27 Ocak 2013 Pazar

ZONGULDAK EMEĞE SAYGI DİYE HAYKIRDI

WarhaWk tüm ayrıntısıyla anlatmış, başka söze gerek var mı?

24 Ocak 2013 Perşembe

UĞUR MUMCU-UNUTMADIK UNUTMAYACAĞIZ

SESLENİŞ

23 Ocak 2013 Çarşamba

ULUSAL MÜCADELE

"Bir patırtı, bir gürültü...
Sanki bir şeyler oluyor, bir şeyler olacak...
Ayol suracıkta her işimiz, her kuvvetimiz meydanda. Dört tarafımız açık. Dünya vaziyetimizi biliyor. Hülyanın, blöfün sırası mı? Hangi teşkilat, hangi kuvvet, hangi kahraman? Hülyanın bu derecesine, uydurmasyonun bu şekline ben de dayanamayacağım. Bari kavuklu gibi ben de sorayım:

-Kuzum Mustafa, sen deli misin?"

Refik Halit Karay, Milli Mücadele'nin başlangıcında Türk ulusunun başarısız olacağına inanıyordu. Yukarıda tırnak içindeki satırlar ona aittir. "Kuzum Mustafa, sen deli misin?" diye uyarıyor büyük Atatürk'ü...

"Elde avuçta hiçbir şey yokken emperyalizme, galip devletlere, Yunan ordusuna, Ermenilere, Pontus çetelerine karşı silahlı mücadeleye girişmeyi çılgınlık sayanlar çoktur. Silahsızlandırılmış Türk ordusunun bu tarihteki gücü, o da kağıt üzerinde, 35-40 bin kişidir. Oysa Türkiye'deki silahlı işgalcilerin sayısı giderek 400.000 kişiyi bulacaktır. Yoksul, bitik Anadolu, 400.000 işgalciyi ve on binlerce silahlı-silahsız haini yenmeyi başaracaktır.

Milli Mücadele işte bu mucizenin, bu onurlu, güzel çılgınlığın da adıdır."


Ulusal bağımsızlığımızın önderi Atatürk'ümüzü ve"Şu Çılgın Türkler"i bir kez daha okumakta yarar var...      

13 Ocak 2013 Pazar

ZIKKIMIN KÖKÜ DE


"Bal arıdan, kavga karıdan olur."
"Kadının cihadı, eşiyle güzel geçinmesidir."
"On beşinde kız ya erde, ya yerde olmalıdır."
"Tarlayı taşlı yerden, kızı gardaşlı yerden al."
"İşin eve, avradın ere, paranın ele yakını makbuldür."

Genel kültürünüz artsın diye mutlaka okumanız gereken bir kitaptan bu alıntı cümleler. 
Yazarı: Polis Akedemisi Başkanı Remzi Fındıklı.
Kitabın adı: Hasılı Kelam (Sözün Özü)
Tavsiye eden: Sevindiğini kanıtlaması için vatandaşa, "Takla at da inanayım!" diyen ünlü içişlerimize bakan.

Öğrencilerimden özür diliyorum sizlerin huzurunda. Cahilliğime versinler. Onlara Şeker Portakalı'nı okuttum. Hatta Zeze'nin hayatının bölümlerini anlatan  "Güneşi Uyandıralım ve Deli Fişek" i de okumalarını önerdim. Onlar da okudular. Yetmezmiş gibi "Fareler ve İnsanlar"ı bile okuttum. Başka kitaplar da var klasik olmuş, hepsini okudular, sınıfça konuştuk, tartıştık,eleştirdik. Yıllar sonra baktım hepsi üniversiteler bitirmiş; kimi ODTÜ, KİMİ BÜ, kimi İTÜ... Affedilir gibi değil!

  Meğer bu kitaplar hep sakıncalıymış, bilemedim. Koskoca İzmir Milli Eğitim Müdürü kitapları okumamış, ama bazı bölümlerini zararlı bulmuş, Türkçe öğretmenine soruşturma açmış, bu kitapları önerdiği için iyi mi? Tam zamanında emekli olmuşum. Yoksa başım beladan kurtulmazmış...

Zıkkımın Kökü...(TIK 19 Haziran 2008'de de yazmışım) 

Yok yok, kimseye bir şey demiyorum, kimse yanlış anlamasın. "Zıkkımın Kökü" de yasaklanması istenen kitaplar listesindeymiş. Haklılar tabi, adı bile insanı tedirgin ediyor, çemkirir gibi... 
Yoksul, çok yoksul olan bir çocuk kahramanın hayatı var bu kitapta da. Tıpkı "Şeker Portakalı" nın Zeze'si gibi Muzaffer de yoksulluk içinde okuyor. Okuduğu yetmezmiş gibi babasının yaptığı takunyalarla okula giden Muzaffer tutup bir de ünlü yazar Muzaffer İzgü oluyor. Güldürürken düşündürüyor üstelik...


