30 Nisan 2010 Cuma

AFFETMEK ve ÖZÜR

"İnsanın Hafızası Olmalı" başlıklı yazımı, arkadaşı daha fazla üzmemek adına geri çektim. Ancak yorum bırakan arkadaşlarım "Üryan", "Beenmaya", "Efsa", "Aşk ve Zehir" 'den özür dilemek zorundaydm, beni affedin diyorum.

Özür dilemek zorunda kaldığım için de üzgünüm.

Aslında o yazı da yorumlar da "ÖZÜR" ve "AF" konusundaydı...

Her özürü affetmeli miyiz? Değilse hangi hatalar affedilebilir? Affettiğimiz kişiye iyilik mi kötülük mü yapmış oluruz affederek? Sorular, sorular sorular...
Affetmek kırgınlıkları unutturur mu? Her şey kaldığı yerden hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir mi?

Ben affetmeye çok sıcak bakanlardan değilim galiba. Hatta en çok da küçük hataları affetmemekten yanayım. Çünkü küçük hataları affetmek, daha da kötüsü görmezlikten gelmek, büyüklerine zemin hazırlamaz mı? Daha büyükler zaten suçtur ve ceza konusunun kapsamına girer.

Çocuklarımız bizim canlarımız, onların bir kez üzülmesi, bizi bin kez yaralar. Ama hatasını üzülmesin diye söylememek, yanlış olduğunu vurgulamamak ne derece doğru bir davranış olur? Bilmeli, anlamalı, üzülmeli ve yineleyecekken vazgeçebilmeli...

Sevmediğimiz kişiye kırılmayız bile! Kızarız çok çok... Ama sevdiklerimize güceniriz, küseriz, kırılırız. Bu onları daha dikkatli olmaya itmelidir bence. Sevgi bile emek istiyor, özveri istiyor, özen istiyor.

Sırf seviyoruz diye, bu sevdiğimiz kişiye her hakkı tanıdığımız anlamına gelmez, gelmemelidir. Sevdiğimiz bizi "aldatma" gereksinimi duymuşsa o ilişkinin eskisi gibi olmasına olanak var mı?

Belki birbirinize katlanırsınız, o kadar! Ancak affedebilir misiniz? Ben edemem...

Aldanmadan, aldatmadan yaşayacağımız bir dünya istiyorum.


29 Nisan 2010 Perşembe

BU ADAMLAR NE YAPIYOR?


28 Nisan 2010 Çarşamba

SAYIN KAMER GENÇ


İyi ki varsın, seni seviyorum.

Saygılarımla...

27 Nisan 2010 Salı

"BÖL ve YUT " - BANU AVAR




Banu Avar gazeteci, yazar; Sıdıka Avar'ın da kızı... ADD Zonguldak Şb. davetlisi olarak gelmişti. Yavruları yolcu ettikten sonra Sendika Binasındaki konferasına gittim.

Çok da iyi ettim. Hem ayrılığın yükünü hafifletmiş oldum, hem de oldukça yararlandım. Tüm söylediklerine katılmasam da pek çok konuda benzer düşündüğümü söyleyebilirim.

Oldukça kalabalıktı. Alt solunda yer bulamayınca balkondan dinledim konuşulanları. Bir de kitabını alıp imzalattım.

"Sınırlar Arasında" TRT-1'de sunduğu programla ilgili araştırmalarını içeriyor. Hatırlayanlar bilir, ilgiyle izlenen güzel bir belgeseldi. Fazla uzun sürmedi, program yayından kaldırılmıştı.

Kitapla ilgili Banu Avar:

"Sınırlar Arasında", bu coğrafyanın en çok karıştırıldığı dönemlerden birinde yirmi ülke ve bölgeyi dolaştı. Bir yıl içinde otuz programda gözlemler, tespitler ve anılar; gözyaşı, hüzün ve sevgi derlendi. Her ülkede, ihanete buluşanlarla da, sadakati bilenlerle de konuşuldu; işte şimdi onlar satır aralarında sizlerle buluşacak." diyor.

Diğer kitapları:
Hangi Avrupa?, Avrasyalı Olmak, Böl ve Yut, Hangi Dünya Düzeni?

Şu kitabın adına bakar mısınız? Böl ve Yut.

