27 Mart 2012 Salı

ZIL-İ HAYAL

Müşfik Kenter:" Bütün dünya bir sahnedir ve kadın-erkek herkes birer oyuncu, sıraları geldikçe ya girer ya çıkarlar..." demiş.

Evet, oyuncuyuz; ama kimimiz gerçeği, kimimiz gölgeyi oynuyoruz.
Karagöz ve Hacivat'tan söz etmem "Dünya Tiyatrolar Günü"nde aykırı olmaz değil mi?

Zıl-i Hayal (hayal gölgesi) ya da hayal-i zıl (gölge hayali) bir başka deyişle Gölge oyununun Anadolu'ya ne zaman girdiği konusunda çeşitli söylentiler var. Burada onlara değinmeyeceğim Sadece yaygın bir söylenti var ki onu yazmadan geçemeyeceğim.

Karagöz ve Hacivat, Sultan Orhan zamanında Bursa'da bir cami inşaatında çalışıyorlarmış. Aralarında sürekli nükteli konuşmaları, diğer işçileri işlerinden alıkoyduğu gerekçesiyle, Padişah Orhan tarafından öldürtülmüşler. Ancak Padişah vicdan azabı çekmeye başlamış. Bunun üzerine Şeyh Küşteri, bir beyaz perde arkasında Hacivat'la Karagöz'ün deriden yapılmış tasvirlerini oynatıp onların şakalarını yineleyerek padişahı avutmuş.

Hayal-i zıl oyunu, özellikle on yedinci yüzyıldan bu yana Türkiye'de çok yaygınlaşmış; padişah çocuklarının doğumu, evlenmesi, sünnet olması dolayısıyla düzenlenen genel şenliklerde; ayrıca, ramazanlarda kahvehanelerde ve zenginlerin evlerinde oynatılmıştır. On dokuzuncu yüzyılda kısaca "hayal" oyunu olarak adlandırılmıştır. Bu oyunu oynatan sanatçılara da "hayali" (hayalci, karagözcü) denmiştir. (Hayali Küçük Ali, Hayali Memduh...)

Halkımız Karagöz oyununu çok sevmiş, benimsemiştir. Bu oyunlar bir bakıma halkın ortak malı olmuştur. Zamanın gereksinmesine göre sanatçılarca çeşitli konular eklenmiştir. Birer tuluat oyunu olan Karagöz oyunları ancak on dokuzuncu yüzyılda yazıya geçirilmiştir.

Karagöz: Okumamış halkı,
Hacivat: Yarı aydın kişileri,
Hayalci: Kuklacı, elindeki ipe bağlı kuklaları, istediği şekilde, yöneten kişileri simgeliyor.

Bir örnek:

"Hacivat: Ah bilader, sen artık rezaleti ayyuka çıkarıyorsun.
Karagöz: Döverim! Zerdaliyi tabaktan çıkaran kim?

H: Kabahat sende değil, senin peder ü maderindedir(anne-baba). Talim ve terbiyene asla dikkat etmemişler, hayvan kalmışsın.
K: Ben hayvan mıyım?

H: Hayvansın zahir!
K: Ben hayvanım ha! Hani benim palanım, hani benim yularım?

H: Surette insansın amma, sirette hayvandan farkın yok.
K: Suratın insan ama sırtın hayvan ne demek? Türkçesi yok mu?

H: Hayvan-ı natıksın.
K: Hamamcı Sadık kim?

H: Ah Karagöz, vaktiyle okuyup yazaydın hiç olmazsa tar-ı cehaletten kurtulmuş olurdun, senin bu gabavetin mekteb görmemenden ileri gelir.
K: Ben neden mekteb görmedim?

H: Vay! sen mektebe başladın mı?
K: Başladım ya, ne sandın?

H: Mürekkep yaladın mı?
K: Evet yaladım.

H: Kağıt karaladın mı?
K: Paraladım.

H: Yazı çıkarabilir misin?
K: Yazı çıkarması bir şey mi? Gel haddin varsa kışı çıkar. Evde ne odun, ne de kömür, kesede paralar hak getire...

H: ... Hani "Mektep gördüm, mektebe başladım" dedin; mekteb gören böyle ebkem mi olur?
K: Ayol, ben mektebe başladım ama, mekteb yapılırken rençberlikle başladım."
(Kanlı Kavak'tan)


Geldik yirmi birinci yüzyıla. Dünya Tiyatrolar Günü' nün elli birincisini kutluyoruz bugün...
Gölge oyunu sürüyor. Kuklalar var, elindeki iple kuklaları istediği gibi yöneten, yönlendirenler var. Ne yazık ki oynanan zamane oyunları insanlığı eğlendirmiyor artık. Anaları ağlatıyor, çocukları babasız bırakıyor, doymuyor bir türlü, her şeyi her şeyi istiyor; gözü kendinden başkasını görmüyor...
Biz "Yurtta ve dünyada BARIŞ" ı rehber etmişken ulusumuzun savaşa sürüklenişiyle ilgili tiyatroyu şaşkınlık ve öfkeyle izlemekteyiz...

