26 Nisan 2011 Salı

ZONGULDAK KILIÇDAROĞLU'NU BAĞRINA BASTI

Zonguldak Cumhuriyet'in ilk kenti. Alın terinin, emeğin başkenti... Bugün coşku vardı Zonguldak'ta, umut vardı. Türkiye rahat bir nefes alacak, sözü dalga dalga yayıldı. Keşke, ahh keşke...

O'nu dinlerken temiz, tertemiz bir insan diye düşündüm. Durduğum yerden görme olanağım pek yoktu,ama fotoğraf makinam benden daha iyi gördü.

Meydandaki ekrandan yansıyan görüntüsüne baktım uzun uzun...
İçten konuşuyordu, inanarak söylüyordu. İnanmak istedim.

Özgürlük, eşitlik, hak, adalet, sosyal devlet, emek,alınteri,Çağdaş Anayasa diyordu. Taşaron çalıştırmaya son diyordu. Gençler, çocuklar, diyordu. "İnsan çocukları arasında ayrım yapar mı?"diyordu. Şifre skandalını kınıyordu. Haberal'ın, aydınların suçu ne? diye soruyordu. Dokunulmazlıkların, seçim barajının kaldırılması konusunda söz veriyordu.
Başbakana meydan okuyordu, televizyonda tartışmaya çıkalım, hem de istediğin kanalda, bakanlarını da getir istersen diyordu.Dürüstlük konusunda titizleniyordu; dürüstlüğüme söz edersen a...... diyip hadi söylemeyeyim; temiz siyaset olsun diye ekliyordu. Bu "a..." sözünün "Ananı da al git!"e bir gönderme olduğunu düşündüm dinlerken, ama "Ayağını denk al!" demek istediğini açıklıyordu sorulara verdiği yanıtta.
İzlemeye gelen kalabalıklara baktım. Etrafımdaki insanların konuşmalarına kulak kesildim. İçinde bulunduğumuz durumdan yakınma vardı: Emeklileri mahvettiler diyordu biri. Diğeri tüm aydınlarımızı içeri attılar, hizbullahçıları, teröristleri serbest bıraktılar... Az kaldı, gidecekler; geldikleri gibi gidecekler! Kardeşi kardeşe vurdurmaya çalışıyorlar, yetti gayri diyordu yaşlıca bir teyze. İnsanca yaşama umudu taşıyordu pek çoğu, nefes alalım, Türkiye nefes alsındı tek istedikleri. Onaylanıyordu Kılıçdaroğlu'nun söyledikleri...
Evet, Türkiye nefessiz kaldı uzun süredir. Herkes nefes almaktan korkar oldu. Ya da hepimiz nefesimizi tuttuk, nereye sürükleniyoruzun derdine düştük. Başarsın istiyorum, en azından "Dur desin!" bu gidişe. Türkiye derin bir nefes alsın...

Halkçı Kemal, Başbakan Kemal sloganlarıyla inliyordu bugün Zonguldak... Neden olmasın?

10 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

neden plmasın Dilekcim neden olmasın... İnsanlar geldiğimiz yerleri nasıl görmüyor. Bir sakız uğruna koskocA Devlet Tiyatroları kapatılmak isteniyor. Başbakanın emriyle heykeller yılımak isteniyor.
Umarım tüm Türkiye bağrına basar Kılıçdaroğlunu...

elifin terazisi dedi ki...

Baykal'dan şikayet edenlerin, elitlerin partisi halka inemiyor diye eleştirenlerin artık tutar dalı kalmadı.Haklılık payları elbette vardı ama gün birlik günü olmalı...

beenmaya dedi ki...

nefes almalı sahiden de önce derin bir nefes almalı!

Can dedi ki...

özellikle haberalın zonguldaktan adaylıgı oldukcaelestırılmıs ve zonguldagın chpden uzaklastırılması ıcın ugrasılmıstı. sanırım dun herseyın gosterdı..

zihni dedi ki...

Kılıçdaroğlu benim de aklımı çeldi birçok konuda.
düşünüyorum, o halde varım:)

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Ben de sizinle aynı heyecanı yaşamayı isterdim. Ancak Kılıçdaroğlu hakkındaki düşüncelerim parçalı bulutlu ne yazık ki. Aradıklarımı ve umduklarımı yakalayabilmiş değilim. Belki Zonguldak'ta olsa idim farklı oy kullanabilirdim. Ancak Ankara 2. bölgede ciddi sıkıntılat var ve ne yazık ki sandığa yansıyacak görünüyor.

♥GÖNÜL ÇELEN♥ dedi ki...

Ne güzel inanmışsın...Oysaki ben hiç birine inanmıyorum:(Ne olacak benim halim:(
Sevgiler:)

Beyza dedi ki...

