16 Haziran 2010 Çarşamba

TAŞ ATAN ÇOCUKLAR

"Sen beni seversen, ben dünyanın en güzel adamı olurum." diyor Sait Faik bir öyküsünde.

Seversen, sevebilirsen, sevecek gücün, sevecek dermanın varsa;
Bakarsan,bakabilirsen, bakacak gücün, besleyebilecek gelirin varsa:
Eğiteceksen, eğitebilirsen, eğitecek gücün, okutacak okulun-öğretmenin varsa;

Doğurt doğurtabildiğin kadar, doğur doğurabildiğin kadar...


Bak çocuklar taş atıyor. Deniz kenarında arkadaşlarıyla ne güzel eğleniyor. Ana-babalarının gözü, kulağı, yüreği onların üzerinde...

Sevgiyle büyürse "insan" olacak...


Çocuk yetiştirmenin ne büyük emek, özveri,sabır ve para gerektirdiğini ana-babalar yaşayarak öğreniyor. Kolay değil, hiç kolay değil. Ancak bu güçlükler aşkla, sevgiyle aşılıyor. Hani Yunus Emre diyor ya:
"Aşk gelicek cümle eksikler biter."

"Aşk" büyülü bir sözcük... Hangimiz aşkı aramıyoruz ki? Buluyoruz da çoğu kez. Ancak kimimiz sabırla büyütüp güzelliklere güzellikler eklerken;
ne yazık ki, kimimiz de elimize geçen fırsatı çeşitli nedenlerle değerlendiremiyoruz.

Ama yüzyıllardır insanlar, aşkla ya da değil, ana baba oluyorlar, çocuk sahibi oluyorlar.
Yaşamak kolay değil, hiçbir şey kolay değil aslında. Horlamalar, küçümsemeler, baskılar altında yaşıyoruz. Boldwin: " Analar, babalar, kardeşler arasında bir sıcak sevgiyle kurtardık kendimizi." diyor.

İşte bunca horlamalar, küçümsemeler, baskılar içinde, işsiz güçsüz,eğitimsiz bıraktığınız insanlara, "En az üç çocuk!" diyorsanız devlet olarak da gereğini yapacaksınız. Yoksa ne analar, babalar, kardeşler arasında sıcak bir sevgi ortamı oluşturabilirsiniz, ne de ülkede...

Doğurup sokağa bıraktığınız çocuklar artık sizin çocuğunuz değildir. Siz de gerçek anne baba olma özelliğinizi kaybetmiş, taşıyıcı anne-baba durumuna düşmüşsünüzdür.

Taşıyıcı ailelerin görevi, "Doğurun!" emriyle başlamış, çocuk doğduktan sonra bitmiştir. Çocuk artık kapanın elinde kalacaktır!
Bazıları kendi yapmak isteyip de yapamadığı eylemlerde, eline taş tutuşturup ateşin ortasına onları sürebilecektir.
Ne var bunda? Çocuklar taş atmış! Taş atan çocuklara afff!
Peki bu çocukları affedelim. Affedip tekrar o bataklığa göndereceksek değişen birşey olacak mı? Kaldıkları yerden devam etmeyecekler mi sivrisinek olmaya?

Her zaman öyle yapmıyor muyuz?
Sıtmayı önlemek için, sivrisineklerle tek tek mücadele, ne kadar işe yararsa çocukları tek başına suçlamak da o kadar sorunu çözer. Siz bataklığı kurutabiliyor musunuz? Balık baştan kokar, bilimiyor musunuz?
İş, aş,eğitim veremediğiniz ailelere "Doğurun!" demenin mantığı ne? O çocuklar şimdilik taş atıcı olarak kullanılacaktır bir gurubun elinde. Ya da Furkan gibi, başka bir gurubun elinde,ölüm gemisine bindirilerek gencecik yaşında hayata veda ettirilecek ve o birileri kendi adlarına zafer çığlıklarına malzeme edecektir ONLARI...

Sosyal devlet olma niteliğinden uzaklaşırsanız, alim olabilecek çocuklarınızı zalimlerin arasında bulabileceksiniz.

"Bebekten Katil" üreten bir toplum olmak utancından tez zamanda kurtulmak zorundayız.

Çocuklar bizim geleceğimiz. Herkesin aklını başına toplaması gerekir.

Bakamayacağın çocuğu doğurmayacaksın. Teröristlere, tarikatlara,cemaatlara, sokağa terk edeceksen sen necisin? Ana baba olmaya hiç hakkın yok. Suçlu sensin, seni içeri tıkmalı.

Devlet olarak ülke çocuklarını koruyup kollayamıyorsan, doyurup eğitemiyorsan sen necisin? İşsiz, aşsız bırakıyorsan suç kimin? Suçlu kim?

Hemen kolları sıvamalıyız.
İşe doğum kontrol yöntemlerini yeniden anlatmayla başlayalım mı?
Ve hemen "Nereden Buldun?" sorusunun yanıtını veremeyen türedi zenginlerin çaldıklarını geri alalım mı?
Ülke, içinde bulunduğu çıkmazdan kurtuluncaya kadar, tüm etkili ve yetkili makamlardakilerden başlamak üzere tasarruf tedbirlerine başlayalım mı?
Art niyetsiz çalışalım mı hep birlikte?

