6 Aralık 2010 Pazartesi

PARMAK İZLERİM ALINDI



Telefonon zili çaldığında, Mehmet Haberal'ın tutuklu kaldığı hastanenin, polis tarafından basıldığı haberlerini okuyordum.
Akşam yatmadan önce de ulaşım sorunları gerekçesiyle eylem yapan gençlerin bir bölümünün,polislerce, binanın mescidine kapatıldığını, dışarda kalan gençlerin, arkadaşları için, feryat edişlerini duymuştum TV ekranlarında, görüntüler üzücüydü.
Bir de telefonla işten atıldıklarını öğrenen Karabük-Kardemir işçilerinin, açlık grevi görüntülerini... Sendika değiştirdikleri bahane edilerek işten atılmışlardı. Yerlerine daha ucuza yeni işçiler alınacağı söyleniyordu...

"Hazırlan, gelip alacağım, emniyet müdürlüğüne gitmemiz gerekiyor, parmak izimiz alınacakmış." diyen eşimin telefondaki sesini duyunca donup kaldım bir anda.İrkildim. Ödüm patladı sandım. Az korkak değilmişim hani!

Eşim, sustuğumu anlayınca, "İyi misin?" diye sordu? Ben, "Neden?" diyebildim hafifçe...

Pasaportlarımızın değiştirilmesi gerekiyormuş. Aslında bayramdan önce fotoğraf da çektirmiştim bu amaçla.Unutmuşum, birden boşta bulundum.

Pasaportlardaki fotoğraf konusunda çok titizlik gösteriyorlar haberiniz olsun. Belli kuralları var, sıradan çekilenleri işleme koymuyorlar; tekrar çektirmeniz gerekebiliiyor fotoğrafı. Bir iki kişiyi geri gönderdiler. İlle koca kafalı olacak, unutmayın.

Neyse gittik. Çok da iyi karşılandık. Espiriler yapa yapa parmak izlerimiz alındı. Benimki biraz zor oldu, pek çok kez yinelendi. Olmadı, bu kez polis memuru kolonya döktü ellerimize. Hem de: "Misafirlerimize kolonya dökmemiz gerekirdi." diye de espri yaptı. Bir de "Hocamı çok çalıştırmışsınız!" diye eşime takıldı. Her işe ellerimle girişiyorum, eldiven meldiven de kullanmıyorum, haksız sayılmazdı, ama sanırım sorun bu değildi. Evden çıkarken el kremi sürmüştüm, belki de ondandır. Sonunda başarıyla parmaklarımın tek tek izi alınmış oldu. Götürdüğümüz ıslak mendiller boşa çıktı. Çünkü teknoloji burada da işi kolaylaştırmış. Bilgisayar ekranına yansıyor her bir parmak izimiz...

Boşuna korkmuşum anlayacağınız. Birkaç gün içinde , yeni, çipli pasaportlarımız postayla gönderilecekmiş.

Buradaki polisler şeker gibiydi...

Ama ekranlarda gördüğümüz polislerin gençlere karşı gösterdikleri tutum ürkütücüydü. Aslında onlar da emir kulu, ne görev veriliyorsa onu yapıyorlar. Polislerin de çocukları var, onlar da ana baba...
Kendi kendilerine hastane basacak değiller ya...

Prof. Mehmet Haberal'ın henüz suçu kesinleşmemiş. Sağlık gerekçesiyle hastanede yatıyor. Hastane basılınca aklıma Necmettin Erbakan geldi.

Erbakan hocamız " Kayıp Tirilyonlar" davasında mahkum olmuştu. Yani suçlu olduğu kesinleşmişti. Cezasını, Altınoluk'taki yazlığında çekmesine izin vermişlerdi. Ziyaretçileri gidip geliyordu, bahçede toplu namaz kılabiliyorlardı. Daha sonra, aynı suçtan yargılandığı söylenen, cumhurbaşkanı tarafından -yaşlı olduğu gerekçesiyle- affedilmişti bu suçu. O şimdi parti başkanı...Vay garibanların başına!

Aşağıdaki yazımda bu konuya değinmişim.
Özgürlükten Sıkıldım

38 yorum:

Gökhan Yılmaz dedi ki...