Kıyamam size,yazık...Kendinizi inandırmaya çalışadurun ki siz bile savunduklarınıza inanmaya çalışma çabasındasınız.Nasılsa zaman herşeyi gösterecek...

Adsız dedi ki...

Konumuza geçmeden önce size bir fıkra anlatacağım.

Bu fıkra aklımda yarım yamalak kaldığı için tamamını bulmak “google hazretlerine” düştü.

Buldum ve işte burada önünüze koyuyorum.

***

Bir gün Nasreddin Hoca’nın komşusuna eşek lazım olmuş.

Hocadan isteyeyim demiş ve Hoca’nın kapısını çalmış.

Hoca kapıyı açmış.

-Ne oldu? demiş.

Komşusu:Eşeğini alabilir miyim Hocam? demiş.

Hoca:Eşek evde değil, demiş.

Komşusu, tam gideyim bari derken, eşek birden anırmış.

Komşusu:Eşek hani evde değildi hocam? Demiş.

Ve Hoca cevap vermiş.

“Bana mı inanıyorsun, yoksa eşeğe mi?

***

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Zonguldak’ta ağzından çıkan ‘malum cümle’ ye yaptığı ‘izahat’ aklıma bu fıkrayı getirdi.

Kemal bey eğer Başbakana ‘ayağını denk alsın’ demek istemiş idiyse, bizim duyduğumuz neydi.?

Bizim duyduğumuz, eğer bir küfür girişimi değil idiyse, o ses oraya montajla mı yerleştirilmişti?

***

CHP lideri, çıkıp adam gibi bir düzeltme yapmak yerine, bütün topluma dönüp ‘siz bana mı inanıyorsunuz, yoksa eşeğe mi?” diye çıkışıyor.

Evet olan şey budur.

***

Kemal bey, daha önce böyle durumlarda yaptığı türden bir şey daha yaptı yine.

Fatih Terim felsefesinden esinlenerek, ‘en iyi savunma hücumdur’ deyip, kendisine o malum cümleyle ne demek istedin? diye soranlara hakaretler yağdırmaya başladı.

“Bunlar gazeteci falan” değil dedi mesela.

Hadi bunlar gazeteci değil, gazeteci olanların aklına farklı şeyler mi geldi, o malum cümleyi duyunca.

***

Bir anamuhalefet partisi lideri, herkesin gözü önünde ve de kulağı dibinde bir şey söylüyor, o söylediği şeyle ilgili herkesin aklına aynı şey geliyor, ama O, hiç kimsenin aklına yatmayan bir izahatla durumu geçiştirmeye çalışıyor.

Bir de o ezber cümleyi tekrarlıyor.

Bunlar zaten yandaş medya diyor.

İyi peki, yandaş medya eşeğin sesini duydu da, merkez medya duymadı mı diyeceğiz o zaman.

Merkez medya da da aynı sorular sorulmadı mı?

***

Çok mu zor idi, çıkıp o an ne olduğunu dürüstçe anlatmak.

Bugüne kadar, hakaret sınıfına girecek türlü türlü şeyler duyduk Kemal Bey’den, hatta düpedüz yalan söylediğini de duyduk ama hiç küfür ettiğini duymamıştık zaten.

Kendisini yakından tanıyanlar, bire bir ilişkilerde kibar birisi olduğunu söylüyor.

Partililer de “bizim genel başkan küfür etmez” deyip konuyu kapatmaya çalışıyorlar.

***

Evet insanlar bazen söylediklerinin vehametini bu türden sözler ağızdan çıktıktan sonra anlarlar.

“Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu” sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir.

Çıkıp hatasını kabul edip dürüstçe özür dilese, samimiyeti kuşkulu olan diğer hareketlerinin ve sözlerinin de kredibilitesi artabilirdi.

Ama Kılıçdaroğlu, öyle yapmadı.

“Ayağını denk alsın” demek istediğini söyledi.

Evet başbakan dahil herkes lütfen ayağını denk alsın.!

Hatta mümkünse Nasreddin Hoca’da ayağını denk alsın.!

İyi ama bizim duyduğumuz o ses neydi Allah aşkına?

Mehmet Acet - Haber 7

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Mehmet Acet-Haber 7 sonuçta ne demek istedi anlayamadım. Ama bana göre Kılıçdaroğlu;
- Ananı al da git demedi,
- Şehitlere kelle demedi,
- Öcalan'a sayın demedi,
- Anıtkabirde "sap" gibi duruyorlar demedi,
- (sanata) ucube demedi,
- Kendini Ergenekon savcısı ilan ettikten sonra ben böyle bir şey demedim demedi.
Ama eleştirdiğim bir husus var. Kılıçdaroğlu prim yapmak, halkı kazanmak istiyorsa, hacivat-karagöz tartışmasına girmeden, her lafa bir cevap bulmadan kendi söylemini ifade etmeli. Bu şekilde polemiklerle yanlış minderde güreşiyor.