Okumakta yarar var...

26 Nisan 2010 Pazartesi

YİBO SİİRT


Sözcükler utanır mı? Bu kez utanıyor inanın. Geri geri kaçıyor harfler, heceler, kelimeler... Ama yazmak zorundayım, tepki göstermek zorundayız.

Biz duymak istemesek de acılar yaşanıyor; utanç, utanması gerekenlerin yüzünü kızartmıyor!

Güçsüzler güçlülerden korkuyor, güçlüler güçsüzleri baskı altında tutuyor. Baskılar olmadık işlere imza atıyor.

Çocuklar babalarından, babalar, "İster asarım, istersem keserim!" anlayışındaki Başbakandan korkuyor. Herkes, büyük küçük herkes, derdini içine atıyor.

Doğurtun, diyor; doğurtuyorlar. Eskiden en azından yakınlarındaki okula gönderiliyordu çocuklar. Şimdi Yatılı Bölge Okullarına atılıyorlar. Ohh sorumluluktan da kurtulmuş oluyorlar böylece. Ya sonra?

Sonra babaları bir yanda, çocukları diğer yanda tecavüzcü olup çıkıyor. Gücü yeten yetene!

Çocuk ne yaşıyorsa onu öğreniyor!

Yedinci sınıf öğrencisi çocuklar, sınıf arkadaşlarının zorla çıplak fotoğrafını çekiyorlar; sonra şantajla-tehditle, kız arkadaşlarını iki ve üç yaşındaki yeğenlerini yanlarına getirmeye ikna ediyorlar! Kızımız minicik yavruları, büyüklerinin yaptığını uygulama derdine düşmüş küçük adamların önüne atıveriyor!

Kız çocuğu babasından korkmasa, başına geleni ailesine anlatsa belki masum o iki çocuk kurtulacaktı. Hiçbirini kurtaramadık, sessiz kaldıkça da Siirt'te yaşananlar gibi daha nice kurbanlar vereceğiz! Kimbilir belki şu anda bile...

Bir yıl boyunca tüm etkili ve yetkililer susmuş! Ört ki ölsün, bu düzen sürsün mü demişler?

Bu adiliklere sessizce ortak olanları ne yapacağız?

Suçlu kim? Bu çocuklar mı? Bilenler, bilip de gözyumanlar mı? Siz mi, biz mi, hepimiz mi? Delirtilmek mi isteniyoruz toptan?

Biliyorum, üzülüyoruz. Utanıyoruz. Kızıyoruz. Endişeleniyoruz. Lanet okuyoruz. Görmek, duymak istemiyoruz. Ama biz susarsak başka çocuklara da sessiz sessiz kıyacaklar yine... Razı mısınız buna?


EK: Hürriyet-Yonca TOKBAŞ

EK 2: BURADAN Aldım.

•Çocuk destek hattı 0 216 450 54 54

Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk Ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı

•MOR ÇATI KADIN SIĞINAĞI VAKFI (İstanbul) 0 212 292 52 31- 0 212 292 52 32 – 33

•KADIN DAYANIŞMA VAKFI (Ankara) 0 312 435 00 70 - 0 312 430 40 05/06

•KARŞIYAKA KENT MECLİSİ KADIN DAYANIŞMA MERKEZİ (İzmir)
0 232 330 58 18 - 0 232 368 22 74

•ANKARA BAROSU KADIN DANIŞMA MERKEZİ (Ankara) - 0 312 311 51 15

•KADIN SIĞINMA EVİ VE KORUMA DERNEĞİ (Adana) - 0 322 351 51 12

•KA-MER (Diyarbakır) - 0 412 224 23 19

•CİNSEL SUÇLAR BİRİMİ (İstanbul) - 0 212 522 08 80

•ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ (İstanbul) – 0 212 512 99 21

•Adli Tıp Kurumu Cinsel İstismarı Muayene Birimi (İstanbul) – 0 212 585 06 60

•Çağdaş Hukukçular Derneği (Ankara) – 0 312 232 36 69

•Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu (İstanbul)
0 212 245 45 93 - 94

•İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Polikliniği – 0 212 635 11 79

EK 3:
BİR MİLYON KALEM
ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI EL ELE



GİTTİLER











Pazar günü sevgilileri gönderdik.