Bu ülkeye başbakan olarak erbakan kadar zeki bir insan gelmedi,ülkemizde kurulu olan sistemin başına kim geçerse memuruna,işçisine ne zam yapabilir nede türkiye bir adım ileri gidebilir,çünkü çalışan bu sistem paraları başkalarının cebine indiriyor..."erbakan yeni bin ekonomi konferansı"nı izlemenizi tavsiye ederim...Erbakan derdi para değil zaten zamanında kendi fabrikasını bile kurmuş,bir bilim adamı paraya ihtiyacı olsa kendi mesleğinde devam ederdi.Erbakan siyasete bu ülkenin üretmesini istemeyen kişilerle mücadele için atılmıştır...

Mavi Balon dedi ki...

Yeni pasaportunuzla güzel yerler gezmeniz dileğimle.
Bir notumda, Gökhan Yılmaz Beye, eğer Erbakan'ın derdi gerçekten para değilse ki sayfanıza az buçuk göz attım Zaman gazetesindeki röportajında belirttiği "siyaset değil cihat" olayına istinaden isterdim ki aklanmak için yaşlılık yada yandaşlığı beklemeden o parayı boğaza girmeden geri vermesi olurdu.

Çınar dedi ki...

Her an bizim de kapımıza dayanabilirler korkusuyla olmasın parmak izi alınacak sözünden korkman :)) Öyle ya gak diyen doğruu Silivri'ye tıkılıyor.

Yeni pasaportunla tüm dünyayı kaygısız dertsiz huzurla dolaşman dileğimle.

Sevgili Gökhan Yılmaz; Erbakan'ın inanılmaz zeki hatta siyasete girmese, dünya çapında bir bilim adamı olabilecek kapasitede olması demek, trilyonları cebe indirme hakkını vermiyor ona ya da hukuk karşısında ayrıcalıklı olma hakkını...

UykusuZ dedi ki...

http://www.mizikacilar.com/HaberDetay.aspx?ID=651

Adsız dedi ki...

Evet evet bu ülkeye erbakan kadar
zeki bir insan gelmedi.İTÜ mezunları yeni buluşlarıyla pek
zeki ınsanlar masallah.Bırının kardesı kolejler,holdıngler sahıbı,
yegenı hayali mobılya ıhracatı
mucidi.erbakan hocamız c.c.allah baba uzun omur versın,26 agustos'da
(2006)Elazıg,kayserı,mersın,adana,malatya'da Polıs Meslek Yuksek Okullarında polıs yetıstırme sınavlarında,sınav sorularını önceden verdıro.erbakan desteklı tarıkat desteklı dersanelerın basarısı oluyor!!!

KANLI MI KANSIZ MI olacak,soleyın bakalım Gokhan Yilmaz, hıı???

Hayrinüsha

Adsız dedi ki...

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle düzenlediği toplantıyı protesto eden öğrencilere yapılan polis saldırısı esnasında, polislere "Vurmayın hamileyim" demesine rağmen karnına tekme ve copla vurulduğunu iddia eden 19 yaşındaki E.Ö bebeğini kaybetti.

Fırat Haber Ajansı'nın iddiasına göre, Polisin saldırdığı öğrencilerden E.Ö ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan E.Ö. karnındaki bebeğini kaybetti.

İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı Gökhan Özsavaş'ın talimatıyla yapılan saldırıda ağır yaralan 19 yaşındaki E.Ö. Taksim İlk Yardım Hastanesine kaldırıldı."
GAZETE VATAN'dan...

Adsız dedi ki...

1973'lerde Erbakan+Ecevit koalisyonunda,onların polisinden gördüğümüz işkenceleri,hiçbir
dönemde görmedik.
Ali

Adsız dedi ki...

Dilek hanım, Abdullah Gül ve Erbakan hakkında, A.Gül'ün ilk cumhurbaşkanlığı'nın ilk gününde suç duyurusu yapılmıştı. Hakkındaki fezlekenin işleme konarak yeniden soruşturma başlatılması istemiyle 29 Ağustos 2007'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bazı avukatlar başvuruda bulundu. Kendisinin, Cumhurbaşkanı seçilmesiyle milletvekilliği ve bakanlık görev ve sıfatlarının sona erdiği ve dokunulmazlığının geçersiz olduğu bildirildi. Gül ile hukuken aynı fiili işlemiş diğer sanıkların cezaları kesinleşmiştir. Gül'ün ise dokunulmazlığı olduğu öne sürülerek diğer sanıklar gibi yargılanamamıştır.(Kanun bilmemezlik!)

