15 Ekim 2010 Cuma

CUMHURİYET BAYRAMI RESEPSİYONU


ATATÜRKÇÜLERE
Öyle sırtüstü yatıp dinlenecek gün değil
Daha yapacağımız çok şeyler var , çocuklar !
Ne kadar erken yağdı, gördünüz ya, yeniden
Nice güvendiğimiz "dağlara kar " çocuklar !

Toplandık mı baş başa , verdik mi el ele biz ,
Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar !
SİZİ BİR BİR TANIYIP ALNINIZDAN ÖPMEYE,
MUSTAFA KEMAL YOLDA, HEY BAHTİYAR ÇOCUKLAR !
(B.K.Çağlar)

Atatürk aydınlığında barışa , birliğe çağırıyorum sizi...
Büyük Türk Ulusunun mutluluğu için uzatın ellerinizi...
Kinden, kavgadan, kıskançlıktan, bölücülükten sıyrılın yeter...
Ohhh desin ulus, huzura kavuşsun gönüller.
Kötülük çiçekleri açmasın...
Savaşınız iyiliğin savaşı olsun, güzelliğin, sanatın, bilimin...
Tüm engeller aşılır önünde, Atatürk Birliğinin...

" Atatürk Devrimleri " , yozlaşmaların getirdiği uyuşukluğu, yeryüzü nimetlerine sırt çeviren kaderci eğilimi , Batı'nın ( AB, ABD...vb) üstün gücü karşısında KAYITSIZ, KOŞULSUZ BOYUN EĞME FELSEFESİNİ ORTADAN KALDIRARAK Ulusumuzu gerçek aydınlığa , kendine güvene bilim ve sağduyuya yeniden kavuşturma olgusudur.

Düşüncelerini özetleyecek olursak Atatürkçülük:

  • Devlet düzeninde.............. CUMHURİYETÇİ
  • Devlet anlayışında............ LAİK
  • Yükselişte......................... DEVRİMCİ
  • Toplum düzeninde.............MİLLİYETÇİ
  • Ekonomik düzende.............DEVLETÇİ
  • Kişi haklarında..................ÖZGÜRLÜKÇÜ, SOSYAL ADALETÇİ
  • Uygarlık yolunda............... AKILCI
  • İnanışında..........................OLUMLU, BİLİMCİ
  • Amacı..................ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNE ÇIKMAKTIR.
  • Hareket noktası...................VATANDIR
  • Güç kaynağı .........................ULUSÇULUKTUR
  • Özü ......................HALKTAN YANA , HALK İÇİN, HALK YÖNETİMİNİ KURMAKTIR.
  • Bu da...............................CUMHURİYETTİR
  • Yöntemi.................BİLİM-TEKNİK-METOT GİBİ ÜÇ BÜYÜK GÜÇ KAYNAĞI İLE YAPILACAK OLAN ÇAĞDAŞ ATILIMDIR.
  • İlkesi......................GELİŞME, DEĞİŞME, YENİLEŞME KURALIDIR.

" Benim ölümlü can varlığım bir gün elbet toprak olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti sonsuza değin yaşayacaktır." diyor.

Geleceğe inandığından Atatürk , Cumhuriyeti kendi varlığıyla eş tutmuyor. Türk Ulusunun sonsuzluğa akan varlığına bağlıyor.

Söylevin son bölümünde:

"Ey Türk Gençliği! Birinci görevin Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa dek korumak ve savunmaktır." diyerek sesleniyor...

Bu ses Türkiye'nin sesi; Türkiye'nin sesi Atatürk'ün sesidir. Atatürk'ün ardından milyonlarca Türk'ün görevi bu sese kulak vermek, bu sesin çevresinde Mustafa Kemal yolunda ant içmektir. Atatürk'ü anmanın anlamanın en güzel, en doğru yolu budur. Gönülden söz vermeliyiz.

" Türk Gençliği olarak

Özgürlüğün, Bağımsızlığın, Egemenliğin,

Cumhuriyet ve Devrimlerin

Yılmaz Bekçisiyiz....

