seçim kömürleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim kömürleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2011 Cumartesi

OY OY ! ANLAYAN BERİ GELSİN?

GENEL seçimde kullanılacak oy pusulalarının basımıyla ilgili yapılan iki ihale arasındaki 3 günde ortaya çıkan 11 milyon liralık indirim dikkat çekti. İptal edilen ilk ihalede 11 milyon 990 bin lira teklif veren Korza Matbaacılık’ın ikinci ihaleyi ise 900 bin lira ile kazanması, üstüne bir de indirim yapması, başta muhalefet olmak üzere kafaları karıştırdı. Oy pusulası basım ihalesinde süreç şöyle işledi:
DEVAMINI OKU

15 Mayıs 2010 Cumartesi

OYUMU KIRATA VERDİM


Babam ilk kez 1954'te oy kullanmış.

O zamanlar seçme yaşı 22 olduğundan 1950'de yapılan seçimde yaşı tutmadığı için oy kullanamamış. 1954'deki seçimde ise hem oy kullanmış, hem de sandık başkanı olarak görev yapmış.

Sandık başkanı olarak görevlendirildiği köy, Erzincan'ın Hinzoru köyüymüş. Tanyeri jandarma karakolunun üst taraflarındaymış bu dağ köyü...

Seçimde görevli olanları otobüslerle gideceği köye yakın bir yerde sırayla bırakıyorlarmış. Babam, ben yine şanslıydım, diyor. Karakoldan sonrasını yanına verdikleri bekçiyle birlikte yürüyerek köye ulaşmışlar.

Üç gün bu alevi köyünde konaklamış babam. İnsanları çok iyiydi, diyor. "Köy öğretmeni de benim yaşlarımdaydı, bana okulu, okulun kitaplığını gezdirdi." diye anlatıyor o günleri.

Tesadüfen muhtarla soyadlarımız da aynıymış, diye de ekliyor.

Çok güzel bir köydü, diyor. Ve partililer...

Bir CHP'liler, bir DP'liler gelip yemeğe götürüyordu üç gün boyunca... O yoğurtların, tereyağına kırılan yumurtaların tadı nerede şimdi, diye de iç geçiriyor...

Seçimi Demokrat Parti kazanmış, köydeki sandıkta da DP önde çıkmış...
Babama soruyorum: Sen hangisine verdin? Yanıtı DP oluyor. "Öyle vaatlerle geldiler ki herkes heyecan duyuyordu o zamanlar." diye de ekliyor.

"Oyumu Demokrat Partiye verdim, demiyordu çoğu kişi, 'Kırata verdim geldim. diyordu, Demirkırata...'

Ancak 1957'de işler karıştı. Menderes Amerika'dan uzaklaşıp Rusya'ya yanaşmayı denedi, bu da Amerika'nın desteğini çekmesine neden oldu. DP gözden düştü. 1960'da ihtilal olmasaydı seçimi CHP kazanacaktı..." diyor.

İlginç değil mi? Tarih tekerrürden ibarettir, diyenler her zaman haklı mı çıkıyor?

İyi tatiller...

21 Temmuz 2008 Pazartesi

KÖMÜR TORBALARI SARIMSAKLI SOKAKLARINI SÜSLÜYOR


Bir haftadır Sarımsaklı'daydım...

Hava sıcak mı sıcak... İçerlerde bunaldıkça balkona çıkyorum, gözüm takılıyor... İçim yanıyor, bunalıyorum. Denize gitmek için yine önünden geçmek zorundayım...

Her yer çok güzel... Ağaçlar, çiçekler, palmiyeler, feliksler her şey her şey çok güzel. Oteller,pansiyonlar, lüks apartmanlar, deniz, denizden sandallarla satılan balık ekmek, kavunlu dondurma. Ve tatil... İnsan bu kavurucu yaz sıcaklarında başka ne ister ki... Hem de çok güzel ağırlanıyorum. Bir dediğim iki edilmiyor. Ama ben tatilin keyfini çıkaramıyorum... Neden, neden, neden?..

Beni rahatsız eden kömür ! Hayır hayır, yanlış anlamayın ! Mangal kömürü değil, taş kömürü hiç değil ! Torba torba üst üste yığılmış TC Başbakanlık kömürü... Üstünde öyle yazıyor, bir de satılmaz, yardım kömürü uyarısı var...

Beş katlı lüks bir apartman... Kardeşler Apartmanı... Yan duvarında bir ilan: 24 Saat sıcak sulu, lüks daire halinde pansiyonlar... Kapısında aynı renk, aynı model iki tane ford marka otomobil... Başka arabalar da var, ama onlar gidip geliyor, bu ikisini hep orada görüyorum... Ve bu iki gri renkli lüks arabanın arasında, demir bahçe kapısının dışında da kömür torbaları garip garip yatıyor... Belli ki hak ettikleri ilgiyi burada bulamamışlar... Bahçenin içine bile alınmamış... Anasız babasız çocuklar gibi sokağa terk edilmişler. Apartmanın çatısında güneş enerjisi kazanları onları küçümseyen bakışlarla havalı havalı yukardan dudak bükerek bakıyorlar... Kömürler hiç bu kadar aşağılık duygusuna kapılmadıklarını düşünüyor. Burada ne işimiz var , diyecek dermanları bile yok !

Vallahi ben bile yanlarından her geçişimde gözümü onlardan alamıyorum,Sarımsaklı'nın tüm güzellikleri bir kenara bırakıp bu yaban, buraya hiç uygun olmayan TC Başbakanlık yardımı satılamaz olan kömürlerine bakıyorum... Aynı duyguları buraya yakın Ergin Apt. bahçesindeki kömür torbalarını görünce de yaşıyorum. Kim, hangi akla buraya bu kömürleri getirip yığmış ki ?

Çocukluğum, gençliğimin bir bölümü Doğu Anadolu'da geçti... Orada odunun, kömürün ne kadar değerli olduğunu yaşayarak öğrendim. Kırdırdığımız odunun kırıntılarını, aldığımız kömürün tozlarını bile toplardık. Çünkü bilirdik ki kış çetin, kış soğuk... Kömür altın, kömür kara elmas... Kömürlüklerimize, odunluklarımıza özenle yerleştirirdik. Bir yıl boyunca da odun kömür parası biriktiridik...

Kömür yığınlarını Sarımsaklı sokaklarında gördükçe tadım kaçıyor, haykırmak istiyorum ! Alın bunları buradan, alın ! Götürün çok uzaklara, soğuk diyarlara, ihtiyacı olanlara...

Vallahi yakışmıyor. Lüks arabaların arasında, yazlık lüks konutların önünde bu kömür torbası yığınlarının ne işi var ? Söyler misiniz ne işi var ? Bunun adına yardım diyenler, lütfen gelsin görsünler... Yardım ettikleri nasıl da keyif çatıyor yazlık konutlarında... Hatta kiraya verdikleri 24 saat sıcak sulu lüks dairelerinden birinin bir haftalık kira bedelini de sorsunlar...

Sonra da Sarımsaklı sokaklarını süsleyen ! yardım kömürlerini toplayıp ihtiyaç sahiplerine lütfen iletsinler... Allah için yapsınlar bunu...


Not: Meraklısına, Tokgöz durağında inip Kardeşler yada Ergin Apt. sorsunlar... Sokaktaki kömürleri göreceklerdir. Bunlar benim her gün gördüklerim...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...