Sevinç yerini ayrılığın verdiği hüzne bıraktı. Kavuşmaların mutluluğu gönüllerde yerini korurken gidişin boşluğu evdeki her köşeye sindi. Nasıl da bomboş olduk. Bir çocuk tüm yaşamı varlığıyla dolduruyor, gönülleri coşkunluktan coşkunluğa sürüklüyor. İnanılır gibi değil, ama gerçek.

Gittiler, evlerine kavuştular. Bizse evde duramadık, attık kendimizi dışarı...

25 Nisan 2010 Pazar

SİMİTÇİ GELDİİİİ VAR MI İSTEYEN?


23 Nisan 2010 Cuma

SINIRSIZ ÖZGÜRLÜK VAR MI?









Bayramınız kutlu olsun...

21 Nisan 2010 Çarşamba

GÜNAYDIN



Ben geldim, karıştırmaya başladım bile... çOK meraKlıYım Çokkk.

Bay bay!

20 Nisan 2010 Salı

BÜYÜMÜŞ DE GELİYOR



Bugün mutlu bir gün, saatler kaldı. BEKLİYORUM...

19 Nisan 2010 Pazartesi

KULUN KÖLEN OLAYIM


Başkanlık az, padişahlık olsun derim ben. Hatta halifelik de olsun!

Babadan oğula geçsin yeniden. Birine doyamadık, ondan sonrasını da düşünmek zorundayız!

Tam zamanı, 23 Nisan'da ilan edilsin...

18 Nisan 2010 Pazar

BUGÜN GÖRDÜM, GÖSTERMEK İSTEDİM

Zonguldak'a Site'den baktım...








Fener'den Zonguldak'ı çektim...

Yerdeki serçelere bakar mısınız?




"Hiçbir başarı tesadüf değildir." Doğru...

Yunus Emre:

" Sevdiğimi demez isem
Sevmek derdi beni boğar "

demiş ya, Yunus'un torunları da boş durmamış yazmış. Yazmış, ama yazdığının bir duvar olduğunu unutmuş!

Git ona git, durma söyle desem mi ki?
Ya o da duvar gibiyse n'olacak?

İsyan Şehri, diye yazan genç, acaba kendi isyanını mı duyurmak istemiş? Yoksa Emeğin Başkenti Zonguldak'ın giderek genç emekliler şehri oluşuna mı vurgu yapmayı düşünmüş? Ya da ya da İŞSİZLİK batağında debelenen kendisi gibi gençlerin dramını mı haykırmış? Kimbilir belki hepsini ve daha fazlasını...




Yukarıdaki güzellikler için söze gerek var mı?


Bu da ne, diye merak edenler için...
Ağaçların arasından görünen sistemden çöpler, küller aşağıya çöp arabasına kolayca aktarılıyor...
Yol ayrımına geldik işte... İkisi de bizi güzelliklere taşıyor, ama ben tercihimi sağdan yana kullanıyorum. Çünkü orası beni evime, yuvama götürüyor...

Kül yağmurları buralara da uzanmadan çekmek istedim...



EK 1) Kirletmeden, elimizdeki güzellikleri tüketmeden, sağlığımızı yitirmeden, insanlığımızı kaybetmeden, durup düşünmek, görüp göstermek gerekir...
Sonraki "keşke" lerin bir anlamı olur mu?

EK 2) BİR DELİNİN POLİKLİNİK ANILARI
"Tedavi Etmek ya da Etmemek" yazısını okuyun lütfen.
Sonra İZLEDİKLERİNİZİN ARASINA ALACAĞINIZI
Düşünüyorum...

EK 3) Dün gece hem ütü yaptım, hem de fotoları ekledim. Yorumsuz yayınladım, ama içim rahat etmedi. Şimdi "Her Açıdan" ı Star TV'de izlerken resim altı notlarıyla birlikte eklemeleri de yaptım. İnternet bağlantısı gidip gidip gelmiyor. Gelince yayınlayacağım.
Bu arada, Her Açıdan programına ikinci kez katılan Ceza Hukukçusu Prf Dr.Metin Feyzioğlu'nu hayranlıkla dinliyorum. Programı hazırlayıp sunanlara da teşekkür ediyorum.

İYİ PAZARLAR...