16 Nisan 2012 Pazartesi

ÇALSIN SAZLAR OYNASIN KAZLAR.


Erzurum'da 5 TEDAŞ işçisinin öldüğü gölette incelemelerde bulunduktan sonra Pasinler ilçesine giden İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, kendisini gördüğü için sevindiğini belirten bir vatandaşa, "Nereden bileyim sevindiğini, Hadi bir takla at ya da oyna da göreyim" dedi.

İŞTE O VİDEO

Neden bu haldeyiz sorusunun yanıtı bundan güzel açıklanamaz herhalde...
Çalsın sazlar oynasın kazlar... 

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçerler de, 200 bin öğretmen kendisine başka iş bulsun demiş... 

BAKIN:


Bir de bunlar var, nereye götürülmek isteniyoruzu gözler önüne seren.





EK: Yılmaz Özdil Yazmış
BEN YOKKEN
17 Nisan 2012
Hürriyet




  

18 yorum:

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Cenazeye mi gittin, düğüne mi? Ya, akıl almaz bir dramla yaşamını yitirmiş beş görev şehidin varken zat-ı muhteremi davul zurnayla karşılamak nasıl açıklanabilir? Bu rezalet bu bakanın kaçıncı gafı? Biber gazı da sağlığa zararlı değil demişti! Gel ben sana biber gazı sıkayım da ne kadar (!) zararsız olduğunu kendin test et; öyle zararsız demekle olmuyor! E ne de olsa DURUP DURURKEN BAKAN OLANLARIN İKTİDARI!

SERDAR ANT dedi ki...

Böyle başa, böyle tarak...

Gülsen dedi ki...

Üniversite eğitimi devlet bana iş versin diye yapılmaz bunu bi anlasak iyi olacak .

ali zafer sapci dedi ki...

Yakında ne çalacak saz, ne oynayacak kaz kalacak!
Biz soylu bir ulusun evlatlarıyız.
Bilim ve akıl kazanacak.

zihni dedi ki...

Serdar ANt gibi düşünüyorum.

Dirisiyle de, cenazesiyle de alay edilen, aşağılanan bir neslin seçtiği ancak bu kapasitede olabilir!

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Gülsen hanım; devlet öğretmene iş vermeyecekse sokak başına eğitim fakültelerinin DE olduğu üniversite açmayacak, açılmasına izin vermeyecek. Devlet (hükümet) öğretmen ataması yapmak zorunda. Yani Aysema öğretmenimin üç ayrı başlıkta sunduğu yazısı içinde bir tek bu mu rahatsız etti sizi? Diğer başlıklar normal geliyor da bir bu mu anormal?

Gülsen dedi ki...

Sayın Üstün; üniversite eğitimi almak hemen devlet tarafından atanmayı gerektiren bir durum değildir. Tüm dünyada da böyledir zaten. Üniversitelerde daha çok akademik kariyer için eğitim verilir. Devletin iş verme yükümlülüğü yoktur. Şayet devlette iş istiyorsak ve bu amaçla eğitim alıyorsak atamada sorun yaşamayacağımız bölümleri seçmek zorundayız. Devletin görevi üniversite mezunlarının işlerini kurabilmeleri için güncel ve kaliteli öğretim vermeye yönelik olmalıdır demek daha mantıklı olur. Şahsen biz kızım için bölüm seçerken devlette iş bulmanın garantisi olsun diye atama kadrosu en çok olan bölümü seçmiştik, yılda sadece 30 öğremen alan fizik bölümünü seçmek kumar olurdu değil mi ? ya da iktisatı seçip hani bana iş hani bana iş desek gülerlerdi bize :) Yanlış hatırlamıyorsam ülkemizdeki üniversitelerin %60 ında mezuniyet sonrası iş imkanı bulunmuyor. "İş yoksa madem o bölümler açılmasın" teziniz ise üniversite eğitiminin amacına uymuyor ne yazık ki... 60 lı yaşlarında bir yakınım mühendis olmasına rağmen sadece ilgi duyduğu için sosyal alanda eğitim alıyor mesela...Yani devletin iş kadrosu veemeyeceği bölümleri kapatmak üniversite eğitiminin mantığına uymaz.
Çalsın sazlar oynasın kazlar başlığına gelirsek olay akıl alacak gibi değil dün sabah twitterde görünce ve videoyu izleyince ben de her aklı selim insan gibi şok oldum. Acilen görevden almalılar hatta çok geç kaldılar bu kaçıncı facia böyle... Üçüncü başlık ise çok sık yaşanan bir durum; nikahlarda kitap, bayrak, çerçevede ünlü türk büyüğü resmi sunma durumlarına şahit oldum bende... son derece saçma gereksiz bir eylem ! şahsen ben o nikah masasında olsam" teşekkür ederim resmi işlemler bittiyse herkes yoluna" der verilenleri reddederdim. Bizim zamanımızda olmuyordu bu tip dayatmalar nikah anında. (84) :) kitapta yazılanlar ise kuranda mevcut olan şeyler müslümanlar sever kime ne yaa! şimdi "aa olur mı bizim dinimiz şahanedir felan tripleri yapacak olanlar lütfen geri dursun din benim çoook dışımda bir konu yeterince okudum irdeledim tartıştım vakti zamanında :) Dedikten sonra geldik "üç ayrı başlıkta sunulan yazı içinde bir tek bu mu rahatsız etti sizi? Diğer başlıklar normal geliyor da bir bu mu anormal ?" sorunuza; bu sadece benim tasarrufumda olan bir şey istersem tek bir kelimeyle de yorum yapabilirim Sevgili Gülen :)

