31 Mayıs 2010 Pazartesi

VAN MiNüT




Tüm günümüz hastanede sinir harbiyle geçti. İş bilmez, insan sevmez, duyarsız çalışanlar yüzünden çıldırma noktasına geldim.
Babama ultrason çekilecekti, 1,5 litre su iç gel, dedi kayıt memuru. Suyu zorla içti babam, aç karnına... Tokken alması gereken ilaçları da içememişti henüz.

1,5 Litre suyu içince, tuvalete de sıkışmış bir durumda gittik memurun yanına, beş dakika geç kaldınız,saat 13'te gelin!

Ne dedimse, dinletemedim. Babam seksen yaşında dedim, ilaçlarını alması gerekiyor dedim, saat söyleseydiniz dedim (Söyledim, diyerek bir de beni yalancı durumuna düşürdü!) ve yapabileceğim bir şey yok dedi ilgisiz, duyarsız bir şekilde. Pes etmedim, iki kat aşağıdaki ultrason odasına gittim, rica ettim, ama duvar gibi insanları ikna etmek olanaksızdı.

Babamı da peşimden sürükleyerek "Hasta Hakları"nı buldum güç bela. Telefonla kayıt memurunu aradı, söylediğim saatte gelmediler yanıtını aldı, o da yapabileceğim bir şey yok, yeniden deneyin, dedi!

Ve babam tuvalete zor yetişti...

Sonra bir poğaça yedi, ilaçlarını içti, yeniden 1,5 litre su içmeye başladı, 13,15'te gelin dediler ya biz 13'te geldik kayıt bölümünün önünde beklemeye başladık. Yemekteler, kimse yok kayıtta. Saat 13.15'te babam: "DAYANAMIYORUM!" dedi.

Sabret, biraz daha sabret, dedim. 13.20'de babam tuvalete yönelmişken baktım memur geldi. Babama seslendim, duymuyor. Koştum yetiştim, geldi, sabır dedim. Memura, dayanacak gücü kalmadı, dedim; bekleyin dedi.

Bekleyemiyor, dedim.

Aşağı ultrason odasına(34 nolu oda) gidin diyince babamla iki kat aşağıdaki ultrason odasına gittik.

Acil durumdayız, ikinci kez su içti...

13.30'da gelinnn!

Ama dayanamıyor, emekler boşa gidecek!

13.30!

Saat 13.25'ti ve babam en yakın tuvalete dar yetişti...

Ultrasyon çektirememiştik. İki denememiz de boşa çıkmıştı. Oysa hastane duvarlarında 65 yaş üstü hastalara öncelik tanınır, diye yazıyordu... Vazgeçtik ultrasondan, hastanenin diğer şubesine geldik, önceki tetkiklerin sonuçlarını doktora göstermek için. Buradaki memurlar oradakilerden de beterdi. Sinir harbi içinde doktorla görüşebildik. Üstünkörü baktı sonuçlara, buna da şükür diyip eve geldik.

Baktım haberlere, Hatay'da 7 şehit vermişiz, İsrail'le savaş noktasına gelmişiz. Neymiş, Filistin'e insani yardım adı altında çoluk çocuk doldurup gönderdiğimiz gemiye İsrail komandoların saldırıları ve sokak gösterileri...

İsrail'in yaptığı yanlış, ancak savunmasız çoluk çocuğu gemiye doldurup oraya savunmasız göndermek daha da yanlış...

Yardım konusuna kuşkuyla bakıyorum. Kendi hastane bahçelerine bank bile koyamayan, hastalarını yerlerde süründüren, açlık sınırında yaşayan binlerce insanını görmezden gelen kişiler garip görüntüler halinde yardıma gönderiliyor. Ve orada ölüyor. Vatandaşın parasını fenerlerle sömürenler, şimdi de canlarını ortaya sürüyor. Ve bir anda oldukça organize bildik kişiler, bildik görüntülerle polisin koruması altında sokaklara dökülüyor!

Tepkiye gelince, iki ülke arasında yapılan anlaşmaları iptal edebiliyor musunuz? Ticari ilişkileri kesebiliyor musuz? Sanmıyorum. Ortadoğu kaynayan kazan. Ülkeyi bu kazanın içine atmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu durumu yaratanlardan hesap sorulabilecek mi? Bizim bilmediğimiz hangi oyunlar hazırlanıyor bekleyip göreceğiz.

