susurluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
susurluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2010 Çarşamba

SAHİ YA ?


Bir zamanlar yaktık söndürdük, yaktık söndürdük! Elimiz elektrik düğmesinde saat tam dokuzu bekledik. Aç kapa, aç kapa!

Evlerin pencereleri ateş böcekleri gibi yanıp yanıp sönüyordu hatırlar mısınız?

Niye? "Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık!" diyorduk...

Susurluk'ta bir kaza olmuştu ve her şey ortalara saçılmıştı!

Çok şey konuşuldu, çok araştırma yapıldı, çok kişiden söz edildi.

Sonra bugünlere geldik.

Suçlu suçsuz pek çok kişiye dokunur dokunur olduk, bazılarına çok kötü dokunduk!

Ama, nedense birilerine hiç dokunamadık!

Benim de hep merak ettiğim şeyleri Ömer Özdamar yazmış...

Bir bakın isterseniz? ŞURADA:

13 Ocak 2009 Salı

YANARIM YANARIM



Bir büyük dava...

İçinde Susurluk var!
Kanlı katiller var!
Adi suçlular var!
Toplumda saygınlık kazanmış insanlarımız var!
Atatürkçüler var!

Hükümete karşı olanlar var!
Suçlular var!
Suçsuzlar var!


Ve

Bu kadar büyük
Bu kadar karmaşık
Bir davaya
Üç savcı mı bakıyor?
Neden?
Neden birkaç savcı daha görevlendirilmez ki?

Çabuk sonuçlandırılması isteniyorsa
Bu olamaz mı?
Bence ACİLEN sonuç alınmalıdır!

Hukuka güven için,
Topluma huzur için,
Suçsuz yere içerde tutulanlar için
Davanın selameti için,
Sonuca gidilmeli,
Bitirilmeli, hemen bitirilmeli, çabuk bitirilmeli...


Pardon diyeceğiniz insanlar için,
Yapılmalı gerekenler neyse...

Yanarım, yanarım!
Pardon diyeceklerinize...
Suçsuz yere hapislerde çürüteceklerinize...
Atatürk Türkiyesinden yana olmaktan başka suçu olmayanlara...
Gerçek Atatürkçülere...
Yanarım.

Yoksa:

"İnanın Mustafa Kemaller Tükenmez!"

9 Ocak 2009 Cuma

ÜZÜM YEMEK Mİ BAĞCIYI DÖVMEK Mİ ?


Olayları izliyor musunuz? Ben torunumdan fırsat kaldıkça izlemeye çalışıyorum. Ve şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüyorum.

Susurluk: Tarihimizin karanlıkta kalan bir dönemi... Aydınlatılması, sorumlularının cezalandırılması için büyük kampanyalar yapılmıştı.

İbrahim Şahin, o dönemde görevli başsavcı Sayın Sabit Kanadoğlu tarafından yargılanmış ceza almıştı anımsadığım kadarıyla...

Şimdi Ergenekon kapsamında İbrahim Şahin ve Sabit Kanadoğlu aynı davada örgüt üyesiymiş gibi bir arada anılıyor!

Bu iki kişi bile olayın garipliğini göstermiyor mu?

Acaba diyorum bütün bunlar olayların çözümünü kördüğüm yapmak, çözümsüzlük üretmek, halkın kafasını karıştırmak için mi yapılıyor? Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek mi ki...

Bir tarafta kanlı katiller çetesi, eli silahlılar!

Bir tarafta ülkenin en saygın, laik-demokratik-sosyal-hukuk devletinden yana olan Atatürk Cumhuriyetini koruma ve kollama görevini yerine getirmek için özveriyle çalışan vatan sevdalıları, eli kalemliler!


Eli kalemlilerin temizliğini, eli silahlıların kanıyla kirliymiş gibi gösterip bazı gizli amaçlarına kalkan mı yapmak istiyor birileri?

Etraf toz duman, göz gözü görmez olmuş. Kuzular kurtların arasına atılmış yuvarlanıp gidiyoruz!

Sonumuz hayrola...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...