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Gülsen hanım; bana uzun uzun anlatıp zahmete girmişsiniz. Anlattıklarınız bilmediğimiz şeyler değil yalnız öğretmen atamasıyla diğer branş mezunlarının ataması arasındaki farkı görmezden gelemeyiz. Ülkemizde eğitim özel okulları saymazsak 'henüz!' özelleşmediğinden devlet öğretmenini atamak zorunda. Eğitim fakülteleri diğer bölümlerden bu anlamda çok farklı. durup dururken bakan olmuş bakanımız bu kadar öğretmen açığı varken öğretmen adaylarımız için kendilerine başka iş arasın diyor. Ama aynı zamanda devlette görev almak üzere imamlar alınacağı haberi duyuldu. Öğretmene açık olmasına karşın atama yapma ama imamları ata, o yüzden bana dünyanın hiçbir yerinden örnek vermeyin, biz dünyanın hiç bir yerine benzemiyoruz; biz ancak gelişmekte olduğu söylenen ama bir türlü gelişemeyen ülkelerinden oluruz ancak olsak olsak. Bu kadar işsiz fakülte mezunu beni çok rahatsız ediyor. Öğrenciler bırakın devlet dairesini, özelde bile iş bulamazken neden eğitim ve öğretimin mesleki eğitim değil de mezun olduklarında iş bulamayacakları fakülte eğitimine yönlendiriliyorlar? Ne özelliği kalıyor bu durumda fakülte mezunu olmanın? Ucuz işçiliğe doğru gidiyoruz; Çin gibi örneğin.
Öğretim almak iyidir hoştur ama etrafımız 'keşke liseden sonra işe girseydim' diyen fakülte mezunlarıyla çevrili. Fakülte bitirmeyi kendine hedef seçen insanların diploma aldıktan sonraki dertleri işsizlik değil mi? Sizin kızınız genel durumu ne yazık ki çok etkilemiyor. Kişi fizik öğretmek için heves duyuyorsa ama devlet kapısı Fransızca mezununa iş veriyorsa kişi Fransızca okusun yani? Bu da hayli ilginç olurdu. İşsizlik oranının bu kadar yüksek olduğu bir ülkede bu kadar üniversiteye gerek olmadığını savunmaya devam ediyorum. Hatta diyorum ki MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ.
Diğer konuya gelince; bakın sizin tasarrufunuzda olan bir konu üzerinde ne güzel şeyler yazmışsınız :)

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

. Öğretmene açık olmasına = öğretmen açığı olmasına karşın olacaktı

aysema dedi ki...

"Öylesine kurum öylesine çalım
Sanki küçük dağları o yaratmış
Ama bir parmak üstünün yanında
Kerata süklüm püklüm."

Sevgili Gülen "takla atmak" bazıları için olağan yaşam biçimi haline gelmiş. Çünkü bir yerlere gelmek yetenek,bilgi,çalışkanlık gerektirmiyor artık. Ne kadar takla atarsan, ne kadar oyun içinde oyun kurabilirsen, her yerinden yağ damlayacak duruma gelirsen seçiliyorsun. Eee büyükten küçüğe bu böyle yürütülüyor.
Birilerinin önünde ezik duranlar, fırsatını yakalayınca başkalarını eziyor. Bir çeşit rahatlama işte...
"Kocamdır, sever de döver de" anlayışıyla dayak yiyen kadının çocuğunu döverek büyütmesi de bu yüzden...
Parmaklar kalktı, parmaklar indi ak pak oldu taklacı bakan... Vatana millete hayırlı olsun, güzel çalışmalarına devam edecek. İç işlerimizi o yönetecek

aysema dedi ki...

Sevgili Serdar Ant,
Tam da dediğiniz gibi, böyle başa böyle tarak...

aysema dedi ki...

