2 Mayıs 2012 Çarşamba

LAİKLİK NE DEĞİLDİR?


http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash2/s320x320/34733_3750533363353_1276942174_3510973_257957400_n.jpg

 "Dünyanın başka uygar toplumlarında olduğu gibi Atatürk Türkiyesinde de laiklik, bireylerin birey olarak diledikleri dinsel inanca sahip olmalarına ya da hiçbir dinsel inanca sahip olmamalarına başta devlet, hiç kimsenin karışmaması olarak anlaşılır.

Ancak yine başka toplumlarda olduğu gibi Türkiye'de de laik düzene karşı olanlar kendi dinsel tutumlarının topluma zorla benimsetilmesi amacında olduklarını açıkça ortaya koyamadıkları laiklik ilkesine doğrudan doğruya karşı çıkamadıkları için genellikle laiklik kavramına ve laik devlet, laik toplum düzeni kavramlarına eksik ya da yanlış tanımlamalar getirmeye yönelmişlerdir. BÖYLECE DİNİ SİYASETE ve BAŞKA TÜR BENCİLCE ÇIKARLARA ARAÇ YAPABİLME KAPILARINI ZORLAMAYA ÇALIŞMIŞLARDIR.

Laiklik Ne Değildir?
  • Laiklik, en sık yinelenen " Dinle devletin birbirinden ayrı olması..." tanımının yüzeysel olarak anlaşılmasına dayalı "Din alanında kim ne yaparsa yapsın, devlet karışamaz." anlamını taşımaz.
  • Laiklik devlet gücünün, otoritesinin ve olanaklarının herhangi bir dinsel inancın ya da inançsızlığın eğitilmesinde, öğretilmesinde, yayılmasında kullanılması demek de değildir. Çünkü böyle bir durumda başka dinden ya da mezhepten olanların, aynı dini ayrı biçimlerde yorumlayanların ve herhangi bir dinsel inanç beslemeye gerek görmeyenlerin inanç ve vicdan özgürlükleri ortadan kaldırılmış olur.
Mustafa Kemal Atatürk'ün eşsiz önderliğinde gerçekleşen Türk Devrimi bir ulusal bağımsızlık ve çağdaşlaşma hareketinin adıdır. Bir toplumsal -yeniden- biçimleniştir. Ulusal bağımsızlığı ve özgür düşünceyi temel aldığı için bir Türk Aydınlanmasıdır.
 Gerçekten laik bir dünya anlayışı temeli üzerinde yükselen Türk Devrimi, Türk toplumunda akıl çağını etkin biçimde açmıştır.

Türk Devriminin temeli olan ulusal bağımsızlık ilkesi, düşünce ve inanç bağımsızlığı ve özgürlüğü demek olan laiklikle özdeştir. Boş inançların, dinsel baskıların doğmatik zincirleriyle aklın bağlandığı yerde ulusal bağımsızlığın düşü bile görülemez. 

BUNUN GİBİ İNANÇLARIN YÖNETİMİNDE BİLİM DE YAPILAMAZ. Öyleyse laik düşünüş ve davranış olmadan DEMOKRATİK BİR HUKUK DEVLETİ DE KURULAMAZ.

Öte yandan laiklik, " Dil, kan, hatta din birliğine karşın Türk halkını yüzyıllar boyunca bin parçaya bölen ACIKLI DİDİŞMENİN de sonu, en sağlam birlik demek olan eğitim ve kültür birliğinin de başlangıcıdır.

Atatürk 30 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu'da şunları söylemiştir:

"Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tümden çağdaş ve bütün anlam ve biçimleriyle uygar bir toplum durumuna ulaştırmak... Şimdiye değin ulusun kafasını paslandıran , uyuşturan... düşünüşte bulunanlar olmuştur. Herhalde düşünüşlerdeki boş inançlar tümden kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça kafaya gerçek ışıklarını ulaştırmak olanaksızdır.
Efendiler ve ey ulus, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat,uygarlık tarikatıdır."

Yol ayrımına mı geldik, ne dersiniz? Tehlike kapıyı çalmaya başladı. Korkarım başkaları da sırada... Yazık...

İlk yayınlanma tarihi: 26 Ocak 2008

8 yorum:

ali zafer sapci dedi ki...

Teşekkürler, akıl ve sanat kazanacak, umutsuzluk iyi değil!Doslukla.

zihni dedi ki...

Düşünceye iğdiş operasyonu çoktan yapıldı da, yaranın kavuşması bekleniyor aşamasında toplum. Yara kapandığında, 4+4+4 ve mahalle uzantılarıyla, "iman" dönemi başlayacak ki, özgür birey yerini mürütliğe bıraktığında, sıra, ne kadar heykel varsa "put" kapsamında yıkılmaya başlanacak. İşte o zaman iş işten geçecek, bizi zorla da olsa cehenneme gitmeten kurtaracaklar, cennete havale edecekler. İnşallah:)

Asis dedi ki...

Üzüntümü kelimelerle anlatmam mümkün değil ...Hep bir umut vardı bu yüzyılda yok canım olamaz diyordum.Cok şey oldu,bilmiyorum yol ayrımımı artık ne dersek diyelim.Ama yinede ufacıkda olsa umut etmekten vazgeçmek istemiyorum.Sevgilerimle..

mehtap dedi ki...

yol ayrımına 10 yıl önce geldiğimizi düşünüyorum.

aysema dedi ki...

"Umut oldukça her yeni gün bir başlangıçtır" sözünü hatırladım Sevgili Ali Zafer Sapçı, teşekkür ederim.
Umutsuz olmaz, yazıyorsak umudumuzu yitirmediğimizdendir değil mi? Akıl ve sanat kazanacak inanıyorum...

aysema dedi ki...

"Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni gerek seni" demiş Yunus Emre...

Sorunlarla baş etmek türban olayına benzemiyor, yalpalamaya başladılar, bu ülkenin aydınlık yüzlü insanları da var, kul köle olmayan.
Geldikleri gibi gitsinler...

aysema dedi ki...

Sevgili Asis,
Umutsuz olmaz, sabah olacaktır, aydınlıklar karanlıkları kovacaktır... Zor,ama olanaksız değil...

aysema dedi ki...

Sevgili Mehtap,
Pilleri bitti gibi geliyor bana... "Yolun sonu görünüyor" Aydınlık günlerde buluşmak dileğiyle...