31 Aralık 2012 Pazartesi

DOĞUM VE ÖLÜM

Yeni yılın doğmasına saatlerin kaldığı bir zaman dilimindeyiz... 

2013 doğum sancılarıyla kıvranırken doktorlar da sancılı... Normal mi olsun, sezeryanla mı? Bebek yıl, bir türlü gelmek istemiyor dünyaya, ters dönmüş oturuyor. Aslında kürtajlık bir durum var ama doktorlar bunu akıllarının ucundan bile geçiremiyor. Bu çocuk doğacak, başka yolu yok...

Bebek kaygılı, yan odadan can çekişen 2012'nin yürekler yakan çığlıkları kulakları tırmalıyor. Af diliyor eski yıl, çok can yaktım, çok acılar yaşattım suçsuz insanlara; pişmanım! çok pişmanım diye inliyor.  "Kurt'lu yıl git artık!" diye fısıldıyor genç asistan, her tarafımızı böceklendirdin; yetmiyormuş gibi hastalarımla aramızı bozdun, ispiyoncular aracılığıyla onurumuzla oynadın, git! Kaç doktor intihar etti senin yüzünden...Diğer doktorlar "sus" işareti yapıyor hemşireler gibi, yerin kulağı var ne de olsa...

Ahh! keşke sadece bu olsa, bu kadar olsa! Beni kullandılar, beni kandırdılar; "Her şey çok güzel olacak!" demişlerdi, inandım. Benden önceki yılların başlattığını ben de sürdürdüm. Hapishaneler gazeteci, bilim insanı komutan, aydın dolu; hepsi benim yüzümden. Yalan söyleyenler baş tacı edilmiş bilemedim. Doğru söyleyenler tu kaka... Özür diliyorum hepsinden, affedin de huzur içinde öleyim!..

Son pişmanlık faydasız, 2012 gidici. Sizi bilmem ama ben seviniyorum ondan kurtulduğumuza...

2013, pek çok sorunu devralacak olmasına karşın tüm umutlarımızı da koynunda saklıyor. Gelsin, temiz bir sayfa açsın ulusumuza; yüzümüzü güldürsün. Kuşlar gibi özgür olalım, sevgiyle kucaklaşalım. Mutlu, mesut yaşayalım. Hak yerini bulsun, gerçek suçlular cezasını çeksin, herkes emeğinin karşılığını alsın. Çocuklarımız aydınlık bir dünyada sağlıklı  beslensin, eğitilsin, gönlünce yaşasın, yetenekleriyle yaşama katkı sunsun...
Mutlu yıllarımız birbirini kovalasın...

EK: MUTLU YILLAR
29 Aralık 2011'de yazmışım.       

29 Aralık 2012 Cumartesi

İYİ Kİ DOĞDUN ELA YAĞMUR

ELA'MIZ DÖRT YAŞINDA

28 Aralık 2012 Cuma

ODTÜLÜ ÖĞRENCİDEN MEKTUP VAR (Alıntı)

(ODTÜ'LÜ ÖĞRENCİDEN BAŞBAKANA BİR MEKTUP)

"18 Aralık'tan beri yorduğun yetmiyormuş gibi NTV'de yaptığın açıklamayla onca sınavımın arasında bana bu yazıyı yazdırdın ya aşk olsun sana be başbakan!

Biliyorum ODTÜ'ye gelirken hayal ettiğin karşılama gördüklerin gibi değildi. Biliyorum isterdin ki öğrencisiyle, çalışanıyla, akademisyeniyle ODTÜ olarak etrafında el ele çember oluşturup hep birlikte ''Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda'' şarkısını söyleyelim. Sonra büyük bir heyecan içerisinde 10'dan geriye doğru sayarak GÖKTÜRK-2'nin fırlatılmasını bekleyelim ve ''Yaşasın uydumuz, Viva Tayyip Erdoğan'' diye haykıralım!

Ama hayat bu, bazen istediklerimizi, temenni ettiklerimizi değil alnımızda yazanı yaşıyoruz işte. Nasıl kaderi ölmekse madencinin, atanamamaksa öğretmenin, tutuklanmaksa öğrencinin ve gazetecinin, anası ağlamaksa çiftçinin, senin kaderinde protesto edilmekmiş be bay başkan.

