3 Mayıs 2011 Salı

HEPİNİZ VEKİL OLABİLİRSİNİZ

"Ben bir sazcıyım, türkü çalar türkü söylerim. Başka bir bildiğim yok, ama bu şerefi bana layık gören, bu ilim yuvasına sonsuz saygı ve sevgimi sunuyorum."

Neşet Ertaş, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktorluk unvanının verildiği törende, yukarıdaki sözlerle duygularını dile getirdi. 2010 yılında da UNESCO "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüyle onurlandırmıştı onu.
Ne güzel! Neşet Ertaş'ı dinlemeyi çok seviyorum.

Keşke tüm sanatçılarımıza sahip çıkabilsek, sanata gereken önemi verebilseydik...

Bakın Ata'mız ne demiş:

"Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız."

Sanatsız bir toplumun insanca yaşama şansının olmayacağını bildiğinden Atatürk, sanatçı yetiştiren kurumlar açtı. Çağdaş Türk sanatını geliştirmek amacıyla Avrupa'ya resim, heykel ve müzik öğrenimi için gençler gönderdi.

Bugün bizleri onurlandıran, ulusal ve uluslararası başarılara imza atan pek çok sanatçımız var. İyi ki, iyi ki...


İşte onlardan biri Mehmet Aksoy, hani Kars'ta "İnsanlık Anıtı" adını verdiği heykeli tamamlanmadan, "Allahu Ekber" nidalarıyla yıkılan sanatçımız:

"1960 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akedemisinin resim bölümüne girdi. Daha sonra heykel bölümüne geçti ve 1961-1967 yılları arasında Prof Şadi Çalık atölyesinde öğrenim gördü. Askerliğini yaptıktan sonra 1969-70 yıllarında aynı bölümde asistanlık yaptı ve bir devlet bursuyla 1970'te Londra'ya gitti. Daha sonra Berlin'e geçti ve Hochschule der Künste'den 1977'de master derecesiyle mezun oldu. 1978'de Türkiye'ye dönerek 1980'e kadar İDGSA'da öğretim üyeliği yaptı.


Aldığı Ödüller:
1966 Devlet Resim ve Heykel sergisi 2. lik ödülü (birinci yok)
1970 Devlet Resim ve Heykel sergisi 1. lik ödülü
1979 Devlet Resim ve Heykel sergisi 1. lik ödülü
1982-1983 Luthar Platz Heykel yarışması 2. lik ödülü
1985 Bundengartenschen heykel yarışması 2. lik ödülü
1990 Ankara Sanat Kurumu Plastik Sanatlar dalında “Yılın sanatçısı” ödülü
1990 III. Asya-Avrupa Bienali büyük ödülü
1990 Plastik Sanat dalında Sedat Simavi Vakfı öd
ülü..."

Ve biz uzmanların görüşünü bile almadan, tek bir kişinin "ucube", "Tez yıkılaaaa!" buyruğuyla, mahkemenin sonuçlanmasını beklemeden "İnsanlık Anıtı" adını verdiği heykelini yıkıyoruz...

Bir diğer sanatçımız Bedri Baykam; Bedri Baykam'a yapılanları biliyorsunuz? Dolduruşa getirilmiş bir kişinin bıçaklı saldırısıyla yaralandı. Ve bazı kendini bilmezler, utanmasalar, zil takıp oynayacaklardı. Bedri Baykam:

"Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünlü bir tenisçi oldu. 1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 100 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajlı film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 23 kitabı bulunuyor."


Tolga Tuncer bir tiyatro sanatçısı, Devlet Tiyatrosunda "Genç Osman" oyununu sergiliyor arkadaşlarıyla birlikte. Ama gündeme düşmesi, bir seyircinin en ön sırada ciklet çiğnemesini, kaş göz hareketiyle uyarmasıyla oluyor.Kıyamet kopuyor. Devletin etkili ve yekilileri hemen devreye giriyor. Sanatçı Tolga Tuncer ifadeye çağrılıyor. Yetmiyor, Kültür Bakanı Devlet Tiyatrolarını kapatabileceği tehdidini savuruyor!

Sakız çiğneyen kişi kim mi?
Başbakanın kızı Sümeyye Erdoğan:

"2002 yılında girdiği üniversite sınavında sözel bölümde yüzde 23'lük, sayısal bölümde ise yüzde 85'lik dilimde yer aldı ve barajın 120 puan olduğu sınavda 134'5 puan alarak Türkiye'de bir üniversiteye girmeye hak kazanamadı. Daha sonra Gürman Giyim'in sahibi Remzi Gür'ün sağladığı burs sayesinde Amerika'da İndiana Üniversitesi'nde sosyoloji ve siyaset eğitimi aldı.
"

Eskiden Rahmetli Özal'ın çocukları haber oluyordu. Şimdi hatırlayan var mı? Gelip geçtiler. Bunlar da geçip gidecekler biliyorum.

