denizanası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
denizanası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2009 Pazar

DÜŞÜMDE

Dün gece bir düş gördüm...

Kocaman, yüksekçe bir köprüden balıklama denize düştüm. Dibe kadar indim ve aynı hızla köprüye kadar yükseldim. Eşim ayağımdan yakalamaya çalıştı, tutamadı, aynı hızla tekrar düştüm denize. İkinci yükselişimde neyse ki eşim yakalayıverdi...

Hayat tatlı, insan korkuyor. Yaşadıklarımız bizi etkiliyor...

Hafta içi çıldıran hava, hafta sonu hiçbir şey olmamış gibi tatlı tatlı gülümsüyordu. Eskiden tersi olurdu, bütün bir hafta beklenir, planlar yapılır, ancak cumartesi günü bütün planları bozardı... Dün yine Değirmenağzına gittik işte...

Eşimle yüzüyoruz. Baktım kayalara doğru yüzmeye başladı. Eliyle de kayaların tepesinden denize atlayanları işaret ediyor. O da atlayacakmış! "Hayıııırr yapma, bak ben şimdi boğulurum!" diyerek onu durdurdum.

Evet eskiden çok güzel atlıyordu. Onu zorlayarak yüzme yarışmasına sokmuşluğum vardı, birinci olmuştu. Denizin dibine dalıp kayalardan kopardığı midyeleri teneke üzerinde pişirip bol bol yedirmişti bize. Ama eskidendi. Gönlümüz genç olsa da bedenlerimiz eskiyor ne yazık ki...

Demek ki dün çok endişelenmişim ki rüyama girdi. Ve beni kurtardı. Onsuz ben ne yaparım? İyi ki varsın, iyi ki benim eşimsin. Seni çok seviyorum...

11 Temmuz 2009 Cumartesi

DENİZANASI



Uzun yıllardır Zonguldak'ta denize gitmemiştik. Genelde okullar tatil olunca Dikili'ye yazlığa gittiğimiz için deniz mevsiminde burada olmuyorduk. Bugün Değirmenağzı denen iki yemyeşil dağ arasındaki Karadenizle buluştuk. Genç aşıklar gibi eşimle başbaşa... Deniz, güneş ve biz... Ohh vallahi pek hoştu. Özlemek ve özlenmek de gerekiyormuş bazen...

Neyse deniz çok güzeldi, sıcaklığı da tam kıvamında. Yalnız ilk girişte denizin içi çok taşlı olduğu için ayaklarımız biraz acıdı.Alanya'da da aynı sorun var. Biraz ilerleyince o sorunda çözülüyor. Doya doya yüzdük, çıktık bir şeyler yedik, yeniden yüzdük...

Açıkta yüzerken, unuttuğum, Karadenizin sevimli, beyaz denizanalarını görünce hem sevindim ; hem de aklıma Mudanya'da gördüğüm kocaman, kahverengi denizanaları geldi. Bursa gezisinde tanıştım onlarla. Mütareke Müzesinin yakınındaki çay bahçesinde kahvelerimizi içerken gördüm onları. Gerçekten ürkütücüydü. Denizin üstü silme onlarla kaplıydı. Kuyruklu, kahverengi ve büyük!

Yazlıkta da zaman zaman denizanaları görülüyor. Onların rengi yeşil gibi. Büyükçe sayılabilir. Daha doğrusu Marmara denizindekinden küçük, Karadenizdekilerden büyük Ege'ninkiler...

Bu denizanası konusu da nereden çıktı demeyin. Ayıptır söylemesi benim de biraz Deniz analığım var. Kızımın adından dolayı akraba sayılırım onlarla...

Dilerim çarpmaz, ama denizanası çarparsa kızaran yeri deniz suyuyla yıkamak gerekiyormuş . Yıkadıktan sonra amonyak ya da sirke sürüp doktora gidin, diyor doktorlar; kahverengi denizanaları için...

Herkese sorunsuz güzel tatiller diliyorum. Özel şirketlere de bir sözüm var. Çalışan insanların tatile gereksinimi var. Dinlenen insanlar daha verimli çalışır, lütfen unutmayın.

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...