimdi bu adalet mi? Şehitlerimizin mezarda kemikleri sızlamaz mı?

Meclise aslında partililerin, iktidarın değil, bizim çıkmamız gerekiyor. Söyleyecek lafımız da var bizim.

İşverenler iktidardan yana, krizi bahane edip, çoğu işçilerimizi işsiz bıraktılar. Bende dahilim buna. İşyerini yürüten işveren değil, biz işçileriz. Nerede hakkımız? Yok işte. Bizim paralarımızla yatlar, katlar, villalar, son model arabalar alıyorlar, keyif-i alem yapıyorlar. Bu şimdi hak mıdır sizce?

aysema dedi ki...

Sevgili Sevgiseli,

Hiç hak olur mu? Binlerce kişiyi işsiz bıraktılar, halk her geçen gün yoksullaştı, onlar ve yandaşları zenginleşti.

Bizler gibilerin değil Meclise girmesi, aday bile olması olanaksız. Çok para istiyorlar adaylık için bile...

Muhalefet yanlışları söyleyecek ki, halk farkına varsın. Onların görevi de bu. Haksızlık yapmayalım, pek çok yanlışı da engellemeye çalıştılar. Sonuçta parmaklar kimde çoksa onun dediği oluyor. Bir kısmını anayasa mah. ne götürüp engellediler.

Bence bir şans vermek gerekiyor. Çok şey yapamasalar da bu gidişi durdururlar belki.
Her şey çok bozuldu. Yiye yiye tükettiler tüm kaynaklarımızı.
Yazık değil mi gençlerimize? Çoğu işsiz, iş bulanları da özel sektör alabildiğine sömürüyor. Çalışmanın da koşulları olmalı değil mi?

İşsizlik sigortası için işçiden kesilenh paraları bile iç ettiler. Bizim "key" paralarımızın üstüne oturdular. Bir kısmına verdiler, bir kısmına vermediler olacak işmi? Maaşımızdan zorla, sizi konut sahibi yapacağız, diye yıllarca kestikleri paraları ne yaptılar? Konut vermedikleri gibi, biriken paraları da vermediler.

Biz sustukça onlar pervasızlaştı. Yeter artık diyorum senin gibi.
Açılım dediler, terörü azdırdılar, her gün şehitlerimizi uğurluyoruz, canımız yanıyor. Yeter!

Sevgilerimle...

sufi dedi ki...

Teneke bir gün çok işe yarayacak inşaallah "gidenin ardından çalmak" için .Ama bizler tokata tokat eğitimi almadık, altın-da da gözümüz yok, çünkü kefenin cebi yok. Bugün Eren erdem'in Oda tv de "kader"le ilgili bir yazısı vardı okumanı tavsiye ederim.Sevgilerimle.

kamikaze dedi ki...

Aysema öğretmenim iyi ki yazıyorsunuz.Sizi okudukça bilinçleniyoruz.Her yazınızdan çook şey alıyorum kendi adıma.Umarım dileklerimiz gerçekleşir.Emekçilerimiz hak ettikleri yaşama kavuşur.

Yonca Tokbaş'ın yazılarını çook seviyorum.Hürriyet Kelebekdeki köşesinde yazıyor.Başbakan'ın kader lafı üzerine çok güzel bir yazı yazmış.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14830453&yazarid=232

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,

O yazıyı okudum, gerçekten çok güzeldi...

Teneke çalmak deyimi benim de aklımdan geçti, ama senin gibi bize yakışmaz dedim. Altına, dünya malına tapıyorlar adeta. Giderken götürecekler sanki... Bu nasıl doymazlık böyle? Anlaşılır gibi değil. Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Kamikaze,

Ben de sizlerden çok şey öğreniyorum canım. Önerdiğin yazıyı şimdi okuyacağım, çok teşekkür ederim.Sen de iyi ki yazıyorsun. Sevgilerimle...