Ama sanatçılar yapıtlarıyla yaşayacaklardır. Yeter ki özgürlüklerini engellemeyelim...

"İnsanlık Anıtı"nı yıkarken aslında insanlığımızı da test eder duruma gelmiyor muyuz? Gazetecileri, yazarları, bilim insanlarını, sanatçıları hırpalarken; basılmamış kitapları bile cezalandırırken toplumun yaşam damarlarını kopardığımızı fark etmiyor muyuz?

Yakmak, yıkmak, öldürmek kolaydır. Hele günümüzde silah edinmek bu kadar kolayken! Zor olan güzel şeyler üretmektir; alın terine, emeğe saygı duymaktır. İnsanları insanca yaşatmaktır.

Tüm emekçileri saygıyla kucaklıyorum... İyinin kötüyü yeneceği, çirkinliklerin yerini güzelliklere bırakacağı günlerde buluşmamız dileğiyle...

10 yorum:

beenmaya dedi ki...

dünya basın özgürlüğü günümüz kutlu olsun. en çok da bize, bizim ülkemizde kutlu olsun sevgili aysemam...

zihni dedi ki...

Bu yazıyı okuyunca aklıma şöyle bir proje geldi:

Bu ülkede her şeyi köy kahvehanelerinde, meyhanelerde ve sokaklarda konuşuyoruz da,

SANATIN İNSAN-TOPLUM HAYATINDAKİ YERİ
konusunda pek söz eden yok birkaç aydın tayfası haricinde.
Bir araştırma yapayım ve bu konu üzerine bir mini analiz yapayım.
İlk adımı attığınız için teşekkürler Sevgili Hocam:)

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya, kutlu olsun diyelim de olsun. Bir uyarı, sakın yazılarında "öykü" sözcüğünü kullanma, başkaları gibi o da yasaklanmış ya... Durumdan vazife çıkarıverirler sonra! 12 Eylül döneminde başında "SO" var diye SOSYOLOJİ kitaplarını suç delili saymışlardı o aklıma geldi nedense...

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,
Halk Evleri bu nedenle kurulmuştu. Halk toplansın, eğlensin, öğrensin, eğitilsin diye... Kahveler de "KIRAHATHANE"ydi eskiden. Okuma evi yani...
Devrimler adım adım dönüştürüldü, biz uyuduk; köstebekler çalıştı.

Lütfen araştır ve yaz. Sabırsızlıkla bekliyorum.

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Hayatta herkes ama herkes dünyada iz bırakır. Ve kim kalbinde ne taşıyorsa onunla anılır. İş; yıkan mı yaratan mı, seven mi nefret eden mi olarak anıldığında...
Size sevgilerimi yolluyorum. Kalbiniz ve hatıralarınızda herp güzel kalpli insanların yüzleri kalsın...

kamikaze dedi ki...

Bende sanatçılarımızı sevgi ve saygı ile selamlıyorum.Sanatkar olmak gönül işidir.Sanatkarların yürekleri hassas olur.

Ata'mızın "Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız" diyerek onurlandırdığı sanatçılarımızın maalesef günümüzde değerleri bilinmiyor.Yapılanlar insanlık ayıbı,çağdışılık.

Aysema öğretmenim her zaman yazmaya devam edin.Zevkle,ilgiyle takip ediyorum her daim.

sevgi ve saygılarımla.

FADİŞ dedi ki...

Heykelin yıkılacağı tartışılırken olmaz, yapamazlar demiştim ama yaptılar ben seyredemedim, ağladım, benim için yıkılan bu heykel çok şeyi temsil ediyordu, endişem arttı, çocuğumu, çocuklarımızı düşündüm, yarınlar nasıl olacak, biz daha mı kötüye gideceğiz yoksa bir mucize gerçekleşek mi dedim. Ben eskisinden daha endişeli biriyim artık, uzun süredir ve bu endişelerimi yok edecek bir güç bekliyorum. Benim gücüm maneviyatım ve de bir oyumda. O gün ben güçlüyüm oyumu atıp gülümseyeceğim. Mutlu, gülen insanlar görmek istiyorum:)

aysema dedi ki...

Sevgili Aydan Atlayan Kedi,
Öncelikle güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. Aynı dilekleri size ve herkes gönderiyorum ben de...
Bıraktığımız izler iyiden, güzelden, doğrudan yana olsun hep.
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Kamikaze,
Günümüzde yeterince değer vermesek de gelecekte onlar tarihin altın sayfalarında yerlerini alacak, diğerleri unutulacaktır.
Güzel sözlerin yazma isteğimi kamçılıyor. Çok teşekkür ederim canım.
Sevgilerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Fadiş,
Yapmayı değil de yıkmayı iyi biliyorlar.
Kurtuluş savaşıvermiş atalarımız çok güç koşullarda. Biz de kurtulmalıyız bu zihniyetten.
Sevgilerimle...