Şehitlerimize yine rahmet, yakınlarına yine sabır dileyeceğiz. Analar ağlamasın açılımları sonucunda artık analarla babalarla birlikte bebeler de ağlıyor, ağlayacak! Birileri de bu durumlardan böbürlene böbürlene gezecek...

Yazıklar olsun...

29 yorum:

alizafersapci dedi ki...

"Yardım konusuna kuşkuyla bakıyorum. Kendi hastane bahçelerine bank bile koyamayan, hastalarını yerlerde süründüren, açlık sınırında yaşayan binlerce insanını görmezden gelen kişiler" İşte olan biten bu; selamlar, ayrıca geçmiş olsun!

Handan dedi ki...

Ne yazık ki hastanelerimize sağlam giren hasta çıkacak halde :( Geçmiş olsun.

Parpali dedi ki...

Bir arkadaşım "Bugün insanların vicdanıyla hesaplaşma günü" yazmıştı. "Evet" dedim. Bugün insanların vicdanıyla hesaplaşma günü. Acaba Gazze müslüman olmasaydı da bu kadar çaba sarfedilir miydi, bu kadar tepki verilir miydi diye birçok insanın kendine sorma günü.

yeliz dedi ki...

öyle van minutle öyle biz bunun altında kalmayızla olmuyor işte!! külhanbeylik bizim cahil halka söküyor, elin israiline değil! yiyorsa askeri anlaşmamızı iptal etsinler! terorist dediğin ülkeyle nasıl anlaşman var!! yok yemez tabii!!
ay çok sinirliyim ya!!
neyse babanıza acil şifalar dilerim.
sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Alizafersapcı,

Bir de gündemi değiştirdiler. Savaş tehlikesiyle dini ve milli duyguları da kaşıyarak hükümlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Handan,

Gerçekten öyle, bitmiş bu ülke. Sağlık Bakanı ona buna laf yetiştireceğine hastaların sorunlarına baksa, hastaneleri denetlese ya... Halk perişan, yere oturuyor,içeceğini yere koyup yemeğini yiyor. Tedirgin etmemek için fazla foto çekemedim, ama içim acıdı çok.
Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Gazze'nin müslümanlığından çok, bunu kullanarak içerdeki dindarlara selam çakma gibi geliyor bana.
Vicdanı kim kaybetmiş de onlar bulmuşlar? Yüzlerine bakar mısın tanıdığın müslümanların nurlu yüzü var mı onlarda? Savaş çığlıkları atıyorlar, halkı sokaklara dökmek için naklen yayın yapma gücüne sahipler gemiden.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Yeliz,

Daha dün en verimli arazilerimiz olan sınırdaki mayın temizleme işini İsrail'e vermeye kalkmadılar mı? Tepkiler sonucu veremediler.Kimbilir başka hangi anlaşmaları imzaladılar, ne sözler verdiler. Kanki olmuşlardı, eş başkandılar ne oldu?
Takke düştü, kel göründü...

Yeniden gerçek kimliklerine döndüler. Ülkeyi zaten bir kıvılcımla parlamaya hazır ortadoğu barut fıçısının ateşiyle yakacaklar neredeyse...
Şehitlerimize rahmet olsun.
Sevgilerimle...

Mavi Balon dedi ki...

Öncelikle geçmiş olsun Babanıza. Hastaneler hakkında ne diyeceğimi bilemiyorum çok doğru tespit etmişsiniz. Hastaneye bir bank bile koyamayan bu acizler gelin görün ki alışveriş merkezlerine mescit açarlar. Karşı olduğum düşünülmesin biliyorsunuz hem onların içinde hemde dışındayım. İsteğim herkese eşit yaşam hakkı. bunu zaten Rabb'imiz bahşetmiş bize hepimiz aynı havayı soluyoruz da senin bir bankı eksik etmen, bizleri hasta halimizle perişan etmen HAŞA senin Rabb'imizden büyüklenmenden başka nedir? En büyük sıkıntım ne yazık ki bunlar yüzünden bir sürü günaha giriyoruz. Ayrıca, akşam İzmir'de Konak'ta olan mitinge gittim. Sadece o havayı solumak istedim. Kimi tiplerden korktuysamda içimden onlarında Allah rızası için orada olduklarına inandım. Ama kimi tipleride anlayamadım. Çocukları hemde Filistin bayraklarına sarmak, ellerinde çocukları önlere atmak, kadınların orta yerde herkesin geçtiği yerde bırakılmaları, erkeklerin karşılarında onlardan biraz daha ileride yer almaları. Pankartları taşıyanların nedense hep kadın olması. Hep onların imza toplamak için kendi seslerini duyurmaları ilginç geldi bana. Orada içimden bir ses dedi ki "kızım bunlar acaba yarında şehitler için toplanıp, çocuklarını bayrağımıza sararlar mı?" İşte o anda orada bulunma sebebimin bittiğini anladım arkadaşlarıma veda edip döndüm. -Not: uzun oldu özür dilerim içimi döktüm. ayrıca geceye kadar hep ne yazacaksınız diye beklemekteydim.-

