2 Nisan 2013 Salı

AKİL ADAMLAR DELİ Mİ?

Nazar, her şeye değermiş de sadece akla değmezmiş; çünkü herkes kendi aklını beğenirmiş  sözünü bir yerde okudum... 

Buna göre, herkesin akil adamı  kendine akilmiş demek ters olmaz değil mi? 

Başbakan televizyonda gazetecilerin sorularını(!) yanıtlarken dedi ki:

"PKK terör örgütü, barış süreci yasalara uygun olsun, yasal düzenleme yapın, öyle çıkalım yurtdışına diyor; öyle şey olmaz! Yasa masa yok! Geldikleri yerden çıksınlar!  Silahlarını ister mağaralarına, isterse başka yere gömsünler!"

Yanlış okumadınız yasalardan söz edenler teröristler...

Ve başbakanımızın dediğine göre, silahlarını gömen teröristler sütten çıkmış gibi AK-P ak olacaklar; savcılar dahil asker-polis tüm güvenlik güçleri tarafından el sallanarak uğurlanacaklarmış... 

Yine aynı konuşmada başbakan açıkladı: "Ülkemizde 40 bin Ermeni kaçak yaşıyor. Biz biliyoruz; ama göz yumuyoruz! Rumlardan da kaçak girenler oluyor!" 

 Kürt, Ermeni, Rum yurttaşlarımızla benim hiç sorunum yok, insan olmaları yeter; dini inançları da tüm kişilerin kendini bağlar, kimseyi ilgilendirmez. 

Ancak "Yeni Anayasa" çığırtkanlıkları yapanların yasa tanımazlığını hangi Anayasa maddesine koyacakları da merak konusu...

Haa, bazı konulardaki ben bilmem yargı bilir(!), anlayışları da göz yaşartacak düzeydedir.

Örnek çok da son örneği yazayım. Yasalarla kendisine verilen "Cumhuriyeti koruma ve kollama" görevini yaptığı için tutuklu olarak yargılanan komutanlarımızdan biri,  kanser hastasıymış, böbreklerinde sorun varmış; aynı durumda başkaları da var biliyorsunuz. Neyse bu komutan hastalığı nedeniyle on gün hastanede kalmış. Yeni evlendiği eşi de ona refaket etmiş vee dünyanın en büyük suçunu hastanede gerçekleştirmişler. Hiçbir suç gizli kalmaz; hele böylesi asla! Komutanın eşinin hamile olduğu da ortaya çıkıvermiş. Eeee, akil adamların medyası durur mu, bas bas bağırmaya başlamışlar, düğmeye basılmış gibi aynı anda...

 Ve komutan, yasalara uymamanın cezasını hücreye atılarak çekmeye başlamış...

Yasalara uyan Türk Ordusu'nu, Türk aydınını, Türk ulusunu (şimdilik) susturmak kolay da terör örgütünü hizaya sokmak biraz zor gibi görünüyor. Silahların gölgesinde barış yalanını sizin akil adamlarınız bile bu millete yutturamayacaktır, haberiniz ola... Ve siz onlarla birlikte tarihin çöplüğüne gömüleceksiniz.

 ABD vizesi almak için istenen tüm evrakları hazırladık, fotoğraflarımızı istedikleri şekilde çektirdik; ödememiz gereken parayı yatırdık. Veee bize bir ay sonrası için görüşme randevusu verdiler. Bugün İstanbul'a gideceğiz, valizler hazır eşimi beklerken yazıyorum. Yarın büyük randevu var. Gidip görüşeceğiz; uygun bulunursak ABD vizesi alacağız. Kızımız mezun oluyor, onur listesine girmiş; şartları zorlayıp mezuniyet törenine gitmeyi düşünüyoruz.

Bir sorun çıkacağını sanmıyorum. Çünkü daha önce de ABD'ye gitmiştik, vizemizin süresi dolduğu için yenisini almamız gerekiyor.

Bir vize için bizim uğraşmalarımıza bakıyorum, bir de başbakanın sözlerine... Sıkıysa ABD'de ya da bir başka ülkeye kaçak girmeye çalışın. 

İsrail'e gönderilen gemideki yurttaşlarımızın öldürülüşünü canlı canlı izlemedik mi? Öldürülenlerin hesabını bile soramadık. Biri biriyle konuşurken, bak sana kimi veriyorum diyen kişinin (aralarında nasıl bir ilişki var ki sesini özlemişim dediği Obama)  verdiği telefonda yapılan zoraki özürü kabul ettik; her şey toz pembeye dönüştü. Akil adamların medyası hep birlikte gülümsediler. Şimdi bize de "Hadi Gülümse!" diyeceklermiş bu akil adamlar. "Hadi ordan sen de!.."

  Ülkenizi yol geçen hanına çevirdikten sonra, her sıkıştıkça yasaları ayakbağı olarak gördükçe sizin akil adamlarınız bile deli olup çıkarlar haberiniz olsun. 

Ben bunları yazarken Başbakanımız, bütün bunların sorumlusu Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'dir diyor ve balkonlara doldurulmuş yandaşlar, ya ya ya şa şa şa diye tempo tutuyorlardı. 
 Hadi akil adamlar, gösterin akilliğinizi! Bütün bu saçmalıklara hep birlikte  ya ya ya şa şa şa diyelim! Çıldırmak bedava...

Bana müsade, yolculuk zamanı geldi bile...