 Yassak kardeşim, bu ülkede düşünmek yasak, düşündürmek yasak... 

Anlamadan Arapça okusunlar yeter. Ezberlesinler, söyleneni yapsınlar, konuşmasınlar. Ben sizin babanızım ben ne dersem o olur! Yat dersem yatacaksınız, kalk dersem kalkacaksınız; doğurun dersem doğuracaksınız, öl dersem öleceksiniz o kadar! Kabul edenler, etmeyenler? Kabul edilmiştir!

Bu arada Anadolu Liseleri, Fen Liseleri de yakında sizlere ömür olacakmış. Zeki çocuklar bu okullarda okuyup da tinerci mi olsun?! Değil mi ama? Biraz törpülenmeleri gerekiyor, genel kültür(!) almaları gerekiyor. İmam Hatip Liseleri onları bekliyor...
 11 Haziran 2010'da yazmışım, bakın isterseniz: ÇOCUK VE BALIKLAR

İyi pazarlar...
  

11 Ocak 2013 Cuma

"SİYAH AKAR ZONGULDAK'IN DERESİ"



Raporlar yazılıyor, afişler asılıyor, eylemler yapılıyor ne haber oluyor ne de önlem alınıyor. Ancak ölüm olunca iki vah vah, bir ahhh(!) geçip gidiyor, unutulmaya terk ediliyor.
Yine öldük, duydunuz mu? Bir madenci yine öldü; biri ağır beş madenci de yaralı...  
Zonguldak'ın Gelik Beldesinde özel bir şirkete ait maden ocağında göçük meydana geldi 10 Ocak 2013... 34 yaşındaki, iki çocuk babası Sedat Hamarat öldü... İşte bu kadar kolay yazılıyor. Geride iki çocuk, bir eş, baba-anne-kardeş bırakarak geçip gitti...

Daha üç gün önce Zonguldak Kozlu'da ölen işçiler, 17 Mayıs 2010'da Zonguldak Karadon Beldesinde yaşanan ve otuz(30) işçinin ölümüyle sonuçlanan kazadan sonra diğer maden işçileriyle birlikte haykırmıştı: 

Can güvenliğimiz yoook! Biz de onlar gibi ölmek istemiyoruzzz!

Haber olmadı.

 Onlar da öldüler, kısa bir haber oldu, o kadar...

Taşeron işçiler yine haykırıyor. Can güvenliğimiz yok, ücretlerimiz(700'le 12oo arasında değişiyor) zamanında ödenmiyor, en basit araç-gereç bile verilmiyor, önlem alınmıyor...

Müfettişler de gelmiş, sormuş soruşturmuş, araştırmış raporunu yazıp bakanlığa göndermiş. "Burada kaza olmuyorsa tesadüfen olmuyordur. Önlem alınmazsa kaza kaçınılmazdır!.." 

Sekiz taşeron işçi Kozlu'da ölünce rapor tozlu raflardan ancak indirildi. Yok, sanmıyorum gereği yapılsın diye değil; toplumu yatıştırmak ve bakııınn biz denetim görevimizi yapmışız(!) demek için.  Oysa bunu çocuklar bile biliyor, söylüyor. Gereğini yapmadıktan sonra bin rapor olsun ne işe yarar ki... 

Bunlar kaza değil. Göz göre göre gelen bir cinayet... Madenleri özel firmalara(üstelik inşaat firmasına), taşeron işçilere emanet ederseniz olacağı budur. Az ücret, az masraf çok kar amaçlı bir özel şirketin madende ne işi var
Sendikasız işçinin çığlığını kim duyacak? Tek tek çığlıklar birbirine eklenirse, örgütlü olursa ses olur, ışık olur ancak. 700 lira maaşla çalışan örgütsüz işçi söylenir, ama söyleyemez. Orada emek en kutsal değer değildir, paradır insan canının önüne geçen. Grevin, toplu sözleşmenin, iş güvenliği, işçi sağlığının esamesi okunmaz. İşsizliğin kol gezdiği ülkede aynı koşullarda çalışacak yeni işçiler bulmak hiç de zor değil nasılsa...

Peki suç kimin, suçlu kim?
Taşeron olarak çalışan işçiler mi?
Kar amaçlı çalışan özel şirketler mi?
Verilen raporları gözardı edenler mi?
Sadece bize dokunanlara sesimizi çıkarıp diğer alanlara dokunan yılanlara uzaktan bakan bizler mi?
Sahi suçlu kim, suç kimin?  