Efsa dedi ki...

Çok geçmiş olsun, ne diyeceğimi bilemedim okurken. :(
Allah şifa versin, tahlilleri özle bir kurumda yaptırma şansınız varsa öyle yapın diyeceğim.

beenmaya dedi ki...

çok çok geçmiş olsun dilerim bir an önce sağlığına kavuşur babanız...

yazdıklarınıza gelince katılmakla birlikte az önce bir arkadaşımın blogunda alıntıladığı Vonnegut'un sözlerini eklemek istiyorum ben de;

"Bir alt sınıf olduğu sürece onlardan biriyim.
Bir suç unsuru var olduğu sürece ben de içindeyim.
Hapse atılmış tek bir kişi bile varsa özgür değilim."

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Balon,

Yorumuna teşekkür ederim. İstediğin kadar yazabilirsin canım. Memnun oluyorum. Senin yazman çok daha önemli benim için.

Şehit cenazelerine giremiyorlar, ülkede aklı başında olanlar, art niyetsiz yurt-ulus sevenler gerçek yüzlerini gördü bunların.

Şıkışınca Ergenekoncu diyerek insanları tutuklatmaya başlıyorlar. Bugün yine Adalet Eski Bakanı, tertemiz insan Seyfi Oktay'ın evini arıyorlarmış. Bir de kendilerinden olanların evlerini arasalar ya? Bence aradıklarının fazlasını orada bulacaklar.
Uluslararası ilişkilerde ise çılgınca hata üstüne hata yapıyorlar.
Yaptıkları gizli anlaşmaların acısı onlar gidince başımıza bela olacak.

Hastanelerin durumu perişan. Paran kadar sağlık anlayışı var. Yöneticilerin, çalışanların çoğu iş bilmez, yalakalık bilir cinsten... Türkiye'nin dört bir yanından gelen insanların şifa aradığı, işlemlerin kör topal yürüdüğü, saatlerce, hatta günlerce beklenen hastane bahçesinde yeterince bank bile yok. Bu nasıl iştir? Bahçe kocaman, her köşeye koyun, insanlar otursun, çok mu zor, çok mu pahalı?
Bahçede hangi ihaleyle alınmışsa "Sahan" diye bir lokanta var. Hesabı öderken baktım "yardım kutusu" var, üzerinde ayet yazılı,ama yardımın kime olduğu yazmıyor. Sordum, şaşırdı, toparlanınca "hastaneye yardım" dedi. İnanalım mı?
Yazacak çok şey var, şimdilik keseyim.
Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Efsa,

Genel kontrol amaçlı gittik hastaneye. Tahlilleri yapıldı. Doktor bir de ultrason dediği için uğraştık. Çok şükür babam iyi. Özelde çektireceğiz, ama bu kadar suyu zorla içirtmek o yaştaki insana doğru mu bilmiyorum. Bir iki gün dinlensin öyle yaptırırız.

Ancak hastaların durumu felaket. Ankara Ahmet Andiçen Araştırma Hastanesi bu.Hastalardan daha zor olan da yoksul yakınlarının durumu. Bu sıcaklarda koca bahçede oturacak yer sayısı o kadar az ki çoğu iğnsan kaldırım kenarlarına tünüyor. Bu ilkellik değil mi? Reklam amaçlı binlerce bank bulunabilir. Ama herkesin işini yapması gerekir. Siyasetçilerin peşinde pay kaparken görmüyorlar bile...
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,
Kontrol amaçlı gitmiştik, biz. Teşekkür ederim.
Arkadaşından alıntıladığına katılmamak olanaksız.