Yoksa bebekten katil üreten toplum olarak birbirimizi yemeye devam mı edelim?

"Sen beni seversen, ben dünyanın en güzel adamı olurum." diyor Sait Faik bir öyküsünde...

Ve çocuk ne yaşıyorsa onu öğreniyor...

Çocuklar bize bakıyor...

12 yorum:

Evren dedi ki...

normalleş de böyle yaşanmıyor mu toplumda, çevresinde en çok veen sıklıkla neyi görürse normal kabul edip, devam eder çocuk yaşamaya.
bütün anlattıklarının özeti gibi olmuş "neyi görürse onu yaşar" ifadesi. ve daha ilk taş atıyor çocuklar dediğinde, başka çocukları düşündüm, denizlere taş atan bambaşka çocukları.
ki o denizler, daha çocuktular. ve ne yazık ki hiç büyüyemediler.

Adsız dedi ki...

"ölüm elbisesi kumalık" adlı belgeseli geçen pazartesi izleyince bu taş atan çocukların hali biraz daha aydınlanır oldu benim için.Daha kaç yüzyıl geçse değişmez bu hal dedirtiyor insana.Oradaki erkek bencilliğinin apış arasına sıkışmış kalmış olduğunu ve kadınların halini görünce bunalıyor insan.Bu erkeklerin beyinlerinde bir şey yok,sadece bacaklarının arasındaki uzantıda her şey,doğurttukları çocuklarda neler olacak ki desem de,kızlarında bir ümit vardı sanki.Ama şu iki-üç-dört eşli olmayı allahın emri gören zavallı bencil ruhlar oldukça ,taş atan çocuklar da çoğalıp duracak demek ...

ayşegül dedi ki...

Sosyalıst sosyal devlet olmadan bu ısler bıtmez sevgılı öretmenım :(((

Sevgılerrr

DURDURMALI BİRLEŞMELİ

Ortadoğu kanlı bir tuzak
Barış ve kardeşlik
Dünyadan uzak
Avcılık yaparken ölüm
İşte orda Ho amca Vietnam
Afganistan Filistin ve ırak

Gün geçmiyorki
Bonbardımansız
Amerikan demokrasisi
Yakar yıkar öldürür
Ceset ceset talan eder
Geleceğini halkların

Her kurşun değdikçe
Çocuk bedenine
Gözler büyür öfkeyle bakar
Kan bulaşığı ellerine
Kan çiçeği açtı umutların
Yüreği yoktur savaşların

Yusuf Gençal

beenmaya dedi ki...

"neyi görürse onu yaşar" cümlesine takıldım ben de bütün doğru cümlelerin özeti gibi...

çocuklarımızı daha çocukluklarını yaşayamadan büyük adam, kötü adam yapma heveslerimiz bir gün gerçekten biter mi...

Elif Gizem dedi ki...

sevgi değil midir zaten herşeyi dönüştüren? yüreğinize sağlık...

WarhaWk dedi ki...

İyi hayırlı kandiller dilerim.

Sevgiler , Saygılar
Cenk

aysema dedi ki...

Sevgili Evren,
Çocuklar bize bakıyor, ne görüyorsa onu öğreniyor. Ve ne yazık ki biz büyükler hiç de iyi örnekler sunamıyoruz onlara...

Milli Eğitim'de bile birliktelik sağlayamamışız, herkes kendine göre bir yerlere çekiyor. Balık baştan kokuyor. Aynı hükümetin iki Milli Eğitim Bakanının düştüğü durum içinde bulunduğumuz çıkması anlatmıyor mu?

Eğitimde, Adalette, Sağlıkta bile DEVLET POLİTİKAMIZ yok. Dış ilişkilerimiz de öyle...

Ne bekliyoruz ki... Çocuklara taş da attırırız, onlardan katil de yaparız sonra da lafla gemiyi yürüteceğimizi sanırız.

SEVGİLERİMLE...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,
Rize Valisi, TERÖRÜ BİTİRMEK için çözüm bulduğunu açıklıyor. Neymiş? Erkeklerimiz Kürt kökenli çocukları kendilerine ikinci-üçüncü-dördüncü eş olarak alsınlarmış. Böylece hasım değil, hısım olurmuşuz. Gerçi yazık ki kanunlarımızda bu yasakmış, ama geleneklerde varmışmış... Bu kafalar bir ili yönetiyor. Yazıklar olsun!

aysema dedi ki...

Sevgili Ayşegül,
Hiçbir gerekçe çocukları ya da kadınları tehlikeye atmayı haklı gösteremez değil mi?

Herkes ne istediğini açıkça ortaya koymalı, tartışıp bir ortak paydada buluşmalı. Ama bunu silahla yapmaya kalkarlarsa çözümü istemiyorlar anlamı çıkmaz mı?
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Beenmaya umutlu olmak için çırpınıyorum, ama ülkeyi yönettiğini sananları gördükçe çok zorlanıyorum.
Bari çocuklarımıza kıymasınlar...

aysema dedi ki...

Sevgili Elif Gizem,
Her şeyin başı sevgi zaten. "Seni Seviyorum" cümlesi ayıp gibi algılanıyor bazı yörelerde hala, ama her türlü hakaret, aşağılama, küfür hoş görülüyor. Sonuç mutsuz insanlar, mutsuz toplum...

aysema dedi ki...

Sevgili Cem, çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...