Her zaman

Her yerde

Ve her durumda

Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza

Çağdaş uygarlığa geçmek için

Bütün güçlükleri yeneceğimize

Namus ve şeref sözü verir

Kendimizi Türk Ulusuna Adarız.


29 Kasım 2007'de bunları yazmışım...

Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuyla ilgili Cumhurbaşkanı'nın kararını destekliyorum! Keşke bunu daha önce yapsalardı. Hepsini bir arada görmek istiyorum... 29 Ekim 2010 tarihinde yapılacak resepsiyonu TVlerden canlı olarak verirlerse sonuna kadar ilgiyle izleyeceğim. Lütfen bunu yapsınlar...

Bir de Fethullah Gülen seçimden sonra döneceğini açıklamış. Doğrusu çok sevindim! Yalnız neden seçimi bekliyor ki? Bir an önce gelsin, hareketinin başına geçsin. Bu hasret bitsin! Uzaktan, aracılarla söyledikleri pek anlaşılmıyor. Gelsin de aslını görelim...

Belki o zaman gözümüzdeki perde kalkar; aklımız başımıza gelir. Ne dersiniz?



10 yorum:

Kara Kalem dedi ki...

Yazının sonuna doğru, herhalde şaka olmalı bunlar dedim ve tüylerim diken diken oldu açıkcası.

Tanrıyı sevdikleri kadar birbirlerini sevselerdi insanlar, belki de bu kadar çok zırvalamazdık ne dersin arkadaşım. Cumhuriyet resepsiyonunun çankaya köşkündeki abidik gubudik hali beni hiçmi hiç enterese etmiyor açıkcası. Ben Cumhuriyeti bir gün sokaklarda halkla birlikte elele kutlayan sıradan, servet, güç ve komplekslerinden sıyrılmış politikacılarla gerçekleştirmek isterdim. Hele hele ülkeyi bölmek isteyen bir terör örgütü ile organik bağ içindeki cemaat liderine karşılama merasimi düzenleyen kitlelere olumlu bakmak,gerçek Mustafa Kemal ve rejim düşmanlarına cesaret vermek benim ve benim gibi düşünen bir çok Kemalistin kitabında yazmaz, yazamaz.

Halkımızın çoğunluğu yoksulluk içinde yaşarken, insanlara bu ülkede açlık sınırı altında ücretler ödenirken, halen akşam semt pazarlarından esnafın yere döktüğü ezik ve çürük ürünleri gururları incinmek pahasına çocukları için yoksul analarımız, bacılarımız, çocuklarımız toplarken, yaşanan bu saltanat ve din eksenli şükür politikaları elbet bir gün son bulacaktır ve gerekli dersler çıkarılacaktır. Yani arkadaşım herkesin tanrısı kendisine benzer ve ben bunu yaşayarak, üstüne kalıbımı basarak çok iyi göre biliyorum. Kanımın son damlasına kadar vatanımı ve cumhuriyeti Mustafa Kemalin çizdiği yoldan ayrılmadan koruyacağıma bir kez daha and içiyorum.

Bu ülke cemaatçilerin, din sömürücülerinin ve bölücülerin ülkesi değildir. Mustafa Kemal Atatürkün ülkesidir. Herkes haddini bilecek. Ona karşı ağzı bozulup, onu bu günlerde aşağılayanlar bunun bedelini er geç ödeyeceklerdir. Bundan hiç kuşkum yok ve asla olamaz. Kemalist bilinci bu topraklardan söküp atmaya kimsenin gücü yetmez.

sünter dedi ki...

2007-2010!!!
Ne çok gelişme var değil mi?

Gülen efendi gelecek elbette. Kimbilir nasıl bir törenle karşılanacak!

Bir zamanlar Humeyni'de öyle karşılanmıştı İranda. Yeterki zemin hazır olsun. Bu gidişle o da olacak....

Senin yazının üstüne birde Kara Kalemi okudum. Özellkle Kara Kalemin son paragrafı çok duygulandırdı...

Bazen çok ümitsizliğe kapılıyorum. Helede şu refarandum oylamasından sonra evden cenaze çıkmışcasına üzüldük.
Ayçi ilk kez ürktü buraya gelme kararından. Şüpheye düştü...

