4 Haziran 2010 Cuma

SABIR










18 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

Ortalıkta gemide şehit olanlar için bu kadar ayaklanma varken, gösteri falan varken. Şu bir hafta içinde yitirdiğimiz canlara kim ağlıyor çok merak ediyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Balon,

Artık Mehmetciklerin şehit haberleri haberlerde yer bulamıyor. O kadar çok gürültü çıkarılıyor ki, her şey unutuldu. Sanki ülkemizde hiç sorun yokmuş gibi bitakım garip adamların reklamı yapılıyor. Teröristler, suçlular kanal kanal gezip duruyor.

İsrail'in yaptığı suç, ama savunmasız insanları ateşe atanlar da suçlu bence... Bu konuya tek boyutlu bakarsak yanılabiliriz. Gerçekler yakında aydınlanacaktır, yaşayıp göreceğiz.

Sevgilerimle...

beenmaya dedi ki...

benim asıl takıldığım "şehit" kavramı aslında. sahi "şehit" kime deniyor gerçekten???

cüneyt özdemir'in programında gemide hayatını kaybedenlerin manevi şehit sayılabileceği söylendi ama tam olarak işin içinden çıkabilmiş değilim ben...

aysema dedi ki...

Önce paralarını aldılar yardım yardım diyerek, yetmedi canlarını ortaya koymaları istendi.

Ankara'dayım şu sıralar. Kenar yerledeki mağazalarda, lokantalarda, çarşılarda yardım kutuları var. Yardımın kime gideceği yazmıyor. Daha önce de yazmıştım bu konuda. Kapı kapı da dolaşıyorlar. İşin tuhafı KARUN KADAR ZENGİNLER, YARDIMA MUHTAÇ OLANLARDAN YARDIM TOPLUYOR. Garip değil mi? Hani Züğürt Ağa'da CENNETTE TAPU vereceklerini söyleyerek oy toplamışlardı ya, bu da öyle. Olan garibanlara oluyor.

İşçilerden işsizlik aidatı kesiliyor, o parayı bile işsizlere vermeyen, başka yerde kullananlar, kendi insanına acımayanların "insani yardım" demesi hiç de inandırıcı gelmiyor bana.

Tuhaf değil mi, onlar için üzüntü bile duymadım.

Gerçek şehitlerimiz için yüreğim kan ağlıyor.
Sevgilerimle...

Mavi Balon dedi ki...

Sevgili Aysema Abla, bende o kutuları görüyorum sağda solda İzmir'deyim. Ama hiçde inandırıcı gelmiyor bana. Aslında böyle gördüğüm yerde "Tamam ben buraya yardım atıcam ama bana bağış makbuzu kesecek misiniz" diye sormak geliyor içimden. Bana inandırıcı gelmediği içinde yardım yapmıyorum. Ben daha yolda dilenenlere inanmıyorum. Çünki yardım istemek çok zor bir olay. Ama rant kapısı yapanlar içinse çok kolay. Habertürkte bir bayan-ki eşi gemidekilerden biriymiş- konuşma yaptılar. Maşallah ailecek yardımseverlermiş. Bayan diyorki " ben doğu türkistandaki müslümanlar için yapılan kermesteydim" pes dedim. bunlara göre Türkiye'de yardıma muhtaç kalmamış demek ki.

Adsız dedi ki...

İsrail nasıl yola getirilcek :D


Recep Bey, Meclis binasının çatısına çok güçlü bir ses yükseltici (gavurcası hoparlör) koyacak.
Tüm gücüyle "VAN MİNIT" diye bağıracak.
Tel-Aviv'de bu sesi duyan İsrail hükümeti kaçacak delik arayacak.
Diz üstü çöküp af dileyecekler.

Ergenekon Savcısı İsrail yolcusu
+++++++++++++++++++++++++++

Adalet Bakanlığı, İsrail Hükümeti aleyhine dava açılması için ağır ceza mahkemesine talimat verecek.
Asker tutuklamakta deneyimli olan Ergenekon Savcısı Öz, İsrail'e gönderilecek.
Gemimizi basıp insanlarımızı öldüren İsrail askerleri ve İsrail Hükümet üyeleri tutuklanarak Silivri'ye gönderilecekler.