Anılan soruşturmada, aralarında Abdullah Gül'ün de bulunduğu REFAH PARTİSİ yöneticilerinin 1995-1998 yılları arasında Hazine'den alınan trilyonlarca liranın naylon faturalar ve düzmece belgelerle yok edildiği saptanmıştı. Daha sonra atı alan üsküdarı geçti. Seçimlerden önce el öperek icazet alanlar, ve el öptüren şahıs ve gerçek niyetlerini Türk Milleti unutmayacaktır.
Nazan

Adsız dedi ki...

blog sayfası arkadaşa ait değil,sanırım videolar için eklemiş.

aysema dedi ki...

Sevgili Gökhan,
Sitende yayınladığın röportajı okudum, aslında daha önce de basından okumuştum.
Erbakan'ı başından beri tanıyoruz.
Zeki olduğu konusunda sana hak veriyorum. Yalnız zekayı nerede, nasıl kullandığınız da önemli değil mi?
Paraya ihtiyacı yoktur eminim. Ancak sizin dediğiniz gibi mesleğini yapsaydı, yani makine mühendisi olarak çalışsaydı bugün bizim gibi maaşıyla zar zor geçinen bir kişi olacaktı. Kısaca bizim ülkemizde emeğiyle, dürüstçe çalışanların zengin olma şansı hiç yok...

Bugünkülerden iyi olduğuna inanıyorum. Hiç olmazsa milli bir duruşu var. Ama "Kanlı mı kansız mı" söylemi unutulmadı. Öğrencileri şimdilik hazırlıkları demokrasi yaftasıyla sürdürüyorlar. Sonrası şimdilik soru işaretleriyle dolu...

Erbakan partisini oğluna bırakmak için yeniden siyasette; babadan oğula yani...

Kayıp Tirilyonlarda tüyü bitmemiş yetimin hakkı var. Kul hakkı yemek en büyük günah değil mi sizce de?

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Balon,
Çok teşekkür ederim canım.
Parayı geri verirler mi? Verecek olsalar alırlar mı?
Son yıllarda Almanya'da Deniz Feneri gurbetçilerin parasını nasıl iç etti.
Televizyonlar, gazeteler nasıl alındı?
Yasalar herkese eşit uygulanmalı, derdimiz bu...

Adsız dedi ki...

Dilek hanım,İzninizle Gökhan beye gelip okursa bişi sormak istiyorum .Avrupa Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Demirci akrabam olur.Yimpaş ve Kombassan'ın
yurt dışında 400 bin mağduru var. Bunlardan alınan paralar (Faiz Haram diyerek) AKP'nin
kasasından başka kimlere dağıtılmıştır? Gökhan bey erbakan hocayı tanıyor,şu sorum çok önemli: Berlin'de Yakup Taşçı hoca vardır.Erbakan'la ilişkisi varmıdır?Varsa hangi boyuttadır?
Jet-Pa'nın sahibi Fadıl Akgündüz' oda ayrı bir konudur.
Sevgiler,Nur

aysema dedi ki...

Korku imparatorluğu kurmaya çalışıyorlar, kısmen başardılar da. Gazetecilerin, gazetelerin düştüpü duruma bakmak bile yeterli bunu görmek için.
Gençlere uyguladıkları şiddet insafla, insanlıkla bağdaşıyor mu? Yere düşen çocuğu tekmeleyenlerin çocukları yok mu? Kendi çocukları o görüntüleri izleyince ne düşünüyorlar acaba?

Otobüslerin İstanbul'a girişi nasıl engelleniyor?

Ya nereye dokunsak pis kokular geliyor. Sonumuz hayrola...

aysema dedi ki...

Sevgili Uykusuz,
Verdiğin linki "Mızıkacılar" okuyorum. Çok teşekkür ederim.

aysema dedi ki...

Sevgili Hayrinüsa,
Söylediklerine katılıyorum. Yapanın yanına kar kalıyor, suçlular el üstünde tutuluyor, nasıl kazanırsan kazan yeter ki zengin ol, anlayışı sürüyor. Silah kullananlar masum, kalem kullananlar suçlu oldu son yıllarda.

