10 Haziran 2010 Perşembe

SIRADAKİ






Horozlar bağırıp durdu, zamanlı zamansız öttü, öttü, öttü...

-Duyduk duymadık demeyin, bu gidiş iyi bir gidiş değil!
dedi biri. Diğeri:
-Ötenlerin boynunu koparıyorlar, görmüyor musunuz?
Başkası:
-Değiştiler yeniden, dönüştüler, ülkeyi dönüştürüyorlar!
diye uzun uzun öttü.
-Tehlikenin farkında mısınız?
diyen horozlar artık sesini duyuramıyordu, çünkü onlar içeri tıkılmış kesilmeyi bekliyorlardı, kapalı kapıların ardından söyledikleri duyurulmuyordu zaten.

Kürsüdeki adam konuşuyordu durmadan:
-Gemilerde talim var, dönüş yok! Sıradaki gelsin!

Kararlıydı! Herkes onun olmalıydı! Devletin değil, sadece benim hizmetkarım olmalı herkes, anlayışındaydı haşmetli!

"Benim bakanım, benim vekilim, benim müdürüm, benim memurum, benim işçim, benim mühendisim, benim doktorum, benim öğretmenim, benim yargıcım, benim hakimim,benim gazetecim, benim televizyonum, benim sporcum, benim sanatçım, benim şarkıcım, benim türkücüm,benim mülküm; benim hamasım, benim hizbullahım..." demesi ondandı.

-Neymiş öyle? Sendikalı işçi, sendikalı memur?! Örgüt mörgüt? İşte benim cemaatlerim, işte tarikatlarım, işte ulemam! Bakın hiç sesleri çıkıyor mu? Ne desem, hep bir ağızdan: "Yaşaaa, var ol!" diye ötüyorlar. Rahat rahat yaşıyorlar, köşeyi dönüyorlar. Onlar bana yeter.

Ya diğerleri mi? Onlar çalışacaklar, tavuk gibi çalışacaklar. Önlerine bir avuç yem atacaklar, ardından yumurtaları toplayacaklar!

Tavuk olmaya razı mısınız? O zaman sesinizi çıkarmadan gecelere kadar çalışın, belki altın yumurtlayan tavuk olursunuz da kesilmekten kurtulursunuz!

Baksanıza iştahlar kabardıkça kabarıyor. Mangalda kızartılma da var! Ona göre...

Sıra kime gelecek sahi? Sırada fazla kimse de kalmadı ki...

17 yorum:

alizafersapci dedi ki...

Sırada çok insan var, merak etmeyin bilim ve akıl her zaman kazanır.

alizafersapci dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Ülkemizde bıçağın kemiğe dayanması ne kadar uzun sürüyor. Bazen ulusumuzdaki bu sabra şaşırıyorum. Sabırla yazmayı ve kötü gidişi anlatmayı sürdürmeliyiz.

aysema dedi ki...

Evet, evet... Öyle olmalı, bilim ve akıl kazanmalı. Yalandan, dolandan, hileden, hurdadan bıktık usandık.
Teşekkürler...

aysema dedi ki...

Bıçak kemiğe dayandı, her kurum tek tek alt üst ediliyor. Bizi başka tarafa yöneltirken devletin temel yapısını değiştiriyorlar.
Dışardan müdür atayabileceklermiş! O zaman milleti KPS lerde neden oyalıyorlar? Yazık bu çocuklara, sömürdükleri yeter.
Sözleşmeli memur, iki yıl sonra onlardan olmayanı kapı dışarı edecekler kimsenin haberi yok.

Bizim böyle bir sorunumuz yok konuşuyoruz, sorunu olanlardan hiç ses çıkmıyor.
Yazmaya devam.
Teşekkürler...

Ecehan dedi ki...

Bir zamanları hatırlattın bana. "Kartal gibi doğdum tavuk gibi ölmek istemiyorum" demiştim.
Sadece "haklısın öğretmenim"

JİVAGO dedi ki...