"Bir alt sınıf olduğu sürece onlardan biriyim.
Bir suç unsuru var olduğu sürece ben de içindeyim.
Hapse atılmış tek bir kişi bile varsa özgür değilim."ız.

Sevgilerimle...

UykusuZ dedi ki...

kabadayılık anca köylü memede söker, bana dese ya al ananı git diye, bakalım el mi yaman bey mi yaman. Aynı hesap, İsraille de olmuştur. Ne yani sen İsraili sevmiyorsun diye koskoca Türk halkı savaşa mı gidecek?
Sokağa dökülenlerin profili belli, zeki insanlar ise "çocukların kadınların orada ne işi var , bu gemileri kim sağladı" gibi sorular sorar.
Gemiyi veren İDO kime bağlı başbakana. Organizatörlerde kim var Abdurrahman Dilipak!!! Giden örgütler kimler, İsrailin dediği gibi "radikal dinibütün!örgütler",
Sakallı, cübbeli, şalvarlı tipler insan Türk demeye utanır.
Adam sana gelme demiş, amcalar sanki adalarda piniğe gidiyor.
Adamlar demiş " kendi gözcüleriniz olsun malzemeleri bizim kontrolumuzde dağıtın"
yok, amaç provokasyon.
Sanki dünyada başka müslüman acı çeken devlet yok, Gazze de Gazze.
Durmadın İsraili kaşıyan boşbakanındır suç! onca insanın ölümünden sorumludur. Arkana hiçbir gücü almadan böyle saçma sapan bir politika yürütürsen, diğer devletler de şoke olurlar, anlamazlar, ölenlere üzülürler, bir tanesi de İsraili protesto etmez!
cehaletle kabadayılıkla koskoca TC yönetilmez

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Sevgili Aysema,
Çok geçmiş olsun. Yaşadıklarınıza diyecek hiçbir şey yok. Benzerlerini hepimiz hergün yaşıyoruz. Ne yazık ki okuma insanı uygar yapmıyor. "Uygarlık ayrıntılarda gizlidir."

Ne yazık ki, Gazze olayları konusunda çoklukla aynı düşüncede değilim. Bizim Gazze savaşımından önce ülkemizde birlik mücadelemiz var. 7 fidanımız kahpece arkadan vurularak öldürüldüler. Benim canım gitmiş başka şeyi neyleyim. Arap, kendi savaşını vermekten aciz. Daha bizi sırtımızdan vuralı 100 sene olmadı. Benim halkım aç. Ben bunu bilir bunu söylerim. Gerisi lafı güzaf

Çınar dedi ki...

Canım yaa, sen anlatırken ben sinirden hop oturup hop kalktım burada. Amcaya çok üzüldüm, o yaşında bu eziyet değil de nedir. Hani yaşlılara öncelik tanınıyordu hastanelerde...

İnsani yardım konusunda çok fazla yorum yapmak istemiyorum ama sizlerle aynı fikirdeyim. Ben de yardım yapma duyguları çok kabarmış olduğundan yola çıkarıldıklarını düşünmüyorum. Ayrıca önceden tehdit etti zaten İsrail göndermeyin diye, peki neden çoluk çocuk vardı aralarında. Sonunun ne olacağı mechul bir gemide ne işleri olabilir..?

şehitlerimiz için Allahtan rahmet yakınlarına ve ülkemize başsağlığı diliyorum

Sevgiler

Sevgiseli dedi ki...

Böyle bir şey olamaz, resmen şaştım bu olaya. İsrail rahat durmuyor. Ama bize bulaştı ya ölümlerden ölüm beğenecek. O Netanyahu şerefsizi getirsinler ellerimle boğarım. Akan kanın hesabını soracağız elbbette.

ayşegül dedi ki...

ONE SCOND PLEASE
efenım nısanlımı neden amerıcan hospıtal veya alman hastanesıne,yada
amerıca huston hastanesınde check up
yaptırmıosunuz????lutfen ıyı bakalım
ve nısann zamanına kadar butun kontrollar bıtsın :D

a.aysegul :))

ŞANSLI dedi ki...