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,
Gazeteyi okudum, çok acı, ülkemiz adına utanılacak görüntüler...

aysema dedi ki...

Sevgili Ali,
İşkence insanlık dışı bir davranıştır. Kim nerede, ne zaman yapmış olursa olsun lanetlenecek bir durum değil mi?
O zaman da bu gün de şiddete karşı çıkmalıyız. Haksızlığa karşı çıkmalıyız. Bunu sizden, bizden demeden yapmalıyız. Kötü kötüdür.

aysema dedi ki...

Sevgili Nazan,
Yazdıklarının hepsine katılıyorum. Yalnız "kanun bilmezlik" mi yoksa kanunu işine geldiği gibi kullanma mı; bu konuda kuşkuluyum.
Zaten şimdilerde açık açık "Yargı şöyle karar verirse; yasayı değiştiririz!" diyiyorlar da birkaç cılız ses dışında kimsenin çıtı çıkmıyor. Korkuluyor, haksız da değiller korkmakta. Örgütsüz bir insan savrulup gidiyor cemaat örgütü karşısında.
Sendikaların haline bakıyor musunuz? Giderek yalnızlaşıyor düşünen insanlarımız.

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,
Gönderen kısmında Milli Görüş-Zaman yazıyor. Bence bir sakıncası yok. Herkes özgürce düşüncesini açıklayabilmeli...

JİVAGO dedi ki...

Her şey içler acısı sevgili Dilek.

aysema dedi ki...

Sevgili Nur,
Yimpaş, Kombasan, Jet Fadıl, Kanal7'nin kurulması, Almanya'da koooparatif aldatmacası, Deniz Feneri, Kurban derileri, cami yaptırma dernekleri, öğrenci yurtları vb adı altında dindar insanlardan para toplandı. Bugünkü dinci sermaye oluştu. Kısa sürede halk daha da yoksullaşırken onlar dünyanın zenginleri arasına girdiler.
Okullar, dershaneler, yurtlar say say bitmez...

Gökhan inandığını yazmış. Keşke farklı kaynakları da okuyabilse...

aysema dedi ki...

Sevgili Jivago,
Yazık ki öyle...
Bu kadar "adsız" yorum bile korkunun büyüklüğünün kanıtı değil mi?

sünter dedi ki...

ne aci...
hirsizlik yapanlar, milleti dolandiranlar, kendilerini dindar diye tanitan bir iktidar tarafindan bastaci edilirken, (suclari mahkemelerce kanitlanmis olmalasina ragmen) hic bir suca karismamis kimseyi dolandirmamis, calmamis cirpmamis aksine ülkesine yillarca calisarak hizmet etmis bir ögretmen endise duyuyor.
Sadece cumhuriyeti savunan yazilar yazdigi icin endise duyuyor...
Daha ne denir ki???

aysema dedi ki...

Sevgili Sünter,
Başbakan tehdit etmedi mi gazetecileri? Belgelerle ilgili yazanları alçaklıkla suçladı, daha önce aleyhinde yazanların Ergenekon sanığı olduğunu, hala yazanlar var, diyerek öfkesini belirtti.
Silivri'de gazeteciler "Suçumuz Ne?" diye bağırıyorlar. Yıllar geçiyor, henüz suçlarını bilmiyorlar. Kuddisi Okkur, Ergenekoncuların kasası diyerek içeri atıldı ve yargılanamadan öldü; cenazesini belediye kaldırdı. Kasa diye suçladıklarının yoksul olduğu ortaya çıktı. Yargısız infaz yapılıyor.
Gazeteciler bile korkudan yazamıyor. Durum budur.
Cemaati övenler köşeyi dönüyor.

Gökhan Yılmaz dedi ki...

Konuya bakamamıştım bayağı yorum gelmiş,Erbakan böyle yaptı, şöyle yaptı ben bu tartışmalara girmek istemem...benim Erbakan'dan beklentim bu ülkedeki sistemi düzeltmesi "zengiler parasına para katarken" "fakirlerin elinden parasının alınmasıdır",eğer bu sistemi düzeltecek bir lideriniz,ve bu sistemi nasıl düzelteceği konusunda fikri olan biri var ise ona oy vereyim...Erbakan yeni bin yıl ekonomi konferansı'nda memura işçiye nasıl zam yaptığını anlatıyor,sizin veya başka bir partinin bu milletin yardıma ihtiyacı kalmaması için bir düşüncesi varmı? Erbakan bugün bile Bu sistem ile milletin cebine para gireceğini iddia ediyor...diğer parti liderlerine bakıyorum yok o böyle yaptı,bu şöyle yaptı,şöyle dedi..Herkes iktidara gelmek istiyor fakat ellerinde bir proje yok...

aysema dedi ki...