EK: Türk Bayrağının Örttüğü İşçi Ölüler
Sedat Ergin yazmış
Hürriyet Gazetesi       

7 Ocak 2013 Pazartesi

YİNE ZONGULDAK YİNE "KADER KİME ŞİKAYET EDEYİM SENİ?"



Türkiye Taş Kömürü İşletmesinin Kozlu Müessesesine ait maden ocağındaki patlamada özel bir şirkete ait sekiz  işçi yaşamını yitirdi...
Yine maden, yine kaza, yine acı. Vee yine taşeron işçi sorunu, iş güvenliği sorunu.Yine Zonguldak...

-630 kotunda TTK hazırlık işlerini yapan taşeron firmanın bulunduğu bölgede olay meydana geliyor.

- 630 Kot, ne demek? Deniz seviyesden (0),  630 metre yerin altı demek. Eksi 630'da taşeron işçinin ne işi var? Sadece Kozlu bölümünde değil, Zonguldak'ın tüm maden ocaklarında taşeron işçiler de çalışıyor. Başka illerde, başka işlerde  taşeron işçilerden yararlanılıyor. Ucuz emek gücü, sendikasız işçi...
 
"Pamukta, tütünde neler dönüyor
Demirden, petrolden kimler vuruyor?
Millet ucun ucun akmış gidiyor
'Benim bu gidişe aklım ermiyor'
Vahdettin döküntüsü fetva veriyor.

Derdim çoktur, hangisine yanayım?
Hangi bir kurbana ağıt düzeyim?
Ne yöne gittik ki geldik bu yana?
Kemal'im Kemal'im tatlı Kemal'im,
Kılıcı belinde atlı Kemal'im.

Hele bir de kahvelere Irgat Pazarlarına
Hele bir de zindanlara
Çık hele bir
Çık hele bir Kemal'im
Yazın gel, güzün gel, zemheride gel
Zemheri soğuk dersen Kemal'im
Azıcık beride gel,
Gel de anlasınlar sen kimin Kemal'isin
Ağanın mı, beyin mi, beyoğlunun mu?

Gel hele bir
Gel hele bir
Gel de anlasınlar sen kimin Kemal'isin.

Gel de bir gör hallerimizi
Kimler çalıp çırpar ellerimizi
Yunuslu, Pirsultanlı dillerimizi.

Sen hep Samsun'a mı çıkarsın?
Ay oğul, ay Kemal'im
Hele bir de her yere
Çık hele bir
Çık hele bir Kemal'im.

Çık ki her yer Samsun olsun Kemal'im
Çık ki her yer Samsun olsun Kemal'im..."



Hasan Hüseyin'e selam olsun, ne diyim, ne edeyim, ne güzel yazmış, ne güzel söylemiş...  Sadece o mu? 

"Kırmızı gülün alı var/ Her gün ağlasam da yeri var
Bugün benim efkarım var/ Amaaaannnn..."

Beklenen kar bugün Zonguldak'a  düştü, düştü de ne oldu? 

"Kar beyazdır ölüm" diyen genç yaşta yitirdiğimiz Kerim Tekin'in acı çığlığı kulaklarımda, "kömür karası ölüm"  içimi titretiyor şu an. Üşüyorum sıcacık evimde üşüyorum. Dostlarım çok üşüyorum... 


EK: İlk fotoğraf Zong. Maden Mühendisleri Odası

Ek : Doğukan'ın Gözyaşları
Orhan Birgit yazmış
Cumhuriyet Gazetesi

EK: Karaelmasın Değeri
Mümtaz Soysal yazmış
Cumhuriyet Gazetesi  

     

6 Ocak 2013 Pazar

AFFEDECEK MİSİNİZ? AFFETMEK YOOOKK!



Emeklerinin karşılığını almak için tam 35 gün Zonguldak caddelerinde eylem yaptılar, seslerini duyuramayınca Ankara'ya gitmeye karar verdiler. Otobüslerin şehre girmesi engellenince 4 Ocak 1991'de 100 Bin kişi yürümeye başladı; dört günün sonunda Mengen(Bolu)'de yolları kesildi...

O günler daha mı iyiydi ne? Ne biber gazı, ne tazyikli su... 




Büyük Zonguldak yürüyüşünün 22. yıl dönümünde(4-8 Ocak 1991) maden şehitlerimizle birlikte tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum. 

Bugün geldiğimiz noktada Abdullah Öcalan barış güvercini olarak yutturulmaya çalışılıyor, inanacak mıyız? Memleketimiz lime lime doğranıp kolay lokma haline dönüştürülürken görmezden mi geleceğiz?

Aydınlara, yurtseverlere yapılanları unutacak mıyız? 
 Sorumlularını Affedecek miyiz?
 Affetmek yoookkk!

Birlikten güç doğar. Gücünün farkında olanlara selam olsun...