9 Şubat 2011 Çarşamba

BLOGUMU ÖPTÜM BEN



Güneş Delisi

Akan suyu severim ben

Işıldayan karı severim
Bir yeşil yaprak
Bir telli böcek
Yeşeren tohum
Güneşte görsem
Sevinç doldurur içime
Bir günü
Güzel bir günü
Güneşli bir günü
Hiçbir şeye değişmem
Onun için savaşı sevmem
Onun için zulmü sevmem
Onun için yalanı sevmem
Bilirim yaşamaz güneşte
Bilirim yaşamaz aşkla
Ne haksızlık
Ne korku
Ne açlık


"Şiir değiştirir insanı. Bir okuyucu sevdiği şairi tanımadan başka, tanıdıktan sonra başka bir insandır." derken duygu dünyamızdaki izlerini;

"Şairler her şeyden önce sözcüleridir bir toplumun." derken de toplumcu yönünü dile getirir Necati Cumalı.

Bireysel kaygılarla birlikte toplumsal sorunları da yapıtlarında yalın ve aydınlık anlatımıyla gözler önüne serdi O. Yaşamı sevdi. Yaşamın içindeki her şeyi insanı, doğayı sevdi. "Güneş Delisi" adlı yukarıdaki şiiri onun bakış açısını bize sunan en güzel şiirlerinden biridir.

"Ölümü facia yapan, hayatın güzel oluşudur."

sözünü kendi hayatıyla özdeşleştirdi. Sevgi insanıydı. Dünyaya sevgiyle bakan gözleriyle, başkalarının fark etmediği güzellikleri bize sundu. O, yapıtlarıyla karanlık günleri aydınlatmaya devam edecektir.

Bizler de onun gibi :

Demin bir çayır kuşu havalandı
Kimse dikkat etmedi, ama ben gördüm.

diyeceğiz bloglarımızdan. Blog Dünyası, Sosyal Medya toplumumuz için yeni bir kavram, ama varlar, yazıyorlar, paylaşıyorlar, buradalar. Artık bu gerçeği kimse görmezlikten gelemez. Onu susturmaya çalışmak kolay değil, biri susar bini konuşur. Sait Faik'in torunlarıdır onlar. Ne demişti Sait Faik:

"Söz vermiştim kendi kendime; yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanların arasında sakin ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."

Ben de blogumu öptüm, yazmazsam deli olacağım.

Saik Faik: "Dünyada hiçbir şeyden zalimlikten iğrendiğim kadar iğrenmedim. İnsanoğlunun en büyük savaşı zalimliğe karşı açılmalı. İnsanoğlu, her şeyden evvel, içindeki bu kıskançlıklardan, bu kinlerden, bu ahlaksızlıklardan daha pis şeyi, -doğuşunda bile varsa- söküp atmalıdır." diyor, ben de öyle düşünüyorum.

"Sanatçının düşüncesi sınırlanamaz. Şu karşıki sandalı görüyor musunuz? Bakın sahile yaklaşıyor. Onu yürüten şey nedir? Kürekleri değil mi? Ya şu uçan martılar! Kanatları yolunsa artık uçabilirler mi? Düşünce de böyledir. Dört duvar arasına kapatılmak istenirse, kanatsız kuş, küreksiz sandal oluverir ve bütün manasını kaybeder."

Zaman eski zaman değil artık. İnternet dünyası bir yolunu bulur, söyleyeceğini duyurur. En iyisi susturmaya çalışacaklarına kulak versinler blog yazarlarının sözlerine.Onların patronu yok, onlar karşılık beklemeden yazıyor. Bağımsız, özgürce yazmak istiyor.Bakın bloglara. Öğrenilecek çok şey var bu alemde...

Sevgi ve dostlukla...

12 yorum:

Zuzuların Annesi dedi ki...

Başkalarını bilmem ama ben çok şey öğreniyorum sizden...
Yazılarınızdan,paylaşımlarınızdan,
fikirlerinizden...Bence öpülmeyi kesinlikle hakediyorsunuz:)

Bugün de buna bayıldım;
"Ölümü facia yapan, hayatın güzel oluşudur."

Sevgi ve saygılarımla öğretmenim.

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Blogların en güzel tarafı patronları olmayan insanlar tarafından yazılmaları. Çok saygı duyuyorum susmadan, emek vererek düşüncelerini yazan bu insanlara. Bu yüzden de severek okuyorum bir çoğunu. Kiminden bilmediğim birşeyleri öğreniyorum. Kimi de yazdıklarıyla bakış açımı değiştiriyor.

elifin terazisi dedi ki...

iyi ki var blogunuz, hep de olsun...

alizafersapci dedi ki...

"Öğrenilecek çok şey var bu alemde...
Sevgi ve dostlukla..."
Dostlukla!

FADİŞ dedi ki...

Ne güzel yazmışsınız, iyi ki varsınız, siz çok yaşayın emi, blogunuz da:)

Nehir İda dedi ki...

Ben de bazen sessiz de olsa gelip geçişim çok şey öğreniyorum Aysema Hocam sizden.
Teşekkürler.

özlem dedi ki...

İyi ki yazıyorsunuz ve iyi ki okuyorum sizi.
Sevgiyle kalın:)

Esmir dedi ki...

Sevgili Dilek Öğretmenim,

Her birimizin hislerine tercüman olmuşsunuz bu yazınızla...Aynen dediğiniz gibi hiç bir çıkar gözetmeksizin gönülden yapılan bir çalışma bizimki!herbirimizin birbirinden öğrendiği ne çok şeyler oluyor...önyargılarla baltalamak yerine sesimize kulak verip "ne demek istemişler acaba!" denilse daha iyi olmaz mı öğle değil mi!..

Bende böylesine güzel düşüncelere sahip, yüreği aydınlık ve yaşama pozitif bakan, insan sevgisi ve barışçıl yaklaşımlarla duygu ve düşünce dünyamıza anlam katan yazılarınızdan ötürü sizi saygı ve sevgiyle öpüyorum Dilek Öğretmenim...

İyi ki siz ve sizin gibi değerli blog arkadaşlarımız var...

Sevgi ve saygılarımla Öğretmenim...

nesrin dedi ki...

Sait Faik cok güzel söylemis.

zihni dedi ki...

Baştaki şiirin geometrik görüntüsünü bir "vazo" olarak görüyorum; içinde, doğanın bütün renkli materyallerini barındıran bir demet çiçek olduğunu düşünüyorum.

blog çoktan seçmeli, koşulsuz geçmeli bir dostluk köprüsüdür aynı zamanda.

beenmaya dedi ki...

ne çok şey öğrendim ve öğreniyorum da hala. ne çok şey paylaştım ve paylaşıyorum da hala. ne çok aklı ve yüreği kocaman insan tanıdım ve tanıyorum da hala...

iyi ki...

Arzu Sarıyer dedi ki...

Çok sevdiğim iki yazar ile çok etkilendiğim bu yazınız için teşekkürler Dilek Öğretmenim...Sizi tanıdığım için mutluyum...Selam ve sevgiler...