Sevgili Gökhan,
Keşke senin beklentilerine yanıt verebilseydi Erbakan, ama ne geçmişi ne de yaşı buna hiç uygun değil.Mahkeme tirilyonlarca parayı almaktan suçlu buldu. Yani suçu kesinleşti.
Yoksul insanların, gurbetçilerin boğazlarından kesip biriktirdiklerini "dini" kullanarak aldılar. Kanal 7 böyle kuruldu, yöneticileri şirket sahibi oldu.
Yoksullar daha yoksullaştı. Onlara nohut-fasulye-makarna dağıtarak yardımsevermiş gibi gösterdiler kendilerini.İnsanları dilenci durumuna düşürdüler. Ve dağıttıkları kumanyaları kendi yakınlarının şirketlerinden alarak parasını devlete ödettiler. Bir taşla kaç kuş vurduklarını hesaplamak kolay değil.

Kemal Kılıçdaroğlu, yardım konusunda: Yoksul ailelerin kadınlarının banka hesabına her ay para yatıracağız, gidip çekecek, ailesinin gereksinimlerini karşılayacak, diyor. Bu daha iyi, daha onurluca değil mi? Yardımın gizlisi makbuldür değil mi? Banka hesabı olduğu için de yolsuzluk söylentileri de olmayacaktır. Her şey resmi kayıt altında olacak.

Ne dersin?

Gökhan Yılmaz dedi ki...

yine Erbakan onu yaptı bunu yaptı,şunu yaptı:)ben erbakan'ın düzenlediği bu havuz sistemine neden karşı çıkılıyor onu anlamak istiyorum,Kemal Kılıçdaroğlu böyle para yatırması kimseyi fakirlikten yoksullukdan kurtaramazki,bugün asgari ücret ile çalışan bir kişi fakir yoksul durumda,ailesini geçindirmekde zorlanıyor,Kılıçdaroğlu bu parayı nasıl bulacak önemli olan işin bu kısmı,Şuan bulunan sistemde kim gelse ülke bir şekilde dışarıya borçlu kalıyor...Benim demek istediğim yani bir sistem var bu sistem değişmeden bu millet rahat bir şekilde yaşayamaz...bu ekonomi videolarını izlerseniz rantiyeci denilen bir kısım varmış kılıçdaroğlu bunlara nasıl engel olacak ?

MAVİANNE dedi ki...

canım
korkmuşsun ama
neyseki iyi bir neden içinmiş parmak izi
gönüllerimizin müziği hiç susmasın gerçekten de
susturmak isteyenden uzak duralım

Gökhan Yılmaz dedi ki...

Neyse bu konuların sonu gelmez,herkese iyi günler dilerim..

Adsız dedi ki...

Siz şaka mısınız Gökhan:) Var,var her işin yordamı var.Haziran seçimlerinde erbakan hocanıza kazık atan muritleri kalıcımı olacak sanki...

Siz ABD,AB ülkelerinden birinde fikir üretin derim.Nasılsa oralar sizin zihniyeti çok iyi besliyor.
Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında
havuzlar bool,çok booool:

Hem bunalımlı gurbetçi hanımların göbeğine fatiha okur,hem yolunuzu bulursunuz,hem 4 hanım almaktan kurtulursunuz:)

Sevsinler sizin milli görüşlerinizi:)

Sevsinler sizin Hazine Teşvik Uygulama Gn.Müdürlüğü eli ile zengin ettiğiniz tarikatçı işadamlarını, MUSİAD'ınızı,

yarım bırakılan yüzlerce sanayi tesislerinizi:)

Siz gerçekten bu yüzyılın şakası mısınız:)

Halide

aysema dedi ki...

Sevgili Gökhan Yılmaz,
Videoları izledim. Aşağıdaki yazıyı da sizin sitenizden alıntıladım. Erbakan'ın partisinin başarılı olmasını diliyorum. Çünkü bu iktidarı en iyi o tanıyor. Onun yanında yetiştiler değil mi?