Son çare savaş ilanı
+++++++++++++++++

Bu tedbirler de etkisiz kalırsa, Recep Bey çaresiz savaş açacak.
"Mehmetçik Gazze'ye marş marş" talimatı verecek.
Ama bizim ordudan tık yok. Genelkurmay'a telefon edip "ne oluyor" diye sorduklarında aldıkları cevap şu olacak:
"Bütün komutanlar Silivri 5. Orduya tayin edildiği için askere hücum emri verecek komutan bulamıyoruz"

Boynunda Siyonist madalyaları sallanan Recep Bey

Dünya Yahudi Kongresi (World Jewish Congress) WJC, Siyonizmin babası Theodor Herzl tarafından 1890 lı yıllarda kuruldu.
Bu örgütün ABD kolu olan Amerikan Yahudi Kongresi AJC (American Jewish Congress), Ocak 2004'te Recep Bey'e "Cesaret Ödülü" verdi.
Bu örgüt, daha önce sadece 10 kişiye bu ödülü vermişti.
Bu kişiler, örneğin Golda Meir gibi, Siyonizme hizmet eden İsrail devlet adamları idi.
Bu ödüle layık görülen Yahudi olmayan ilk ve tek kişi Recep Bey idi.

Recep Bey bu ödülü alırken şöyle dedi:
“Türkiye ile İsrail arasındaki dostluk, anlayış ve güven temelindeki ilişkiler daha da geliştirilebilir.
Türkiye üzerine düşeni yapmaya hazır.”

Bundan sonra, yine 2004 yılında, Siyonist Amerikan örgütü ADL, Recep Bey'e ikinci bir "Cesaret madalyası" taktı.

anlasıldı herhal efenim Pp

gelin adayı

NzN dedi ki...

ben hiç bir tarafı anlayamıyorum...
insanlıktan bu kadar uzak düşen insanlığı ise hiç anlayamıyorum!
insanlık olarak gerçekten de uçurumun kenarında duruyoruz. bir adım daha bu yolda ilerlersek eğer el ele atlayıvereceğiz aşağıya. daha kötü ise uçurum kenarında duranların çoğunluğu nereye gittiklerini ve nasıl da düşmek üzere olduklarını farkında bile değil.

umarım yakın zamanda bazı şeyleri farkında varabilir, hem mantık, hem yürek hem de sevgiyle bakabiliriz hayata.

Adsız dedi ki...

Yahudi sermayesi savunucusu Recep Bey
++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Bu madalyalar Recep Bey'e boşuna takılmamıştı.
Cumhuriyet tarihinde İsrail ile en çok ticari anlaşma yapan hükümet, AKP hükümeti idi.
Recep Bey'in yandaşları İsrail'de birçok ihaleler almışlardı.
Galataport'u Yahudi Ofer'e satamayınca sinir krizine girdiğini unutmadık.

"Limanları İsrail'e satmayın, mayınlı araziyi İsrail'e vermeyin" denildiğinde Recep Bey şöyle kükremişti:
"Neymiş İsrailliymiş, neymiş Yahudiymiş. Ne yazık ki köhnemiş ideolojik yaklaşımlar bunlar.
Paranın İsraillisi, dini, ırkı, vatanı olur mu?
Üstelik buraya geldiklerinde koskoca gemiler gelecek, alışveriş yapacaklar, paralı bu insanlar, bırak gelsin"

Bununla da kalmamış, Ceyhan enerji merkezini İsrail'e kaydıracak projeyi imzalamıştı.
Yandaşı Çalık'ın Ceyhan-İsrail denizaltı petrol boru hattını yapabilmesi için Fransa'dan kredi bulmuştu.