Kabullenemiyorsun bu durumu alışamadın bir türlü farkındayım ama biz de sana alışamadık ve seni kabullenemedik. Bir de hocalarımıza demişsin ya ''Yetiştirdiğin öğrenciler bunlarsa bu ülke batmış''. Hay ağzını öpeyim. Biz de onu söylüyoruz '' Bu ülke batmış''. Her tarafı NATO üsleriyle dolan, uçakları tarafından halkı bombalanan, bir tarafta gecekonduları yıkılırken diğer tarafta gökdelenler yükselen, Suriye'de kafa kesen islamcı örgütleri besleyen, Van'da hala çocukları üşüyen ve yiyecek ekmek bulmakta bile zorlanan bir halka sahip olan bu ülke çoktan batmış.

Ama sen sanki Tüpraş'ı, Tekel'i, Türk Telekom'u ve daha nice kurumu biz satmışız da parasını binlerce ODTÜ'lü olarak Ankara pavyonlarında yemişiz gibi ülkenin batmışlığının faturasını bize yıkmaya çalışıyorsun. Hadi 10 senedir tek başına iktidar değilmişsin gibi her şeyi eski hükümetlere bağlamanı anladık da bu birazcık abartılı oldu sanki. Gerçi ''İçişleri Bakanı'nın İdris Naim Şahin olduğu bir ülkede abartı da ne demek'' dersen sen de haklısın tabi. Bu arada sanma ki patriotlar, Alman askerleri arada kaynadı. Biz senin kadar misafirperver değiliz başbakan. Sindiremiyoruz eli kanlı NATO askerlerinin ülkemizde takılmasını. Biz misafirperverliği ABD askerlerini denize döken bir nesilden öğrendik, 6. filoyu kendine kıble belleyenlerden değil. Bu misafirperverlikten tabii ki sen de nasibini alacaktın.

Bu okul çok misafir gördü başbakan. Tekel işçilerini, Togo işçilerini de ağırladı bu okul, Vietnam kasabı Kommer'i, Gorbaçov'u da... Yerinin Gorbaçov ve Kommer'in yanı olduğunu sen de biliyorsun hiç öyle aynı gemideyiz falan deme boşuna. Zaten biz öyle gemilere, gemiciklere falan sığacak kadar az değiliz. Korkuyorsun değil mi bizden? Yalnız olmadığımızı da görüyorsun. Sansürüne, baskılarına, tutuklamalarına rağmen sinmedik ve halk artık inanmamaya başladı sana.

Saflar yavaş da olsa belli oluyor başbakan. Kasımpaşa delikanlısından bahsetmiyorlar artık sokakta; ODTÜ'lülerin direnişinden bahsediyor herkes. Öyle her protesto edene ''Bunlar zaten terörist, bunların maksadı farklı'' demek tutmuyor artık. Hem bu memleketin öğrencisi olmuş terörist, gazetecisi olmuş terörist, akademisyeni, sanatçısı, işçisi, memuru, köylüsü olmuş terörist. E ama sorarlar adama o zaman ''Senden Başbakan olsa ne olur olmasa ne olur''.

Olur da bir gün cebindeki 200'lük banknotların arasına bir 10 TL sıkışırsa arkasını çevir de bir bak. Orada o beğenmediğin ODTÜ öğrencilerini yetiştiren hocalardan birini göreceksin, şaşırma. Altında yazan teoremi de inceleme boşuna, anlamazsın zaten..."

26 Aralık 2012 Çarşamba

ODTÜ- KEDİ CİĞER SORUNU



Adını bizim bile duymadığımız üniversitelerin rektörleri ODTÜ yönetimini kınamış. Böylece varlıklarını duyurmuş oldular. Helal olsun hepsine!..

 Aynı zamanda  başbakanınzüne de girmiş oldular. Bir taşla iki kuş vurmak böyle bilim insanlarının (!) başarabileceği bir iştir sonunda. Bizim gibi normal yurttaşlar bunu yapamaz; yüzümüz kızarır , utanırız, sıkılırız...

Hatırlarsanız birara  "türbana özgürlük" bildirisine imza atmışlardı da; hepsi birer birer hak ettikleri(!) koltuklara yerleştirilmişti. Makam kapmanın yolunu yöntemini onlardan iyi kim bilebilir ki...

ODTÜ dünya üniversiteleri arasında ilk yüze girermiş, kimin umurunda? Bilim dünyasındaki saygınlıkları kimilerinin sinirine dokunuyor anlaşılan;  fırsatı ganimete dönüştürmeye çalışmışlar. Başarı diye ben buna derim.  

Normal yollardan ODTÜ'ye girmek onlar için hayalden de öte bir durum, ne yapsınlar? Hani "Kedi uzanamadığı ciğere murdar dermiş." ya bunlarınki de o hesap... 

Fotoğrafın ne ilgisi var derseniz, bir kez daha dikkatli bakın lütfen...