Canım benim çok geçmiş olsun.Hastane çok önemli,bir türlü düzene sokamadılar...Söylerken öyle yaptık böyle yaptık diye böbürlene böbürlene anlatıyorlar.İnsan hastaneye gidiyor mikrop kapıp geri dönüyorsun.Pislikte cabası...Allah yardımcımız olsun.Karadenizdeki hastanelere göre sağlıkçılar İstanbul'da daha kibar sanırım...Ama her şey yetersiz ve eksik.
İsrail Allah'ın gazabına uğrar inşallah.
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Uykusuz,
Yazdıklarına katılıyorum.
Ve bu kişilerin kandırılmışlarının dışındaki elebaşları incelendiğinde kim bilir neler neler çıkacak. Yurt dışına kaçanlar,afla dönenler...
Görüntüler bizim ülkemizden mi? Korkunç şeyler oluyor. Ama sona yaklaşıyorlar. Telaşları ondan.
Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili Merki,
Hizbullah, Hamas baştacı ediliyor şu anda Kanal 7'deki programda...

Şehitlerimiz haber değeri bile taşımıyor sanki...
Gemide ölenlerin hesabını kim verecek? Bile bile lades yaptıkları. Adına bir de yardım demiyorlar mı? Off...

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,

Çok teşekkür ederim canım. Hastaneler perişan, yardım bekleyen hastaları duyan yok.
Son olaylar Türkiye'yi dönüştürme çabalarının bir parçası gibi görünüyor. Görüntüler her şeyi açıklıyor ya neyse...
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Sevgiseli,

İsrail hesap vermeli, ama bile bile insanları ölüme gönderenler de hesap verebilmeli... İnsanlar kandırılmasın. Yakında tüm gerçekler ortaya çıkacaktır.
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Ayşegül,
O bir emekçi, yıllarca sağlık için devlete pirim ödedi.
Ülkeyi bu duruma getirenler utansın.

Benim bir şeyim yok, gitmeyeceğim hastaneye, diyor zaten.

Seni seviyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Şanslı,

Koca koca binalar yapmışız, içine her türlü araç gereci yerleştirmişiz, ancak meslek ahlakını ortadan kaldırmışız. Kimbilir hangi torpille işe girmiş yeteneksiz kişiler yüzünden yaşanıyor bütün sıkıntılar. Herkes görevinin gereğini yapsa sorunlar azalacak.

Sevgilerimle...

es dedi ki...

öncelikle babanıza geçmiş olsun.Hastaneler ve aslında bir çok yer işini sevmeden yapan insanlarla dolu.
hani bir söz vardı "ülkesini en çok seven işini en iyi yapandır." diye anlayın ülkemin halini.

yardım konusuna geldiğimizde ben de yardımın insani değilde politik olduğunu ve bu nedenle olayın bu boyutlara geldiğini düşünüyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Es,
"Yardım" gibi insani bir olayı kendi çıkarları için kullandıklarını düşünüyorum ben de. Tıpkı dini kullandıkları gibi...
Yardıma gereksinim duyanların durumunda bir değişiklik olmuyor hiç; ancak yardım toplayanlar zenginleşiyor. Yardımlarla tv kuruyorlar, gazeteler çıkarıyorlar ve halkı kandırmak için bunlar aracılığıyla güç elde ediyorlar. Ne diyelim bir gün halkın uyanmasını dileyelim mi?

Meslek ahlakı, işini severek yapmak,işin gereğini yerine getirmek önemli. Giderek bu şekilde çalışanların sayısı azalıyor. Ama yine de bugün hala ayaktaysak doğru dürüst çalışanlar sayesindedir. Her şeye karşın bu insanların var olmasındandır.
Çok teşekkür ediyorum katkın için. Sevgilerimle...

Tabiat Ana dedi ki...

sevgili Aysema,
öncelikle çok geçmiş olsun.İnsanın okurken bile sinirleri bozuluyor gerçektende.Hasta hakları diye bir şey var evet ama ondan evvel insanlık diye de birşey var.O yaşa gelmiş(Allah sağlık versin) bir büyüğe zaten bir şekilde tolerans gösterilebilir.insanları zor durumda bırakmak bazen bazılarına birşeyler oldum hissi yaşatıyor sanırım.
Tekrar geçmiş olsun.