Sevgili Gülsen,
Tam yorumlara yanıt yazarken elektrikler kesildi, tüm gün de gelmedi. Yanıt gecikti, kusura bakma.
Kapsamlı yorumların için çok teşekkür ederim. Pek çok konuda ortak düşüncelerimiz var.
İşsizlik büyük sorun ülkemizde. Devlet kapıları kapanırken, özelde de büyük sorunlar yaşanıyor. Pek çok fabrika kapatıldı, özel şirketler iflasa sürüklendi. Sendikalı çalışan giderek azalıyor. İşsizlik iş bulanların işverenler tarafından alabildiğince sömürülmesine neden oluyor. Hakkını arayan kapı dışarı bırakılıyor, işçi sağlığı ve iş güvenliği göz ardı ediliyor. İnsanlar güvensiz koşullarda çalışırken pisi pisine ölüyor.
Evet,devlet üniversite mezununa iş bulmak zorunda değil, ama genç beyinlerine ortam hazırlamak zorunda...
Eğitim ve öğretmen konusu biraz daha farklı bence... Devlet politikası oluşturulmalı ve siyasette esen rüzgara göre yön değiştirmemeli.
Bizde hükümet politikası bile sorunlu. Aynı partide bakan değişiyor, her şey silbaştan yapılıyor. Köklü değişiklik yaptığını söyleyen bakan bile ne yaptığını tam olarak bilmiyor. Kervan yolda dizilmeye çalışılıyor. O da toplumu geriyor.

Öğretmene iş yok deniyor. Eğitimsiz me'lere devlette kadro veriliyor. Diyanete eleman alınıyor, bir süre sonra onlar Milli Eğitim kadrolarına aktarılıyor. Devleti akıllarınca dönüştürüyorlar, eğitim yozlaşıyor, amacından uzaklaşıyor, bilimsel eğitim dışlanıyor. Niteliksiz insanlar etkili kadroları işgal ediyor. Buna aydınlar olarak susma hakkımızın olmadığını düşünüyorum. Çocuklarımızın geleceğini bazılarının kişisel hırslarına kurban veremeyiz, vermemeliyiz.
Eğitim özelleşmemeli bence. İşin içine para girince öğrenciye müşteri gözüyle bakılıyor, ticarileştiriliyor ve de çirkinleştiriliyor. Gerçek eğitim verilemiyor, öğretmenin saygınlığı giderken etkisi azalıyor. Çocuklar bazı tarikat ve cemaatların baskılı eğitimiyle kişiliksizleştiriliyor, beyinleri yıkanıyor ya da işini kaybetme endişesi içindeki öğretmeninin pasifliği sonucu başına buyruk yetişiyor, bol bol verilen notlarla durum idare ediliyor.
Ve yaşanan olumsuzlukların bedeli yıllar sonra ortaya çıkıyor, ağır ödeniyor.

Devlet iş bulmak zorunda değil, ama ülkenin ve ulusun gereksiminleri konusunda gerçekçi planlamalar yapmak zorunda.
Tabela asmakla üniversite olmuyor. Şimdi her yerde sözde üniversiteler açıldı. Amaç işsiz kalacak gençleri biraz daha oyalamak.
Hepimizin çocuklarının yolu açık, şansı bol olsun diyelim yine de. Onlar bizim geleceğimiz, gözbebeğimiz, en değerlimiz değil mi?

Tekrar teşekkür ederim...

aysema dedi ki...

Sevgili Ali Zafer Sapcı,
Derin hasar bıraksalar da bilim ve akıl kazanacak, inanıyorum. Çok teşekkür ederim.

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,
Tüm çabalar bunun için değil mi? İnsanların eğitilmesini engellemek üzerine çabalıyorlar boşuna mı? Bak amcam ne güzel oynuyor. Düşünmeye başlasa soru soracak, rahatsızlık yaratacak.
Seçtikleri ünlü milletvekilleri bile "Ben bilmem, büyüklerim bilir!" diyor. Vatandaş ne bilsin sendikayı, grevi, iş güvenliğni, işçi sağlığını? Kalan sağlar bizimdir, kader, kime şikayet edeyim...
Serdar Ant haklı mı nedir?

aysema dedi ki...

Sevgili Gülen,
Katkın için tekrar çok teşekkür ederim.
Sevgilerimle...

Adsız dedi ki...

Belediye Başkanı açıklama yapmış:

"Bizim geleneğimizde var. Matemli günümüzde ağlarız, düğünümüzde oynarız. Bu kadar başarılı değerli bir bakanımız bizim ilçemize teşrif etmişse ben o günü bayram sayarım" dedi.

"Ben de oynarım, takla atabilirsem ben takla da atarım"

Başkan Sertoğlu, yaşanan olayın büyütülecek bir şey olmadığını, konunun başka taraflara çekilmeye çalışılmasının yanlış olduğunu söyledi.

Tepetaklak gidersiniz inşallah, hep birlikte...

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

AMİN!

aysema dedi ki...

Sevgili Gülen,
Adsızın duasına ben de amin diyorum.
Sanki bakan oraya düğüne gitmiş! Bunun bile bilincinde değil, bakanın avukatlığına soyunmuş, takla atarım diyor. Belki gelecek seçimde milletvekili yaparlar onu da. Yazıklar olsun, ne diyim...