4 Kasım 2010 Perşembe

İSTANBUL KAZAN BİZ KEPÇE

Dün güne böyle başladık. Sonra şöyle devam ettik:

Belki bilmiyorsunuzdur diye söyleyeyim bari. Bizim damat bir yıl önce ortadan yok oldu. Döner diye hep bekledik, ama dönmedi. Gelin Hanım o günden bu güne gelinliğini hiç çıkarmadı. Mahsun mahsun dolaşıyordu oyuncakların arasında. Dayanamadık onun üzüntüsüne, noel babayla birlikte düşünüp taşınıp itfayeciyi damat olmaya ikna ettik. Meğer o da gizli gizli bunu istiyormuş. Oyuncaklarımdan ev yaptım onlar için, arabamı, otubüsümü verdim. Şimdilik mutlu mutlu yaşıyorlar, gördüğünüz gibi...
Ben Eya da çok mutlu...
Düğün dernek işleri zor tabi... Yorulmuşuz, hadi biraz gezelim, dedik, çıktık kapının önüne. Elimde helikopterim.Trafik her zamanki gibi sıkışık! Nerde kaldı bu asansör de...
Özgürlük Parkındayız Kadıköy Belediyesinin.
Annem araba kullanma işini baya ilerletti. "Bu sayede İstanbul kazan biz kepçe geziyoruz" diyor anneannem. Benim de hoşuma gidiyor bu durum.
Oh! Temiz hava çok iyi geldi, karnım da acıktı. İyi ki anneanem evden çıkarken şu kek işini düşünmüş, torbaya atmış bir iki dilim.

Eya doydu... Şimdi oyun zamanı.
Hangisinden başlasam önce?


En iyisi kaymak, ama kendinizi güvenceye alarak kaymak gerekir değil mi? Dikkatli olmalıymışız. "Bir kez ayağınız kaydı mı yandınız! İşte o zaman dost düşman belli olurmuş!" Bunlar da anneanemin incileri. Ben hiçbir şey anlamadım, belki siz anlarsınız diye söylüyorum...
Sağlık için en iyi spor yüyümekmiş. Hadi hep birlikte yürüyelim...


Bu havuzu çok sevdim. Yunusların ağzından su fışkırıyor. Bir de anne fille yavru fil var havuzda, onların da hortumlarından sular akıyor. Ama bunlar gerçek değil, taştan yapılmış oyuncaklar.
Biz bu güzel trene bindik. Çok zevkliymiş, hem de renk renk...

Trenden iniş anımız da böyle...

Bundan sonraki fotoğraflar Fenerbahçe'de çekildi. Çok güzeldi çoook! Bakın:


Burada anneannemi biraz düşünceli gördüm nedense... Şu karşıda gördüğünüz Deniz feneriymiş. Galiba anneannem Deniz fenerini pek sevmiyor!
Hava güneşli olunca denizin keyfini çıkaranlar bile vardı. Biz de bol bol denizi seyrettik. Siz de bakın. Çok güzel değil mi?










Burada hem tavşan hem de kedi var. Kedilere ben miyav diyorum. Av avlar, ördekler,balıklar,kuşlar da vardı Fenerbahçe'de. Ben bütün hayvanları seviyorum. Siz de sevin olur mu?

Yoruldunuz mu? Ben yoruldum. Onun için de eve nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Galiba dönüş yolunda uyuyakalmışım. Hoşça kalınnnn!

11 yorum:

Evren dedi ki...

nasıl da severim fenerbahçeyi... keşke insanın tüm yorgunluğunu böylesine şeker biri yaratsa aysema.
sevgimle,
şanslı bir torun, şanslı bir annane
yaşadıkları hergün bayram gibi olsun.

Mavi Balon dedi ki...

Ne güzel bir gün geçirmiş minik Eya...

Newbahar dedi ki...

Ne hoşdu...Bayıldım bu geziye ve geziyi anlatan rehbere.

Her günün böyle güzel geçsin cimcime:)

özlem dedi ki...

Çok şahane bir gün olmuş.
Özlemişim İstanbul'u.
Torununuz çok şeker.
Sevgiyle kalın:)

laleninbahcesi dedi ki...

oh havada tam Eya'ya göreydi dün...
Keyfinide bi güzel çıkartmış zaten...

yeniay dedi ki...

Ay ne güzel gezmişsiniz anneanneyle Eya hanım ,yoksa yazarmı olacaksın, çok güldüm, çok da güzel bir kız olmuşsun maşallah

Handan dedi ki...

Oy canım canım. Anneannesi onu bir gün de bize getir :)

gökçe7 dedi ki...

Sevgili Aysema ve sevgili küçük torunu mutluluğunuz hep olsun.Selam ve sevgiler.

Ayşe dedi ki...

aaayy ayyy.... Ogretmenim bu yavru nasil buyudu de boyle geziyor Istanbul kazan, o kepce! Sizlerle ilk tanistigim zamanki hali geldi gozumun onune de inanamadim simdi...
cok sevgiler.

beenmaya dedi ki...

ne kadar da yakınmışız üstelik birbirimize bak ne üzüldüm göremedim hem seni hem de ananeni diye :/

Zuzuların Annesi dedi ki...

Kuzum maşallah ne kadar da büyümüş!Çok tatlı çok!:)