20 Aralık 2010 Pazartesi

SİNAĞRİT BABA



Sinağrit baba kayasının kenarında durmuş, lacivert alem içinde hafifçe yakamozlanan oltalarla, cıvalı zokalardan aydınlanan saray meydanını seyrediyordu.
Oltalar gitgide çoğalıyordu. Sinağrit ve mercanlar şehrinin göbeğinde şimdi tatlı tatlı sallanan on beş tane fener vardı. Öteki kovuklardan mercan balıkları çıkıyor, fenerlerden birine hücum ediyor, budalaca yakalanıyorlardı.

Gözleri büyümüş bir halde yukarıya çıkarlarken dönüp tekrar aşağıya kadar geliyor, yukarıki dünyayı görmeğe bir türlü karar veremiyorlardı. Sinağrit babaya büyüyen gözlerle "Bizi kurtar şu lanetlemeden!" der gibi bakıyorlardı.

Sinağrit baba düşünüyordu. Gidip o yakamoz yapan ipe bir diş vurdu mu idi, tamamdı. Ama hiç birini kurtarmıyor, hareketsiz duruyordu.

Sinağrit baba onları kurtarmanın bu kadar kolay olduğunu biliyordu, ama bildiği bir şey daha vardı. O da ister su, ister kara, ister hava, ister boşluk, ister hayvan, ister nebat aleminde olsun bir kişinin aklı ile hiç bir şeyin halledilemeyeceğini bilmesidir.

Ancak bütün balıklar oltaya tutulan hemcinslerini kurtarmanın tek çaresinin koşup o yakamoz yapan ipi koparmak olduğunu akıl ettikleri zaman bu hareketin bir netice ve faydası olabilirdi. Yoksa gidip Sinağrit baba oltayı kesmiş, biraz sonra Sinağrit baba tutulduğu zaman kim kesecek? Kim akıl edecek yakamozu dişlemeği?

*****
Sinağrit baba akdenizde yaşayan bir balıktır. Sait Faik Abasıyanık'ın aynı adı taşıyan öyküsünün kahramanıdır. Ona "baba" demesi görmüş geçirmiş, deneyimli, yaşlı biri olarak tanımlıyor olmasındandır. Yazar bir balığı anlatıyor görünüşte, ama aslında bizi, insanları anlatıyor "Sinağrit Baba" öyküsünde. Okumadınızsa okumanızı öneririm. Şiir gibi anlatıyor yine usta. Hiçbir şey söylemiyor gibi görünerek ne çok şey anlatıyor.

Alıntıladığım bölümde: "Ancak bütün balıklar oltaya tutulan hemcinslerini kurtarmanın tek çaresinin koşup o yakamozu yapan ipi koparmak olduğunu akıl ettikleri zaman bu hareketin bir neticesi ve faydası olabilirdi." diyor. Kurtuluşu halkın ortak aklında, güç birliğinde buluyor.
Sait Faik, "Bir kişinin aklıyla hiçbir şeyin halledilemeyeceğini söylüyor.

Ya siz? Siz ne diyorsunuz?

Yazımı onun çok bilinen, sevdiğim bir başka öyküsündeki kısa alıntıyla bitiriyorum.

"Nereden gelirse gelsin, dağlardan,kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin. Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları...

- Hişt hişt...
- Hişt hişt...
- Hişt hişt...


9 yorum:

sufi dedi ki...

Ne güzel bir hikaye Sinağrit baba... Bir kişinin aklı ile hiç bir şeyin halledilemeyeceğini bilsek de diğer kişilerin akıllarına ulaşmak için, "gönülden gönüle akıldan akıla yol vardır" tamam da yine de transa girip sihirli güçlerimizi kullanmamız gerek. Ya da sinağrit babanın akıl seviyesine top yekün ulaşmamız için çabalamamız... inşaallah, umutluyuz. sevgilerimle.

Parpali dedi ki...

Hişt hişt...

Daha geçen hafta izledim, "Meraklısı İçin-Öyle Bir Hikâye" oyununu. Bu ülke için kurulacak, İyi ki'li cümlelerde yer alır Sait Faik. Benim için ikiniz de öylesiniz.

Zeugma dedi ki...

Eskiler bugünleri görmüş gibi ders alınası, akılları başlara toplamamız gereken ne güzel mesajlar göndermişler aslında.
Bilmiyordum bu hikayeyi..
Hişşt hişşt sesleri hiç eksilmesin hayatımızdan...
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Sufi,
Sait Faik edebiyatımızın yüzakı öykücülerindendir. Kısacık öykülerde ne çok söylüyor bizlere...
Güç birliği olmadan yapılan çıkışlar etkisiz kalıyor. Farklı beklentilere saygılı olmak koşuluyla ortak akıl gerekiyor. Yangın varsa eğer, oradan canınımızı kurtarmaya bakarız değil mi?
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,
Sana çok imreniyorum biliyor musunuz?Tiyatroya nicedir gidemiyorum ben. Gidip gördüklerini daha ayrıntılı anlatmalısın.

İyi ki varsın benim için de...
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Zeugma,
O, HİŞT HİŞT sesleri ne kadar önemli değil mi? Şurada bloglarda bile, "gelen bir yorum" bizi ne çok mutlu ediyor. Yaşamımızda da hişt diyen sesler hep olsun.

Geçmişte çok acılar yaşadı bu toplum. Endişelerimiz o günlere yeniden dönmeyelim. Çılgınca sürüklendirilmeye çalıştığımız felakete "dur" demek için sağduyu sahibi akıllıların güç birliği şart.
Sevgilerimle...

Handan dedi ki...

Çok etkileyici bir öykü.

aysema dedi ki...

Sevgili Handan,
Beğenmene sevindim. Çok teşekkür ederim canım.

Adsız dedi ki...

ne anlatıor bu hikayee ?