Tandoğan meydanına toplanan aydınlarımız umut verse de kesintili eğitim çıkacak gibi görünüyor, hiç olmazsa dört yıl çocuklar mürekkep yalayacaklar; sonrası Allah kerim! Bakarsınız Karagöz gibi okul inşaatında çalışırlar da yazı kışı rahat geçirirler! Birkaç da çocuk yaparlar mutlu mesut yaşarlar fena mı?Dünya bir tiyatro sahnesi. Herkes kendisine biçtiği rolü oynayıp gidecek.

"Baki kalan bir hoş seda"demiş atalarımız.

Dünya Tiyatrolar Gününüz kutlu olsun...


*Görselleri facebooktan aldım. Emeği geçenlere teşekkürlerimle...

10 yorum:

ali zafer sapci dedi ki...

Sizin de DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜNÜZ kutlu olsun!
Ne çok emek vermişsiniz, teşekkürler.

Adsız dedi ki...

Fabrikada çalışmayı kim kaybetmiş ki çocuklar bulsun. Kimisi satıldı, kimisi kapandın. İşsizlik en büyük sorun.

Sabahattin Gencal dedi ki...

Merhaba,
Blogların geliştirilmesiyle ilgili olarak yapılan Gencal araştırmasına katkı sağlarsanız memnun olurum.
Saygı ve sevgilerimle.

zihni dedi ki...

Bu yazı gençliğimde (yaş 16) bir anımı hatırlattı. Biraz da duygulandım!
Bendeniz dindar bir neslin üyesiyken, Şule Yüksel Şenler'in o zamanki kocası olan Abdullah Kars (tiyatro oyuncusu) Necip DFazıl Küsakürek'in bir eserini oynayacaktı. Tiyatro arasında bana bir şiir okuma görevi verildi. M.Akif Ersoy'un
"İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de
Yoksa hiç mana aranmaz mı bu ayetler de"
gibi başlayan şiiriydi.

sinema salonunda büyük bir alkış aldıktan sonra İmam Hatipli ağabeyim (bende emeği ve hep güncel iyi niyeti var) alnımdan sevniçle öpmüştü. O yılın en geç bir-iki yıl sonrasında başlayan fikir ayrılığı, sanki aileye bir veda sahnesi gibi olmuştu, sonraki bütün yıllarda düzeyli tartışmalar......

bunu daha geniş yazmalıyım!!

E S M İ R dedi ki...

Dünya Tiyatrolar Gününe Özel çok güzel ve anlamlı bir yazı kaleme almışsınız bunun için size teşekkür ederim Dilek Öğretmenim...

Anlayana ne çok dersler var satırlarınızda!.. bugünde bambaşka bir tiyatro sergilenmekte!..susturulmuş bir toplumda; konunun mizah ve hiciv ustaları gerçek tiyatrocularımız oynayamaz haldeler!..onun yerini bambaşka oyuncular ve figuranlar aldı!..büyük bir şaşkınlık, umarsızlık, sindirilmişlik içinde sahnelenen oyunu hayal perdesinden izler gibi izlemekte herkes!.. sesini duyurmak isteyenlere de perde çekilmekte!..şimdi perde gözlerde!..

hep aynı sessiz ve dilsiz seyirciler var her yerde!..

ama vijdanları hangi güç susturabilir ki!..
bir gün hepimizin tepesine düşecek bu sahne!..
o zaman kim kaldıracak bizi yine bizden başka!..Sevgiler, selamlar...

aysema dedi ki...

Sevgili Ali Zafer Sapçı,
Güç veren desteğinize çok teşekkür ederim. Tiyatroya emek veren tüm sanatçılarımıza saygılarımı gönderiyorum aracılığınızla...

aysema dedi ki...

İŞSİZLİK en büyük sorun, haklısınız...

aysema dedi ki...

Sevgili Sebahattin Gencal,
Görev tamamlandı, teşekkür ederim.

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,
Bence de bu konuyu daha geniş yazmalısınız. Çok ilginç deneyimler yaşamışınızdır eminim.
Benim de çocukluğumdan anımsadığım kuran kursu anım var.
Teşekkürlerimle...

aysema dedi ki...

Sevgili Esmir,
Kuşatma öyle güçlü ki herkes şaşkın bir durumda. Basın yayın her şey onların elinde. Her konuda üste çıkmada ustalar. Kendi hatalarını başkaları yapmış gibi sahneliyorlar. Farkında olanlar çeşitli yollarla susturuluyor. Dürüst insanların nutku tutuluyor yapılanları gördükçe. Ama bir yerde bitecek, bitmeli...
Katkın için teşekkür ederim.