Yoksa rüya mı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yoksa rüya mı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2010 Salı

HENÜZ KIZMAK SERBEST KIZIN BANA




Becayiş, anlaşarak yer değiştirme anlamına geliyor. Gerçi burada gönüllülük var mı bilmiyorum, ama güvenilir kaynaklardan öğrendiğime göre şok bir kararla büyük bir değişim yapılacakmış!

Varan 1)
Orduyla dağdakiler görev değişimi yapacaklarmış. Teröristler asker, askerler de dağa çıkıp terörist olacakmış, ordunun elindeki silahlar alınacakmış...

Varan 2)
İçerdeki ve de dışardaki tüm gerçek suçlular af kapsamına alınıp emniyet kadrolarına polis olarak atanacakmış. Polislerin bir kısmı da içeri tıkılacakmış...

Asıl görevi silah kullanmak olan, ancak silah yerine kalem kullanmaya kalkan Hanefi Avcı, 30 Eylül'de tüm gerçekleri açıklayacağım demişti, ancak buna fırsat bulamadan 28 Eylül'de gözaltına alınmış...
Bu arada "Köstebek" in yazarı Necip Hablemitoğlu'nun hayaleti mezarından kalkıp gelmiş, "Bunda ne var, beni aynı suçtan öldürmüşlerdi !" , diye kendi kendine söyleniyormuş.

Varan 3) Sırada diğer kalem tutanlar varmış. İşe gazetecilerden, bilim insanlarından başlanmış, ama bu pek işe yaramamış. Son dakika haberlerine göre evinde kalem bulundurulanlar da (Silivri dolu olduğu için) İmralı'ya gönderilecekmiş...

Varan 4) Son bir emirle kalem satışları yasaklanmış; silah satışları ise artık serbestmiş...

Şaşırdınız değil mi? Böyle bir şey gerçek hayatta tabi ki olmaz. Rüya, korkunç bir rüya gördüm bu gece. Kabus gibi bir şey. Sabaha kadar evdeki tüm kalemleri saklamaya çalıştım. Bilgisayarımı toprağa gömdüm. Kapıdan sesler geliyordu. Biri beni silkeliyor, durmadan dürtüklüyor, bir şeyler söylüyordu. Kan ter içinde gözlerimi açtım ki evimde, yatağımdayım. Ohh! bir rahatladım, bir rahatladım ki sormayın!

Kızdınız mı bana? Kızın, söylenin, siz de rahatlayın. Hepimizin rahatlamaya ihtiyacı var değil mi? İyi ki rüyaymış bu, ya gerçek olsaydı?

28 Haziran 2010 Pazartesi

RAPANA ve DÜŞ MOLASI

Düş Molası, Zonguldak'ta düş gibi bir yer... Daha önceki birkaç yazımda da buradan söz etmiştim. Yolunuz Zonguldak'tan geçerse uğrayın derim, memnun kalacaksınız.

Yazlığa gitmek üzere son hazırlıklarımızı yağtığımız şu günlerde, yaza merhaba, Zonguldak'a şimdilik veda anlamında bir kez daha uğradık. Amacımız her zamanki gibi balık yemekti. Ancak "RAPANA yediniz mi hocam?" sorusuyla yemek renklendi. Yememiştim, hatta ismini bile duymamıştım. Balık çeşidi mi dedim, değilmiş. Dur getirelim de bir tat, dediler, tattım. İnanılmaz lezzetliydi, çok beğendim, paylaşmak istedim. İşte rapana sote:




Tavası da yapılıyormuş, ama onun için bir şey diyemeyeceğim. Sotesine bayıldım. Tadı, tam karşılamasa da, midyeyle mantar karışımı bir şey... Deneyin, olanak bulursanız, seveceksiniz... Ayrıca rapananın sayısız faydası varmış, fotoğrafı tıklarsanız, sanırın okuyabileceksiniz.


Benim gibi bilmeyenler için, "rapana" yukarıdaki fotoda gördüğünüz deniz salyangozuymuş, efendim.


Rapanayı yedik, ama balıktan da vazgeçemedik. Bana göre her zaman tazeliğinden endişe edemeyeceğiniz tek balık olan mezgitleri de afiyetle mideye taşıdık.


Bu balıklar yenmez mi? Gerçekten çok güzel kızartıyorlar. Diğer balıkları eşim de çok güzel yapıyor. Mezgiti dağılmadan kızartmak ayrı bir ustalık gerektiriyor bence. Ortadakiler de havyarı...


Sanırım Çinli konuklarımız da hallerinden çok mumnun, balıklarını yiyor...

Sayın Can Gürzap ve Devlet Tiyatroları Sanatçılarının da Düş Molası'na uğramış olmalarından onur duymuş, duvarlarını bu fotoğrafla süslemişler, bakın.

Zonguldak olur da "madenci heykeli" olmaz mı? O da Düş Molası'nda hak ettiği yeri almış.

Balık sevenleri balıkla buluşturan Düş Molası'na bizi dadandıran Sayın Kadir Bey ve sevgili eşi ricamı kırmadılar. İşte çektiğm fotoları:


Ellerinize sağlık. Kendimizi dost evinde hissettirdiğiniz için de çok teşekkür ederim.

Çevremizi, denizlerimizi temiz tutmak zorundayız. Gelecek kuşakların bunları tatma hakları olmalı değil mi?

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...