Ama bazende yine ümitleniyorum. Tıpkı senin gibi. Tıpkı Kara Kalem gibi Kemalist düşünceyi kimse söküp atamaz bu topraklardan diyorum.

Umarım öyle olur....

aysema dedi ki...

"Toplandık mı baş başa , verdik mi el ele biz ,
Su çekilir, dağ çöker, bora susar, çocuklar !"

Sevgili Kara Kalem,
Yeter ki umutsuzluktan kurtulalım, el ele, baş başa verelim...
O hepimizin özlemi olan Cumhuriyet şenliğini sokaklarda kutlayabiliriz.

Çankaya köşkünü doldurmuş türbanlı,çarşaflı bir yığın kadın görüntüleri bazılarının gözünü açar belki de... Kaç hanımları varsa hepsini getirsinler!

Bütün kaleleri zaptedilmiş...

Her zamandan daha çok çalışmalıyız. Teşekkürler yorum için.

aysema dedi ki...

Sevgili Sünter,
2011 SEÇİMLERİNİN ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor bu durumda. Farkındaysan her şeyi seçim sonrasına erteliyorlar, verdikleri bol keseden sözleri de o zaman gerçekleştireceklermiş! Bu yalana inanan saflara ne demeli?

Durum iyi değil, ama Kurtuluş Savaşında çok daha kötüydü. Kendimize inanıp güvenmeliyiz. Bu ülke kolay kazanılmadı. Umudumuzu yitirmemeliyiz.

Sevgilerimle...

Handan dedi ki...

Türk Gençliği olarak

Özgürlüğün, Bağımsızlığın, Egemenliğin,

Cumhuriyet ve Devrimlerin

Yılmaz Bekçisiyiz....

Her zaman

Her yerde

Ve her durumda

Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza

Çağdaş uygarlığa geçmek için

Bütün güçlükleri yeneceğimize

Namus ve şeref sözü verir

Kendimizi Türk Ulusuna Adarız.

aysema dedi ki...

Sevgili Handan,
Aslında böyle düşünenlerin sayısı çok, pek ço ama darmadağınık duruyoruz. Ahh bir araya gelebilsek...
Sevgilerimi gönderiyorum.

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Evet 3 yıl önceki yazının yine ve her zaman arkasındayız.
Ama binbir suratların maskeleri düştükçe ya da çıkardıkça arkalarından yeni maskeler geliyor. Sanırım da hiçbir zaman bitmeyecek bu maskeler.
Coşkumuz... evet benim coşkun hiç bitmeyecek her zaman cumhuriyet için, mustafa Kemal için, tam bağımsızlık için her zaman evet ve her zaman en öndeyim.
Ama ne yazık ki, ve ne acıdır ki bu coşkular bizim nesille birlikte bitiyor. Belki de yaşarsak o kara günü görürsek, görmek zorunda kalırsak o coşkunun sıfırlandığını da göreceğiz.
Ne yazık ki Anadolu'da çoban ateşleri birbiri ardına sönmeye devam ediyor.

aysema dedi ki...

Çoban ateşleri hiç sönmesin diyelim mi Sevgili Merki...
Saygılarımla.

Adsız dedi ki...

"Biz türban ile uğraşırken son Türk büyüğü RTE’nin kadın-erkek eşitliği olduğunu ilan ettiği Türkiye’nin, dünyada 134 ülke içinde 126. sırada yer aldığı ilan edildi...

Bir başka açıklamaya göre, basın özgürlüğünde 170 ülke arasında Türkiye 122. sırada!

Guinness rekorlar kitabına geçecek rekorlar bizde.

Dünyaya örnek Dinçer’lerimiz, Özcan’larımız var iken:

RTE Türkiye’sinde kadın-erkek eşitliği… basın özgürlüğü gibi konularla kafayı yormak… kafayı yemektir!"

Cüneyt Arcayürek'ten alıntıdır. Paylaşmak istedim.
Oya

aysema dedi ki...

Sevgili Oya,
Durum hiç iç açıcı değil gerçekten.
İstatistikler bunu gösteriyor, ama duyan yok, gören yok. Tek sorun türbanmış gibi konuşup duruyoruz işte...