"Lozan’ı onlar bu şartla imzaladılar. Asıl olan Sevr dediler, bir mola vermek için Lozan’ı imzaladılar ve bunun uygulamak için 80 senedir çalışıyorlar. En son AKP’yi getirmek suretiyle, onu taşeron olarak kullandılar ve bu planlarını en başarılı biçimde tatbik ettiler. Ne yaptılar Refah Partisi’nin arkasından? Önce Afganistan’ı aldılar. Neden? Çin ve Hindistan’ı Ortadoğu’daki çıkarlarına karışmaması için yolu kestiler. Sonra Irak’ı aldılar; çünkü Irak onların sözünü dinlemiyordu ve arzı mevudun parçasıydı. Onun arkasından Suriye ve Lübnan’ı taciz ettiler, Filistin ile savaşı zaten sürekli yapmaktadırlar. Ama Lübnan’da Hizbullah’a yenildiler. Bunun üzerine planlarını değiştirdiler. Dediler ki biz Lübnan’ı silahla işgal edeceğimize, Türkiye’de bizim her emrimizi yerine getiren AKP iktidarı var; onlara emrederiz, Türk askerini gönderttiririz, onun vasıtasıyla Hizbullah’ı silahtan tecrit ederiz."

aysema dedi ki...

Sevgili Mavi Anne,
Teşekkür ederim. Gönlümüzün müziği hiç susmasın. Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Gökhan Yılmaz,

Tüm insanlarımızın insanca yaşayacağı, hakça paylaşacağı, özgürce yaşayacağı, emeğinin karşılığını alacağı, gerçek suçluların hak ettikleri cezayı alacağı bir düzende yaşamamız dileğiyle sana da iyi günler diliyorum.

aysema dedi ki...

Sevgili Halide,
Katkın için teşekkür ederim.

Adsız dedi ki...

chp'nin de kayıptrilyonu vardı,ama kimse yazmamış...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,
İnsaflı olmak lazım değil mi? CHP her konuda eleştirilebilir belki, ama yetim hakkı yemez. Kayıp tirilyonların kimde olduğunu merak ediyorsan, sen-ben-biz yıllarca çalışıp geçinme zorluğu çekerken, çoluk çocuk şirketler kurup bir anda zenginleşenlere bak...

Gökhan YILMAZ dedi ki...

Bu ülkede yattığı yerde para kazanan rantcı denilen insanlar var,bizim milletimiz bu rantcı denilen insanlar sayesinde aç kalıyor,erbakan havuz sistemi bu rantcı insanların önünü kesip bu ülkenin ekonomisini düzeltmiş,memura işçiye zam yapmıştır...Bu ülkeye haim nahum doktrini uygulanıyor,türkiye bu şekilde yok edilmeye çalışılıyor,siz paraların nasıl siyonizme aktarıldığını bile dinlemiyorsunuz,sonunda israil sizin paranızla gidiyor suçsuz insanlara savaş açıyor...
Erbakan'ı Hans anladı ama,bizim Hasan anlamadı,biraz araştırma yapmazsa anlamayacak da...iyi günler...

aysema dedi ki...

Susurluk'a; fasafiso demişti Erbakan.
Biz; araştırılsın,suçlular bulunsun, cezalandırılsın istemiştik. Tepkimizi, her gece ışıkları yakıp söndürerek, göstermek istemiştik.
Erbakan, alevi yurttaşlarımıza hakaret anlamına gelecek bir sözle, oynayın durun, demişti herkese...
Sivas Madımak'ta 37 insanımız canlı canlı, göz göre göre yakılmıştı, avukatlıklarını yaptırmıştı, yanlış anımsamıyorsam, Şevket Kazan'a...

Örnekler çok anlayacağın. Ancak "Tayyip mi Erbakan mı?" diye seçim yapacak olsam Erbakan derdim ben.Çünkü ulusal geleceğimizi tehdit ediyorlar.
Büyük Ortadoğu Projesini uygulayanların her dediklerine evet, diyorlar,sizin de belirttiğiniz gibi AKP'yi kullanıyorlar. Ülkeyi bölünmeye götürüyorlar...

Her görüşe saygımız var. Araştırmak incelemek gerekiyor... Doğrulara ancak böyle ulaşabiliriz değil mi?