Yazının başlığı "sıradakiler" sevgili aysema , bu liste öylesine uzar giderki çarşaf gibi
yazsak sonu gelmez. Ailenizle iyi bir hafta sonu dilerim. Sevgilerimle

Çınar dedi ki...

Stalin yakın dostlarını toplamış sohbet ediyordu. gözlerini etrafındaki dalkavuk adamlarına çevirerek sordu;

- Söyleyin bakalım halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır?

Her kafadan bir ses çıktı. Kimisi adaletten, demokrasiden, kimisi sürgünden, hapisten bahsetti.
Stalin, hayır dedi içkisinden bir yudum daha alarak.

-Yönetimi eline geçiren güçlü olmalıdır. Bunun için ne yapmak gerektiğini göstereyim size.

Hemen hizmetçileri çağırıp;

-Çabuk bana bir tavuk getirin. dedi
Aceleyle bir tavuk bulup getirdiler. Stalin, adamlarının gözleri önünde başladı canlı canlı tüylerini yolmaya tavuğun. Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına saldı.

-Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu tavuk…

Zavallı tavuk bu işkenceden kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı kaçmak istiyor ama soğuktan tir tir titreyerek geri dönüyor. Masaların altına giriyor, masanın bacakları canını yakıyor. Duvar diplerine koşuyor, tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor. Şömineye yaklaşıyor tüysüz derisi yanıyordu.

Çaresiz, tüylerini yolan Stalin’in bacakları arasına saklanıp, sığındı. O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp önüne attı yolunmuş tavuğun. Yemini stalin'in elinden yiyen tavuk, Stalin nereye yönelse peşinden koşuyordu.

Ağızları bir karış açık kalan adamlarına dönüp, şöyle dedi Stalin;
-Gördünüz mü, halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir. Tüylerini yol ve serbest bırak… O zaman yönetmek kolay olur…


Sevgiler

Adsız dedi ki...

"Hükümetin son biçimin verdiği 657 sayılı Devlet Memurları Yasası, memurların meslekten atılması kolaylaştırırken verilen cezaları da arttırıyor. Özel sektörden kamuya üst düzey yönetici transferinin önünü açan hükümet, mevcut sicil sistemini de yürürlükten kaldırıyor. Tasarı ile bir yıl içinde toplam iki defa kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar memurluktan atılacak."
cUMHURİYET GAZETESİNDEN

aysema dedi ki...

Sevgili Ecehan,
Tek derdimiz herkesin insan gibi yaşaması, ulusal kaynakların hakça bölüşülmesi, emeğinin karşılığını alması...

Teşekkür ederim.

aysema dedi ki...

Sevgili Jivago,
Sırada fazla kişi kalmadı gibi. Bak devlet memurlarını da hükümet memuru yapmaya çalışıyorlar.

İyi tatiller diliyorum ben de...

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,
Çok teşekkür ederim. Aynen yazdığın gibi. Durumumuz, tüyü canlı canlı yolunmuş tavuğun durumuna benziyor.
Ama bu durum insan onuruyla bağdaşmıyor. Susmayacağız, onlar gidecekler...

Sevgiler.

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,

Amaç yağcılık yapamayanı işten atmak! Bunu gözden kaçırmak için yine bazı süslemeler yapmışlar.
Teşekkür ederim.

oyumben dedi ki...

Devran döner...

MAVİANNE dedi ki...

canım güzel yazmışsın
tebrikler
biz çocuklarımıza güzel bir eğitim verelim
yeni nesil bu kötü gidişi bozar
benim inancım tam


yorumuna da ayrıca çok teşekkürler

aysema dedi ki...

Devran dönecek değil mi Oyumben?
Lütfen devran dönsün, hesaplar verilsin...

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Anne,
Çocuklarımızı güzel yetiştirelim ve insanca yaşayabilecekleri bir dünya bırakalım onlara...

Tekrar kutluyorum delikanlıları ve öpüyorum. Sevgilerimle...