Recep Bey, Telekom'u Araplara sattı.
Arap firmasının yönetiminde İngilizlerin olduğunu, İngiltere'nin Amerika'nın kankası olduğunu, Amerika'nın da Yahudi kontrolü altında olduğunu bilmiyor muydu?
Dolaylı olarak tüm iletişim kanallarımızı İsrail'in kontrolüne veren Recep Bey idi.
Kuşadası Limanı'nı Danıştay'ın iptal kararını hiçe sayarak İsrail'e veren de Recep Bey idi.
Saymakla bitmez.
Şimdi seçim yatırımı için "van minıt" olayını dizi film haline getirdi.

Recep Bey'in boş lafları kuru gürültüden ibarettir
++++++++++
Gazze yardımı tezgahı, Recep Bey'in seçim yatırımıdır.
İnsanları bu amaçla bilerek ölüme göndermiştir.

İşte Recep Bey'in kuru gürültü boş lafları.
"İsrail'in bu saldırısı mutlaka cezalandırılmalıdır"
Kim cezalandıracak?
"Uluslararası toplumun yeter artık deme zamanı gelmiştir."
Kimdir bu uyduruk "uluslararası toplum"??
"Türkiye'nin dostluğu ne kadar kıymetliyse düşmanlığı da o kadar şiddetlidir"
Peki arkadaş, ne yapacaksın, düşmanlığını nasıl göstereceksin?
"Bugün yeni bir gündür, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açıktır"
Hangi şeyler değişecek, tek tek say arkadaş.

Lafla peynir gemisi yürümez.

Boynundaki Siyonist madalyalarını iade edecek misin?
Amerika'nın (İsrail'i güvence altına almak amacıyla hazırlanmış olan) Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığından istifa edecek misin?
Erbakan'ınkiler dahil, senden önceki hükümetlerin İsrail ile yapmış oldukları gizli anlaşmaları açıklayıp iptal edecek misin?
İsrail ile askeri ve ekonomik işbirliğine son verecek misin?
İsrail'e verdiğin Kuşadası Limanı'nı geri alacak mısın?
Ceyhan-İsrail denizaltı petrol hattı projesini iptal edecek misin?

Bunları yapamıyorsan, yani İsrail'e hiçbir zarar veremiyorsan, söylediklerin kuru gürültüden öte geçemez.
İsrail bu laflarına sadece güler geçer.

Esip gürleyerek, bol keseden atıp tutarak, cahil insanları kandırıp oy avcılığı yapabilirsin.
Ama, eğer İsrail'in çıkarlarına zarar verecek bir şey yapmıyor,
sadece konuşuyorsan,
birazcık düşünebilen hiç kimseyi "İsrail karşıtı" olduğuna inandıramazsın.

Hem boynunda Siyonist madalyaları taşı,
hem İsrail'i güvence altına almak için hazırlanmış olan BOP'un Eşbaşkanı ol,
hem de yalandan İsrail'e karşı esip gürle,
oy avcılığı için insanları bilerek ölüme gönder...
Sana ancak, bu apaçık gerçeği göremeyecek kadar beyni yıkanmış olanlar oy verir.
Benden yana umudunu kes.

Budur ıste. xoxo

sufi dedi ki...

Aysema'm;
Ben postun başındaki SABIR sözünü SELAMET diye değiştirebilirmiyim?Çünkü sabır çektikçe daha çok sabretmemiz gereken konular çıkıyor karşımıza."Selamet...selamet selamet" olsun cümlemize.Sevgilerimle.

JİVAGO dedi ki...

Söylenmesi gerekenler söylenmiş,analz
edilmiş sevgili aysema .

Ailece iyi pazarlar dilerim.
Sevgilerimle..

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Balon,

Evet yardımı rant kapısı yapmışlar bir kez, emeksiz yemeğe alışmışlar. Bu kadar parayı nasıl topluyorlar bu yoksul ülkeden? Ülke yoksullaşırken onlar zenginleşiyor.