 Çocuklarınız ODTÜ, BÜ gibi  saygın üniversitelere girsinler diye uğraşmayın; benim yaptığım hataya düşmeyin.

"Kul olayım kalem tutan ellere..." artık şarkılarda kaldı. O devir çoktan bitti. Şimdi tek yapacağınız iş nasıl olursa olsun böyle bir fotoğrafta yer kapmak olmalı. Ondan sonra yürü ya "kul"um, sizi tutana aşk olsun. Benden söylemesi... 

  

18 Aralık 2012 Salı

DEVİR

"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü;
 akıl çağıydı, budalalık çağıydı;
 inanç çağıydı, kuşku çağıydı;
 ışık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi;
 umut baharıydı, üzüntü kışıydı; 
önümüzde her şey vardı; önümüzde hiçbir şey yoktu;
 hepimiz dosdoğru cennete gidecektik, hepimiz dosdoğru öbür tarafa gidecektik...

 Kısacası, devir öylesine şimdikine benziyordu ki, en gürültücü yetkililerden kimisi onun iyi, ya da kötü olma derecesinin ancak "en iyi", ya da "en kötü" olarak kabul edilebileceğinde ayak dirediler...

İngiltere tahtında koca çeneli bir kralla çirkin yüzlü bir kraliçe vardı; Fransa tahtında koca çeneli bir kralla güzel yüzlü bir kraliçe vardı."

Charles Dıckens "İki Şehrin Hikayesi" adlı eserine böyle başlar. "İki şehir" Londra ve Paris'tir. Olaylar bu iki şehirde yaşayan insanlarla ilgilidir.  1789 Fransız Devrimi öncesi ve sonraki zaman dilimini kapsar. Adalet ayaklar altındadır. On sekizinci yüzyıldır sözü edilen devir. Çok canlar yanmıştır. 

 Fransız İhtilali "Yeni Çağ"ın sonunu, "Yakın Çağ"ın başlangıcını getirmiştir tüm dünya düzenine..

Bugün 18 Aralık 2012, yeni yıla girmemize çok az kaldı. Yirmi birinci yüzyılın on ikinci yılı da geride kalmak üzere...

21 Aralık'ta kıyamet kopacakmış(!) Dünyayı bilmem ama uzun süredir kıyamet kopmuyor mu bu ülkede? 

Şu halimize bakar mısınız? 

4 Aralık 2012 Salı

MEKTUPLAR: BABALAR VE KIZLARI (İMZA KIZIN)

MEKTUPLAR: BABALAR VE KIZLARI (İMZA KIZIN)

1 Aralık 2012 Cumartesi

O GÜN BUGÜN

İlk padişah Sultan Osman
Sultan Osman'dan
Kalmış bize yadiğar bu vatan
İleri ileri arş ileri
İran seferi Bağdat seferi Girit seferi
Estergon kalesi bre dilber aman
Niş Kosova Çaldıran
Altım topak üstüm yaprak
İleri ileri arş ileri
Kırım seferi Rus seferi Irak seferi
İleri ileri
Pasarofça Karlofça Kaynarca
Kaynarca Pasarofça Karlofça
Karlofça Pasarofça
İleri be kardeşim ileri
İnebahtı Pireveze Pilevne
Ilgıt ılgıt kanım damlar çimene
İleri ileri
Mısır seferi Yemen seferi Kanal seferi
Tanzimat Meşrutiyet Cumhuriyet
Dayan hey dizlerim dayan
Viyana Sevr Lozan
Ve dünya kadar nutuk
Ve dünya kadar ferman

Yine köylümüzün elinde kara saban
Yine halkımız yarı aç yarı tok
Perişan

 (Oktay Rifat)

"İleri be kardeşim ileri..." İleri, dedikçe geri geri mi gidiyoruz ne?

Bir şiir daha paylaşmak istiyorum izninizle.  

İKİ SES  

Dışarıdan herkes: - Görmemiş ol, savuş! 
İçimden bir ses: - Konuş! Konuş! Konuş! 

Dışarıdan herkes: - Böyle uslu, yavaş...
İçimden bir ses: - Savaş! Savaş! Savaş!

Dışarıdan herkes: -Tıkırında işin...
İçimden bir ses: -Düşün! Düşün! Düşün!

Dışarıdan herkes: -Bugüne uy, barın...
İçimden bir ses: - Yarın! Yarın! Yarın!..

(Behçet Kemal Çağlar)

HERKESE İYİ HAFTA SONLARI
ÇOCUKLARIMIZIN AYDINLIK YARINLARI OLSUN...