6 Aralık 2011 Salı

RİSK


Bahar aylarının verimli topraklarının içinde iki tohum yan yana yatıyormuş.

Tohumlardan biri diğerine:

"Ben büyümek istiyorum! Köklerimi altımdaki toprağın derinlerine ve filizimi yeryüzüne göndermek istiyorum... Baharın müjdecisi tomurcuklarım açılsın istiyorum...Güneşin sıcağını yüzümde, sabahın tatlı dokunuşunu yapraklarımda hissetmek istiyorum!" demiş.

Ve büyümeye başlamış bu tohum.


İkincitohum:

"Ben korkuyorum, köklerimi altımda yatan toprağın derinliklerine göndersem, karanlıklarda beni neyin beklediğini bilemem. Üstümdeki toprağı zorlayıp yeryüzüne çıkmaya çalışsam, filizlerim zarar görebilir... Hem tomurcuklarım açmaya başladığında üzerlerinde salyangozlar gezip onları yemeğe kalkarsa? Ya tomurcuklarım açılıp çiçeğe dönüştüklerinde küçük bir çocuk beni koparıverirse? Yo, hayır. En iyisi burada kalıp beklemek. Büyümek için belki daha güvenli bir zaman bulabilirim." demiş.

Ve ikinci tohum beklemeye başlamış.

O sırada yumuşamış olan bahar toprağını eşeleyen bir tavuk bulmuş tohumu ve bir lokmada yutuvermiş...



KISSADAN HİSSE

1)Riskleri göze almaktan ve büyümekten korkanları yaşam bir anda yutuverir.

2).............?????
(Yazarsanız sevinirim.)







"Tavuk Suyuna Çorba" adlı eserden.
Jack Canfield ve Mark Victor Hansen

12 yorum:

zihni dedi ki...

1) bana değmeyen yılanın bin yıl yaşamasına seyirci kalırsam, bir gün sıra bana da gelidiğinde iş işten geçmiş olur.

anonim değil biraz da özgün olsun:

bu gün "şükrettiğiniz" uygarlık kendiliğinden değil, geçmişte sorgulama cesaretini esirgemeyenlerin sayesinde ivme kazanmıştır.

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Sevgili öğretmenim; korkarak yaşamak yaşamak mıdır zaten.Hani hiç bilmesen tamam yaşa öyle ama bildiğin halde korkuyorsan yem olursun işte öyle..
Yaşamamayı seçerek yer kaplamayı da seçmemiş oluyor ikinci tohum..
Seviyorum sizi öğretmenim.

Elif'in Terazisi dedi ki...

Valla akşamdan beridir kendimi dil ve anlatım sınavında hissettim. Bir iki bir şeyler yazdım, sanki fotoğrafınız dile geldi 3,5 tan 4 otur yerine der gibiydi.
Belki kaba olacak ama teşbihte hata olmaz derler. O korkaklarında bu hayat döngüsünde bir yeri var. O ışıl ışıl çiçekler açan cesur tohumlara gübre lazım. Korkaklığın sonu budur...

buraneros dedi ki...

Bir yazıda görmüştüm bir cümle, genç bir öğrencinin yazısıydı, bir yerden alıntı mıydı yoksa kendine ait miydi bilmiyorum, ilk kez duyduğum ve bana kattığı için ona ait olduğunu düşünmüştüm... hatırladığım kadarıyla şöyleydi: "Yapmayıp da pişman olacağıma, yapıp da pişman olmak isterim." sanırım boşluğu doldurmak için uygun bir cümle.:))

Adsız dedi ki...

"İnsan korkan bir canlıdır; aydın ise korkunun üzerine soru'yla giden bilgeliktir."
Bir yazıda okudum, beğendim. Kıssadan Hisse'ye uydu sanırım...

Çınar dedi ki...

Görüldüğü üzere korkunun ecele faydası yokmuş, yine de yutulmuş korkak tohum bir solucan tarafından hamm diye.

Bilseydi ki; nasıl olsa yutulacak, durur muydu böyle korkak. En azından çaba gösterir uğraşır didinirdi gün ışığına çıkmak için. O da yetmez; yem olmamak için solucanlara dallanır budaklanır, gelişir güçlenirdi. Ve öyle bir gün gelirdi ki, solucanların ne kadar küçük, zavallı yaratıklar olduğu gerçeğini görürdü hayretle ama kendinden emin...

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,
Galile: "Siz inansanız da inanmasanız da dünya dönüyor." demiş hapse tıkmışlar. Bugün hangisi yaşıyor?
Yılan kapımızı çaldığında sesimizi duyan olmayacak...

aysema dedi ki...

Sevgili Gülen,
Ben de seni seviyorum.
Tek kişi yem olur korksa da korkmasa da. Örgütlü toplum bunun için gerekli...
Bir azdır, ancak toplum bir bir kişilerden oluşuyor. Doğrunun, iyinin, güzelin yanında bir, bütün olmamız dileğiyle...

aysema dedi ki...

Sevgili Elif'in Terazisi,
Yorumlarınız benim için paha biçilmez değerde, lütfen yazın. Burada sadece duygu ve düşüncelerimizi paylaşıyoruz.

Dediğiniz gibi fidanların yeşermesi için gübre vermeliyiz, destek olmalıyız.Yoksa sesini çıkaranın başını koparıyorlar.

aysema dedi ki...

Sevgili Buranus,
Öyle bir duruma geldik ki yapan da pişman yapmayan da... Biri bedelini ödüyor, daha doğrusu ödetiyorlar; diğeri vicdanının sorgusundan kaçmaya çalışıyor. Mutsuzuz kısacası...

aysema dedi ki...

Sevgili Adsız,
Sorunun yanıtı da bu cümlede gizli galiba:
"İnsan korkan bir canlıdır; aydın ise korkunun üzerine soru'yla giden bilgeliktir."
Aydın olma sorumluluğumuzu her daim hatırlamamız dileğiyle...

aysema dedi ki...

Sevgili Çınar,
"Korkunun ecele faydası yokmuş." doğru. Öleceksek onurumuzla ölelim değil mi?
Korkunun üstüne gitmek zorundayız. Kaçanı kovalarlar, biz kaçtıkça kendilerini güçlü sanıyorlar. Durum tersine dönsün o zaman böcekler gibi kaçacak delik arayacaklar.