Ben de vermiyorum, biliyorum ki toplanan paralar birilerine TV kanalı, gazete, şirketler olarak kullanılıyor. Yardım adı altında TC aleyhine işler çevriliyor.

Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,

Aslında çok korkuyor, korktuğu için de nereden saldıracağını bilmiyor. Yolun Sonunu gördü, aslına rücu eder görünüyor. Yarın yine döner belli mi olur? Bugün böyle, yarın şöyle!

Aşiret yönetenler daha mı tutarlı ne?
Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Sevgili NzN,

Anlaşılacak gibi değil zaten. Kimin eli kimin cebinde belli mi? Sözlerle eylemler tutarsız, oyun içinde oyun var.
Olan gariban halka oluyor. Dün içli dışlı oldukları İsrail'le bugün kavgalı görünerek oy toplamaya çalışıyor. Yarın yine sarmaş dolaş olurlar. Lafla peynir gemisi yürümüyor.
Uluslararası ilişkilerde kabadayılık olur mu? Her ülke kendi çıkarını korumaya çalışırken, biz hep kaybeden taraf oluyoruz. Diplomatları devre dışı bırakıp tek başına tüm ulusun geleceğiyle oynamaya ne hakları var.
Her şeyin bir kuralı olmalı değil mi? Kuralsızlık,ilkesizlik kaos yaratıyor.
Askerlerimizin başına çuval geçirildi, ne yaptılar. Şimdi gemimize, insanımıza saldırıldı toplanıp halkı kışkırtmaktan başka yaptıkları ne var? Tüm ilişkileri kesebiliyor mu, anlaşmaları iptal edebiliyor mu?

Bu insanları bile bile ölüme göndermek suç değil mi? İnsan hayatı bu kadar mı ucuz? Öldüren kadar öldürten de sorumlu değil mi?
Bu sorular uzar gider, en iyisi susmak.
Sevgiler canım...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,
Bence de durum budur işte. Eklenecek söz bırakmamışsınız.
Teşekkürlerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi'm,

Neden olmasın? Sabrın sonu selamet olsun.
Artık aydınlık bir Türkiye'de uyanalım. Herkes kendi hayatını yaşasın. Aç, açık kimse kalmasın. Kimse dilenmek zorunda olmasın, işine gücüne güvensin. Üretmeden tüketenler utansın. Halk sırtından geçinenleri üzerinden atsın. Sevgi baştacı edilsin. Emek en yüce değer bilinsin, ilkeli, tutarlı olunsun, güvenilir insanlar övülsün, yalancı, dolandırıcı, çıkarcılar sürülsün, sürünsün...
Selametle...

aysema dedi ki...

Sevgili Jivago,
Herkese iyi pazarlar, güzel ve mutlu bir ömür dileyelim mi hep birlikte?
Sevgilerimle...

Çınar dedi ki...

Aysema'm; o kadar aynı dili konuşuyor aynı şeylerden kuşku duyuyor ve aynı kaygıları taşıyoruz ki, yukardaki yorumlardan farklı değil benim de söyleyeceklerim.

Umarım birgün derin uykulardan uyanır ve görürüz etrafımızda dönen entrikaları...

Sevgiler

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,
Art niyetsiz, çıkar hesapsız, yurt-ulus sevgisiyle bakınca görünen manzara bu olduğundan, aklın yolunu kullandığımızdan vardığımız sonucun aynı olması kaçınılmaz.
Tek ayak üstünde bin yalan söyleyenler, oyun içinde oyun oynayanlar bu şekilde düşünenlere de çamur atacaklardır doğal olarak. Düzenleri bozulunca, çıkarlarına dokununca sinirleniyorlar. Gazetecileri hedef gösteriyorlar. Yakında bir gazeteciye saldırı olursa ya da yeni uydurma kasetler, yeni tutuklamalar gerçekleşirse şaşmamak gerekir. Her yol mübah diyen gözü dönmüş kişilerle karşı karşıya kalmış ulusumuz. Dilerim kendi kazdıkları kuyuda boğulurlar.

Sevgilerimle...